Bedel Biçmek

Bedel biçmek ve sahip olma düşüncesi

Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri de bir şeyler yaratmayı ya da bir şeylere sahip olmayı bir bedele veya paraya bağlı kılmaktır. Bir şeyin karşılığında ödeme yaptığımızda, ona sahip olma hakkını daha kolay savunuruz. Hatta bazen, o şeye sahip olmanın bizi de daha değerli kılacağını düşünürüz. Bedelini ödediğimiz şey, böylece yalnızca elimizdeki bir nesne olmaktan çıkar; dünyadaki konumumuzu da anlatan bir işarete dönüşebilir.

Bedelini ödeyerek aldığınız bir şey üzerinde hak sahibi olduğunuzu iddia etmek kolaydır. Ödeme, “Bu benim” deme ve sahiplenme hissi yaratır. Bunun olumlu bir yanı vardır: Bir şeye emek veya para verdiğimizde onunla bağ kurabilir, onu korumak isteyebiliriz. Fakat bu bağ, sahip olduğumuz şeyin bizim değerimizi belirlediği düşüncesine dönüştüğünde başka bir hâl alır. O zaman bedel yalnızca alışverişin karşılığı değil, kendimizi ve yerimizi kanıtlama aracıdır.

Bir şeye değer biçmek, onun fiyatını belirlemek midir?

Bir malzeme için 1 TL bile vermeyecek birçok insan olduğu gibi, ona 1000 TL verecek birçok insan da olabilir. Bu fark, insanların önceliklerini ve yaşama bakış açılarını gösterir. Bir şeyin değeri nasıl belirlenir diye düşündüğümüzde, yalnızca ödenen miktara bakmak yeterli olmaz. Fiyat, o şeyin belirli bir yerde ve zamanda kimin için ne ifade ettiğini gösterebilir; fakat onu herkes için değerli ya da değersiz yapmaz.

Dolayısıyla bir şeye değer biçmek, onun insanın yaşamındaki anlamını tek bir ölçüye indirgemek değildir. Bir kişi için önemli olan bir şey, başkası için aynı anlamı taşımayabilir. Seçimlerimiz; neye öncelik verdiğimiz, neye sahip olmak istediğimiz ve yaşamı nasıl gördüğümüzle ilgilidir. Bir şeyin karşılığında para ödememiş olmak da onun yaşamımızda hiçbir değer taşımadığı anlamına gelmez.

Hayattaki her şeyin bir bedeli var mı?

Yaşamımızda olan şeyleri hem bedel karşılığında hem de bir bedele bağlı olmadan elde edebiliriz. Bu, seçimlerimizle ve neyi nasıl kabul ettiğimizle ilgilidir. “Bir şeye sahip olmak için bedel ödemek gerekir mi?” sorusu, yalnızca para verip vermediğimizi değil, sahiplik fikrine ne kadar bağlı olduğumuzu da düşündürür. Bir şeyi kolayca elde ettiğimizde onu hak etmediğimizi varsayıyorsak, onu kabul etmek ve sahiplenmek de zorlaşabilir.

Kolay şekilde elde ettiğimiz şeyi, sanki elimizi yakıyormuş gibi hemen elimizden çıkarmaya çalışabiliriz. Burada mesele, kolay gelen her şeyin mutlaka tutulması gerektiği değildir. Dikkat edilmesi gereken, sırf bir bedel ödemedik diye onu kabul edememek ya da kendimize layık görmemektir. Bedeli, değerin tek kanıtı hâline getirdiğimizde, bize sunulanı olduğu gibi görme ve kendi seçimimizi yapma imkânımız daralabilir.

Bir şey değer kazandığında kontrolümüz değişebilir

Bir şeyi kendimiz için çok önemli ve değerli hâle getirdiğimizde, bir süre sonra o şey bizi etkisi altına alabilir. Onun bize hizmet etmesi gerekirken, onu kaybetmemek adına biz ona hizmet etmek zorunda kalırız. Sahip olduğumuz şeyi koruma isteği, hayatımızdaki diğer seçimlerin önüne geçebilir. Böylece başlangıçta bize ait olan bir şey, ne yapacağımızı belirleyen bir önceliğe dönüşür.

Bir şey yapacağımız zaman zihnimiz kendi önceliğimize göre davranmak yerine, o şeyi öncelik alabilir ve onun sınırlamalarına göre hareket edebilir. O zaman kolaylıkla sahip olabileceğimiz şeylerin önüne filtre koyarız. Bir seçeneği değerlendirmek yerine, onu kaybetme ihtimaline, bedelini karşılayıp karşılayamayacağımıza ya da onu hak edip etmediğimize takılabiliriz. Normalde odağımızın parçası olmadığı için hayatımıza hiç gelmeyecek bir şeye sürekli dikkat ve enerji vererek, onu yaşamımızın merkezine taşırız.

Bu, enerjimizin gereksiz yere harcanması anlamına gelebilir. Sürekli “Doğru muyum, doğru mu yapıyorum?” diye kendimizi kontrol ettiğimizde, ilerlemek yerine yerimizde sayabilir, hatta gerileyebiliriz. Elbette düşünmeden hareket etmekten söz etmiyoruz; mesele, her seçimi kaybetme korkusu ve bedel hesabıyla daraltıp daraltmadığımızı fark etmektir. Bir şeye verdiğimiz önem, kendi önceliklerimizi görmemizi engelliyor mu? Bu soruyu sormak, sahip olduklarımızla ilişkimizi yeniden değerlendirmemize yardımcı olabilir.

Bedel düşüncesinin ötesinde

Hayattaki her şeyi bir bedel karşılığında almanın nesini seviyoruz? Hayattaki her şeyin bir bedeli olduğuna kendimizi inandırmak için yaşamımızda hangi sınırlamaları yaratıyoruz? Bu sorular, bir şeyin fiyatını hesaplamaktan çok, değer ve sahiplik hakkındaki kabullerimizi görmeye çağırıyor.

Bütün bunların ötesinde, istediğimiz her şeyi yaşamımızda kolaylıkla yaratan bir kişi olabilmemiz için hangi zihin yapısına sahip olmamız gerekir? Belki de ilk adım, her şeyin ancak bir bedel ödeyerek kazanılabileceği düşüncesini sorgulamak ve seçimlerimize daha fazla alan açmaktır. Bir şeyi kabul etmek için mutlaka önce kendimizi kanıtlamamız mı gerekir? Bir şeye sahip olmak, onun bizi tanımlaması anlamına mı gelir?

Daha başka neler mümkün?

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı
Halis ŞAHİNER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

bedel biçmek

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir