Ben Dahiyim!

“Başkalarını bilmek bilgeliktir. Kendini bilmek aydınlanmadır.”
Lao Tzu
Özdeğer, insanın kendini başkalarının övgüsüne ya da eleştirisine göre ölçmeden, kendi varlığını ve yapabileceklerini kabul edebilmesidir. John Demartini’nin yaklaşık 15 yıl önce özdeğer ve doğuştan gelen deha üzerine yaptığı bir konuşmanın ardından yaşadığı olay, bu kabulün neden önemli olduğunu anlatıyor.
“Ben bir dâhiyim” demek neden zor gelebilir?
Konuşmadan sonra bir toplantı planlayıcısı Demartini’ye, “Doktor Demartini, konuşmanıza bayıldım. Ben bir toplantı planlayıcısıyım ve eğer ilgilenirsen senin için bir dizi konuşma ayarlayabilirim.” dedi. Demartini de “Harika, hadi yapalım” diye karşılık verdi.
İki hafta sonra kadın onu arayıp emlak kongresinde katılımcılara daha başarılı olmaları için ilham vermesini istedi. Konuşma başlamadan yaklaşık 30 dakika önce buluştuklarında ise bir ricada bulundu: “Başlamadan önce emin olmak istediğim bir şey var. Lütfen orada kalkıp ‘Ben bir dâhiyim’ dediğin şeyi tekrarlama.”
Demartini nedenini sorunca, kadın onun ego patlaması yaşadığını düşüneceklerinden korktuğunu söyledi ve bunu yapmayacağına söz vermesini istedi. İşleri için büyük planları olduğunu, böyle bir sözün her şeyi altüst edebileceğini de ekledi. Demartini gülümsedi: “Onlara ilham verecek şeyi yapacağım, merak etme.”
Platforma çıktığında salondaki herkesten bir ağızdan “Ben bir dâhiyim ve dehamı kullanıyorum” demelerini istedi. Organizatörü odanın köşesinde, yüzünü ellerinin arasına almış, “Aman Tanrım, gerçekten her şeyi mahvetti,” dercesine başını sallıyordu. Demartini o gün ateşli bir konuşma yaptı ve ayakta alkışlandı.
Özdeğer, övgüye ve eleştiriye bağlı değildir
Bu hikâyenin önemli noktası, bir salondan onay almak ya da kendini üstün ilan etmek değil; insanın kendindeki kapasiteyi inkâr etmeden görebilmesidir. Demartini, salondakilerin olumlamaya karşılık vermesini onların kendi büyüklüklerinin gerçeğini zaten bir yanlarıyla bilmelerine bağlıyor. Bazen bu gerçeği duymak ve hatırlamak yeterlidir.
Ayakta alkışlanmayı anlatırken, insanların bir bölümünün duygulandığını, diğer bölümünün ise ayağa kalkanlar tarafından reddedilmekten korktuğunu söylüyor. Ardından şu uyarıyı yapıyor: Ne övgüyle sevinmek ne de reddedilmekle ezilmek akıllıcadır; övgü ve suçlama, ustalık yolundaki yanılsamalardan başka bir şey değildir. Kim olduğunuzu bilerek sabit kalın ve dış seslerin bilge iç sesinizi yenmesine izin vermeyin.
Konuşmadan sonra organizatör, “İyi, başardın. Gıcırdayarak atlattık ama bunu bir daha yapmadığımızdan emin olmalıyız,” dedi. Demartini ise “Hakikate ilişkin bu tür kısıtlamalarla çalışmamayı tercih ederim,” diye karşılık verdi. Ona göre her bilinçli insanın içinde bilge bir deha vardır. Kendi dehasını keşfetmek, bu düşünceyi sadece bir olumlama olarak tekrarlamak değil, sahip olduğun kapasiteyi görmeye ve kullanmaya istekli olmaktır.
Organizatörün zorlandığı şey de tam olarak buydu: kendi dehasını kabul etmeye hazır olmaması. Demartini’nin yaklaşımında, kendini olduğundan daha küçük görmek insanın etkisini de sınırlar; çünkü kişi, ulaşabileceği insanlardan ve yapabileceklerinden geri durabilir. Kendine değer vermek ve başarı arasındaki bağ burada belirir: insan kendi değerini inkâr etmeden hareket ettiğinde, yeteneklerini ve katkısını başkalarına sunması kolaylaşır.
Öz sevgi olumlamaları ve kendini kabul etmek
Yazar ve yayıncı Louise Hay’in, zihin ve beden arasındaki iyileştirici bağlantı üzerine verdiği seminerlerden birinde Demartini de bu meseleyle karşılaştı. Hay’in egzersizlerinden biri, insanların aynanın karşısında durup doğrudan kendi gözlerine bakarak “Seni seviyorum. Sen güzel ve değerli bir insansın” demesiydi.
Bu sözleri söylemek birçok kişi için kolay değildi. Kızaranlar, kekeleyenler, hatta ağlayanlar oldu; kendilerine sevgiye layık olduklarını söyleyemediler. Öz sevgi olumlamaları kulağa basit gelebilir, ancak aynadaki kişiye bu sözleri yöneltmek, insanın kendine nasıl baktığını fark etmesine yardımcı olur. Önemli olan cümleyi otomatik biçimde tekrarlamak değil, kendini değersiz görmeye neden olan yargıları sorgulamaya başlamaktır.
Kendine değer vermek, zenginlik ve layık olma duygusu
Demartini, kendinize sevgi vermeye layık olduğunuza inanmıyorsanız kendinize zenginlik vermeye de layık olduğunuza inanamayabileceğinizi söylüyor. Bu, servetin tek başına özsevgiyle elde edileceğine dair bir garanti değil; kişinin kendisi için iyi olan şeyleri istemeye ve kabul etmeye ne ölçüde izin verdiğine ilişkin bir düşünce.
Şunu bir düşünün: İçinizdeki yaratıcı güç sizi size hayat verecek kadar sevdiyse, kim oluyorsunuz da servete başkaları kadar layık olmadığınızı söylüyorsunuz? Demartini’nin sorusu, okuyucuyu başkalarının değerini ölçmeye değil, kendi değerini neden daha aşağıda tuttuğunu görmeye çağırıyor. Kendini kabul etmek her şeyi bir anda değiştirmese de, kişinin yeteneklerini küçümsemeden kullanabilmesi için bir başlangıç olabilir.
How to Make One Hell of a Profit and Still Get to Heaven
John DEMARTINI
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






