Ne İstiyoruz? Neden İstiyoruz? Nasıl İstemeliyiz?

İnsanlar kendileri ve düşünceleri hakkında soru sorulmasından, yorum yapılmasından hoşlanırlar. Ama nedense kendi kendilerine soru sormayı pek sevmezler. Oysa hayatımızda kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan bazıları şunlar: Ne istiyoruz? Neden istiyoruz? Ve bunu nasıl istemeliyiz?
Ne istediğini bilmek: Arzuların gerçekten sana mı ait?
Birçok insan ne istediğini bildiğini sanıyor. Oysa bazen çocukluğundan itibaren kendisine öğretilenleri istiyor ya da istediğini sanıyor. İçinde farklı arzular belirdiğinde ise bildiği hayatın dışına çıkmamak için onları savuşturup “mutlu” yaşamına devam ediyor. Çünkü korkuyor: Alıştığının dışına taşmaktan, farklı bir adım atmaktan, başarısız olmaktan veya elinde tuttuğu alışkanlıkları kaybetmekten.
Kendini tanımadan, başkalarının beklentileriyle şekillenmiş bir hamur gibi, yalnızca güvende hissettiğin bir hayat yaşamak… Bana sorarsanız, böyle bir hayatı yaşayıp bitirdiğinizde gerçekten yaşamış sayılır mısınız? Bilemiyorum; kararı siz vereceksiniz. Fakat ne istediğini bilmek, önce sana ait olmayan beklentilerle kendi arzularını birbirinden ayırmayı gerektirir.
Peki, ne istediğini nasıl anlarsın? Kendine yalnızca neyi istediğini değil, bu isteğin nereden geldiğini de sor. Bu arzu senin için mi önemli, yoksa çevrendekilerin onayını almak ya da kendini kanıtlamak için mi? Bu sorulara hemen cevap bulamayabilirsin. Biraz durup düşünmek, alışılmış cevapların ardındaki gerçek isteği fark etmene yardımcı olabilir.
Bir şeyi neden istediğini anlamak neden önemli?
Şimdi “Ne istiyoruz?” sorusuna bakalım. Çekim yasası, pozitif düşünce ve beyin gücü konularını duymuşsunuzdur. Bu yaklaşımlarda, en çok istediğin şeye sahip olacağın söylenir. Pek çok kişi de bunu uygulamak için istediği şeyleri durmadan düşünmeye, mucizelerin gerçekleşmesi için zaman belirlemeye başlar. İstiyor, istiyor, istiyor… Ama ne istediğini ve neden istediğini düşünmeden, bilinçsizce.
“O araba benim olsun, bu kız benim sevgilim olsun, o adam benim kocam olsun, bu evi alayım, şu işe sahip olayım, şu kişi bana âşık olsun, öbürü ondan ayrılsın ya da büyük ikramiye bana çıksın.” Bu örnekleri okurken o kişileri gözünüzde canlandırın. Hatta bahsedilen kişi siz bile olabilirsiniz; kendinize karşı dürüst olun.
İstekte bulunan bu kişiyi düşünürken size bir soru sorsam, ne sorardınız? Benim aklıma ilk şu geliyor: Bu kişi bütün bunları neden istiyor? Neden o güzel kızla birlikte olmak, büyük ikramiyeyi kazanmak ya da o adamla evlenmek istiyorsunuz? Cevap çoğu zaman “mutlu olmak için” olacaktır. Peki ama mutluluk nedir?
Ne istediğimiz konusu ne kadar önemliyse, neden istediğimiz de o kadar önemlidir. Bir şeyi neden istediğini anlamak, arzunun ardındaki beklentiyi görmeni sağlar. “Mutlu olmak” tek başına yeterince açık bir cevap değildir; mutluluğun pek çok biçimi olabilir. İsteğini elde edemediğinde hemen evrenin yasalarını suçlamak yerine kendine şu soruyu sor: “İstediğim şeyi neden istemiştim?”
Bazen çok istediğimizi sandığımız şeylerin nedenini bilemeyiz. İçimizdeki doyumsuzluk arttıkça isteklerimiz de çoğalır; sonra bütün bu arzuların sebebini açıklamakta zorlanırız. “Sadece mutlu olmak istiyorum” deriz, ama bu genel cevap bize neyin gerçekten anlamlı olduğunu söylemez.
Dilek nasıl dilenir? Önce niyetini sorgula
Diyelim ki birlikte olmak istediğiniz biri var. İletişiminiz olmasına rağmen onu istediğiniz şekilde elde edemediniz; size âşık olmasını sağlayamıyorsunuz. Dualarınız ve yakarışlarınız yanıtsız kalıyor. Telefonun ya da bilgisayarın başında, size bir mesaj atması için saatlerce dilekte bulundunuz ama sonuç alamadınız. İçinizden, “Ben bu kişiyi çok seviyorum, devamlı dua ediyorum; neden olmuyor?” diye geçiriyorsunuz.
Belki de bu kişiyi neden istediğinizi ve dileğinizi nasıl kuracağınızı henüz sorgulamadınız. Onu gözünüzde bir ilah gibi büyütmüş, onunla birlikte olmayı masallardaki gibi bir deneyim sanmış olabilirsiniz. Bu durumda dileğinizi, karşınızdaki kişiyi kendi isteğinize göre değiştirmek üzerine kuruyorsunuz. Oysa önce kendinize, bu ilişkinin sizin için ne ifade ettiğini ve isteğinizin gerçekten kalbinizden gelip gelmediğini sorun.
Herhangi bir dileği dilerken onu gerçekten neden istediğinizi düşünün; genel cevaplarla yetinmeyin. “Bu kişi beni mutlu edecek”, “iyi bir işi var”, “çok güzel” ya da “çok yakışıklı” demek, isteğinizin sizin için taşıdığı anlamı açıklamayabilir. Sessizce kendinize dönüp baktığınızda içten bir yanıt bulamıyorsanız, ilk aklınıza gelen gerekçeleri yeniden değerlendirin.
Kalbinden gelen isteği başkalarının beklentisinden ayır
İnsan hayatı boyunca ister; duaları, hayalleri ve umutları olur. Fakat isteklerinin bir kısmı kendisine gerçekten ait olmayabilir. Bir dileği elde edemediğinde hayata ya da inancına küsmek yerine, dönüp kendi isteğine bakabilir: Ne istediğini ve neden istediğini gerçekten biliyor muydun?
Bazen yalnızca çevremizi tatmin etmek için dileklerde bulunuyoruz. Ailemiz ve arkadaşlarımız elbette önemlidir; ama onların beklentileri içinde kendi arzularımızı unutmayalım. Kalbinizin sesini dinlemek, bencilce yaşamak veya çevrenizi umursamamak demek değildir. Kendi mutluluğunuzu da hesaba katmanız demektir. Yüreğinde iyilik taşıyan herkes ne demek istediğimi anlayacaktır.
Dileğini nasıl ifade etmelisin?
Şimdi de “nasıl” konusuna gelelim. Size belirli bir şekilde oturmanızı, uzanmanızı, gözlerinizi kapatıp bazı kelimeleri söylemenizi önermeyeceğim. İnanç ve dua etme biçimi kişiye özeldir. Yalnız, nerede ve nasıl dua ettiğinizden önce ne istediğinizi ve neden istediğinizi düşünmeniz önemli. Dileğiniz sizin yararınıza olurken başkalarına zarar vermemeli; niyetinizi temiz tutup kalbinize sormalısınız.
Nedenlerinizi dürüstçe sıralayın. Unutmayın, duayı kabul edecek olan içinizdekini sizden daha iyi biliyor! Dileğiniz bir başkasına nispet yapmak ya da kendinizi kanıtlamak için olmamalı. Neden istediğinizden emin olduğunuzda, arzularınızın bir kısmının aslında size ait olmadığını fark edebilirsiniz. Kalpten istemediğiniz şeyler seçenekleriniz arasından silinir; böylece ÖZ’e yaklaşırsınız.
İstekleri elemek hayatınızı ferahlatabilir. Anlamsız bulduğunuz yüzlerce arzunun peşinden koşmak yerine, sizin için gerçekten anlamı olan tek bir şeyin peşinden gitmek çok daha değerlidir.
İstemeden önce kendinizle bir muhasebe yapın: Bu istekler gerçekten sizin mi? Size ne yararı olacak? Bu yarar mutluluk sağlayacak mı? Başkaları bundan zarar görecek mi? En önemlisi, bu dilek kalbinizin en derininden mi geliyor? Cevaplarınız sizi doğru yola götürecektir. Şimdiden başarılar dilerim.
Yazan: Aslı Ece ÖZDOĞA
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







