Sadece olumlu düşünmek yeterli değildir

Hepimizin rüyaları vardır, değil mi? Ailemiz, arkadaşlarımız ya da çevremizdeki başka insanlar üzerinde bir şekilde fark yaratabilen özel kişiler olduğumuza inanmak isteriz. Yaşamımızın bir döneminde gerçekten ne istediğimizi ve neleri hak ettiğimizi düşünmüşüzdür.

Ne var ki yaşamın güçlükleriyle karşılaşınca çoğumuz rüyalarımızı unutur, özlemlerimizi bir kenara bırakırız. Geleceğimizi şekillendirebilecek gücümüzü gözden kaçırır; güvenimizi ve umudumuzu yitiririz. Oysa değişimin başlayabileceği yer, bugün attığımız adımlar ve verdiğimiz kararlardır. İçimizde uyuduğunu düşündüğümüz bu gücü uyandırıp rüyalarımızı yaşama geçirmek için şimdi harekete geçebiliriz.

Olumlu düşünme neden tek başına yeterli değildir?

Olumlu düşünme önemli bir başlangıçtır. Sorunların ne kadar kötü olduğuna takılıp kalmak yerine, nelerin nasıl çözülebileceğine bakmamıza yardımcı olur. Ancak olumlu düşünerek hayatı değiştirmek, yalnızca iyi şeyler olacağını ummakla gerçekleşmez. Nasıl düşündüğümüzü ve hissettiğimizi fark etmenin yanında, her gün ne yaptığımızı da değiştirmemiz gerekir.

Bu nedenle düşünceyi eyleme dönüştürecek stratejilere ve adım adım ilerlemeyi sağlayan bir plana ihtiyaç duyarız. Olumlu bir bakış açısı yönümüzü gösterebilir; fakat o yönde ilerlemek için seçim yapmalı ve harekete geçmeliyiz. Küçük bir adım bile, yalnızca neyin yanlış olduğunu düşünmekten çıkıp çözüm üzerinde çalışmaya başlamamızı sağlar.

Kişisel değişim, hislerde ve davranışlarda başlar

Yaşamınızda neyi değiştirmek ya da geliştirmek istiyorsunuz? Değişim isteği çoğunlukla iki alanda belirir: Hislerimizde ve eylemlerimizde. Daha fazla güven duymak, korkularımızı yenmek, mutlu olmak ya da geçmişte yaşananlar karşısında kendimizi daha iyi hissetmek isteyebiliriz. Bunun yanında sigarayı veya içkiyi bırakmak, ertelemeyi azaltmak gibi davranışlarımızı değiştirmeyi de hedefleyebiliriz.

Bu isteklerin ortaya çıkması tek başına yeterli değildir. Asıl güçlük, neyi değiştirmek istediğimizi bilsek bile nasıl ilerleyeceğimizi ve değişimi nasıl sürdüreceğimizi bilememektir. Kişisel değişim, bir anda her şeyi farklılaştırma zorunluluğu anlamına gelmez. Önce değiştirmek istediğimiz noktayı belirleyip, bugün uygulayabileceğimiz bir adım seçebiliriz. Böylece yaşamımızın niteliğini etkileyen seçimleri daha bilinçli biçimde ele almaya başlarız.

Peki, hayatını değiştirmek için ne yapmalı? Öncelikle değişimin mümkün olduğuna inanarak işe başlamalı ve dikkatimizi geçmişte işe yaramayanların üzerinde tutmak yerine, şimdi yapabileceklerimize çevirmeliyiz. Geçmişteki başarısız bir deneme, bugünkü bütün seçenekleri ortadan kaldırmaz. Olanlar için kendimizi yıpratmak yerine, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir sonraki adımı arayabiliriz.

