Otomatik Pilotta Yaşamak: Otomatik Pilotun Dışına Çıkmak

Otomatik pilotta yaşamak ne demek?

Otomatik pilotta yaşamak, tanıdık duygu, düşünce ve davranış kalıplarını çoğu zaman fark etmeden tekrar etmek anlamına gelir. İnsanlık tarihi teknolojik olarak çağ atlamış olsa da psikolojik olarak bu değişimi aynı ölçüde yakalayamamış görünüyor. Korku, endişe ve kaygılarımız zihnimizi ve bedenimizi etkileyebiliyor.

Farkında olsak da olmasak da içimizde korku ve endişeler taşıyan küçük bir çocuk var; kararlarımızın birçoğunda onun sesi söz sahibi olabiliyor.

Otomatik pilotta yaşarken tanıdık duygular ve alışılmış tepkiler bizi düşünmeden yönlendirebilir. Sorun, yaşadığımız durumu anlamadan günlük çözümlerle bir şeyleri değiştirmeye çalıştığımızda başlıyor.

Yaşam, çocukluğumuzun büyütülmüş bir tekrarı hâline gelebiliyor; çünkü insanın en güçlü içgüdülerinden biri bilindik olanı sürdürmek.

Zihnimizin nasıl işlediğini anlamadan, başkalarının çözüm olarak sunduklarını kendi hayatımıza aynen uygulamaya çalışmak her zaman iyi hissettirmiyor. Bir çözümün başkasına uygun olması, bizim yaşadığımız duruma da uygun olduğu anlamına gelmeyebilir.

Önce içinde bulunduğumuz döngüyü görmeye, sonra da bize ait bir seçim yapmaya ihtiyaç var. Otomatik pilot yaşamdan çıkmak da öncelikle bu döngünün farkına varmakla başlıyor.

Bir sabah kararı bütün güne nasıl yayılır?

Geçenlerde bir kişiyle konuşuyordum. Ona “Nasılsın?” diye sorduğumda yaşamın sıkıntılı ve rahatsız edici olduğunu söyledi.

Ben de kendisine şunu sordum:

“Yaşamın sıkıntılı ya da sıkıcı olduğunu nasıl anlıyorsun?”

Biraz düşündü ve:

“Sabah uyanıyorum ve sıkıcı bir gün diyorum.”

dedi.

Bunun üzerine:

“Sabah uyanırken aldığın bu kararı gün içinde sürdürmek için nasıl davranıyorsun? O kararın tersine bir davranışta bulunsan kendini nasıl hissederdin?”

diye sordum.

Birçoğumuz benzer bir davranış kalıbını sergiliyoruz. Sabah uyanırken bedenimizde hissettiklerimizden yola çıkarak hayatın nasıl olduğuna karar veriyor, ardından gün boyunca bu kararı doğrulayan şeylere yöneliyoruz.

Çoğunlukla kararımız hayatın zor, kötü ya da sıkıcı olduğu yönünde oluyor. Oysa bu, farkına varmadan tekrarladığımız bir alışkanlık olabilir.

Burada duyguların davranışları kontrol etmesi, hissettiğimiz şeyi değiştiremeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Önemli olan, bir duyguyu yaşarken onun bizi hangi tepkiye doğru ittiğini fark etmek.

“Sıkıcı bir gün” diye adlandırdığımız anı ve bu adlandırmanın gün içindeki seçimlerimize nasıl eşlik ettiğini izlemek, otomatik tepkiyle bilinçli tercih arasındaki farkı görmemize yardım edebilir.

Otomatik pilotta yaşamak

Otomatik Pilot Yaşamdan Çıkmak

Bu bakış açısının arka planında, muhtaç doğmuş olmamızla ilişkilendirdiğim ve hayatta kalmayı öncelik hâline getiren ilkel insan beyni bulunuyor.

Yapacak daha anlamlı bir şey bulamadığımızda tanıdık duygular etkisini artırabiliyor ve otomatik pilotta davranmamıza yol açabiliyor. Bildiğimiz tepkiye yönelmek, her zaman bize iyi gelen bir seçim yaptığımız anlamına gelmez.

Bu döngüyü harekete geçiren başlıca tetikleyicilerimizden biri boşluk duygusu, diğeri ise ne yapacağını bilmeme hissi.

Bu duygular belirdiğinde geçmişten gelen alışkanlıklar bizi ele geçirmiş gibi hissedebiliriz. Sanki hemen bir şey yapmak zorundaymışız gibi sağa sola koştururuz. Bir hedefimiz olmadığında günün sonunda geriye yorgunluk ve kötü hissetme kalabilir.

Otomatik pilot yaşamdan çıkmak, her durumda kusursuz veya tamamen bilinçli davranmak anlamına gelmez. Öncelikle alışılmış tepkinin başladığını fark edip başka bir seçeneğin mümkün olup olmadığını sorabilmektir.

Bu farkındalık aynı zamanda alışkanlıkları değiştirmek için ilk adımdır. Burada amaç duyguları yok saymak değil; duyguyu ve ardından ortaya çıkan davranışı birbirinden ayırabilmektir.

Alışkanlıkları Değiştirmek İçin Önce Davranış Kalıplarını Fark Etmek

Geçmişten taşıdığımız bir alışkanlığın içinde olduğumuzu fark etmez ve büyük resmi göremezsek aynı tepkileri sürdürmemiz kolaylaşır.

Bu nedenle alışkanlıkları değiştirmek için ilk adım, durumu nasıl tanımladığımızı ve neye dayanarak böyle anladığımızı kendimize sormaktır.

Örneğin:

“Yaşamın sıkıcı olduğunu nasıl biliyorum?”

gibi bir soru, hazır yargıyı incelememize ve yaşadığımız anla ilgili farkındalık kazanmamıza alan açabilir.

Sonra tetikleyici durum karşısında nasıl davrandığımızı dışarıdan izlemeye çalışabiliriz:

Ne hissettim?

Ne yaptım?

Bu davranış beni nereye götürdü?

Bu soruların amacı kendimizi yargılamak değil, tekrar eden davranış kalıplarını daha net görmektir.

Duyguyu fark edip mevcut tepkiyi gözlemlediğimizde, duyguyla davranışın aynı şey olmadığını anlamaya başlarız.

Farkındalıkla Davranış Kalıplarını Değiştirmek

Bir sonraki adım, hissettiğimiz duyguyu anlamak ve o duyguyla alışılmış davranış arasına yeni bir seçenek koymaktır.

Farkındalıkla davranış kalıplarını değiştirmek, önce bu ayrımı görmekle; ardından yeni bir stratejiyi gerçek yaşamda denemekle mümkün olur.

Burada önemli olan, otomatik olarak ortaya çıkan ilk tepkiyle yapmak istediğimiz davranış arasına küçük de olsa bir alan koyabilmektir.

Örneğin kendimize şu soruları sorabiliriz:

Şu anda ne hissediyorum?

Bu duyguyla birlikte otomatik olarak ne yapmak istiyorum?

Bu davranışı daha önce yaptığımda sonuç ne olmuştu?

Bu kez farklı ne yapabilirim?

Seçtiğimiz yeni davranışı zihinsel tekrarlarla pekiştirmek de onu alışkanlığa dönüştürme sürecinin parçasıdır.

Burada bir anda her şeyi değiştirmekten değil, eski tepkinin yerine başka bir davranışı tekrar tekrar seçmekten söz ediyoruz.

Duyguların Davranışları Kontrol Etmesinden Farkındalığa

Duyguların davranışları kontrol etmesi, duygularımızı bastırmamız gerektiği anlamına gelmez. Duyguyu fark etmekle onun doğrultusunda otomatik olarak hareket etmek birbirinden farklıdır.

Önemli olan, bir duygunun ortaya çıktığı anla davranış arasında neler olduğunu görebilmektir.

Bazen yalnızca:

“Şu anda neden böyle davranmak istiyorum?”

diye sormak bile otomatik pilotta verdiğimiz tepkiyi fark etmemize yardımcı olabilir.

Biz ve bedenimiz, mevcut alışkanlıklarımızın dışına çıkmamıza yardımcı olacak farkındalığa ulaşmak için hangi enerji, alan ve bilinç olabiliriz?

Bunun için hangi soruları sorabiliriz?

Bundan daha iyi nasıl olur?

Daha başka neler mümkün?

Halis ŞAHİNER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir