Fakir ve eziktim, hangi kız bana bakar diye düşünüyordum ki…

Soru: Türkiye’ye dönünce daha mutlu bir hayatı kucaklamışsınızdır…

Doğan Cüceloğlu: Geçen aylarda ikinci evliliğimi yaptım. Eşimin önceki evliliğinden olan, ergenlik çağındaki kızını da gözleme imkânı buluyorum. Çok tatlı bir ilişkimiz var. Numara yok.

Soru: Çok etkileyici konuşuyorsunuz… Seminerlerinize gelip size âşık olan bile vardır. Hem psikologsunuz hem Amerika deneyiminiz var.

Doğan Cüceloğlu: Şimdiki eşimle bir konferansımda tanıştık. Oluyor abi, ara sıra. Şanslıyız o bakımdan. Şakalaşıyoruz, geçiyor işte.

Başarıya Götüren Aile: Sınavlardan daha geniş bir başarı anlayışı

Röportajın bu bölümünde konu, Başarıya Götüren Aile kitabına ve anne babaların çocuklarıyla ilişkisine dönüyor. Kitabın odağında sınav dönemindeki gençlere nasıl yaklaşılacağı var; ancak konuşmada başarı, yalnızca sınav kazanmak ya da iyi bir işe girmek olarak ele alınmıyor.

Soru: Son kitabınızda sınavlara hazırlanan gençlere anne babaların nasıl davranması gerektiğini anlatıyorsunuz. Yaşam başarısı üzerinde çok duruyorsunuz. Bir insanın başarılı bir yaşam sürmesi için sınavları kazanması şart mı?

Doğan Cüceloğlu: Tabii ki değil. Üniversiteyi kazanabilir, iyi bir iş bulabilir, hatta iyi bir evlilik yapabilir ama yine de yaşam başarısına sahip olmayabilir. İnsan yaptıklarının bilincindeyse, yaptıkları ona keyif veriyorsa ve mutluysa başarılıdır.

Soru: Kişi hayatından memnun olsa da anne babası onun mutsuz olduğunu düşünebiliyor. Bir arkadaşım hayatından çok memnun; annesi ise her gün “Oğlum askere gitmedi, arabası evi yok, kadınlar oğlumu bitirdi,” diye üzülüyor.

Doğan Cüceloğlu: Milyonlarca genç bu sıkıntıyı yaşıyor. Anne babam mutsuz diye üzülüyor; bu yüzden kendi mutluluğundan bile emin olamıyor. Anne baba her şeyi iyi bilir ya! Anne babalar, çocukları direksiyona geçmesin, arabayı hep biz kullanalım istiyor. Oysa çocuklarının keyif alacağı şeyi, nasıl bir yaşamla mutlu olacaklarını onlar bilemez. Çocukları mutluysa tamamdır, gerisi boş şeyler.

Bu sözlerin çağrısı, anne babanın çocuk adına bütün kararları vermesi değil; onun nasıl bir yaşamdan keyif aldığını anlamaya çalışması. Cüceloğlu gençlere de anne babalarının mutsuzluğunu kendi yaşamlarının ölçüsü hâline getirmemelerini söylüyor. Anne babaların ise kendi yapmak istediklerini çocuklarına yaptırma isteğinden vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor.

Sınav döneminde anne babaların kendilerine sorabileceği dört soru

Remzi Kitabevi’nden çıkan Başarıya Götüren Aile kitabında, sınav döneminde anne babaların çocuklarına nasıl yaklaşabileceği ele alınıyor. Doğan Cüceloğlu, ebeveynlerin çocuklarının öğrenme ve gelişme sürecini anlamak için şu soruları kendilerine sormalarını öneriyor:

  • Çocuğum yapacağı işin bilincine vardı mı?
  • Çocuğum yapmak istediklerini besleyen bilgiyi araştırıyor, keşfediyor ve özümsüyor mu?
  • Çocuğum bilgisini sınamak için gerekli becerileri kazanıyor; bilgi ve becerisini eyleme dönüştürüyor mu?
  • Çocuğum elde ettiği sonuçlardan ders çıkararak daha iyisini yapabileceğinin farkına varıyor mu?

