Düşüncelerinizi Nasıl Yansıtırsınız? Ayna Tekniği

Para bilinci: düşünceyi eylemle desteklemek

Çoğu insanın karşı karşıya kaldığı büyük sorunlardan biri parasızlıktır. Zihin gücüyle bin dolarlık banknotlar edindiğini söyleyen insanları duymuş olsam da bana göre para, düşünceyi ve enerjiyle ortaya konan eylemi birleştirdiğimizde gelir. Düşünceniz dikkatinizi fırsatlara yöneltebilir; bir fırsat ufukta belirdiğinde de onu elde etmenin yollarını aramanıza yardımcı olabilir. Yatırım bankacılığı yaptığım dönemde büyük servet sahibi pek çok insan tanıdım. Her birinin bir “para bilinci” vardı ve servetlerini nasıl oluşturduklarına dair anlattıkları, daha önce sözünü ettiğim deneyimlere benziyordu.

ayna tekniği

Ne dilerseniz dileyin, temel yaklaşım aynıdır: İstediğiniz şeyi zihninizde canlandırın ve ona ulaşacağınıza dair kendinize telkinde bulunun. Fakat yalnızca bekleyerek sonuca ulaşacağınızı düşünmeyin. İşinize devam edin, amacınızı aklınızda tutun ve imkânınız ölçüsünde birikim yapın. Maaşınızdan ayırabildiğiniz her miktar, hedefinize doğru atılmış bir adımdır. Birikiminiz arttıkça, bunu kumar ya da düşünmeden yapılan yatırımlar yerine değerini araştırdığınız varlıklara, mülke veya kendi işinize yönlendirmeyi değerlendirin. Sağlam bir temeli olmayan işlere aceleyle girmeyin; yatırım yapmadan önce güvenilir tavsiye alın. Düşünce gücü, bu anlatıda eylemin yerine geçen bir sihir değil, amaca odaklanmayı ve kararlı adımlar atmayı destekleyen bir unsur olarak ele alınır.

ayna tekniği

Bir fikrin fırsata dönüşmesi: iki başarı öyküsü

Bir kadınla kızının yirmi beş yılda yarım milyon dolardan fazla birikim yaptığını hatırlıyorum. Birikimlerinin önemli bir bölümü apartman ve depo binalarından oluşan gayrimenkullere dönüşmüştü. Kadının kocası Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa süre sonra ölmüş ve ona büyükçe bir ev bırakmıştı. Kadın, liseyi yeni bitiren kızıyla birlikte nasıl geçineceğini düşünüyordu. Bir işte çalışma ya da işletme yönetme deneyimi yoktu; fakat yemek pişirebiliyor ve ev işleriyle ilgilenebiliyordu. Bir sabah aklına odaları kiraya verme fikri geldi. Bu, başlangıç oldu. İki yıl içinde evi ve işini kârla sattı; ünlü bir erkekler kulübünün karşısında daha büyük bir ev aldı. İyi yemekleriyle kulübün müşterilerine hizmet verebileceğine inanıyordu ve bu işi aldı.

Yoğun zamanlarda hiçbir işi kendisi için küçük görmüyor, gerektiğinde işin başında duruyordu. Evinde kalan yaşlı bir iş insanı bir gün ona çay salonu açmasını önerdi ve mekân için finansman sağlayabileceğini söyledi. Kadın, bir ofis binasının çatı katında yer buldu. Servisi kendisi yürütürken kızı yoğun saatlerde kasaya bakıyor, diğer zamanlarda mutfakta çalışıp çalışanlara yardımcı oluyordu. Çay salonu kısa sürede iş insanlarının tercih ettiği bir yere dönüştü. Kadın daha sonra bir mortgage şirketi aracılığıyla plaj oteli satın aldı ve çay salonunu iyi bir fiyata sattı.

Bu sırada menkul kıymetlere de yatırım yapan kadın, yirmi beş bin dolarlık birikim oluşturdu ve bu parayı eski bir apartmanın peşinatı olarak kullandı. Binayı yenileyip daha çekici hâle getirdi, işletmesini üstlendi ve popüler bir yere dönüştürdü. Başarısı duyulunca, başka apartmanları olan bir sigorta şirketinden bazı binaları maaş ve pay karşılığında işletme teklifi aldı. Sermayesi büyüdükçe yeni satın alma fırsatları da çıktı. Onun hakkındaki son haberimde, yalnızca şehirde apartmanlar değil, yakındaki sahilde bir ev de aldığı söyleniyordu. Eskiden apartmanlarını yalnızca yaz aylarında işletirken artık yıl boyunca müşteri ağırlıyordu.

İşe yarar bir fikri olan kişinin, fikrini finanse edecek kaynağı bulmakta çoğu zaman daha az zorlandığını gözlemledim. Ancak başkalarını ikna etmeden önce, kişinin kendi fikrine inanması ve onu anlaşılır biçimde anlatması gerekir. Büyük servetler bir günde kurulmaz; mevcut birikime, kazanılan ve yeniden yatırılan gelirler eklenerek büyür. Bu hikâyenin vurgusu yalnızca inanmak değil, fikri emek, plan ve devamlılıkla desteklemektir.

Benzer bir başka öyküde, iflas etmiş bir eczanenin yeri ve demirbaşları bina sahibine, depodaki ilaçların çoğuysa toptancıya aitti. Genç bir eczacı dükkânı yeniden açmak istiyordu fakat başlangıç sermayesi yoktu. Sonunda bina sahibiyle toptancıyı bir araya getirip onları ikna etti. Mekânı yeniden işletmek isteyen bina sahibi, eczacıyı birkaç ay finanse etmeyi kabul etti; toptancıya da gerekli güvence verildi. Eczacının karısı tezgâhın arkasında yardım etti ve işler büyümeye başladı.

ayna tekniği

Genç eczacı, insanlara yardımcı olacağını düşündüğü bir ilaç üzerinde çalışmak istiyordu ama daha önce kendisini finanse edecek birini bulamamıştı. Bir gün bina sahibiyle konuşmaya karar verdi. Planına yürekten inanıyor ve bunu açıkça ifade ediyordu. Bina sahibi onun için bir şirket ayarladı ve başlangıçta beş bin dolar koydu. İlaç, eczane kapandıktan sonra akşamları kiralık evin bodrumunda şişelendi. Ürüne ilgi arttıkça iş büyüdü ve ülke geneline yayıldı. Bristol’un aktardığına göre ilk birkaç yılda bina sahibinin borcu ödendi ve kârı elli bin doları aştı. Daha sonra eczacı ve şirketi, işe başladıkları binayı satın aldı. Bu örnek, inancın bir fikri anlatma ve başkalarını harekete geçirme biçimiyle nasıl birleştiğini gösteriyor; tek başına başarı garantisi verdiğini değil.

Bristol, Büyük Bunalım döneminde başka bir adamın anlattığı öyküye de yer verir. Hayatı boyunca ofis işlerinde çalışan bu adam, bir gün daha düşük bir pozisyonda ve daha az maaşla çalışır hâle gelmişti. Karısı, gelirlerinin onda birini kiliseye vermeyi savunan bir dini topluluğa katılmıştı. Bir gece kocasını da kiliseye götürdü ve adamın zihninde bir fikir belirdi: Babasının berber ve güzellik salonlarında kullanılmak üzere hazırladığı losyonun eski formülünü aramaya başladı. Hurdacılardan bulduğu eski şişeleri temizleyerek ürünün ilk kaplarını hazırladı. Berberleri ve güzellik salonlarını dolaşıp losyonunu kendisi tanıttı. Anlattıklarına güven duyulunca işi büyüdü; daha sonra üretim ve dağıtım ağı kuruldu.

Adam başarısında, gelirinin onda birini bağışlama ilkesinin ve bu ilkeye duyduğu inancın payı olduğuna inanıyordu. Bristol, benzer biçimde bağış yapan ve başarılarını bu prensiple ilişkilendiren başka kişilerden de söz eder; ancak bunun başarı üzerindeki etkisini kesin olarak bildiğini iddia etmez. Önemli nokta, insanların benimsedikleri bir ilkenin kendi eylemlerini ve tutumlarını nasıl etkilediğine dair inançlarıdır.

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Düşünce, hayal gücü ve eylem

Maddi dünyadaki pek çok şey önce bir fikir olarak ortaya çıkar. Bir mal satan kişi, yalnızca nesnenin kendisini değil; makinenin yaptığı işi, yapı malzemesinin kullanımını ya da yiyeceğin besin değerini ve lezzetini de anlatır. İşler ve servetler, bir düşüncenin hayal gücüyle şekillenip eylemle desteklenmesiyle gelişebilir. Düşünceleri gerçeğe dönüştürme ifadesi burada, bir şeyi yalnızca zihinde canlandırmak değil, tasarlanan hedefe uygun adımlar atmak anlamına gelir.

Bristol, yıllar boyunca Jantzen mayolarını üreten Jantzen Trikotaj İmalathanesi’nin gelişimini izlediğini anlatır. Ona göre şirket, küçük bir başlangıçtan dünya çapında bilinen bir kuruluşa dönüşmüştü. Şirketin yönetim kurulu başkanı I. A. Zehntbauer’le bu yaklaşım üzerine konuştuğunu ve onun izniyle yazdığı mektuptan alıntı yaptığını belirtir:

“Söylediğiniz gibi, bazı insanlarda onları mutlu ve başarılı bir hayata götüren, tanımlanamayan bir şey var. Diğer insanlar da çok çalışıyor ama mutluluk ve başarı getiren o şeye sahip değiller.” Zehntbauer, bu niteliği sistematik biçimde geliştirmeye çalışmadığını, ailesinden ve özellikle annesinden öğrendiğini söyler. Dört kardeş olduklarını; annelerinin “Yapamam” sözlerine karşı çıktığını ve başkalarının yapabildiği bir şeyi onların da öğrenebileceğini söylediğini aktarır. Bir işte ustalaşana kadar uğraşmak, zorluk derecesi ne olursa olsun denemeyi sürdürmek ve yakınmaktan kaçınmak, ailelerinden öğrendikleri tutumlar arasındadır.

Annesi, şikâyet ettiklerinde onlara şöyle dermiş: “Homurdanıp durmayın ve böyle güzel bir dünyada yaşadığımız için çok şanslı olduğumuzu düşünün. Şikâyet etmek yerine neşelenin, gülümseyin ve elinizdekilerin tadını çıkarın.” Zehntbauer, ailece mutlu olmalarını anne ve babalarının bu yaklaşımına bağlar. Babası da “Olaylara her zaman iyi yanından bak, karanlık yanlarından değil” diyerek annesini desteklemiştir. Mektupta, herkesin böyle bir aile ortamına sahip olmayabileceği; ancak öz disiplinin, bakış açısının ve pratik yapmanın geliştirilebileceği düşüncesi öne çıkar.

Zehntbauer, bu yaklaşımın hiçbir eğitim ya da deneyim olmadan bir kişiyi doğrudan büyük bir şirketin başına taşıyacağı izlenimini vermek istemediğini de özellikle belirtir. İstisnalar olabilse de önce gerekli becerileri edinmek ve kendini hedeflenen işe hazırlamak gerekir. Bristol’un aktardığı bir yönetici sözü de iş arayanların yalnızca kendi isteklerine odaklanmak yerine, çalışacakları yere nasıl katkı sağlayabileceklerini düşünmeleri gerektiğini hatırlatır. “Kendi düşüncelerini izlemezsen, kendi düşüncelerini izleyen birinin düşüncelerini izlersin” sözüyle de düşünmenin ve yön belirlemenin önemini vurgular.

Düşünmeyen ve yaratıcı yeteneklerini kullanmayan kişiler, ne yapacaklarına başkalarının karar vermesine daha kolay izin verir. Bu nedenle Bristol, kişinin istediği işi ya da yaşam biçimini zihninde canlandırmasını; amacına duyduğu inancı güçlendirmesini ve tasavvur ettiği yönde çalışmasını önerir. Tatil örneği bunu basitçe anlatır: Önce tatile çıkma fikri oluşur, sonra gidilecek yer seçilir ve kişi kendini dağda, deniz kıyısında ya da yeni bir şehirde hayal eder. Ardından plan yapmak ve yola çıkmak gerekir. Zihinsel resim, eylemle birleştiğinde hedefe yönelmeyi kolaylaştırır.

Ayna tekniği nasıl yapılır?

Bristol, kartlarla yapılan çalışmanın ardından kendi “ayna tekniği” dediği yöntemi anlatır. Yıllar önce tomrukçuluk ve bıçkı makineleriyle ilgili patentlere sahip varlıklı bir iş insanının otel süitinde düzenlediği toplantıya konuk olduğunu söyler. Ev sahibi, geliştirdiği yeni bir imalat yöntemini gazetecilere, bankacılara ve sanayi liderlerine anlatacaktı. Akşam ilerleyip ev sahibi sarhoş olduğunda Bristol onu yatak odasına doğru giderken görür. Yardım etmek için peşinden gittiğinde, adamın tuvalet masasını tutup aynadaki yansımasına baktığını fark eder.

Ev sahibi aynaya bakarak kendine şöyle seslenir: “John, seni yaşlı kurt, seni sarhoş etmeye çalıştılar ama sen onları kandıracaksın. Sen ayıksın, ayıksın, ayıksın. Bu senin partin ve ayık olmak zorundasın.” Bristol, adamın sözleri tekrarladıkça duruşunun dikleştiğini ve yüz kaslarının toparlandığını gözlemlediğini aktarır. Yaklaşık beş dakika içinde görünüşünün değiştiğini, daha sonra yemek salonuna döndüğünde ev sahibinin sunumunu etkileyici biçimde yaptığını anlatır. Bu, Bristol’un yöntemi keşfetmesine yol açan kişisel gözlemidir; her durumda aynı sonucun alınacağına dair bir garanti olarak değil, yazarın deneyimi olarak okunmalıdır.

Bristol, bu olaydan sonra yöntemi insanlara anlattığını söyler. Kendisine dertlerini anlatmaya gelen bazı kişileri uzun bir aynanın karşısına geçirip gözlerinin içine bakmalarını ve orada ne gördüklerini söylemelerini istediğini aktarır: Sulu gözlü biri mi, yoksa mücadele etmeye hazır biri mi? Ona göre bu soru, kişinin dikkatini kendi hâline ve duruşuna yöneltiyordu. Ayrıca Drew Pearson’ın, Winston Churchill’in önemli konuşmalar öncesinde aynada prova yaptığını; Woodrow Wilson’ın da benzer bir yöntem kullandığını söylediğini aktarır. Bu atıflar Bristol’un metninde yer aldığı biçimiyle korunmuştur.

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Ayna karşısında prova ve olumlama

Bristol’a göre ayna, yalnızca görünüşe bakmak için değil; konuşma, satış sunumu ya da önemli bir görüşme öncesinde prova yapmak için de kullanılabilir. Genç bir muhabirken Billy Sunday’le yaptığı röportajı anlatan Sevareid’in sözlerinde, Sunday’nin konuşma yaparken aynadaki yansımasına baktığı aktarılır. Bristol ayrıca tanıdığı başarılı bir sigorta satıcısının, ayna önünde sunumunu prova etmeden iyi bir satış beklemediğini söylediğini yazar. Bu örneklerde ortak nokta, kişinin önce kendi anlatımına inanmasıdır. “Kendini ikna edebilirsen, karşındakini de edebilirsin” sözü de bu fikri özetler.

Ayna karşısında olumlama yapmak, hedefinizi kendinize yüksek sesle hatırlatmanın ve kendinizi o hedef için hazırlanırken görmenin bir biçimidir. Bristol, satışın yalnızca ürün satmakla sınırlı olmadığını; kişiliğimizi, hizmetimizi veya fikirlerimizi de başkalarına anlattığımızı söyler. Bir düşünceyi karşı tarafa aktarırken heyecanımız ve kendimize güvenimiz de iletişimin parçasıdır. Ayna önünde prova, bu nedenle konuşmanın içeriğini ve beden dilini birlikte gözden geçirmeye yarar.

Bristol, ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemde satış ekipleriyle çalışırken de bu yöntemi kullandığını anlatır. Tart dağıtan bir şirketin araçlarının arka iç kapılarına aynalar yerleştirilmesini ister; böylece sürücü-satıcı malları dağıtmak için kapıyı açtığında aynayı görür. Satıcılardan müşteriye gitmeden önce kaç tart satmayı hedeflediklerine karar vermelerini ve aynada bu hedefi kendilerine söylemelerini ister. Aylardır bir restoran sahibine satış yapamayan bir sürücü, yöntemi denediği gün kadına on tart sattığını anlatır. Bristol, bu örneği hedef belirleme ve satış öncesi hazırlığın önemini göstermek için aktarır.

Yazar, eski şirketinde çalışanların palto ve şapkalarını bıraktığı odaya bir ayna koyduğunu da söyler. Aynaya “Kazanacağız”, “Yorulmak nedir bilmeyen bir zihin için hiçbir şey imkânsız değildir”, “Cesaretimiz var, kanıtlayalım”, “Dünyaya kolay lokma olmadığımızı gösterelim” ve “Bugün ne kadar satış yapacaksın?” gibi sloganlar yazmış; zamanla bunları sabunla doğrudan aynaya yazmaya başlamışlardır. Daha sonra ofisin çıkışına ve çalışanların masalarına da aynalar yerleştirmiştir. Bristol, satış ekibinin gelirlerinde artış olduğunu ve bu konuda kendisine mektuplar geldiğini aktarır. Bu sonuçları kendi gözlemi olarak anlatır; okuyucunun aynanın tek başına aynı başarıyı sağlayacağı sonucunu çıkarması gerekmez.

Ayna tekniği nasıl yapılır diye merak ediyorsanız Bristol’un tarif ettiği temel uygulama basittir: Belinizin üstünü rahatça görebileceğiniz bir aynanın karşısına geçin. Dik durun; omuzlarınızı ve başınızı toparlayarak kendinizi hazır hissedeceğiniz bir duruş alın. Güç ve kararlılık hissedene kadar üç ya da dört kez derin nefes alın. Ardından gözlerinizin içine bakın ve ne istediğinizi açık, duyulabilir bir sesle kendinize söyleyin. Buradaki amaç, belirsiz bir dileği tekrarlamak değil; hedefinizi netleştirip kendinizi ona hazırlanırken görmektir.

Bristol, uygulamayı sabah ve akşam düzenli biçimde yapmayı; hedefinizi hatırlatması için aynaya kısa bir parola ya da slogan yazmayı önerir. Bir iş görüşmesi veya sunum öncesinde de ne söyleyeceğinizi ve nasıl duracağınızı prova edebilirsiniz. Konuşma yapacaksanız, sözlerinizi aynanın karşısında tekrarlayın ve size doğal gelen el hareketlerini deneyin. Böylece hem ifadelerinizi hem de beden dilinizi gözlemleyebilirsiniz. Bristol’un iddiasını kesin sonuç vaadi olarak değil, kendine güveni ve hazırlığı desteklemeye yönelik bir alıştırma olarak değerlendirmek daha yerinde olur.

