Images

Evrenin yasalarını Anlamak ve Refah İçerisinde Yaşamak

Büyük bir enerji denizinde, evrenle bütün olan insanda bir enerjidir. Ancak insan sürekli duyguları ve düşünceleri ile farklı enerjiler üretebilmekte ve bu şekilde hem kendisini, hem evreni etkileyebilmektedir. Sürekli olumlu duygular üreten bir insanın hayatının çok harika olacağını ve sürekli iyi şeyler yaşayacağını ya da sürekli olumlu olasılıklara odaklanan bir insanın sürekli olumlu olasılıkları yaşayacağını bu noktada düşünebilirsiniz. Bu bir anlamda doğrudur ancak odaklanmanın gerçekte ne olduğunu anlamadan bunu başarmak mümkün değildir
Birçok insan bana, sürekli olumlu şeyler düşünüyorum, hep iyi olacak diyorum ama yine de başıma birçok kötü şey geliyor demiştir. Bir çok kişisel gelişim kitabını okuyan, birçok seminere giden, öğrendiklerini uygulayan ancak yinede hayatlarında anlamlı bir fark oluşturamayan birçok insan tanıyorum. Üstelik bu insanlar samimiyetle bir süre, öğrendiklerini uygulamış ve ellerinden gelen çabayı göstermiş insanlardır. Peki, o halde bir insan gerçekten hayatını nasıl değiştirebilir. Daha mutlu, daha başarılı daha şanslı, daha zengin olmak için gerçekten yapabileceği bir şeyler varmıdır? Bu sorulara yanıt vermeden önce Evrenin Yasaların ve İnsanın Gerçek Yapısını tanımak gerekmektedir.

EVRENİN YASALARI
1- Çekim Yasası: Aynı frekansa sahip enerjiler birbirlerini çekerler şeklinde tanımlanabilecek bir yasadır. Bir kişi hangi enerji ile şarj olmuşsa, o frekanstaki enerjileri kendisine çekecektir. Bir kişinin bir enerji ile şarj olmasını sağlayan şey ise onun ürettiği duygu ve düşüncelerdir. Halk arasında ” Para, parayı çeker. “ sözü buna güzel bir örnektir. Bir kişi eğer olumlu ve güzel enerjilerle doluysa ve mutluysa yaşamına çekeceği enerjilerde yine olumlu ve güzel olacaktır. Yine halk ¬arasında" Kötü şeyler üst üste gelir" sözü de buna başka bir örnektir. Kötü bir deneyim yaşayan kişi bu deneyimin etkilerini üzerinde taşıdıkça buna uygun başka enerjileri kendisine çekmeye devam edecektir.
Bu yasadan çıkartılacak en temel sonuç sahip olduğumuz enerjinin mahiyeti yaşamınıza hangi enerjileri çekeceğinizi size açıkça gösterecektir. Eğer olumsuz, karamsar, depresif ve umutsuz bir durumdaysanız yaşamınıza çekeceğiniz olayların ne olacağını tahmin etmek için kâhin olmak gerekmez. Eğer sürekli korkular yaşıyorsanız, bu korkularınızla ilgili olayları hayatınıza çekme ihtimaliniz çok fazladır. Bu konuda daha önce hırsızlığa maruz kalanların, kalma ihtimalinin, hiç hırsızlığa uğramamış insanlardan daha yüksek olduğu ile ilgili istatistikler vardır. Bunun en önemli nedeni ise kişinin bu konuda sürekli endişeli enerjiye sahip olması ve bu endişelerinin de yeniden bir hırsızı hayatına çekmesidir. Çekim yasası hayatımızın her alanında sürekli olarak iş başındadır ve yaşamımızda bir çok olayı aslında hayatımıza biz çekmişizdir.
2- Zıt Çekim Yasası: Zıt çekim yasası da, en az çekim yasası kadar önemli bir evren yasasıdır. Hepimiz çeşitli kişiliklere, özelliklere ve alışkanlıklara sahibiz. Eğer ben çok tertipli ve düzenli bir insansam, bu özellikler benim için önemlidir, tertipli olmaya değer veririm ve bunu iyi bir vasıf olarak tanımlarım. Ancak eğer herkes çok düzenli olsaydı o zaman benim bu özelliğim sıradan ve• doğal bir özellik olacaktı. Benim tertipli olmam aslında çevremdeki dağınık insanların varlığıyla değer kazanır. Bu durumda ben hayatıma birçok dağınık bir insanı çekebilirim. Burada işleyen çekim yasası değil, zıt çekim yasasıdır. Dağınık olan kişi, benim düzenli olmamın anlamını güçlendirmekte ve ne kadar bundan yakınırsam yakınayım, aslında bilinçsiz bir şekilde bir çeşit tatmin yaşamasını sağlamaktadır. İnsanların kendileriyle ilgili beğendikleri ve takdir ettikleri yönleri, alışkanlıkları ve huyları vardır. Bu yönlerini takdir etmeye devanı etmeleri için, bu yönlere zıt insanların da var olması gereklidir. Eğer bir kişi çok fedakârsa ve bu yönünü içsel olarak takdir ediyorsa, çok bencil bir insanı hayatına çekebilir. Bu kişinin içindeki fedakârın var olması için bu bencile ihtiyacı vardır. Burada süreç bilinçli bir noktada işlemez daha çok bilinçsiz bir durum söz konusudur. Bu noktada bir danışanımın hikâyesini anlatmak isterim. Aysun, Kaan ile tanıştığında ondan ilk görüşte etkilenmişti. Kaan son derece konuşkan, kendine güvenen, güçlü biriydi, işinde başarılıydı ve Aysun'a karşı çok nazik davranıyordu. Kısa sürede birbirlerine aşık oldular ve ilişkilerinde bir sene bitmeden evlenmeye karar verdiler. Evlilik hazırlıkları başladığı zaman Aysun, Kaan'ın daha önce fark etmediği bir yönünü fark etti. Kaan neredeyse annesinin sözünden çıkmıyor, her istediğini yapıyor, evin eşyalarının bile annesinin seçtiği şeyler olmasını istiyordu. Oysa Aysun, kendi kararlarını kendi almayı seven bir insandı ve Kaan'ın da kendine güvenen yönlerine hayrandı. Oysa her konuda özgüveni çok yüksek olan ve ne istediğini bilen Kaan annesi söz konusu olunca, adeta küçük bir çocuk gibi davranıyordu. Aysun bunu Kaan ile konuştu ama müstakbel eşi bu durumu çok normal kabul ediyor ve annesinin sadece onların iyiliğini istediğini, bazı kararları onun vermesinin normal olduğunu ve böyle küçük şeyler için annesini üzemeyeceğini söylüyordu. Aysun bir karar vermesi gerektiğinin farkındaydı, Kaan'ı seviyordu, evlenmelerine sadece bir ay kalmıştı ama bu durumda gelecekte ciddi sorunlar yaşayacaktı. Aysun ile bu konu üzerinde konuştuk ve annesi ile çocukluktan beri anlaşamadığını, zevklerinin, yaşama bakış açılarının çok farklı olduğunu anlattı. Yetişkin bir kadın olunca, hiçbir konuda annesine fikrini sormadığını, annesinin işlerine karışmasına izin vermediğini anlattı. Ancak arkadaşları ve dostlarından fikir alıyor, onlara değer veriyor ve sorunlarını onlarla paylaşıyordu, Aysun'un sorunu özellikle kendi annesiyleydi. Artık durum çok netleşmişti, Aysun, aileden bağımsız, kendi kararlarını kendi veren, kendi ayaklarının üzerinde duran içsel özelliklerini çok takdir ediyordu ve bunun tam tersi olan Kaan'ı hayatına çekmişti. Zıt Çekim yasası bir kere daha işlemişti.
Her kurban kendi katilini çeker yada her mağdur kendi zalimini çeker. Bu konuda sizinle internette yayımlanan bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Bu yazının zıt çekim yasasını çok iyi anlatacağını düşünüyorum.
Katil ve Kurban
Bazen hepimiz kendimizi yaşam karşısında kurban gibi görme eğilimine gireriz. Kurban gibi hissetmek; çaresiz, yalnız, haksızlığa uğramış ve zavallı durumuna düşmüş olarak kendimizi hissetme duygumuzdur. Kim yaşamı boyunca bu duyguyu yaşamamıştır ki. Hepimiz zaman zaman haksız yere incitilir, aşağılanır, yalnız bırakılır ve çaresiz kalırız. Sürekli karşımızdakini suçlarız ve bir gün yaptıkları için cezasını çekeceğine inanırız. Oysa her şey bu kadar basit midir? Gerçek'ten kurban olmak bir şansızlık sonucu başımıza gelen bir şey midir?
Bence kurban olma duygumuz, katil olma duygumuzdan aldığımız intikamdır. Hepimizin içinde bir katil yaşamaktadır ve bir de kurban. Katil yaşamın bazı alanlarında ortaya çıkmıştır, birilerine haksızlık yapmış, birilerinin canını yakmış, birilerinin hayallerini, duygularını bilinçli yada bilinçsizce öldürmüştür. Sonra köşesine çekilmiş ve kurbanın sahneye çıkmasını beklemektedir. Sonra bir gün kurban çıkar sahneye, biri onun canını yakar, haksızlığa uğratır ve acımadan duygularını öldürür. Katiline bakan kurban aslında içindeki katili görür, kendi katilinin gözlerinde. Sonra onun içindeki acımasızlığı fark eder, dehşeti ve karanlığı görür katilinin gözlerinde. Gördüğü aslında kendi içindeki katilin suretidir. Çok acı çeker ama çektiği acı katilin kendisine verdiği acı değildir, içindeki katil ile yüzleşmenin acısıdır. Katilini seven kurbanlar vardır, onu çok sevdim derler ama o benim canımı yaktı. Sever elbette o içindeki parçasıdır, aslında sevdiği içinde yaşattığı katildir. Yine kaçmaya çalıştığı da odur. Kendisine ne kadar acı verdiğini göstermeye çalıştığı da dışındaki katil değil, içindeki katildir.
Ne zaman kendimizi kurban gibi hissedersek bilmeliyiz ki içimizdeki katili görmüşüzdür. Canımızı yakan bize gelmiştir, çünkü onun görevi içimizdeki katili bize göstermektir. Acı çeken kişi aslında kendisine acı çektirenden değil, içindeki katilden acı çeker. Eğer içinde o katil olmasaydı, dışında onun dehşet saçan gözlerini görmeyecek, acımasız sözlerini duymayacaktı. Kişi içindeki ile yüzleşmek için kendi seçer bilinçsizce katilini. Seçer ve yaşamına alır, sonra onun katliam ile yüzleşince acı çeker. Acının kaynağı dışındaki katil değil, içindeki katildir.
İçindeki katil ile yüzleşince anlar acı vermenin anlamını, canını yaktıklarının duygularını ve değişmeye başlar bilinci. Artık anlamıştır içindeki katilin ölmesi gerektiğini, içindeki katili öldürtünce artık kurban olmaktan da kurtulmuştur. İçindeki kurbanı öldüren katil ise katil olmaktan kurtulmuştur. İkili ilişkilerde acı veren kendi kurbanlığından, acı duyan ise kendi katilliğinden kurtulmaya çalışıyordur. Sonuçta acı duyan kişi katilini öldürendir, acı veren ise kurbanını.
3- Onaylanma Yasası: Her insan düşüncelerinin ve inançlarının onaylanmasını bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde ister. Ancak bu durum her zaman olumlu düşünceler ya da inançlar için geçerli değildir. Bazen hiç istemediğimiz bir sonucun onaylanması da bizi mutlu edebilir. Ben sana demiştim kalıbı buna en iyi örnektir. Kadın kocasına, balığa gitme, çok yağmur yağacak der, kocası hastalıktan yeni iyileşmiştir ve kadın onun sağlığını içtenlikle düşünüyordur. Adam yine de karısını dinlemez balık tutmaya gider, gerçekten yağmur yağar ve ıslanan adamın akşam tekrar ateşi çıkar. Bu duruma kadın hem üzülür, hem de ben sana demiştim beni dinlemedin bak ne oldu derken, olayların onu onaylamasının, hazzını bilinçsiz bir şekilde yaşar.
Eğer bir insan 40 yaşından sonra iş bulamayacağına inanıyorsa, iş aramasına rağmen iş bulamaması onu hem üzecektir, hem de bir taraftan, bilinçaltı bir düzeyde, haklı çıkmaktan keyif alacaktır. Onay yasası da diğer yasalar gibi hayatımızı birçok açıdan etkilemektedir. Gerçek inançlarınızın sürekli onaya ihtiyaç duyduğunu ve gerçek bir değişimin inançları değiştirerek mümkün olabileceğini bilmek, değişim için en önemli adımlardan biridir. Aksi halde onaylanma yasası siz istemeseniz de, bilinçaltınızda çalışacak ve yanlış, hatalı, zararlı inançlarınızın onaylanması için gereken olayları oluşturacaktır.

4- Baskılama- Açığa Çıkma Yasası: İnsanların bilinç düzeyinde çözümleyemediği ya da farkına varamadığı her olumsuz duygu, bilinçaltına bastırılır. Kişi bilinçaltına bastırdığı bu olumsuz duygunun farkında değildir ancak bu duygu, sürekli açığa çıkmak için uygun koşulları beklemektedir. Hatta kişi bilinçsizce bu duygunun açığa çıkması için gerekli koşulları kendi hazırlamaktadır. Örneğin yoğun saldırganlık duygularını baskılamış bir insanın, gece yolda bir hırsızla karşılaşması ve bu hırsız ile kavga etmek zorunda kalması, bilinçli olarak seçtiği bir şey değildir. Ancak saldırganlık duyguları, bir şekilde açığa çıkmak istemektedir ve kişi bilinçsizce o saatte, o sokakta olarak, o hırsızla karşılamayı seçmiştir. Aynı şekilde bastırılmış korkularda, ortaya çıkmak için uygun zemini aramaktadır. Sürekli işini kaybetme korkusunu bastıran bir adanı, bilinçsizce işine geç kalacak bahaneleri bulacaktır. Bir gün araba bozulacaktır, bir gün uyuyakalacaktır, bir gün büyük bir hata yapacaktır. Elbette kişi bunları bilinçli yapmıyordur, bilinçaltı bastırılmış, duygunun, korkunun, acının ortaya çıkması için, kişiyi etkilemektedir. Bu noktada refah ile ilgili baskıladığımız korkularımızı bilmeden ve bunları kontrollü olarak açığa çıkartmadan, yaşamınızda gerçek bir refah duygusu oluşturmamız mümkün olmayacaktır.

Bilinçaltı ve Yaşamımız.
İnsanın temelde 3 tane farklı bilinç durumuna sahiptir. İlk olarak farkında olduğumuz, akılcı, denetimini kolaylıkla sağlayabildiğimiz ve bazen de sadece ondan ibaret olduğumuzu sandığımız ana bilincimiz vardır ki buna kısaca bilinç ya da şuur deriz. Bu kişiliği, egoyu gösteren kontrol edebildiğimiz zihinsel alanımızdır.

İkincisi ise farkında olmadığımız, neleri içerdiğini ya da içermediğini herhangi bir duyumuzla yada bilincimizle algılayamadığımız, bilinçten ve 5 duyudan direk bilgi, emir alan ancak farkındalık alanımızın dışında kalan bilinçaltımızdır.
Sonuncusu ise yüksek benlik ya da üst benlik dediğimiz bilinçaltı gibi farkındalık alanımızın dışında olan ancak ruhsal çalışmalarla farkındalık sağlayabildiğimiz, kısaca içimizdeki bilge olarak tanımlayabildiğimiz bilinç durumudur.
Bilinçaltımız bizim sadık bir hizmetçimizdir. Bizim verdiğimiz talimatları alır ve koşulsuz olarak uygulamaya başlar. Bilinçaltımıza talimatları çoğu zaman farkına varmadan veririz. Bu da bilinçaltımıza bir emir verirken istemediğimiz şeyleri emretmemize yol açabilen en önemli noktalardan biridir.
Bilinçaltınıza bir talimat gönderdiğiniz zaman hemen bunu emir kabul eder ve bunu gerekleştirmek için çalışmaya başlar. Bilinçaltımız mıknatıs gibidir. Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Eğer bilinçaltınız yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa, gerçekten yaşamınız zor olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltınız paranın zor kazanılacağına inanırsa, para zor kazanılacaktır. Bilinçaltınızdaki inançlarınızın ne olacağını büyük ölçüde belirleyen şey sizin ona verdiğiniz bu talimatlardır. Bugüne kadar bilinçaltınıza yanlış inançlar yerleşmiş olabilir. Ancak bugünden sonra bunu değiştirmek sizin elinizde. Eğer yaşamınızda bolluk bereket yoksa bilinçaltınızda olabilecek temel yanlış inançlar şunlardır;
• Ben iyi şeyleri hak etmiyorum.
• Ben değerli değilim
• Para kirli bir şeydir
• Parayı sevmiyorum, önemli olan başka şeyler var
• Çok paramız olursa eşim beni terk eder
• Çok param olursa gerçek dostum olmaz
• Ben zengin olacak kadar yeterli değilim.

Bu ve bunun gibi birçok yanlış inanç bilinçaltınızın Evrensel Çekim Yasası gereği kendisine refahın zıttı olan yoksunluk durumunu çekmesini sağlayacaktır.

Bu inançların önemli bir kısmı henüz siz küçükken yani bilinciniz tanı gelişmediği zamanlarda bilinçaltına atılmış inançlardır. Genelde bu durumdan sorumlu olan anne babadır. Eğer ben bugün 40 yaşındaki Ayşe'ye sen yetersizsin dersem Ayşe bilinçli bir insan olarak buna istediği her tepkiyi verebilir. Bu telkini reddedebilir, kendini yanlış tanıttığını düşünerek düzeltmeye çalışabilir, benim iyi niyetimden şüphe edebilir yada bunu kabul edebilir. Ama Ayşe'ye annesi 5 yaşındayken aynı şeyi söylediyse henüz bilinci gelişmemiş olan Ayşe bunu aynen kabul etti ve bu inanç bilinçaltına yerleşti. Yıllar sonra Ayşe'nin bilinçaltındaki YETERSİZLİK inancı Evrensel Çekim Yasası gereği sürekli kendisini yetersiz hissedeceği durumları yaşamına çekmesine yol açacaktır. Bu yanlış inancın etkisi çoğu zaman dramatiktir. Sürekli evliliğinde yetersizlik duygusu yaşayan Ayşe'nin mutlu olması kolay değildir. İş yerinde sürekli kendini başkalarıyla mukayese edebilir ya da bir işkolik olarak kendine, kendini ispat etmeye çalışabilir. Ancak ne yaparsa yapsın bu yanlış inanç bilinçaltından silinip onun yerine" Ben yeterli bir insanım" inancı yerleşmedikçe bir türlü tatmin olamayacaktır.

Bir insanın bilinçaltı sadece çocukluğunda gelişen yanlış inançlardan etkilenmez. Kişinin farkına varmadan bilinçaltına verdiği talimatlar, başkalarının olumsuz telkinlerini kabullenmesi de en az çocukken yaşadığı olumsuz şartlanmalar kadar etkilidir. Sürekli kendisine " Hayat çok zor" diyen bir insanın bilinçaltı bu telkini kabul ettiği anda kişinin karşısına birçok zorluk çıkacaktır. Yada çevresindeki insanlardan sürekli " Ekmek aslanın ağzında" telkinini duyan bir insan, eğer kendini bu olumsuz telkinden koruyamıyorsa, bir süre sonra parasal zorluklar yaşamaya başlayacaktır.

Yaşamımızdaki Bolluk ve Bereket noktasındaki sorunların büyük bir kısmı bilinçaltınızdaki yanlış inançlardan kaynaklanmaktadır. Eğer şu anda mali durumunuzdan memnun değilseniz, yaşamınızda sevgi, mutluluk, dostluk yada sizin için önemli bir şeylerin eksikliğini hissediyorsanız bunun en önemli nedeni bilinçaltınızdaki hatalı inançlardır.
Bilinçaltı ve Evrensel Yasalar.

1. Bilinçaltı kendi kayıtlarına uygun olanları size çekecektir- Çekim Yasası

Çünkü duygularınız ve düşünceleriniz, sadece bilincinizden, değil, bilinçaltınızdan da etkilenir. Aynı şekilde sadece bilincinizi değil, bilinçaltınızı da etkiler. Eğer bilinçaltınızda " Ben değersizim" inancı varsa, bu inanç, bilinç düzeyinde sizi etkileyecektir, kendinizi değersiz hissetmenizin dışında, size kendinizi değersiz hissettirecek insanları ya da olayları fark etmeden hayatınıza çekecektir. O gün, o partide çok hoş bir çok erkek vardır ama genç ve güzel kadın, kadınlara değer vermeyen, sadece birkaç günlük gönül maceraları yaşayan adamdan etkilenmiş, onunla tanışmış ve ona aşık olup, kısa bir süre sonra da terk edilmiştir. Böylece aslında değersiz olduğunu bir kere daha onaylanmıştır. Bilinçaltındaki değersizlik duygusu ona, değer vermeyen adamın hayatına girmesine neden olmuştur ya da bu adamı hayatına çekmiştir. Bu durumda bu kadının bilinçaltındaki değersizlik inancı değişmedikçe bu trajedi kendini tekrarlayıp duracaktır.
 
Sizin için gerçekten önemli olan kişilik özellikleriniz nedir? Düzenlilik, anlayış, empati, dakiklik, asillik, prestijli olmak, sevgi dolu olmak, tutumlu olmak, nazik olmak, özgür olmak yada başka bir şey.... Bilinçaltınız sizin için en önemli özelliklerinizi fark etmeniz için çalışacaktır. Bunu da çevrenizdeki insanlar yoluyla yapacaktır. Anlayışsız bir insan, sizin aslında ne kadar anlayışlı olduğunuzu, dağınık bir insan, sizin ne kadar tertipli olduğunuzu, bencil bir insan, sizin ne kadar fedakâr olduğunuzu, aldatan bir insan, sizin ne kadar sadık olduğunuzu fark etmenizi sağlayacaktır. İlişkilerinize bir bakın ve çevrenizdeki insanlarda neleri eleştirdiğinize dikkat edin, sizi rahatsız eden her şey aslında sizin değerli yönlerinizin var olması için gerekli. Eğer yalancılar var olmasaydı sizin dürüst olmanızın ne anlamı olurdu? Ya da öfkeli insanları görmeseydiniz, gerçekten sakin bir insan olmanızın bir değeri olurmuydu? Sizin için önemli olanı, sizin için doğal olan durumuna getirmedikçe ve ona yeterince enerji bağlamaktan vazgeçmedikçe zıtlıkların çekim yasasının her zaman işleyeceğini unutmamalısınız.
 
2. Bilinçaltımız inançları onaylamak için çalışır- Onaylama Yasası
Bilinçaltınız inançlarınızın desteklenmesi ve onaylanması için bütün gücüyle çalışacaktır. Eğer zengin olma şansım sadece piyangodan para kazanmak diye düşünüyorsanız, bilinçaltınız bunu onaylamak için, karşınıza bu inancınıza uygun deneyimler çıkartacaktır. Üstüne bir de bilinçaltınızda piyango zor kazanılır inancı varsa, zengin olma olasılığınızı artık rafa kaldırabilirsiniz demektir. Eğer erkeklere yada kadınlara güven olmaz inancına sahipseniz, bilinçaltınız, karşınıza güvenilmeyecek, erkekleri yada kadınları çıkartmak için ne gerekirse yapacaktır. Önemli olan sizin inancınızın onaylanmasıdır ve bunu yaparken bilinçaltı düzeyde sürekli yanlış adamları ve kadınları seçeceksiniz.
Bunun gibi bir çok örnek verilebilir. Ancak temelde süreç hep aynıdır, bilinçaltınız sizin inançlarınızın onaylanması için ne gerekirse yapacaktır.
3. Bilinçaltı bastırılmış duygularınızı açığa çıkartmak için çalışır - Baskılama- Açığa Çıkma Yasası
Bilinçaltınız bastırdığınız duygularınızın açığa çıkması için çalışır. Rüyalarda, simgelerle bu duyguları açığa çıkartır ancak rüyaların dışında başka yöntemleri de vardır. Bastırılmış bir korkunuzla sizi yüzleştirmek ve bu şekilde bunun bilinçaltınızdan çıkmasını sağlamak veya bastırdığınız bir yönünüzü size fark ettirmek için bu yönle ilgili deneyimler yaşamanızı sağlamak da bilinçaltının teknikleridir. Bastırılmış duyguyu ortaya çıkartmak bilinçaltının rahatlama mekanizmasıdır ve bunun için ne gerekirse yapacaktır. Eğer birinden çok hoşlandıysanız ve eşinizi aldatmak istediyseniz, ancak sonra ahlaksal nedenlerle bundan vazgeçerek bu duyguyu bastırdıysanız, bilinçaltınız bu duygunuzu size göstermek ve açığa çıkartmak için sürekli karşınıza, eşinizi aldatmanız konusunda sizi tekrar tekrar motive edecek, insanları ve olayları çıkartabilir. Bu durumda yapılacak şey, duyguları bastırmadan anlamak ve kontrollü bir şekilde dönüştürmektir. Aynı şekilde bastırılmış duygularla da çalışmak gerekir.

Gelelim bilinçaltı ile ilgili önemli bir diğer kavrama;
Suç ve Ceza
İşte size temel bir ilke;
Hiçbir suç cezasız kalmaz, tabi siz suçlamayı kabul ederseniz….

Küçük bir çocukken hepimiz yanlış bir şeyler yapınca cezalandırıldık. Ailelerimiz bizleri korumak için bir şeylerle korkuttular. İşlediğimiz her suçun bir cezası olduğunu ve bunun bedelini ödeyeceğimizi uzun yıllar içinde öğrendik hatta daha da ötesi bu konuda sağlam inançlar geliştirdik. Şimdi ise bilinçaltımız şuna tamamen inanıyor,bir suç işlersen bedelini ödersin ... Ancak hepimiz için suç kabul edilen şeylerin farklı olması bu durumu etkileyen bir önemli bir faktör.
Eğer bir adam için annesini huzurevine göndermek, çok doğal ve normal bir davranış ise ve inanç sistemi buna uygunsa, annesini huzur evine gönderince, bu onun hayatında herhangi bir olumsuzluğa yol açmayacaktır. Annesine kendi bakması gerektiğine ve huzurevine göndermesinin çok kötü bir davranış olduğuna inanan başka bir adanı ise, bu inancına rağmen annesini huzur evine gönderir ise, hastalanabilir işini kaybedebilir ya da başına başka bir kötü olay gelebilir. İki adam da aynı şeyi yaptı ama birisinin hayatında herhangi bir değişim olmazken, diğeri aynı eylemden sonra birçok sorun deneyimledi. Bunun nedeni ise, kişinin kendi içinde onu cezalandıran inanç sistemidir. Bilinçaltınızda bir konuda suçluluk duyguları varsa bilinçaltınız mutlaka sizi cezalandıracak şekilde çalışacak ve hiçbir suç cezasız kalmaz inancını koruyacaktır. (onaylanma yasası)
Burada önemli olan şey, sizin için neyin kötü, yanlış veya suç olduğudur. Eğer yaptığınız herhangi bir şey sizin için suçsa, bilinçaltı için artık burada ceza süreci başlayacaktır ve sizin için ceza olarak en kabul edilebilir olası bir sonucu karşınıza çıkartacaktır. Bilinçaltı ile çalışırken suçluluk duygularını fark etmek ve bunlardan arınmak için de çalışmak gereklidir. Eğer para ile ilgili kendinizi suçlu hissettiğiniz bir inanca sahipseniz, hiçbir suç cezasız kalmaz ilkesi gereği, paranız olsa bile, bunun bedelini ağır bir şekilde ödeyebilirsiniz. Özellikle para sadece hırsızlarda olur, haranı karışmadan çok para kazanılmaz gibi bir inanca sahipseniz, bir gün çok zengin olsanız bile, bilinçaltınız çok parada mutlaka haram olur inancına sahip olduğu için, haram paraya sahip olma suçunun bedelini size ödetecek sorunlar yaşarsınız. Unutmayın, hiçbir suç cezasız kalmaz ama suçun ne olduğuna karar veren, sizin bilinçaltınızdır

REFAH İÇERİSİNDE YAŞAMAK İÇİN 24 TEMEL İLKE
1. Düşüncelerinizi veya isteklerinizi hayal olarak tanımlamaktan vazgeçin. "Hayal kuruyorum" ya da" Şunu hayal ediyorum" demek isteğinize hayal damgası vurmak demektir. Bu da istediğiniz şey hayal olarak kalmaya mahkum demektir. Bunun yerine her zaman öğrencilerime "Yaşamım için bir seçim yapıyorum" demelerini öneririm"
2. Konuşurken kelimelerinize çok dikkat edin. Bilinçaltı bazen zaten kendisinde olan yanlış bir inançla ilgili olan kelimelere çok hızlı tepki gösterir ve hemen eski inancını pekiştirir. Örneğin eğer bilinçaltınızda başarısızlık duygusu varsa ve siz arkadaşınızla sohbet ederken, " Bu konuda başarısız olmaktan korkuyorum" derseniz bilinçaltı hemen eski inancını büyütmeye başlayacaktır. Bu yüzden bu inanç tamamen ortadan kaybolana kadar çok fazla, bundan sonrada elimizden geldiğince kelimelerimize dikkat etmeliyiz.
3. Kelimelerin bir diğer önemi de bilinçaltına mesaj göndermekte etkili olmalarıdır. Bilinçaltına olumsuz mesajlar göndermemek için olumlu kelimeleri kullanmaya çalışmalısınız. Örneğin" Ben korkmuyorum" derseniz bilinçaltınız buradaki korku kelimesini algılayacak ve korkunuz artacaktır. Bunun yerine" Ben cesurum" demeniz çok daha doğru olacaktır" Kazasız belasız gidin" demek yerine " Sağlıkla, esenlikle gidin" demeniz çok daha doğru ve etkilidir. Unutmayın bilinçaltı olumsuz kelimelerden anlamaz. "Kazasız" kelimesinden anlayacağı kaza kelimesi olacaktır.
4. Evrende almanın ve vermenin bir dengesi vardır. Almasını bilmeyen bir insanın vermesi de mümkün değildir. Bazı insanlar sadece vermek isterler almak onlar için kotu ve yanlış bir şeydir. Ben vermeyi çok severim ama almak beni rahatsız eder diyen insanlardansanız öncelikle şunu bilin ki bolluk enerjisi sizi ziyaret etmeyecektir. Kim istenmediği yere gider ki. Verdiğiniz gibi almayı da bilmeli ve aldıklarınızı hak ettiğinizi bilmelisiniz. Almak da vermek kadar doğaldır ve unutmayın almayı bilmeyenin, verecek bir şeyi kalmaz.
5. Bazı insanlar için para pis bir şeydir. Zenginlik günahkârlıktır. Her gördükleri zengin için kim bilir bu parayı kimin canını yakarak kazandı diye düşünürler. Oysa evrendeki her şey enerjidir ve para da bir enerjidir. Para nötr bir enerjidir onun iyi mi kötü mü algılanacağı size bağlıdır. Bir insan parasıyla iyi güzel şeylerde yapabilir. Yada para temiz bir şekilde de kazanılabilir. Tüm zenginler kötüdür düşüncesini aklınızdan çıkartın ve parayı pis bir şey gibi görmeyin. Kendinizle ilgili olumlu kanılarınız varsa para içinse olumsuz kanılara sal1ipseniz paranın size gelme olasılığı hemen hemen yok olur. Nasıl mı? Ben iyiyim, para kötü ikilemi şu noktaya gider. Para bana gelmeyecektir. Bu düşünceyi değiştirin. .

6. Bolluk ve bereketi size çeken önce zihinsel durumunuz, sonra sözlerinizdir. Ben paraya hiç değer vermem, zaten hep kaybederim, para ile aram yoktur gibi sözleriniz parayı sizden uzaklaştıracaktır. Bilinçaltınızı bu sözlerle programlarsanız, bilinçaltı bu komutları gerçekleştirmek için sadık bir hizmetkâr gibi çalışacaktır ve kendi kendini gerçekleyen kehanetiniz ortaya çıkacaktır.
7. İnsanlar genelde bir istekleri olduğu zaman bunu bazı koşullara bağlarlar. Su arabayı satsam da ameliyat olsam, falanca gelse de su isimi halletse, şuraya gitsem de sunu elde etsem gibi. Oysa istekleriniz size birçok farklı yoldan gelebilir, siz bir yola dikkatinizi ve enerjinizi vererek diğer yolları tıkamış olursunuz. Örneğin ameliyat için arabasını satmak isteyen kişinin gerçekte istemesi gereken şey şifadır. Şifa bir insana bir çok yoldan gelebilir, araba satılmasa da, ameliyat olacak para başka bir şekilde gelebilir. Hatta o ameliyatı olmadan bile şifa bulabilir. Oysa kişi dikkat ve enerjisini arabayı satarak şifaya verdiği için diğer yolları kapamış olur. Koşulsuz istemek yasamda amaçlara kavuşmanın temel şartlarından biridir. Şartları, durumu, mantığı bir kenara bırakın sadece isteyin. Ne istiyorsanız onu isteyin. Para mı aşk mı, iş mi her ne istiyorsanız onu ....
8. Evren boşluk sevmez ve mutlaka doldurur. Eğer eviniz tıka basa eşya dolu ise ve eşyaları yenileme k istiyorsanız paranızın olmasını beklemeyin. Eşyaları daha en başından atin (tabi yasamak için gerekenleri değil) Bir sure sonra yeni eşyalar bir şekilde gelecek. Yeni elbiseler istiyorsanız eskileri fakirlere verin. Eğer yaşamınızda yeterince bolluk ve bereket yoksa bunun için yer açıp açmadığınıza bakin. Yaşamınızda yeniliklere ve bolluğa yer açın ki gelsin. Bunun için önce evde kullanmadığınız eşyalarla, eskimiş elbiselerle, uzun suredir birikmiş ıvır zıvır la başlayın. Siz eskiyi bıraktıkça yeni gelecek. Unutmayın evren boşluk sevmez.
9. Bir zamanlar bir öğrencim bir ayın kirasını ödeyince diğerini düşünüyorum demişti ve para sorunundan yakınmıştı. Bende borcunu değil, kazanacaklarını düşün demiştim. Dikkatinizi neye verirseniz onu büyütürsünüz. Borçlara verirseniz borçları, kazançlara verirseniz kazançları. Bu en basit formüllerden biridir. Dikkatinizi kazançlarınıza verin ki onlar büyüsün. Bu öğrencim bu formülü başarı ile uyguladı. İsten ayrıldı, serbest çalışmaya başladı, simdi meslektaşlarına göre 4-5 kat daha fazla para kazanıyor. Unutmayın ancak fakir insanlar parayı kafalarına takarlar.
10. Zengin insanların ortak yanları, son derece düzenli olmalarıdır. Evleri, ofisleri, arabaları çok temiz ve düzenlidir. Gerçekten de benzer enerjilerin bir birini çektiği süptil dünyada bolluk enerjisini çekmek için temiz enerji alanına sahip ortamlarda yasamalısınız. Düzensiz ve pis ortamlarda biriken negatif enerji ancak kıtlık enerjisini kendisine çeker. Bolluk ve bereket için temiz ve düzenli ortamlarda yaşamanız, iş yapmanız gereklidir. Simdi çekmecelerinizi ve dolaplarınızı düzenleyin. Pis şeyleri temizleyin ve düzenleyin. Zengin olmak istiyorsanız zenginler gibi davranmayı öğrenmelisiniz.
11. Evrende her şey enerjidir. Bir tabak yemek de, son model arabada. Eğer yemek bulmak kolay ama araba zor derseniz isteyişi algılamadınız demektir. İstediğiniz arabada olsa yemekte ikisini de elde etmeniz ayni mekanizma ile çalışır. Oysa yemeği her gün buluyorsunuz, çünkü bulacağınızı biliyorsunuz, buna inancınız tam. Oysa son model arabayı bulacağınıza inancınız yok. Eğer doğru şekilde istemeyi bilirseniz, yemek de araba da ayni şekilde size gelecektir. Ancak arabayı da bulacağınıza, yemeği bulacağınız kadar emin olmanız yada arabayı da açken yemek ister gibi istemeniz gereklidir. İkisine sahip olmanın en önemli farkı budur. Bu yüzden büyük düşünün ve isteklerinize sınır koymayın. Sonuçta ne isterseniz elde etmenizin koşulları aynıdır.
12. Küçük bahşişler, küçük hediyeler ve arkadaşlarınıza yemek ısmarlamalar. Bunların hepsi aldıklarınızı paylaşmanız için önemlidir. Unutmayın evrene ne gönderirseniz size 10 katı geri gelir. Evrene bolluk içinde olduğunuzun mesajını gönderin. Vermeyi bilin ki alasınız. Şükretmeyi ve diğer insanları da düşünmeyi unutmayın.
13. Refah içindeyseniz , siz: Sağlıklı,Mutlu, Zenginsiniz demektir. Refah bunlardan biri olmadan olmaz. Bu yüzden yaşamınıza bolluk ve bereket isterken aynı anda sağlık ve mutlulukta talep edin. Bunu imgelemelerinizde ve olumlamalarınızda yapabilirsiniz. Örneğin evinizi imgeliyorsanız kendinizi ve yakınlarınızı da manzaraya çok sağlıklı,mutlu olarak yerleştirin. Yine olumlamanızın sonuna "Sağlıklı ve mutluyum" ibaresini ekleyebilirsiniz.
14. Siz büyüdükçe, bilinciniz gelişir. Bilinciniz geliştikçe, kendinize daha çok refah ve bereket çekersiniz. Büyük refahla yaşayan bir insan olmak için gerekli kişisel gelişimi yapmaya istekli olmalısınız.
15. Refah için en büyük engellerden biri intikam, dargınlık ve incinme duyguları ile yaşamaktır. Refah bunları taşıyan bir kalpte var olamaz. Bu duyguları yaşamak sadece onları taşıyan insanları üzer ve refahı uzaklaştırır. Hayatınızda size kötülük yapan herkesi bağışlamalısınız. Ayrıca kendinizi de bağışlamalısınız ki bolluğu yaşamınıza davet edebilin. Bu konudaki öğrencilerime her kime kızgınsanız içinizden sürekli" Kendi iyiliğim için seni affediyorum deyin ve bunu gerçekten yapın. Çünkü yaptığınız karşınızdaki ni hoş görmek yada sizi üzmesine izin vermek değil, onun size yaşattığı kötü duygulardan kurtulmak için, kendi iyiliğinizi düşünerek onunla enerji bağınızı kesmektir" derim.
16. Yaşamda bir şeye sahip olmayı istediğiniz zaman ben bu arabayı istiyorum demek yerine bu arabaya sahip olmayı seçiyorum demek çok daha doğru bir seçimdir. İstemek hepimizin her aıı yaptığı ve artık kanıksadığımız, üzerinde fazla durmadığımız bir şeydir. Ama önemli konularda seçim yapmak bizler için genelde daha ciddi ve yoğun enerji bağladığımız bir eylemdir. "Bir araba almak istiyorum" cümlesindeki enerji ile " Bir araba sahibi olmayı seçiyorum" cümlesindeki enerji yoğunluğu çok farklıdır. Kararlılığınızı bilinçaltınıza ve evrene göndermeniz için SEÇiYORUM kelimesini kullanın. Ayrıca her enerjinin kaynağına geri döneceğini unutmayın.
17. Sizin refahınız en yakın beş arkadaşınızın refahının ortalaması olacaktır. Bu sene yıllık maaşınızın ne olacağını görmek için, hayatınızda size en yakın beş insanı ele alın; geçen yılki yıllık gelirlerini toplayın ve beşe bölün. Bu sadece para için geçerli değildir. Bu belli refah yasaları dahilinde bu şekilde işlemektedir ve tüm alanlarda geçerlidir. Size en yakın insanların ilişkilerine, sağlık ve mutluluklarına bakın ve sizin tam ortada olduğunuzu göreceksiniz. Bu ilginç görünen ama çoğunlukla gerçek olduğunu tespit edebildiğimiz ilke yakınlarımızdaki insanların refahları arttıkça bizim refah düzeyimizin de artacağını gösteriyor. O halde iki seçeneğimiz var ya kendimize zengin arkadaşlar bulacağız yada arkadaşlarımızın refah seviyelerini arttırmak için onlara nasıl yardımcı olabileceğimizi düşüneceğiz. Bu da sevgimizi, ilgimizi ve sahip olduğumuz değerleri onlarla paylaşmakla gelişecek bir süreçtir. Unutmayın paylaşılan her şey çoğalır.
18. Refah içindeki insanlar indirim, kupon ve ucuzluklara takılmazlar. Refah içindeki insanlar eşyaları adil bir değer karşılığında satın almak için hiç bir zaman endişelenmezler. Bir tasarruf önerildiğinde reddetmezler ama satın alma kararlarını dayandırdıkları asıl temel bu değildir. Pazarlık etme taktikleri, kupon arama veya bir avantaj yakalama üzerinde yersiz çaba harcamak yerine, zamanlarını daha fazla değer yaratmaya harcamayı tercih ederler ki bu da daha çok bereketi çeker.
19. İstediğinizi sandığınız şeyi talep edebilirsiniz ama gerçekte sadece istediğiniz şey olacaktır. Bir adam çok zengin olmak istediğini söyleyebilir ve bunun için yapılması gereken tüm çalışmaları da yapabilir. Ama aslında istediği şey babasına başarılı olduğunu göstermekse ve sadece bunun için zengin olmak istiyorsa, yaptığı çalışmalardan sonuç alması zordur. Bir gün çok güzel bir şey yaparak babasının takdirini kazabilir ama bu zengin olacağını göstermez. Yani önemli olan gerçekten neyi istediğinizdir. "Lütfen kendinize sorun ben aslında neyi istiyorum." Çünkü sonuçta elde edeceğiniz bu olacaktır.
20. İnanç hayatınıza refah çekecek en önemli etkendir. Olumlu olan şeyleri düşünmek her zaman bolluk -bereket için yeterli değildir aynı zamanda buna inanmalısınız. Bolluk ve bereket içinde. bir hayatı hak ettiğinize, bunu elde etmenizin kolay olduğuna, gerçekten istediğinizde hayatınızda istediğiniz kadar refah olacağına inandığınız zaman, isteklerinize ne kadar yakın olduğunuzu anlayacaksınız. Daha az yeteneği olan ama daha güçlü inanca sahip kişiler, yeteneği fazla olan ama inancı az olan kişilerden daha fazlasını daha kısa zamanda elde ederler.
21. Evinizde bulunduracağınız taze çiçekler, doğal kristaller, sizi mutlu eden güzel objeler ve güzel kokular pozitif enerjiyi kendinize çekmenizi sağlayacaktır. Evrensel çekim yasasını hatırlayın. Güzel enerjilerle dolu bir ortam başka güzel enerjileri size çekecektir. Bu yüzden evinizi yada iş yerinizi güzelleştirmeniz sadece bolluk-bereket enerjisini değil, sevgi, mutluluk, huzur gibi enerjileri de daha kolay kendinize çekmenize yardım edecektir.
22. Gerçek refah için biraz bencil olmayı öğrenmeniz de gereklidir. Burada kastedilen bencillik başkalarına zarar vermek, onların haklarına tecavüz etmek değildir. Kendi mutluluğunuzu, refahınızı, başarınızı ve zevklerinizi önemsemeniz demektir. Unutmayın kendine yardım edemeyen kimseye yardım edemez. Eğer siz mutlu, sağlıklı ve ralıat olmazsanız başkalarına da yardımınız olmayacaktır. Bu yüzden önce benim sağlığım, mutluluğun,huzurum ve rahatını demeyi bilmeyen kişinin ne kendisine ne de başkalarına faydası olmayacaktır. Ayrıca tanıdığınız ya da tanımadığınız başkalarının hatırına kendi mutluluğunuzu feda etmek, bilinçaltınıza küçük ve değersiz olduğunuzun mesajını verecektir. Bu durumda da yaşamınızda bolluk-bereket beklemeniz mümkün olmayacaktır. Bugünden sonra hayatınızı kendi değerlerinizle, kendi standartlarınız yönünde ve kendi zevkiniz için oluşturmak için ilk adımı atın.
23. Parasız insanların genellikle parayla ilgili negatif bir enerjileri ve paraya negatif bir anlam yüklemeleri vardır. Para gerektiren şeyleri nasıl yapamadıkları konusunda takıntılı olurlar. Zengin insanların parayla ilgili çok pozitif bir işbirlikleri vardır. Parayı, onlara getirdiği özgürlük, zevk ve keyif anlamında ele alırlar. Parayla olumlu bir işbirliği onu size çekerken, olumsuz bir işbirliği yapmak onu sizden uzaklaştırır. Bugünden sonra para olmadığı için yapamadıklarınızı değil, paranızla yapabildiklerinizi düşünün ve bunlar için mutlu olun. Param olsa güzel bir evalırdım gibi bir düşünce para ile negatif işbirliği anlamına gelir ama kendime bu yeni elbiseyi aldığım için mutluyum gibi bir düşünce para ile pozitif işbirliği demektir ve bunu yapmaya başladığınız• zaman daha çok parayı kendinize çekmeye başlıyorsunuz demektir.
24. Hayatınızdaki bolluk ve bereketi fark edin. Evinizde önce buzdolabınızı açın ve içinde neler olduğuna bir bakın. Sonra dünyada her gün 25.000 kişinin açlıktan• öldüğünü aklınıza getirin. Daha sonra yatak odanızdaki dolabını açın ve kıyafetlerinize bir göz atın ve dünyada iki milyar insanın her gün 2 dolarla geçinmek zorunda olduğunu düşünün. Evinizdeki eşyalarına 1 dakika bakın ve şu geçen 1 dakika içinde dünyada 12 çocuğun açlıktan öldüğünü aklınıza getirin. Evet karamsar bir tablo oldu ama bunların hepsi gerçek rakamlar. Bu durumda şansı piyango gişelerinde, parlak iş sözleşmelerinde veya aniden karşınıza çıkacak güçlü insanlarda aramak yerine sahip olduğunuz şansı fark etmeniz gerekmez mi? Siz zaten bolluk ve bereket içinde yaşayan çok şanslı bir insansınız. Belki bundan daha fazlasını istiyorsunuz ve bu da sizin hakkınız. Ama bunu isterken elinizdeki için şükretmeniz, bunların değerini bilmeniz emin olun daha fazlasını elde etmeniz için atacağımız en büyük adım olacaktır. Kendiniz için isterken başkaları içinde istemeyi unutmayın ve her gün başka insanların hayatları için küçük de olsa anlamlı bir katkıda bulunun. Bazen bir gülümseme, bazen bir hatır sorma, bazen bir hayvanı besleme,bir çiçeğe ,su verme, bir yaşlıyla kısa bir sohbet,bir çocuğu sevme,bir insanın derdini karşılıksız dinleme... Bunların hepsi dünya için yapacağınız anlamlı katkılardır. Unutmayın pozitif enerjiler, daha büyük pozitif enerjileri size çekecektir. Eğer yaşamınızda her günü yeni fırsatlar için bir şans olarak görür ve karşınıza çıkacak büyük şansı beklemek yerine bunu oluşturmak için anlamlı adımlar atarsanız bu yazıdan en büyük faydayı elde etmişsiniz demektir
 
Bu bölümde refahı hayatınıza daha fazla çekmeniz için gerekli uygulamalar verilmiştir.
Bu uygulamaları zorunlu olarak yapmanız gerekenler, yapılmasının önemle tavsiye edildiği çalışmalar ve, sevmeniz durumda yapmanızın faydası olacağı çalışmalar olarak üçe ayırarak vermeyi uygun gördüm. Özellikle mutlaka yapmanız gereken alıştırmaları kesinlikle yapmalısınız. Bunlar yazılarda "MUTLAKA YAPIN" ibaresiyle yer alacaktır. Hayatınıza daha fazla bolluk ve bereketi çekmeniz, refah içinde yaşamanız için bu çalışmaları kesinlikle, size anlatıldığı şekilde yapmalısınız. Eksik yada kendi isteğinizle değişim yaptığınız çalışmaların faydası olmama ihtimali çok yüksektir. Yapmanızın önemle tavsiye edildiği çalışmalar ise "ÖNEMLİ TAVSİYE" ibaresiyle başlıklarda yer alacaktır. Bu çalışmalar sonuç almanızı kolaylaştıracak ve hızlandıracak çalışmalardır. Bunların da yapılması başarınızı arttıracaktır. Sevmeniz durumda yapmanızın faydası olacağı çalışmalar içinse herhangi bir ibare yoktur.

REFAH PROGRAMINIZI BAŞLATMADAN ÖNCE BİR KERE BİLE OLSA YAPMANIZ GEREKEN ÇALIŞMALAR - ÖNEMLİ TAVSİYE
Meditasyon Pozisyonu
Çalışmalar öncesinde meditasyon pozisyonunuzu alın. Eğer yapabiliyorsanız lotus oturuşu buna çok uygundur. Ancak yeni deneyim kazananlar genelde bu pozisyonu tam olarak başaramazlar. Yere bağdaş kurup oturmak sizin için daha kolay olabilir. Ancak omurganız mutlaka dik olmalıdır ve kesinlikle rahat bir durumda olmalısınız. Meditasyon esnasında vücudunuzda oluşacak bir rahatsızlık meditasyondan istediğini etkiyi almanızı zorlaştıracaktır. Eğer yere oturmak zor geliyorsa bunu bir sandalye üzerinde de yapabilirsiniz. Ancak kesinlikle yatağa yada yere uzanmayın. Bu gevşeme için uygun bir pozisyon olabilir ancak meditasyon için kesinlikle uygun değildir.
Şimdi derin nefesler almaya başlayın. Nefes alırken önce diyaframınız sonra göğsünüzün alt kısmı, daha sonra orta kısmı ve en son üst kısmı hava ile dolmalı. Nefesleriniz yavaş ve derin olmalı. Kafanızdan tüm düşünceleri uzaklaştırın ve sadece nefesinize konsantre olun. Eğer aklınıza farklı bir düşünce gelirse onu sadece izleyin. Bırakın beyninizden akıp gitsin siz nefesinize konsantre olmaya devanı edin. Bu şekilde 1'den 10'a kadar nefes alın ve verin. Bu sırada gevşediğinizi ve tamamen rahatladığınız imgeleyin. Vücudunuzdaki tüm kaslar gevşesin ve hiç bir gerilim kalmasın. Kendinizi tamamen rahat bırakmanız ve gevşemeniz çok önemlidir. Ayrıca nefesi burnunuzdan alıp burnunuzdan vermenizde bir diğer önemli noktadır. Kesinlikle nefes alıp verirken ağzınızı kullanmayın.
Çalışma-1 : Kurban Akretipi
Arketip kavramını ilk olarak Platon zamanında buluyoruz. Platon, arketiplerin, biçimlerin ideal ölümsüz şablonları olduğunu ortaya koymuştur. 20.yy'da İsviçreli psikolog Cari Jung, arketipleri modern psikoloji dünyasına sokmuştur. Temelinde, çoğu arketip, yaşamdaki tarihsel rollerden ortaya çıkmıştır. Arketipler kolektif bilinçaltının öğeleridir. Kolektif bilinçaltı, Jung'un isimlendirdiği şekilde, her insana miras kalır ve büyük oranda arketiplerden ve mitolojik figürlerden oluşur. Arketipler evrensel ve tarihsel olmalarına rağmen, bizim kendi bilinçaltımızın bir parçası olarak yer aldıklarında kişiselleşirler.
Temelde 12 tane arketipe sahibiz ve bu arketipler kişiliğimiz, dürtülerimiz, duygularımız temel inançlarınız, motivasyonlarınız ve eylemlerimiz için nerdeyse bir temel oluştururlar.
Bu arketip karanlık yönüyle kendini kurban olarak görmeye yol açabileceği gibi olumlu anlamda kişiyi kurban olmaktan yada kurban etmekten korumaktadır. Özellikle kişisel çıkarlar için başkasını kurban edebileceğimiz durumlarda bu eğilimi görmemizi sağlar. Karanlık yönü baskın olduğunda kişi kurban olmaktan memnundur veya kurban etmekte bir sakınca görmez.
Kurban arketipi herkeste vardır ancak kişinin bu arketipi olumlu yada olumsuz olarak deneyimlemesi kendi seçimidir. Olumsuz yönüyle başına gelenlerden dolayı sürekli kaderi, başkalarını suçlayan, kendine acıyan, kendini güçsüz çaresiz hisseden ve ben ne yapabilirim, neyi değiştirebilirim ki şeklinde bir inanc kalıbıyla harekete geçmek yerine olumsuz duruma katlanan bir kişilik motifi çıkacaktır.
Kişi kurban yönünü fark edip değiştirmeye karar verdiği ve gücüne sahip çıkıp, yeter artık, ben şimdi her şeyi değiştirebilirim, asla bunlara katlanmak zorunda değilim diyerek ayağa kalktığı ve hayatında gerekli değişiklikleri yapmaya başladığı zaman ise artık kurban kişiyi olumlu olarak destekleyecektir. Olumlu desteğinde sizi kurban etmeye çalışanlara karşı sizi uyaran ve koruyan bir yön bulunmamaktadır.
Önce meditasyon pozisyonunuzu alın.
Sessizce kurban arketipinizi davet edin. Görmek zorunda değilsiniz sadece hissedebilir yada varlığını bilebilirsiniz, yada aklınıza bir görüntü gelebilir. Size bir insan kılığında gelecektir. Ona öncelikle teşekkür edin ve sonra şöyle deyin.
Kurban arketipim, senden bundan sonra sadece beni kurban etmek isteyen insanları bana göstermeni istiyorum. Artık senin görevin beni kurban etmek isteyen insanları ve durumları bana göstermendir. Şimdiden bu görevi en iyi şekilde yapacağın için teşekkür ederim.
Daha sonra onun gitmesine izin verin. Yavaş yavaş gözlerinizi açın ve dünyaya dönün. Meditasyonunuzdan sonra bol bol su içebilirsiniz. Ayrıca güzel bir bitki çayı da iyi gelecektir.
Çalışma-2 : İçinizdeki Çocukla Bağlantıya Geçme

Önce meditasyon pozisyonunuzu alın.
Kendinizi hazır hissedince sol elinizi kalbinizin üzerine koyun ve kalbinize sevgi enerjisi gönderin. Kendinizi sevdiğinizi hissetmeye çalışın. Yeterince bunu yaptığınızı hissettiğinizde ellerinizi Mirmal pozisyonuna döndürün ve kendi çocukluk halinizi gözünüzde canlandırın. Kendinizi küçük bir çocuk olarak düşünün. Hatırlayabildiğiniz en küçük yaşınıza gidin, yada eski bir resminize bakarak bebeklik yaşlarınızı bile düşünebilirsiniz. Soma o küçük çocuğun yanma gidin. Onun gözlerine bakın ve onu kucağınıza alın. Ona sevginizi verin. Ona sarılarak şunu söyleyin. "Hayatında bir çok acın olacak, bir çok şeyi yanlış yapacaksın, bir çok pişmanlık yaşayacaksın. Ancak ne olursa olsun ben seni her zaman seveceğim, her zaman yanında olacağım. Sen çok değerlisin ve tüm acılarınla bir gün vedalaşacaksın. İşte bu gün o gün. Bugün acılarınla vedalaşıyorsun ve bugün yeniden arınıyorsun. Seni masumiyetine ve temizliğine yeniden kavuşuyorum" Bu kısmı aynı bu şekilde söylemek zorunda değilsiniz ama asıl içerik bu olmalı. Bu esnada ağlayabilirsiniz, farklı duygular yaşayabilirsiniz, bunların hepsi normal, hatta iyidir. İstediğiniz kadar bu çocuğa sarılın ve ona yeniden onunla bir araya gelmeye söz verin.
 
Bu şekilde bir kaç dakika derin düşünme durumunda oturun. Hazır olunca yavaş yavaş gözlerinizi açın ve meditasyon durumundan çıkın
 
Çalışma-3 : İçinizdeki Sabatojcu ile yüzleşme
Sabotajcı Arketipi: Kabul etmenin zor olduğu arketiplerden biridir ama bu arketip herkeste vardır ve onun olumlu özelliklerini kullanmak için önce anlamak ve içimizdeki sabotajcı ile yüzleşmek lazımdır. Sabotajcının en net özelliği kendi kendimizi sabote etmek konusunda ortaya çıkar. Ne zaman bir karar verip, korkularımızdan dolayı vazgeçersek, ne zaman bir işi başarmak isterken kendimize engel olacak mazeretler üreterek işi bırakırsak yada yarı yoldan dönersek sabotajcı yönümüz bizi kontrol ediyor demektir. Sabotajcının silahı korkulardır ve bunları kullanarak sabote eder.  
  • Hangi korkulara sahibim?
  • Hangi korkum beni amaçlarıma ulaşmaktan alıkoyuyor?
  • İsteklerimin peşinden koşuyor muyum, yoksa bahaneler bulup erteliyor muyum?
  • Kendimi sabote ettiğimi fark ediyor muyum?
  • Övgüleri ve iltifatları kolaylıkla kabul ediyor muyum, yoksa bunları duymak ilk anda beni rahatsız ediyor mu?
 Sabotajcı olumlu yönlerinde ise kendimizi sabote ettiğimiz durumları görmemizi ve ayı hataları yapmamamızı sağlar. Artık hayatınızda bahaneler biter, isteklerinizin peşinden koşarsınız. Olumsuz anlamda sabotajcı korkuları kullanırken, olumlu anlamda ise sizi koruma görevi yapar. Örneğin diyet yapmaya karar verdiniz ve artık fazla kilolardan kurtulmaya kararlısınız. Diyetin ilk gününde komşunuz elinde böreklerle kapıyı çalıyor. Eğer sabotajcınızın farkında değilseniz muhtemelen diyeti bir sonraki hafta yaparım diyecek ve kendi kendinizi sabote edeceksiniz. Ama eğer sabotajcınızın farkında olsaydınız, muhtemelen komşunuz size hiç gelmeyecekti. Çünkü artık sizin kendi kendinizi sabote etmek için bir nedene ihtiyacınız yoktur.
Önce meditasyon pozisyonunuzu alın.
Sessizce sabotajcı arketipinizi davet edin. Görmek zorunda değilsiniz sadece hissedebilir yada varlığını bilebilirsiniz, yada aklınıza bir görüntü gelebilir. Size bir insan kılığında gelecektir. Ona öncelikle teşekkür edin ve sonra şöyle deyin.
Sabotajcı arketipini, senden bundan sonra sadece kendimi sabote ettiğim durumları bana göstermeni istiyorum. Artık senin görevin kendimi sabote ettiğim durumları bana göstermendir. Şimdiden bu görevi en iyi şekilde yapacağın için teşekkür ederim.
Daha sonra onun gitmesine izin verin. Yavaş yavaş gözlerinizi açın ve dünyaya dönün. Meditasyonunuzdan sonra bol bol su içebilirsiniz. Ayrıca güzel bir bitki çayı da iyi gelecektir.
Çalışma-4 : Sevgi Meditasyonu
Önce meditasyon pozisyonunuzu alın.
Elinizi kalbinizin üzerine koyun, kendi kendinize ve duyacağınız bir sesle söyleyin:
"Seni seviyorum. Seni olduğun gibi kabul ediyorum. Kendimi sana adıyorum. Sen önemlisin. Hayatın değerlidir."
Bu sözlerin doğruluğunu hissedinceye kadar tekrarlayın.
Kalbinizden, sevgi yolunu izlemeniz için size rehberlik etmesini isteyin. Ondan sizinle daha açık bir biçimde konuşmasını isteyin. Ona, onu dinleyeceğinizi söyleyin. Siz kalbinize güvenebilirsiniz. Elinizi şimdi yavaşça indirin.
Kalbinizi bir yıldız olarak hayal edin ve bırakın o, bedeninizin bütün hücrelerine sevgi ve ışık yaysın. Kalbinizden yayılan ışığın bedeninizi dengelediğini, uyuma kavuşturduğunu, canlandırdığını ve tüm bedeninizdeki yaşam enerjisinin akışını güçlendirdiğini hissedin.
Odaya geri döndüğünüzde, derin bir soluk alın ve tüm bedeninizde sevginin parlaklığını, ışıltısını hissedin. Yavaş yavaş gözlerinizi açın ve dünyaya dönün. Meditasyonunuzdan sonra bol bol su içebilirsiniz. Ayrıca güzel bir bitki çayı da iyi gelecektir.
Çalışma-5 : Olumsuz İnançlardan Kurtulma Meditasyonu
Önce meditasyon pozisyonunuzu alın.
Kendinizi hazır hissedince sizi sınırlayan inançlarınızın hepsinin sol tarafınızda omzunuzun 5-10 cm yukarısında siyah bir kürede olduğunu imgeleyin. Bunu yaparken kürenin içini görmenize gerek yok, sadece siyah bir küre var ve siz bunun içinde sizi sınırlayan her türlü inancınız olduğunu biliyorsunuz. Dikkatinizi bu küreye verin ve onun içindeki şeyleri artık istemediğinizi, onların size zarar verdiklerini hissedin. Ondan kurtulmak duygusuna yoğunlaşın. Ondan kurtulmayı yeterince istediğiniz zaman küreyi sol omzunuzdan alın ve artık seni gönderiyorum, sana ihtiyacım yok diyerek, evrene doğru fırlatın. Kürenin gökyüzünde bir dinamit lokumu gibi patladığını ve bembeyaz renkli bir ışık olarak havai fişek gibi sönümlediğini görün. Daha sonra tekrar dikkatinizi kendinize verin ve bu seferde sağ omzumuzun üzerinde koyu mavi renkli parlak bir küre görün. Bu kürenin içinde sizi güçlendiren inançlarınız var. Pırıl pırıl gece mavisi renginde bir küre ve bu küredeki inançlar sizi destekleyecek, size güç verecek inançlardır. Bunu görmenize gerek yok, bilmeniz bile yeter. Daha sonra bu kürenin 3.gözünüzden bedeninize girdiğini görün. (3.göz alında iki kaşın hemen ortasında, biraz yukarıdaki chakranın adıdır.) Küre bedeninize girdiğinde kendinizi güçlenmiş ve mutlu hissedeceksiniz. Bu duyguya odaklanın ve istediğiniz kadar böyle kalın.
Yavaş yavaş gözlerinizi açın ve dünyaya dönün. Meditasyonunuzdan sonra bol bol su içebilirsiniz. Ayrıca güzel bir bitki çayı da iyi gelecektir.