Yılgınlık ve çaresizlik hissinden kurtulmak

Yaşamda her zaman kontrol edemeyeceğimiz olaylar olur. Çalıştığımız şirket küçülebilir ve işimizi kaybedebiliriz. Eşimiz bizi terk edebilir; aile fertlerimizden biri hastalanabilir ya da ölüme yaklaşabilir. Böyle zamanlarda, elimizden hiçbir şey gelmediğini düşünebiliriz. Bu duyguyu yok saymak değil, hangi noktada seçim yapabileceğimizi yeniden görebilmek önemlidir.

Belki iş bulmak ya da kendinizi daha mutlu hissetmek için bildiğiniz her şeyi denediniz ve hiçbir şey işe yaramamış gibi göründü. Yeni bir yaklaşımı deneyip yine istediğimiz sonuca ulaşamadığımızda çoğu zaman yeniden denemekten kaçınırız. Niçin? Çünkü hepimiz acıdan kaçmak isteriz. Hiç kimse başarısızlığı tekrar yaşamak ya da yalnızca hayal kırıklığına uğramak için kendini bütünüyle ortaya koymak istemez. Ancak bu deneyimlerin ardından vazgeçtiğimizde, hiçbir şeyin işe yaramayacağı düşüncesi giderek güçlenebilir.

Halbuki bu düşünce, bütün olasılıkların tükendiği anlamına gelmez. Yaşamınızı tersine çevirmede ilk adım, hiçbir şey yapamayacağınız ya da çaresiz olduğunuz inancını sorgulamaktır. Geçmişte denediğiniz yollar sonuç vermemiş olabilir; bu, bugün farklı bir yaklaşım deneyemeyeceğiniz anlamına gelmez. Yaşamım boyunca sık sık kullandığım bir ifade vardır: Geçmiş geleceğiniz değildir. Dün ne yaptığınızdan çok, şimdi ne yaptığınız önemlidir.

Bugün her şeyi bir anda çözmek zorunda değilsiniz. Önünüzdeki seçenekleri gözden geçirmek, yardım istemek ya da küçük bir işe başlamak bile hareketsizlik duygusunu kırabilir. Buradaki amaç, kontrol edemediğimiz olayları yok saymak değil; onlara ilişkin düşüncelerimiz, seçimlerimiz ve eylemlerimiz üzerinde sahip olduğumuz alanı fark etmektir.

Karar vermek ve küçük adımlarla ilerlemek

Mesaj basittir: Amaçlarınızın peşinden giderken sabrınızı ve esnekliğinizi koruyun. Çözüm olmadığı duygusuna teslim olmak yerine, yoğun ve sürekli biçimde eyleme geçin. Bir yol işe yaramadığında aynı sonucu bekleyerek onu tekrarlamak zorunda değilsiniz; başka bir yaklaşım deneyebilir, neyin değiştirilebileceğini yeniden değerlendirebilirsiniz. Bugün atabileceğiniz küçük adımlara odaklanın.

Peki, değişimi başlatan güç nerededir? Yeni sonuçlara ulaşmak için yeni eylemler gerektiğini biliriz; eylemlerimizin başlangıcında ise bir karar vardır. Kararın gücü, değişimin gücüdür. Yaşamımızdaki olayları her zaman kontrol edemeyebiliriz; fakat bu olaylarla ilgili ne düşüneceğimizi, neye inanacağımızı, ne hissedeceğimizi ve nasıl davranacağımızı seçebiliriz.

Kendimizi kabul etsek de etmesek de yeni seçimlerimiz yeni eylemlere, eylemlerimiz de yeni sonuçlara kapı açabilir. Bu yaklaşım, koşulların hiç önemli olmadığı anlamına gelmez; koşulların belirlediği sınırların içinde bile verebileceğimiz kararlar bulunduğunu hatırlatır. Olumlu düşünme, bu kararları görmemize yardımcı olabilir; asıl değişim ise düşünceyi kararlı ve sürdürülebilir eylemlerle desteklediğimizde başlar.

Sonuçta geleceğimizi; yaşam koşullarımız değil, verdiğimiz kararlar belirler.

 Anthony Robbins
 Bir Dosttan PUSULALAR

olumlu düşünme
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler