Aşkın Tarihçesi: Sevgililer Günü’nün Kökeni

Şubat ayı denilince pek çok kişinin aklına önce Sevgililer Günü gelir. Peki bu gün nasıl ortaya çıktı, ne zamandan beri kutlanıyor ve aşkın tarihçesiyle nasıl ilişkilendiriliyor? Bu soruların yanıtı tek bir başlangıç hikâyesinden ibaret değil; antik dönem gelenekleri, Aziz Valentine anlatıları ve zaman içinde oluşan romantik alışkanlıklar bu tarihin çevresinde buluşuyor.
Sevgililer Günü tarihi: Antik çağlardan gelen gelenekler
Şubat ayının ortasının aşk ve birliktelikle ilişkilendirilmesi antik çağlara kadar uzanır. Antik Yunan takvimlerinde ocak ayı ortası ile şubat ayı ortası arasındaki Gamelyon ayı, Zeus ile Hera’nın kutsal evliliğine adanmıştı. Bu örnek, yılın bu döneminin farklı toplumlarda evlilik ve birliktelik düşünceleriyle yan yana geldiğini gösterir.
Antik Roma’da ise 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus adına Lupercalia olarak kutlanırdı. Aktarılan geleneklere göre Lupercus’un din adamları tanrıya keçi kurban eder, ardından keçi derisinden bir parçayı başlarına koyarak Roma sokaklarında dolaşır ve karşılaştıkları kişilere dokunurlardı. Genç kızların bu dokunuştan pay almak için öne çıktığı; bunun doğurganlığı kolaylaştıracağına inanıldığı anlatılır.
Lupercalia arifesi olan 14 Şubat’ta genç erkeklerin, isimleri yazılı kızlar arasından kura çekerek bayram süresince çift olma alışkanlığı da bu anlatının bir parçasıdır. 469 yılında Papa’nın gayri-Hristiyan bayramını yasakladığı, ancak kura geleneğine izin verdiği aktarılır. Bundan sonra kâğıtlarda genç kızların değil azizlerin isimleri yer almıştır. Dolayısıyla Sevgililer Günü nasıl ortaya çıktı sorusunun yanıtı, tek bir olaydan çok, farklı dönemlerde değişip dönüşen geleneklerin izinde aranmalıdır.
Aziz Valentine ve 14 Şubat’ın romantik anlamı
1908 tarihli Katolik Ansiklopedisi’nde yer alan eski şehitler listesinde, 14 Şubat günüyle ilişkilendirilen ve inancı nedeniyle öldürülmüş üç Aziz Valentine’dan söz edilir. Bu nedenle Valentine ile romantik aşk arasındaki bağın tarihsel belgelerde kesin biçimde gösterilemediği, kimi tarihçilere göre bunun bir efsane olduğu belirtilir. Valentine’nin onuruna kutlama gününün 14 Şubat 496’da Papa Gelasius tarafından ilan edildiği de bu tarih anlatısında yer alır.
Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ise daha sonraki kaynaklarda görünür. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı esere göre Fransa ve İngiltere’de 14 Şubat, kuşların çiftleşme günü olarak bilinirdi. Bu inanışla ilişkilendirilen günde sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar verir ve notlarında “Valentine” diye hitap ederdi. Sevgililer Günü neden 14 Şubat’ta kutlanır sorusuna verilen yanıt bu nedenle birden fazla tarihsel ve geleneksel anlatıyı içerir; bugünün romantik anlamı, Aziz Valentine anlatılarıyla birlikte zaman içinde şekillenmiştir.
Valentine’ın, öldürüleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine “Valentine’ninden” imzalı bir aşk notu verdiğini anlatan efsane de bu hikâyeler arasındadır. Bir başka anlatıda, Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemde Valentine’ın onların gizlice evlenmelerine yardım ettiği söylenir. Bu hikâyeler romantik aşk ile azizin adını birbirine bağlasa da, anlatıların efsane niteliğini ve tarihsel ilişkinin kesin olmadığını akılda tutmak gerekir.
Sevgililer Günü ne zamandan beri kutlanıyor?
Sevgililer Günü’nün bugünkü biçimine kavuşması, yalnızca eski geleneklerle açıklanamaz. 1800’lü yıllarda Amerikalı Esther Howland’ın Sevgililer Günü kartı göndermesiyle bu tarih daha geniş bir toplumsal kutlamaya dönüştü. Zamanla hediyeleşme ve kart gönderme alışkanlıkları yaygınlaştı; günün ticari yönü de güçlenerek Sevgililer Günü’nü dünyanın birçok yerinde alışverişin canlandığı dönemlerden biri hâline getirdi.
Bu dönüşüm, günün anlamını yalnızca alınan hediyenin maddi değerine indirgemek zorunda değil. Bir hediye seçmek kadar, karşınızdaki kişiye emek vererek onun için bir şey hazırlamak da anlamlı olabilir. Eski anlatılardan günümüzdeki kutlamalara uzanan aşkın tarihçesi, sevgi ifadesinin biçimlerinin değişebildiğini; kişisel ve yaratıcı dokunuşlarınsa hâlâ özel bir yer taşıdığını düşündürür.
Maddi değerden çok emek: Kendi hediyenizi hazırlayın
İsterseniz hazır bir hediye almak yerine kendi yaratıcılığınızı kullanarak kart, takvim ya da kısa bir film hazırlayabilirsiniz. Bunun için herkesin kullanabildiği PowerPoint’te önce güzel bir zemin seçebilir, ardından sizin ve sevdiğiniz kişinin fotoğraflarını bu zemine yerleştirebilirsiniz. Arka plana romantik bir şarkı ya da müzik eklediğinizde, kişisel bir sürpriz ortaya çıkar.
Böyle bir çalışma, sevdiğiniz kişiye birlikte paylaştığınız anları hatırlatmanın ve ona zaman ayırdığınızı göstermenin bir yolu olabilir. Klasik, maddi değeri yüksek hediyelerin yerine kendi emeğinizle hazırladığınız bir şeyin geçmesi, hediyenin manevi anlamını artırır. Küçük bir kart ya da kısa bir film bile, onu hazırlarken gösterdiğiniz özen sayesinde unutulmaz bir jest hâline gelebilir.
Aragon’un dediği gibi mutlu aşk var mıdır, yok mudur bilemem; ama hepinize aşk dolu, mutlu bir Sevgililer Günü dilerim.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