BOLLUK BEREKET BİLİNÇALTI ÇALIŞMASI – MUTLAKA YAPIN
 
Bu bölümde bilinçaltınızdaki eski ve hatalı inancın yerine, doğru ve olumlu bir inanç oluşturmak için ne yapacağınızı öğreneceksiniz. Bu uygulamalar düzenli yapıldığı takdirde çok faydalı olacaktır. Lütfen tam olarak talimatlara uyarak çalışmalarınızı yapın.
 
Öncelikle bir çalışmayı tam 21 gün sürdürmelisiniz. Arada bir günlük boşluk bile olmamalı. Bilinçaltının yeni bir veriyi kabul etmesi için çoğu zaman bu süre gereklidir. Eğer arada gün atlarsanız tekrar sıfırdan başlamalısınız. Bilinçaltınızın bir inancını değiştirirken, sadece onunla çalışın. Aynı anda iki konuda çalışma yapmanız çalışmanızın verimini düşürür. Bunun yerine 21 günlük sürede tek konuda çalışmak, eğer isterseniz sonra ikincisine başlamak daha faydalıdır.
 
Her sabah 10 dakika erken uyanın. Ancak uyanınca yataktan kalkmayın. Bu zaman dilimi beyninizin hala alfa durumunda olduğu ve bilinçaltınıza etkili mesajlar gönderebileceğiniz bir zamandır. Bu 10 dakikalık sürede bilinçaltınıza bir olumlama ile veri göndereceksiniz. Bunun için aşağıdaki olumlamalardan birini ya da birkaçını seçebilirsiniz. Seçtiklerinizi ezberlemeniz ve hep aynı düzende olumlamanız önemlidir. Seçtiğiniz olumlama/olumlamaları sürekli olarak içinizden ya da sesli olarak 10 dakika boyunca tekrar edeceksiniz.
  • Evrenin Bolluk ve Bereketi bana akıyor.
  • Ben parayı kolaylıkla elde ediyorum ve para bana artarak geliyor.
  • Maddi ve manevi zenginliğim her geçen an artıyor ve ben zenginliğin tadını çıkartıyorum.
  • Para bana bildiğim ve bilmediğim yollardan artarak ve bol bol geliyor.
 Bu olumlamayı aynı şekilde yatağa girdiğinizde uyuyana kadar yapmalısınız. Bu zaman dilimi de yine bilinçaltımıza kolaylıkla veri girebileceğimiz diğer önemli zaman dilimidir. Özellikle tam uykuya dalmadan önceki anı yakalamanız çok önemlidir. Bu an sihirli bir andır ve bu anda bilinçaltınıza kolaylıkla yeni bir kayıt girebilirsiniz.
Ayrıca gün içinde aklınıza geldikçe içinizden olumlamanızı tekrarlayın. Ne kadar çok tekrar ederseniz bilinçaltınıza veri girmeniz o kadar kolay olacaktır.
Eğer çalışmanızda bir gün sabah yada akşam kaçırırsanız, tekrar başa dönmek ve 21 gün daha çalışmak zorundasınız. Aksi halde istenen sonuçları alma şansı çok düşük olacaktır. Bu kurala önemle uymalısınız.
Bilinçaltının bir diğer önemli fonksiyonu ise gerçek ile hayali ayırt edememesidir.
Örneğin siz bir film seyrederken bilinciniz bunun sadece film olduğunu bilir ama bilinçaltınız bunu gerçek kabul eder. Bu yüzden de kişiler yıllar önce seyrettikleri bir film ile ilintili bir rüyayı, yıllar sonra görebilmektedirler.
Bilinçaltının başka bir Fonksiyonu- PROGRAMLAMA- ÖNEMLİ TAVSİYE
Bilinçaltının bu önemli fonksiyonu bizim bilinçaltı programlama dediğimiz konuyu gündeme getirmektedir. Daha öncede söylediğim gibi bilinçaltımız mıknatıs gibidir. Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Eğer bilinçaltınız çok zengin olduğunuza inanırsa bu zenginliği size çekecektir. Bilinçaltımızı kendi istediğimiz şeye inandırmanız ise BİLİNÇALTI PROGRAMLAMA dediğimiz işlemle mümkündür. Bu çalışmayı bilinçaltınızdaki hatalı inancı değiştirme çalışmasıyla birlikte yapabiliriz. Ancak bu çalışmada da kural aynı çalışmanın 21 gün boyunca aksatılmadan devam ettirilmesidir. Bunun için aşağıdaki önerilerden en az birini seçmelisiniz. Bir kaçını birden düzenli yapmanın çok daha fazla etkisini görürsünüz.
Özellikle sabahları ve akşamları fırsat bulabilirseniz yapacağınız küçük bir çalışmanın da çok büyük etkisini görürsünüz. Olumlamalarınıza destek olması açısından bunu da öneririm. Yatağa sırt üstü uzanın ve gözlerinizi kapatın. Şimdi derin nefesler almaya başlayın. Nefes alırken önce diyaframınız sonra göğsünüzün alt kısmı, daha sonra orta kısmı ve en son üst kısmı hava ile dolmalı. Nefesleriniz yavaş ve derin olmalı. Kafanızdan tüm düşünceleri uzaklaştırın ve sadece nefesinize konsantre olun. Eğer aklınıza farklı bir düşünce gelirse onu sadece izleyin. Bırakın beyninizden akıp gitsin siz nefesinize konsantre olmaya devam edin. Bu şekilde 1'den 10'a kadar nefes alın ve verin. Bu sırada gevşediğinizi ve tamamen rahatladığınız imgeleyin. Vücudunuzdaki tüm kaslar gevşesin ve hiç bir gerilim kalmasın. Kendinizi tamamen rahat bırakmanız ve gevşemeniz çok önemlidir. Ayrıca nefesi burnunuzdan alıp burnunuzdan vermenizde bir diğer önemli noktadır. Kesinlikle nefes alıp verirken ağzınızı kullanmayın. İyice gevşedikten sonra kendinizi pembe ışıkta bir balonun içinde imgeleyin. Daha sonra kendinizi istediğiniz durumda imgeleyin. Eğer bir ev sahibi olmak istiyorsanız evinizi gözünüzde canlandırın ve evinizin tapusunu elinize aldığınızı düşünün. Eğer araba sahibi olmak istiyorsanız aynı şeyi araba için yapın. Bu çalışmada her ne istiyorsanız imgeleyebilirsiniz. Ancak her gün aynı şeyi imgelemek önemlidir.
Bilinçaltını programlarken hayal ile gerçeği ayırt edememesi prensibi karşımıza bir çok farklı yöntemi çıkartmaktadır. Örneğin bir çok para resmi bulup bununla çekmecelerini dolduran bir insanın bilinci bunların gerçek olmadığını bilir. Ama bilinçaltı bunu anlamaz ve bir süre sonra bunu gerçek kabul etmeye başlar.
İstediğiniz şeyleri en küçük ayrıntısına kadar bir kağıda yazın. Bu kağıtta yazanları her gün okuyun ve bunlar olmuş gibi düşünerek, o anda neler hissedeceğinizi yaşamaya çalışın. Ancak yazarken çok zengin olmak istiyorum gibi bir ifade asla kullanmayın, çünkü bilinçaltı gelecekten yada geçmişten anlamaz. Bilinçaltı için sadece şu an vardır. Zengin olmak istiyorum diyen birinin bilinçaltı bunu yarma bırakır, yarın olunca kişi yine zengin olmak istiyorum diyecektir ve isteği başka bir yarma kalacaktır. Bunun yerine maddi ve manevi olarak zenginliğim her geçen an artıyor demek çok daha doğru olacaktır. Eğer bir araba istiyorsanız şöyle bir ifade yazabilirsiniz. " .... Model ... renk arabayı almak için gerekli olan paraya ve imkanlara sahibim"
Olumlamanızı bilgisayarınızda ekran koruyucunuza yazın. Bunu unuttuğunuz anlarda birden görmenizde bilinçaltınızda önemli etkiler yapacaktır.
Eger bir ev sahibi olmak istiyorsanız şimdiden gazetelerdeki ev ilanlarına bakmaya başlayın, Bunun için yeterli paranız olup olmadığını düşünmeyin, Size uygun olan evleri araştırın hatta sahiplerine telefon açıp bilgi alın. Ciddi bir araştırma içine girin ve yaptığınız şeye inanın. Bolluk bereket çalışmama katılan bir öğrencim diğer önerdiğim yöntemleri uygularken, bu yöntemi de ciddiyetle uyguladığını ve bu şekilde inancının gerçekten çok arttığını söylemişti. Gerçekten yıllardır maddi sorunlar nedeni ile ev alamamasına rağmen çalışmasının üzerinden bir hafta geçtikten sonra mucizevi bir şekilde ev aldığıyla ilgili mailini almak beni çok mutlu etmişti.

 Kaynak : http://www.reikiturk.com/