Para Enerjimiz Neden Anne ve Baba İle Bağlantılıdır?
Para kazanıyor fakat kazandığınız parayı elinizde tutmakta zorlanıyor musunuz? Geliriniz yeterli olduğu hâlde birikim yapamıyor, ay sonunda paranızın nereye gittiğini anlamakta güçlük mü çekiyorsunuz?
Aile dizimi ve sevgi düzenleri yaklaşımına göre bu durum yalnızca gelir-gider dengesiyle değil, kişinin babasıyla ve kendi içindeki eril ilkeyle kurduğu ilişkiyle de bağlantılı olabilir.
Bu yaklaşımda anne; yaşamı alma, üretme, beslenme ve para kazanma kapasitesiyle ilişkilendirilirken baba; sağlamlık, dayanıklılık, kalıcılık ve elde edileni koruma gücüyle bağlantılı kabul edilir. Başka bir ifadeyle anneyle kurulan bağın paranın gelişini, babayla kurulan bağın ise gelen paranın kalıcılığını etkilediği düşünülür.

Para Enerjisi ve Eril İlke Arasındaki Bağlantı
Aile dizimi yaklaşımında eril ilkenin ailedeki en önemli temsilcisi babadır. Baba; yaşamda sağlamlığı, dayanıklılığı, yönü ve kalıcılığı temsil eder.
Bu bakış açısına göre kişinin kazandığı paranın yaşamında kalabilmesi için babasına içsel olarak “evet” diyebilmesi gerekir.
Gökyüzü ve hava da eril ilkenin sembolleri arasında değerlendirilir. Hava kimi zaman yağmur, fırtına, dolu ya da kar getirebilir. Buna rağmen hava, yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Havaya “evet” demek, yalnızca güzel ve sakin hâllerini değil, bütün değişkenliğiyle varlığını kabul etmek anlamına gelir.
Babaya “evet” demek de onu yalnızca beğendiğimiz özellikleriyle değil; yaşamı, deneyimleri, eksiklikleri, hataları, geçmişi ve ait olduğu aile sistemiyle birlikte kabul etmeyi ifade eder.
Bu kabul, babanın bütün davranışlarını doğru bulmak veya yaşanan olumsuzlukları onaylamak anlamına gelmez. Burada söz konusu olan, onun kişinin yaşam kaynağındaki yerini inkâr etmemektir.
Para Kazanıyor Ancak Biriktiremiyor musunuz?
Bir işiniz olabilir. Düzenli çalışıyor ve birçok insanın özeneceği kadar yüksek bir gelir elde ediyor olabilirsiniz. Buna rağmen kazancınızda bereket olmadığını düşünüyor olabilirsiniz.
Ne kadar çalışırsanız çalışın:
- Bir ev sahibi olamıyor,
- Düzenli birikim yapamıyor,
- Gelirinizi giderinize denkleştiremiyor,
- Ay sonuna borçlanmadan ulaşamıyor olabilirsiniz.
Benzer bir durum iş yeri sahipleri için de geçerlidir. Çalışanlarınız ve müşterileriniz memnun olabilir. Ürünleriniz kolaylıkla satılıyor, vergi ve sigorta ödemelerinizi düzenli gerçekleştiriyor, tahsilatlarınızda önemli bir sorun yaşamıyor olabilirsiniz.
Para akışınız iyi olduğu hâlde kazancınızın belirli bir kısmını kendiniz için ayıramıyorsanız burada yalnızca kazanç kapasitesine değil, kazanılan parayı tutma ve koruma kapasitesine de bakmak gerekebilir.
Herkese yardım ediyor, çevrenize maddi ve manevi destek sunuyor; fakat kendiniz için belli bir miktarın üzerinde para ayıramıyor olabilirsiniz. Her şey yolunda görünmesine rağmen birikim yapamamanızı açıklayamadığınızda durumu nazar, şanssızlık ya da dışarıdan gelen başka etkilerle ilişkilendirmeye başlayabilirsiniz.
Aile dizimi perspektifinden bakıldığında ise kişinin annesiyle gereğinden fazla özdeşleşmesi ve babasına karşı içsel bir mesafe geliştirmesi de bu örüntünün nedenleri arasında değerlendirilebilir.
Sevgi Düzenleri ve Aile Dizimi
Aile dizimi çalışmalarının kurucusu Bert Hellinger’in yaklaşımında düzen, aile sistemini bir arada tutan ve sevginin akmasına olanak sağlayan temel unsurlardan biridir.
Aile, en küçük toplumsal birliktir. Aile içindeki düzenin korunması, sevginin kuşaklar arasında daha sağlıklı biçimde akmasını destekler.
Bu düzenin temelinde ebeveynlerin vermesi ve çocukların alması bulunur. Ebeveynler, kendi anne babalarından ve yaşam deneyimlerinden aldıklarını çocuklarına aktarırlar. Çocuklar ise öncelikle anne ve babalarını oldukları gibi kabul eder, ardından onlardan gelen yaşamı alarak kendi deneyimlerini oluştururlar.
Kişi, anne ve babasından aldıklarını kendi yaşam tecrübeleriyle birleştirerek sonraki kuşağa aktarır. Böylece aile sistemi içindeki süreklilik korunur.
Burada söz konusu olan alışveriş yalnızca maddi ya da gündelik bir veriş ve alış değildir. En temel düzeyde yaşamın verilmesi ve alınmasıdır.
Kardeşler Arasındaki Verme ve Alma Düzeni
Aile dizimi yaklaşımına göre çocuklar aileye geliş sıralarına bağlı olarak farklı konumlarda bulunurlar.
İlk çocuk, anne ve babayla daha uzun süre yalnız kaldığı için onlardan daha fazla alma fırsatına sahip olur. Ardından gelen kardeşler hem anne ve babadan hem de kendilerinden önce doğan kardeşlerden etkilenirler.
Bu yaklaşıma göre:
- Büyük kardeşler, kendilerinden sonra gelenlere daha fazla verir.
- Küçük kardeşler, kendilerinden önce gelenlerden daha fazla alır.
- En küçük çocuk, anne ve babadan görece daha az; büyük kardeşlerden ise daha fazla almış olabilir.
Yaşamın ilerleyen dönemlerinde ebeveynler yaşlanıp bakıma ihtiyaç duyduklarında, küçük kardeşin anne ve babanın bakımında daha fazla sorumluluk üstlendiği görülebilir. Bu, diğer kardeşlerin yardım etmeyeceği anlamına gelmez. Küçük kardeşin sistemden daha fazla almış olmasının, onu doğal biçimde daha fazla verme eğilimine yöneltebileceği düşünülür.
Bu durum kesin ve değişmez bir kural değil, aile dizimi yaklaşımında ele alınan sistemsel eğilimlerden biridir.
Anne ve Babayı Oldukları Gibi Kabul Etmek
Sevgi düzenleri yaklaşımı, çocukların yaşamı anne ve babalarından tam olarak verildiği şekliyle almalarını temel alır.
Bu kabulün içinde şu tür beklentiler bulunmaz:
- Keşke annem daha farklı olsaydı.
- Keşke babam daha zengin olsaydı.
- Keşke ailem daha kültürlü olsaydı.
- Keşke ebeveynlerim daha anlayışlı veya daha başarılı olsaydı.
Anne ve babayı kabul etmek, onları ideal hâle getirmeye çalışmadan, oldukları gibi görebilmektir.
Elbette bu, ebeveynlerin zarar verici davranışlarını onaylamak ya da kişinin kendi sınırlarından vazgeçmesi anlamına gelmez. Kabul, öncelikle kişinin yaşamının bu iki insan aracılığıyla kendisine ulaştığı gerçeğine saygı göstermesidir.

Ebeveynler Arasındaki Sorunlarda Taraf Tutmak
Anne ve baba arasındaki ilişki yetişkinlerin alanına aittir. Aralarındaki anlaşmazlıklar, tartışmalar ve çözülemeyen meseleler çocukların sorumluluğu değildir.
Nehirlerin ters yönde akamayacağı gibi aile içindeki düzen de çocuklardan ebeveynlere doğru kurulamaz. Çocuk, anne veya babasını kurtarmakla ya da onların arasındaki ilişkiyi düzeltmekle yükümlü değildir.
Her çocuk biyolojik olarak annesinden ve babasından gelen özelliklerle dünyaya gelir. Bu nedenle anne ya da babanın bir yönünü bütünüyle reddetmek, kişinin kendi içindeki bir parçayı da reddetmesi anlamına gelebilir.
Kişi kendi içindeki anne veya baba tarafını dışladığında, bütünlük duygusu zarar görebilir. Aile dizimi yaklaşımında bu durum, sevgi akışını zorlaştıran temel etkenlerden biri olarak değerlendirilir.
Çocuk Neden Annesinin Tarafında Yer Alır?
Ebeveynler bazen kendi aralarındaki çözümsüzlükten kurtulmak veya karşı taraf karşısında güç kazanmak için çocuklarını yanlarına çekebilirler.
Bu yönlendirme her zaman açık sözlerle yapılmaz. Bazen bir bakış, tavır, sessizlik veya duygusal beklenti çocuğun anne ya da babasından birinin yanında durması gerektiğini hissetmesine yeter.
Çocuklar çoğunlukla daha güçsüz veya mağdur olarak gördükleri ebeveynin tarafında yer alırlar. Özellikle annenin mağdur olduğu durumlarda çocuk, babaya açıkça kızabilir, ondan uzaklaşabilir veya onu reddedebilir.
Çocuğun gözünde anne, yaşamın ilk ve en önemli kaynağıdır. Küçük çocuk, annesi olmadan varlığını sürdüremeyeceğini sezgisel olarak bilir. Bu nedenle annenin sevgisini kaybetmemek için onun yanında durmaya ve babaya karşı tavır almaya daha yatkın olabilir.
Çocuk içten içe şu düşünceyi taşıyabilir:
“Annemin sevgisini korumak için babama kızmalıyım.”
Bu bilinçli olarak alınmış bir karar değildir. Çoğu zaman çocuğun sevgiye ve güvenliğe ulaşmak için geliştirdiği içsel bir uyum stratejisidir.
Babayı Reddetmek Eril Enerjiyi Nasıl Etkiler?
Aile dizimi yaklaşımına göre çocuk babasını reddettiğinde yalnızca dışarıdaki bir kişiyi reddetmiş olmaz. Kendi içindeki eril yönle olan bağını da zayıflatabilir.
Eril enerji şu niteliklerle ilişkilendirilir:
- Sağlamlık,
- Dayanıklılık,
- Yön belirleme,
- Harekete geçme,
- Sınır koyma,
- Koruma,
- Kalıcılık,
- Elde edileni muhafaza etme.
Kişi babasıyla bağını tamamen kestiğinde veya onu yalnızca olumsuz özellikleri üzerinden değerlendirdiğinde bu niteliklere erişmekte zorlanabilir.
Bu bakış açısına göre para kazanma kapasitesi devam edebilir; ancak paranın elde tutulması, korunması ve kalıcı bir yapıya dönüştürülmesi zorlaşabilir.
Benzer Enerjiler Birbirini Çeker mi?
“Benzer enerjiler birbirini çeker” düşüncesinden hareketle, kişinin iç dünyasında eksik veya reddedilmiş olan eril yönün dışarıdan gelen olanakları almakta ve korumakta zorlanabileceği kabul edilir.
Buradaki mesele yalnızca paranın gelmesi değildir. Gelen kaynağın kişinin yaşamında kalabilmesi ve somut bir güvenceye dönüşebilmesidir.
Kişi para kazanabilir ancak:
- Sürekli beklenmedik giderlerle karşılaşabilir,
- Kazancını başkalarına dağıtabilir,
- Gereksiz harcamalar yapabilir,
- Birikimlerini kısa sürede tüketebilir,
- Kendisi için yatırım yapmakta zorlanabilir.
Bu davranışların her biri finansal alışkanlıklar, ekonomik koşullar ve psikolojik etkenlerle de bağlantılıdır. Aile dizimi ise bunların arkasındaki olası aile bağlarını ve duygusal sadakatleri inceleyen tamamlayıcı bir bakış açısı sunar.
Anneye Bağlılık ve Babadan Uzaklaşma
Çocuk çoğu zaman anne ve babasına eşit mesafede kalmak ister. İçsel olarak ikisine de ait olduğunu bilir. Ancak anne çok fazla incinmiş, üzülmüş veya çaresiz görünüyorsa çocuğa şu mesajı verebilir:
“Baban bana haksızlık ediyor. Beni yalnız bırakma. Senden başka kimsem yok.”
Bu mesaj açıkça söylenmese bile çocuk tarafından hissedilebilir. Çocuk, annesinin sevgisini kaybetmemek için onun yanında durmayı ve babayı dışlamayı seçebilir.
Bu noktadan sonra çocuk, annenin acısını taşımaya ve onun adına babaya kızmaya başlayabilir. Zamanla kendi gücünü, neşesini ve maddi kaynaklarını kullanmakta zorlanabilir.
Anneyle bağı güçlü olduğu için para kazanabilir; fakat babayla arasındaki içsel mesafe nedeniyle kazandığı parayı elinde tutmakta zorlanabilir.
Baba Aileden Ayrılmışsa Ne Olur?
Baba çeşitli nedenlerle aileden uzaklaşmış olabilir:
- Başka biriyle yeni bir yaşam kurmuş olabilir.
- Aileyi terk etmiş olabilir.
- Maddi sorumluluklarını yerine getirmemiş olabilir.
- Kumar veya başka bağımlılıklar nedeniyle aileye zarar vermiş olabilir.
- Suça karışmış ve cezaevine girmiş olabilir.
- Erken yaşta hayatını kaybetmiş olabilir.
- Fiziksel veya duygusal olarak çocuğun yaşamında bulunmamış olabilir.
Babanın davranışlarının haklı ya da haksız birçok nedeni bulunabilir. Ancak yaşananlar, onun çocuğun babası olduğu gerçeğini değiştirmez.
Babaya saygı göstermek, yaptığı her şeyi doğru kabul etmek değildir. Kişinin kendi güvenliği için mesafe koyması, sınırlarını koruması ve zarar verici davranışları reddetmesi gerekebilir.
Aile dizimi açısından önemli olan, babanın aile sistemindeki yerini inkâr etmemektir. Kişi şöyle bir içsel ayrım yapabilir:
“Yaptıklarını onaylamıyorum. Ancak sen benim babamsın ve yaşam bana senin aracılığınla da geldi.”
Bu ayrım, kabul ile onaylama arasındaki farkı korur.
Baba ve Yaşam Sevinci Arasındaki İlişki
Aile dizimi yaklaşımında baba, çocuğun dış dünyaya açılmasında ve yaşam sevincini deneyimlemesinde önemli bir yere sahiptir.
Çocuk babasıyla vakit geçirirken:
- Hareket etmeyi,
- Risk almayı,
- Keşfetmeyi,
- Oyun oynamayı,
- Dış dünyaya açılmayı,
- Kendi gücünü kullanmayı öğrenebilir.
Annesini kaybetmekten korkan veya onun duygusal beklentilerini karşılamak zorunda hisseden çocuk, babasıyla geçirdiği zamanı azaltabilir. Bunun sonucunda yaşamındaki neşe, hareket ve özgürlük alanı da daralabilir.
Çocuk zamanla neşelenmeye değer olmadığına inanabilir. Bu duygu yetişkinlikte iş hayatı ve para kullanım biçimleri üzerinden yeniden ortaya çıkabilir.
Para Kazanmak ve Parayı Harcamak Arasındaki Döngü
Yaşamında eksik olan neşeyi telafi etmek isteyen kişi, iş hayatını bir eğlence veya heyecan alanına dönüştürebilir.
Çalışır, üretir ve para kazanır. Fakat kazandığı parayı hızla harcayarak yeni bir heyecan yaratır. Ardından yeniden para kazanmak için çalışmaya başlar.
Böylece kişi kendisini tekrar eden bir döngünün içinde bulabilir:
- Para kazanır.
- Parayı kısa sürede harcar veya kaybeder.
- Yeniden kazanmak için mücadele eder.
- Kazanmanın yarattığı heyecanı tekrar yaşar.
- Parayı korumak yerine döngüyü yeniden başlatır.
Bir yanda anne sevgisini kaybetme korkusu, diğer yanda neşeyi hak etmediğine dair bilinçdışı inanç bulunabilir. Kişi, bu iki duygu arasında dengeyi para kazanıp onu elde tutamayarak kuruyor olabilir.
Ebeveynleri Yargılamak ve İçsel Cezalandırma
Kişi anne veya babasını yaptıkları nedeniyle yoğun biçimde yargıladığında, kendi içinde de güçlü bir cezalandırıcı geliştirebilir.
Toplumsal yaşam bize suçun cezasız kalmaması gerektiğini öğretir. Ancak çocuk, anne veya babasını doğrudan cezalandıracak güce sahip değildir. Bu nedenle kızgınlık bazen kişinin kendisine yönelir.
Kişi bilinçdışı düzeyde:
- Kendi başarısını engelleyebilir,
- Kazandığını kaybedebilir,
- Mutluluğunu sabote edebilir,
- Kendisine iyi gelen ilişkilerden uzaklaşabilir,
- Sürekli suçluluk duyabilir.
Böylece hem kendisini hem de kendi içinde taşıdığı ebeveyn parçasını cezalandırmış olur.
Kazalar, kayıplar, hastalıklar ve mutsuzluklar tek bir psikolojik veya ailevi nedene indirgenemez. Bununla birlikte aile dizimi yaklaşımında kişi, yaşadığı zorlukların içsel bir cezalandırma örüntüsüyle ilişkili olup olmadığını araştırabilir.
Kazandığınız Paranın Bereketi Yoksa Ne Yapabilirsiniz?
Kazandığınız para ne kadar yüksek olursa olsun sürekli elinizden çıkıyorsa, öncelikle maddi durumunuzu gerçekçi biçimde değerlendirmeniz gerekir.
Gelir-gider takibi yapmak, borçları yapılandırmak, bütçe oluşturmak ve gerektiğinde finansal destek almak önemlidir. Bunun yanında, babanızla ilişkinizi ve babaya yönelik içsel tutumunuzu da gözlemleyebilirsiniz.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Babamı hangi özellikleri nedeniyle yargılıyorum?
- Annemin yaşadığı acılar nedeniyle babama karşı tavır almış olabilir miyim?
- Babamı kabul edersem anneme ihanet edeceğimi düşünüyor muyum?
- Babamdan gelen hangi özellikleri kendimde görmek istemiyorum?
- Güçlü, başarılı veya varlıklı olduğumda suçluluk duyuyor muyum?
- Para biriktirdiğimde ailemden uzaklaşacağımı mı hissediyorum?
- Kazandığım parayı korumayı neden kendime yakıştıramıyorum?
Bu soruların yanıtlarını hemen bulmanız gerekmeyebilir. Amaç zihinsel olarak doğru cevabı üretmek değil, içinizde oluşan duygu ve bedensel tepkileri fark etmektir.
Babayı İçsel Olarak Kabul Etme Çalışması
Babanız hayatta olmayabilir, sizden uzakta yaşayabilir veya uzun yıllardır görüşmüyor olabilirsiniz. Yaşlı, hasta ya da sizinle iletişim kuramayacak durumda da olabilir.
Bu çalışma için babanızın fiziksel olarak yanınızda bulunması gerekmez.
Sessiz ve bölünmeyeceğiniz bir ortam seçin. Rahat bir pozisyonda oturun ve birkaç dakika nefesinizi takip edin.
Ardından aşağıdaki adımları uygulayın.
1. Babanızı Karşınızda İmgeleyin
Babanızın karşınızda durduğunu ve gözlerinize baktığını hayal edin. Onu değiştirmeye, daha iyi veya daha farklı göstermeye çalışmayın. Zihninizde nasıl beliriyorsa o hâliyle görmeye izin verin.
2. Babanızın Arkasındaki Aile Sistemini Fark Edin
Babanızın arkasında onun anne ve babasının, atalarının ve ait olduğu bütün aile sisteminin bulunduğunu hayal edin.
Onların yaşadığı zorlukları, kayıpları, ayrılıkları ve tamamlanmamış hikâyeleri ayrıntılarıyla bilmeniz gerekmez. Yalnızca babanızın da kendisinden önce gelen büyük bir sistemin parçası olduğunu fark edin.
3. Size Verilen Yaşamı Hatırlayın
Babanızın kendi yaşamındaki bütün zorluklara ve eksikliklere rağmen yaşamın size ulaşmasında bir aracı olduğunu düşünün.
Onun size istediğiniz biçimde babalık yapamamış olması, yaşamın size onun aracılığıyla da geldiği gerçeğini değiştirmez.
4. Saygıyla Eğildiğinizi Hayal Edin
Hazır hissettiğinizde babanızın önünde saygıyla eğildiğinizi imgeleyin.
Başınızı yere doğru yaklaştırdığınızı ve ellerinizi avuç içleriniz yukarı bakacak biçimde önünüze koyduğunuzu hayal edin. Bir süre bu pozisyonda kalın.
Ardından içinizden şu sözleri söyleyin:
“Babacığım, sen büyüksün, ben küçüğüm.
Bugüne kadar sana karşı taşıdığım yargılar ve saygısızlıklar için üzgünüm.
Senin kaderini sana bırakıyorum.
Annemle aranızda yaşananlar size ait.
Seni değiştirmeden, olduğun hâlinle babam olarak kabul ediyorum.
Bana ulaşan yaşam için sana teşekkür ediyorum.
Senden geleni sevgi ve saygıyla alıyorum.”
Bu sözlerin tamamını söylemek zorunda değilsiniz. Size doğru gelen ifadeleri kullanabilirsiniz.
5. Duyguların Ortaya Çıkmasına İzin Verin
Çalışma sırasında öfke, üzüntü, özlem, korku veya rahatlama hissedebilirsiniz. Hiçbir şey hissetmemeniz de mümkündür.
Kendinizi belirli bir duyguyu yaşamaya zorlamayın. Yalnızca içinizde ortaya çıkanları gözlemleyin.
Bu çalışmayı bir defada tamamlayamayabilirsiniz. Hazır oldukça farklı zamanlarda tekrar edebilirsiniz.
Babanın Kaderini Ona Bırakmak
Babayı kabul etmenin önemli bir parçası da onun kaderini taşımaktan vazgeçmektir.
Çocuk bazen babasının suçluluğunu, acısını, başarısızlığını veya dışlanmışlığını kendi yaşamında tekrar etmeye çalışabilir. Böylece ona bağlı kaldığını ve onu yalnız bırakmadığını hisseder.
Oysa sevgi, aynı acıyı tekrar etmek zorunda değildir.
Kişi içinden şu cümleleri söyleyebilir:
“Sevgili babam, yaşadıkların ve seçimlerin sana ait.
Sana saygı duyuyorum, ancak kaderini taşıyamam.
Bana verdiğin yaşamı alıyor ve kendi yolumda ilerliyorum.
İyi bir yaşam sürmeme izin verirsen bunu senin onuruna yapacağım.”
Bu tutum, babadan kopmak değil; onun sorumluluğunu ona bırakarak çocuk konumuna geri dönmektir.
Para Enerjisinde Kalıcılık ve İçsel Bütünlük
Hayatta sağlamlık kazanmak yalnızca daha fazla çalışmakla veya daha yüksek gelir elde etmekle ilgili değildir. Kişinin kazandığını kabul etmesi, koruması ve kendisi için kullanabilmesi de gerekir.
Aile dizimi yaklaşımına göre kişi annesinden ve babasından gelen yönleri kendi içinde bir araya getirdiğinde daha bütün hissedebilir.
Anne aracılığıyla yaşamı alma, üretme ve çoğaltma kapasitesine; baba aracılığıyla ise yön, sağlamlık ve kalıcılık gücüne ulaşır.
Babasını yargılamayı bırakan kişi, geçmişte yaşananları unutmuş veya doğru bulmuş olmaz. Yalnızca kendisini babası üzerinden cezalandırmaktan vazgeçer.
Babanız nerede olursa olsun; hayatta, uzakta veya bu dünyadan ayrılmış olsun, onun aile sisteminizdeki yerini kabul etmek kendi içinizde reddettiğiniz bir parçayla yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı olabilir.
Kazandığınız paranın yaşamınızda kalması için bütçe, planlama ve finansal disiplin gereklidir. Ancak bunların yanında, para ve güven duygusuyla ilgili bilinçdışı aile bağlarını fark etmek de dönüşümün bir parçası olabilir.
Çünkü gerçek bereket yalnızca paranın gelmesi değil, geleni suçluluk duymadan alabilmek, koruyabilmek ve yaşamı destekleyecek biçimde kullanabilmektir.
Önemli not: Bu yazı, aile dizimi ve kişisel gelişim yaklaşımı çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler bilimsel, tıbbi veya finansal tavsiye niteliği taşımaz. Maddi sorunlar için yetkin bir finans uzmanından, yoğun duygusal güçlükler için ruh sağlığı uzmanından destek alınması önerilir.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Teşekkürler paylaşımınız için gerçekten çok yardımcı oldu.Elinize yüreğinize sağlık
çok teşekkürler emeğinize sağlık…
Super
Sag olun var olun cok sebeplendim ben bu makaleden 42 yasimda yeni bir dunya yarattim sayenizde kendime tesekkurler tesekkurler tesekkurler
Sevgiyle
Beni inciten cok fazla sey var bu hayatta. Bu da bunlardan biriydi. Bunu nasil yapabileceigimi bilmiyordum hep ofkeliydim ama hep… Knedimi cok daha iyi hissediorum suan. Tesekkurederim… Ve gercekten parayi elimde tutamiyorum… Kendimi dondurebilecek kadar bir kazancim var fakat etrafimdaki insanlar ufacik paralarla buyuk bir hayat insa ederken ben neden yapamiyorum anlamiyordum. Cok tesekkurler paylasim icin…
Sevgiyle
Insan aradığı cevabı ancak bu kadar açIk ve net bulabilir. Çok teşekkür ederim. …
Insan aradığı cevabı ancak bu kadar açIk ve net bulabilir. Çok teşekkür ederim. …
Babama kizgindim onu her firsatta kotuleyen anneme daha da kizgindim.. Babam 19 yil once vefat etmisti. 2 kardestik. Erkek kardesim de 12 yil once vefat etti. Annem hayatta ve hala babama nefret kusuyor. Bunlari dinleyerek buyuduk. Ve bence kardesim bunlari dinlemekten tum yasam sevincini kaybetti ve yarattigi hastalik onu yok etti. Bir nevi annemden intikam aldi. Geriye ben kaldim ne desem hayir oyle diil boyle der. Hakli cikmak icin beni kullaniyor gibi. Para yetmiyor git calis en sevdigi cumle…
Annem ve babam çok küçükken ayrılmışlar, ben babamı yıllarca görmedim, içimde nefret biriktirdim.Beni aramıyor diye çok kızdım.Yıllar geçti 25 yaşındayken babamı affettim, olduğu gibi kabul ettim, bu dünyaya gelmeme sebep olduğu için minnet duydum.Aynı şekilde şunu öğrendim; biz ailemizin parçasıyız, onları olduğu gibi kabul edip, saygı duymalıyız.Başka ailelere ve yaşamlara özenmeyip, bu hayatı kabul edip yaşamalıyız.Çünkü biz bu bütünün parçasıyız.Üzerinden 15 yıl geçti, içimde kin, nefret ve öfke kalmadı.Çok daha mutlu ve huzurluyum.
Daha başka neler mümkün?