“Doğan Cüceloğlu” imzası üzerine

Röportajın sonunda Cüceloğlu, kitaplarında kullandığı imzaya ilişkin de konuşuyor:

Ben akademik kimliğimi kullanarak yalnızca bir kitaba imza attım: İnsan ve Davranış. Sonra bir karar aldım ve kendimi Türk çocuklarına sağlıklı ortam yaratmaya adadım. Bundan sonra kitaplarıma sadece Doğan Cüceloğlu imzası kullandım. Beni eleştirenleri saygıyla karşılıyorum ama anlamış değilim. ABD’de nörofizyoloji alanında Nobel alan bir bilim insanı bile çalışmalarını halkın anlayacağı bir dille yayımlıyor.

Bu Doğan Cüceloğlu röportajında kişisel hikâye ile ebeveynlik ve yaşam başarısı üzerine düşünceler yan yana geliyor. Gençliğindeki eziklik duygusunu açıkça anlatması, insanın kendisi hakkında kurduğu öyküleri fark etmesine; anne babalarla ilgili sözleri ise çocuğun mutluluğunu onun yerine tarif etmemeye dikkat çekiyor.

Yazan: Aykut Aykanat

Doğan Cüceloğlu
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Doğan Cüceloğlu: Bu konuyu kitap yapacağım, seni bana Allah gönderdi. Türkiye’de genellikle oğlan, kızın içindeki öze değil; kız vasıtasıyla yakalandığı bir öykünün içinde. Kız da oğlanı araç olarak kullandığı bir öykünün içinde.

Soru: Türkiye’ye dönünce daha mutlu bir hayatı kucaklamışsınızdır…

Doğan Cüceloğlu: Geçen aylarda ikinci evliliğimi yaptım. Eşimin önceki evliliğinden olan, ergenlik çağındaki kızını da gözleme imkânı buluyorum. Çok tatlı bir ilişkimiz var. Numara yok.

Soru: Çok etkileyici konuşuyorsunuz… Seminerlerinize gelip size âşık olan bile vardır. Hem psikologsunuz hem Amerika deneyiminiz var.

Doğan Cüceloğlu: Şimdiki eşimle bir konferansımda tanıştık. Oluyor abi, ara sıra. Şanslıyız o bakımdan. Şakalaşıyoruz, geçiyor işte.

Başarıya Götüren Aile: Sınavlardan daha geniş bir başarı anlayışı

Röportajın bu bölümünde konu, Başarıya Götüren Aile kitabına ve anne babaların çocuklarıyla ilişkisine dönüyor. Kitabın odağında sınav dönemindeki gençlere nasıl yaklaşılacağı var; ancak konuşmada başarı, yalnızca sınav kazanmak ya da iyi bir işe girmek olarak ele alınmıyor.

Soru: Son kitabınızda sınavlara hazırlanan gençlere anne babaların nasıl davranması gerektiğini anlatıyorsunuz. Yaşam başarısı üzerinde çok duruyorsunuz. Bir insanın başarılı bir yaşam sürmesi için sınavları kazanması şart mı?

Doğan Cüceloğlu: Tabii ki değil. Üniversiteyi kazanabilir, iyi bir iş bulabilir, hatta iyi bir evlilik yapabilir ama yine de yaşam başarısına sahip olmayabilir. İnsan yaptıklarının bilincindeyse, yaptıkları ona keyif veriyorsa ve mutluysa başarılıdır.

Soru: Kişi hayatından memnun olsa da anne babası onun mutsuz olduğunu düşünebiliyor. Bir arkadaşım hayatından çok memnun; annesi ise her gün “Oğlum askere gitmedi, arabası evi yok, kadınlar oğlumu bitirdi,” diye üzülüyor.

Doğan Cüceloğlu: Milyonlarca genç bu sıkıntıyı yaşıyor. Anne babam mutsuz diye üzülüyor; bu yüzden kendi mutluluğundan bile emin olamıyor. Anne baba her şeyi iyi bilir ya! Anne babalar, çocukları direksiyona geçmesin, arabayı hep biz kullanalım istiyor. Oysa çocuklarının keyif alacağı şeyi, nasıl bir yaşamla mutlu olacaklarını onlar bilemez. Çocukları mutluysa tamamdır, gerisi boş şeyler.

Bu sözlerin çağrısı, anne babanın çocuk adına bütün kararları vermesi değil; onun nasıl bir yaşamdan keyif aldığını anlamaya çalışması. Cüceloğlu gençlere de anne babalarının mutsuzluğunu kendi yaşamlarının ölçüsü hâline getirmemelerini söylüyor. Anne babaların ise kendi yapmak istediklerini çocuklarına yaptırma isteğinden vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor.

Sınav döneminde anne babaların kendilerine sorabileceği dört soru

Remzi Kitabevi’nden çıkan Başarıya Götüren Aile kitabında, sınav döneminde anne babaların çocuklarına nasıl yaklaşabileceği ele alınıyor. Doğan Cüceloğlu, ebeveynlerin çocuklarının öğrenme ve gelişme sürecini anlamak için şu soruları kendilerine sormalarını öneriyor:

  • Çocuğum yapacağı işin bilincine vardı mı?
  • Çocuğum yapmak istediklerini besleyen bilgiyi araştırıyor, keşfediyor ve özümsüyor mu?
  • Çocuğum bilgisini sınamak için gerekli becerileri kazanıyor; bilgi ve becerisini eyleme dönüştürüyor mu?
  • Çocuğum elde ettiği sonuçlardan ders çıkararak daha iyisini yapabileceğinin farkına varıyor mu?

“Doğan Cüceloğlu” imzası üzerine

Röportajın sonunda Cüceloğlu, kitaplarında kullandığı imzaya ilişkin de konuşuyor:

Ben akademik kimliğimi kullanarak yalnızca bir kitaba imza attım: İnsan ve Davranış. Sonra bir karar aldım ve kendimi Türk çocuklarına sağlıklı ortam yaratmaya adadım. Bundan sonra kitaplarıma sadece Doğan Cüceloğlu imzası kullandım. Beni eleştirenleri saygıyla karşılıyorum ama anlamış değilim. ABD’de nörofizyoloji alanında Nobel alan bir bilim insanı bile çalışmalarını halkın anlayacağı bir dille yayımlıyor.

Bu Doğan Cüceloğlu röportajında kişisel hikâye ile ebeveynlik ve yaşam başarısı üzerine düşünceler yan yana geliyor. Gençliğindeki eziklik duygusunu açıkça anlatması, insanın kendisi hakkında kurduğu öyküleri fark etmesine; anne babalarla ilgili sözleri ise çocuğun mutluluğunu onun yerine tarif etmemeye dikkat çekiyor.

Yazan: Aykut Aykanat

Doğan Cüceloğlu

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Soru: Amerika’da da mı?

Doğan Cüceloğlu: Yok, Türkiye’de. Amerika’ya gittim; Amerika’daki kızlar beni tedavi etti.

Soru: Kızların verdiği seminere giderek değil herhâlde?

Doğan Cüceloğlu: Arsızlar! “Hi, how are you?” deyip gözleriyle, başlarıyla işaret ediyorlar. İlk başlarda arkama bakıyordum; bana yaptıklarını düşünmüyordum. Sonra anladım. Tedavi böyle oldu.

Soru: O yüzden Amerika’da yaşayan bir başka oluyor memlekete dönünce!

Doğan Cüceloğlu: Bizim kültürde erkeğin kendisi değil; kariyeri, sahip oldukları ve benzeri şeyler öne çıkıyor. ABD kültüründe bunlar kimsenin umurunda değil. Bakınca hoşuna gidiyor mu, mesele bu.

Soru: Bu deneyimlerinizi de kitap yapsanız, ilişkilerde aslolanı ortaya koysanız, ülkenin çehresi değişse güzel olmaz mı? Hepimiz Amerika’ya gidemeyiz ya!

Doğan Cüceloğlu: Bu konuyu kitap yapacağım, seni bana Allah gönderdi. Türkiye’de genellikle oğlan, kızın içindeki öze değil; kız vasıtasıyla yakalandığı bir öykünün içinde. Kız da oğlanı araç olarak kullandığı bir öykünün içinde.

Soru: Türkiye’ye dönünce daha mutlu bir hayatı kucaklamışsınızdır…

Doğan Cüceloğlu: Geçen aylarda ikinci evliliğimi yaptım. Eşimin önceki evliliğinden olan, ergenlik çağındaki kızını da gözleme imkânı buluyorum. Çok tatlı bir ilişkimiz var. Numara yok.

Soru: Çok etkileyici konuşuyorsunuz… Seminerlerinize gelip size âşık olan bile vardır. Hem psikologsunuz hem Amerika deneyiminiz var.

Doğan Cüceloğlu: Şimdiki eşimle bir konferansımda tanıştık. Oluyor abi, ara sıra. Şanslıyız o bakımdan. Şakalaşıyoruz, geçiyor işte.

Başarıya Götüren Aile: Sınavlardan daha geniş bir başarı anlayışı

Röportajın bu bölümünde konu, Başarıya Götüren Aile kitabına ve anne babaların çocuklarıyla ilişkisine dönüyor. Kitabın odağında sınav dönemindeki gençlere nasıl yaklaşılacağı var; ancak konuşmada başarı, yalnızca sınav kazanmak ya da iyi bir işe girmek olarak ele alınmıyor.

Soru: Son kitabınızda sınavlara hazırlanan gençlere anne babaların nasıl davranması gerektiğini anlatıyorsunuz. Yaşam başarısı üzerinde çok duruyorsunuz. Bir insanın başarılı bir yaşam sürmesi için sınavları kazanması şart mı?

Doğan Cüceloğlu: Tabii ki değil. Üniversiteyi kazanabilir, iyi bir iş bulabilir, hatta iyi bir evlilik yapabilir ama yine de yaşam başarısına sahip olmayabilir. İnsan yaptıklarının bilincindeyse, yaptıkları ona keyif veriyorsa ve mutluysa başarılıdır.

Soru: Kişi hayatından memnun olsa da anne babası onun mutsuz olduğunu düşünebiliyor. Bir arkadaşım hayatından çok memnun; annesi ise her gün “Oğlum askere gitmedi, arabası evi yok, kadınlar oğlumu bitirdi,” diye üzülüyor.

Doğan Cüceloğlu: Milyonlarca genç bu sıkıntıyı yaşıyor. Anne babam mutsuz diye üzülüyor; bu yüzden kendi mutluluğundan bile emin olamıyor. Anne baba her şeyi iyi bilir ya! Anne babalar, çocukları direksiyona geçmesin, arabayı hep biz kullanalım istiyor. Oysa çocuklarının keyif alacağı şeyi, nasıl bir yaşamla mutlu olacaklarını onlar bilemez. Çocukları mutluysa tamamdır, gerisi boş şeyler.

Bu sözlerin çağrısı, anne babanın çocuk adına bütün kararları vermesi değil; onun nasıl bir yaşamdan keyif aldığını anlamaya çalışması. Cüceloğlu gençlere de anne babalarının mutsuzluğunu kendi yaşamlarının ölçüsü hâline getirmemelerini söylüyor. Anne babaların ise kendi yapmak istediklerini çocuklarına yaptırma isteğinden vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor.

Sınav döneminde anne babaların kendilerine sorabileceği dört soru

Remzi Kitabevi’nden çıkan Başarıya Götüren Aile kitabında, sınav döneminde anne babaların çocuklarına nasıl yaklaşabileceği ele alınıyor. Doğan Cüceloğlu, ebeveynlerin çocuklarının öğrenme ve gelişme sürecini anlamak için şu soruları kendilerine sormalarını öneriyor:

  • Çocuğum yapacağı işin bilincine vardı mı?
  • Çocuğum yapmak istediklerini besleyen bilgiyi araştırıyor, keşfediyor ve özümsüyor mu?
  • Çocuğum bilgisini sınamak için gerekli becerileri kazanıyor; bilgi ve becerisini eyleme dönüştürüyor mu?
  • Çocuğum elde ettiği sonuçlardan ders çıkararak daha iyisini yapabileceğinin farkına varıyor mu?

“Doğan Cüceloğlu” imzası üzerine

Röportajın sonunda Cüceloğlu, kitaplarında kullandığı imzaya ilişkin de konuşuyor:

Ben akademik kimliğimi kullanarak yalnızca bir kitaba imza attım: İnsan ve Davranış. Sonra bir karar aldım ve kendimi Türk çocuklarına sağlıklı ortam yaratmaya adadım. Bundan sonra kitaplarıma sadece Doğan Cüceloğlu imzası kullandım. Beni eleştirenleri saygıyla karşılıyorum ama anlamış değilim. ABD’de nörofizyoloji alanında Nobel alan bir bilim insanı bile çalışmalarını halkın anlayacağı bir dille yayımlıyor.

Bu Doğan Cüceloğlu röportajında kişisel hikâye ile ebeveynlik ve yaşam başarısı üzerine düşünceler yan yana geliyor. Gençliğindeki eziklik duygusunu açıkça anlatması, insanın kendisi hakkında kurduğu öyküleri fark etmesine; anne babalarla ilgili sözleri ise çocuğun mutluluğunu onun yerine tarif etmemeye dikkat çekiyor.

Yazan: Aykut Aykanat

Doğan Cüceloğlu

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Soru: Amerika’da da mı?

Doğan Cüceloğlu: Yok, Türkiye’de. Amerika’ya gittim; Amerika’daki kızlar beni tedavi etti.

Soru: Kızların verdiği seminere giderek değil herhâlde?

Doğan Cüceloğlu: Arsızlar! “Hi, how are you?” deyip gözleriyle, başlarıyla işaret ediyorlar. İlk başlarda arkama bakıyordum; bana yaptıklarını düşünmüyordum. Sonra anladım. Tedavi böyle oldu.

Soru: O yüzden Amerika’da yaşayan bir başka oluyor memlekete dönünce!

Doğan Cüceloğlu: Bizim kültürde erkeğin kendisi değil; kariyeri, sahip oldukları ve benzeri şeyler öne çıkıyor. ABD kültüründe bunlar kimsenin umurunda değil. Bakınca hoşuna gidiyor mu, mesele bu.

Soru: Bu deneyimlerinizi de kitap yapsanız, ilişkilerde aslolanı ortaya koysanız, ülkenin çehresi değişse güzel olmaz mı? Hepimiz Amerika’ya gidemeyiz ya!

Doğan Cüceloğlu: Bu konuyu kitap yapacağım, seni bana Allah gönderdi. Türkiye’de genellikle oğlan, kızın içindeki öze değil; kız vasıtasıyla yakalandığı bir öykünün içinde. Kız da oğlanı araç olarak kullandığı bir öykünün içinde.

Soru: Türkiye’ye dönünce daha mutlu bir hayatı kucaklamışsınızdır…

Doğan Cüceloğlu: Geçen aylarda ikinci evliliğimi yaptım. Eşimin önceki evliliğinden olan, ergenlik çağındaki kızını da gözleme imkânı buluyorum. Çok tatlı bir ilişkimiz var. Numara yok.

Soru: Çok etkileyici konuşuyorsunuz… Seminerlerinize gelip size âşık olan bile vardır. Hem psikologsunuz hem Amerika deneyiminiz var.

Doğan Cüceloğlu: Şimdiki eşimle bir konferansımda tanıştık. Oluyor abi, ara sıra. Şanslıyız o bakımdan. Şakalaşıyoruz, geçiyor işte.

Başarıya Götüren Aile: Sınavlardan daha geniş bir başarı anlayışı

Röportajın bu bölümünde konu, Başarıya Götüren Aile kitabına ve anne babaların çocuklarıyla ilişkisine dönüyor. Kitabın odağında sınav dönemindeki gençlere nasıl yaklaşılacağı var; ancak konuşmada başarı, yalnızca sınav kazanmak ya da iyi bir işe girmek olarak ele alınmıyor.

Soru: Son kitabınızda sınavlara hazırlanan gençlere anne babaların nasıl davranması gerektiğini anlatıyorsunuz. Yaşam başarısı üzerinde çok duruyorsunuz. Bir insanın başarılı bir yaşam sürmesi için sınavları kazanması şart mı?

Doğan Cüceloğlu: Tabii ki değil. Üniversiteyi kazanabilir, iyi bir iş bulabilir, hatta iyi bir evlilik yapabilir ama yine de yaşam başarısına sahip olmayabilir. İnsan yaptıklarının bilincindeyse, yaptıkları ona keyif veriyorsa ve mutluysa başarılıdır.

Soru: Kişi hayatından memnun olsa da anne babası onun mutsuz olduğunu düşünebiliyor. Bir arkadaşım hayatından çok memnun; annesi ise her gün “Oğlum askere gitmedi, arabası evi yok, kadınlar oğlumu bitirdi,” diye üzülüyor.

Doğan Cüceloğlu: Milyonlarca genç bu sıkıntıyı yaşıyor. Anne babam mutsuz diye üzülüyor; bu yüzden kendi mutluluğundan bile emin olamıyor. Anne baba her şeyi iyi bilir ya! Anne babalar, çocukları direksiyona geçmesin, arabayı hep biz kullanalım istiyor. Oysa çocuklarının keyif alacağı şeyi, nasıl bir yaşamla mutlu olacaklarını onlar bilemez. Çocukları mutluysa tamamdır, gerisi boş şeyler.

Bu sözlerin çağrısı, anne babanın çocuk adına bütün kararları vermesi değil; onun nasıl bir yaşamdan keyif aldığını anlamaya çalışması. Cüceloğlu gençlere de anne babalarının mutsuzluğunu kendi yaşamlarının ölçüsü hâline getirmemelerini söylüyor. Anne babaların ise kendi yapmak istediklerini çocuklarına yaptırma isteğinden vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor.

Sınav döneminde anne babaların kendilerine sorabileceği dört soru

Remzi Kitabevi’nden çıkan Başarıya Götüren Aile kitabında, sınav döneminde anne babaların çocuklarına nasıl yaklaşabileceği ele alınıyor. Doğan Cüceloğlu, ebeveynlerin çocuklarının öğrenme ve gelişme sürecini anlamak için şu soruları kendilerine sormalarını öneriyor:

“Doğan Cüceloğlu” imzası üzerine

Röportajın sonunda Cüceloğlu, kitaplarında kullandığı imzaya ilişkin de konuşuyor:

Ben akademik kimliğimi kullanarak yalnızca bir kitaba imza attım: İnsan ve Davranış. Sonra bir karar aldım ve kendimi Türk çocuklarına sağlıklı ortam yaratmaya adadım. Bundan sonra kitaplarıma sadece Doğan Cüceloğlu imzası kullandım. Beni eleştirenleri saygıyla karşılıyorum ama anlamış değilim. ABD’de nörofizyoloji alanında Nobel alan bir bilim insanı bile çalışmalarını halkın anlayacağı bir dille yayımlıyor.

Bu Doğan Cüceloğlu röportajında kişisel hikâye ile ebeveynlik ve yaşam başarısı üzerine düşünceler yan yana geliyor. Gençliğindeki eziklik duygusunu açıkça anlatması, insanın kendisi hakkında kurduğu öyküleri fark etmesine; anne babalarla ilgili sözleri ise çocuğun mutluluğunu onun yerine tarif etmemeye dikkat çekiyor.

Yazan: Aykut Aykanat