Seni Seviyorum

Sevgiliye sevgiyle…
Allah sevgisi: unutmak ve yeniden hatırlamak
Sevgili Tanrım, Sevgilim olur musun? Yol gösterenim, amacım, nihayetim… Beni burada sensiz bırakma. Biliyorum, bırakmazsın; ama ben bazen seni unuturum. Kusura bakma, insanlığıma ver. Bedenlendiğimden beri bir yanım seni unutmaya meyilli, bir yanım ise hep hatırlamakta.
Senden geldim ben, seni yansıtırım; ben senim. Senin sonsuz, sınırsız ve beklentisiz sevginden yaratıldım. Senin gibi sevebilmeyi, senin gibi affedici ve verici olmayı öğret bana. Sen her yerde ve her zaman var olurken, ben de sensem eğer, ben de her yerde ve her zamandayım. Hem sevgilimin gözlerinde hem çocuğumun kokusundayım.
Bu mektupta Allah sevgisi, yalnızca söylenen bir söz değil; özleyişte, kendine dönme çabasında ve yeniden hatırlama arzusunda hissedilen bir yakınlık. Tanrı sevgisi bazen insanın içinden yükselen bir soruya, bazen de sevdiğine seslenir gibi kurduğu birkaç cümleye sığar. Benim için bu, Tanrı ile manevi bağımı aradığım, unutsam da yeniden sana yöneldiğim bir konuşma.
Tüm çözümlerin ortasında, her şeye sahibim; sendeyim.
Özlem, teslimiyet ve kendini sevmeyi öğrenmek
En çok canımı sıkan, burada sensizlik. Senin varlığını anımsatan her şeyin peşinden gidiyorum. Ben, senin beni sevdiğin gibi kendimi sevsem, kalbim bu titreşime dayanır mı, bilmiyorum. Bir yanım sana kavuşmak için can atarken diğer yanım burayı tamamlamaya çalışıyor. Bir sarılsam, her şeyi yine unutacağım. Bu nasıl muazzam bir döngü: unut, hatırla; unut, hatırla… Öyle hayranım ki sana, herkese seni anlatırım. Bir anlaşma yapalım; sen beni bırakmayacağına söz ver, ben de seni artık aramayacağıma söz vereyim.
Yanımızdasın, bizlesin; kalplerimizi aydınlat, ruhumuzu yükselt. Şu anda her şeyden çok sana ihtiyacımız var. Bazen neye ihtiyacımız olduğunu biz bilemeyiz; sen söyle. Hatalarımızdan dolayı çok acı çekiyoruz. Yaralarımızı sar, iyileştir, şifa ver bizlere.
Seni öyle özlüyoruz ki, içimizde dolduramadığımız boşluğun, peşinden gittiğimiz bağımlılıkların sebebi bu özlemmiş gibi geliyor. Nereye gitsek, ne yapsak, sen yoksan her şey tatsız, tuzsuz. Bize yardım et; buraya neden geldik, hatırlat. Unutuyoruz, azaptayız. Neydi görevim, ne yapacaktım, neyin sözünü vermiştim, neye imza atmıştım? Lütfen hatırlat; mümkünse her an, her dakika. Hatırlat ki tamamlayayım, büyüyeyim, yükseleyim. Bunu yapmazsam eksideyim, anladım; yardım et.
Görevim önemli mi, sıradan mı? Yaparsam ne olur, yapmazsam ne olur? Biraz daha yapmasam ne olur? Ben mi yazdım her şeyi? İnanamıyorum; bu kadar acıyı, derdi seçmiş olamam. Bir tür delilik hâliymiş, kusura bakma. Tekrar yazıyorum, bundan sonra haberin olsun: zor dediklerim kolay ola. Bana fırsatlar, denk düşmeler, yeni yollar, düşünceler ve yeni alışkanlıklar yolla; ya da ben yaratayım, sen onayla.
Tanrı’ya sevgi dolu dua: affedilme ve kabul dileği
Beni sev, sev, sev… Sanırım sevgine ne burada ne orada doyacağım. Bazen şımarık bir çocuk gibiyim; hayatımın sorumluluğunu başkalarına yüklemeye bayılıyorum. Ne olur, bu oyun bir kere işe yarasa da ben bedel ödemesem? Bu nasıl ince bir adalet, şaşırıyorum.
Ben de seni öyle çok seviyorum ki, bazen yaptıklarımdan dolayı karşına çıkacak yüz bulamıyorum; öyle mahcup, öyle pişman, ne yaptığını bilen bir hâlde kalıyorum. İşte bu anlarda tut ellerimden, hatırlat kendini, affet beni. Sana bir daha hata yapmayacağıma söz veremem; yine yapacağım. Bunun için göndermedin mi beni?
Konuşsak her gün; buluşsak, ben sorsam, sen cevaplasan, dertleşsek, gülsek… Bazen, öyle bunaldığım ve sıkışmış hissettiğim anlarda çekip yanına gelesim geliyor. Bu beden öyle dar ki anlatamam. Cevabını biliyorum: “Ben hep yanındayım,” diyeceksin; beni sinirlendireceksin. “Madem yanımdaydın, neden izin verdin?” diyeceğim ben de. “Sen öyle istedin,” diyeceksin; yine sinirleneceğim.
Tamam, kızmıyorum; pes. Kızmak çözüm getirmedi, keşfettim. O zaman olanı olduğu gibi kabul etme gücü ver bana; kendim de dâhil. Hâlâ kendime dayanamadığım, insanlaşıp uyumlanamadığım zamanlar oluyor. Kendimi sevme gücü ver bana. Ben kendimi seversem yeni bir dünya yaratırım ya da dünyayı yerinden oynatırım. Kendimi seviyorum, kendimi seviyorum, kendimi seviyorum… Her gün bin kere söylesem sever miyim, ne diyorsun?
Yardım için hep son anı beklemesen, önceden hazırlasan, diyorum. “O sırada hazırlanıyor,” mu diyorsun? Anlıyorum. Senden başka hangi enerjiden, hangi varoluştan, hangi gerçeklikten bahsedilebilir? Her şey seninle, sendedir; yani bendedir. İster Tanrı de ister Allah, ister enerji; neden bahsettiğimi ruhun bilir, ona iyi bak.
Bu satırlar, Allah’a yazılmış sevgi mektubu gibi, özlemi ve yakınlık arzusunu saklamadan dile getiriyor. Tanrı’ya sevgi dolu dua ederken kusursuz olacağıma değil, unutunca yeniden hatırlamaya ve kendimi de sevmeyi öğrenmeye niyet ediyorum. Seni çok seviyorum, hep hatırla…
Sevil ŞATANA
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