Bir yönetici ya da satış sorumlusuysanız, ekip içinde hedefleri ve cesaret verici ifadeleri görünür kılabilirsiniz. Ancak aynayı kibir ya da gösteriş için değil, olmak istediğiniz kişiyi daha bilinçli biçimde prova etmek için kullanın. Tam boy ayna karşısında duruşunuzu ve yürüyüşünüzü gözlemlemek de Bristol’un önerileri arasındadır. Ayna, başkalarının sizi nasıl görebileceğine dair bir fikir verir; siz de kendi duruşunuz üzerinde çalışabilirsiniz. Bu yaklaşımda önemli olan, rol yapmak değil, hedeflediğiniz davranışı önceden deneyip günlük eylemlerinizle desteklemektir.

ayna tekniği

Sezgi, hedef ve uygulanabilir adımlar

Bristol, sezgi ve önsezi konusunda da düşüncelerini paylaşır. Bazı psikologların sezgisel fikirleri, birikmiş bilgi ve daha önce edinilmiş deneyimlerin yansıması olarak açıkladığını aktarır. Kimyagerler, mucitler ve deneme yanılma yöntemiyle çalışan kişiler için önceki bilgi ve deneyimler elbette önemli olabilir. Bununla birlikte Bristol, bazı keşiflerin ve yaratıcı fikirlerin bilinçli biçimde çözüm aramadığımız anlarda ortaya çıkabileceğini düşünür. Bu, yazarın kendi görüşüdür; metinde farklı bakışların bulunduğunu da belirtmek gerekir.

Onun önerisi, bir sorunu önce tüm yönleriyle düşünmek, ardından bir süre zihni dinlendirmektir. Bristol, uykuya dalmadan önce çözüm üzerine düşünmeyi ve akla gelen fikri not edip değerlendirmeyi önerir. Bir çözümün ya da bir kişiyi arama isteğinin akla gelmesi, tek başına doğru olduğunun kanıtı değildir; fikri mevcut koşullarınız ve planınız içinde tartmak gerekir. Korku duyduğunuz bir görüşme öncesinde kendinize “Onu görmeye gitsem ya da arasam kaybedecek neyim var? Bunun ne zararı olabilir?” diye sormak, çekincenizi daha açık değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Bristol aynı zamanda önseziyi kumarda ya da kolay kazanç arayışında kullanmaya karşı uyarır. Kart oyunları, at yarışları veya borsa üzerinden bedelsiz kazanç elde etme umuduyla hareket etmenin risklerine dikkat çeker. Bir isteğin güçlü olması, onun mutlaka sağlam bir öngörü olduğu anlamına gelmez; bazen yalnızca gerçekleşmesini arzuladığımız bir düşünce olabilir. Bu nedenle ani bir fikri değerlendirirken aceleyle karar vermek yerine, hedefinizle ve gerçek koşullarla ilişkisini gözden geçirin.

Mevcut kapasitenizin çok ötesinde sorumluluklara atlamak da akıllıca değildir. Yeni bir iş ya da görev için önce gerekenleri öğrenmek ve bir eylem planı hazırlamak gerekir. Bristol’un eczane örneğinde olduğu gibi, yalnızca “ilaç” istemek yerine hangi ilaca ihtiyacınız olduğunu bilirsiniz. Hedef belirlerken de ne istediğinizi mümkün olduğunca açık tarif edin. Düşünce, yönünüzü tayin etmeye yardımcı olabilir; plan ve emek ise bu yönü izlenebilir adımlara dönüştürür.

Ne istediğinize karar verip zihninizde onun resmini oluşturduğunuzda, ilk adımı atmış olursunuz. Bu hedefi düzenli olarak hatırlamak ve ona uygun davranmak, düşüncenizi günlük yaşamınızda görünür hâle getirir. Ayna tekniği de bu bakımdan kişinin kendine verdiği mesajı netleştirdiği, prova yaptığı ve hedefini hatırladığı bir araçtır. Bristol’un temel vurgusu, düşünceyi inançla beslemek kadar onu eylemle desteklemektir.

İnancın Büyüsü

Claude M. Bristol

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler