Kelimelerin Kişilik Gelişimine Etkisi

Kelimelerle hayal kurar, kelimelerle düşünür, kendimizi kelimelerle anlatırız. Kullandığımız sözler düşünce biçimimizi; düşüncelerimiz de hayata yaklaşımımızı etkileyebilir. Kelimelerin kişilik gelişimine etkisi, yalnızca ne söylediğimizde değil, kendimize ve birbirimize nasıl seslendiğimizde de kendini gösterir. Günlük dilimiz, dünyayı nasıl gördüğümüzü ve çevremizle nasıl ilişki kurduğumuzu yansıtan önemli bir aynadır.
Etrafınıza bir bakın: Hayatından memnun olmayan ne çok insan var. Peki, bu memnuniyetsizlikte günlük yaşantımızda kullandığımız kelimelerin de payı olabilir mi? Elbette hayatın bütün güçlüklerini sözlere bağlayamayız. Yine de konuşmalarımıza kulak verdiğimizde, farkında olmadan ne kadar çok olumsuz duygu taşıyan kelime kullandığımızı görebiliriz. Kelimelerin insan üzerindeki etkisi, bazen büyük sözlerden çok, tekrar tekrar kurduğumuz günlük cümlelerde ortaya çıkar.
Günlük Dilimizde Bardağın Boş Tarafını Görmek
Çocukluğumuzdan beri bardağın boş tarafını görmeye alışmış olabilir miyiz? Önceki kuşakların da dinleyerek büyüdüğü bazı arabesk şarkıları düşünün: Ayrılık, kavuşamamak, ölüm, şiddet, umutsuzluk ve çaresizlik… Dinlediğinizde, sanki çiçeği bile solduracak kadar hüzünlü sözler. Burada mesele bir müzik türünü suçlamak değil; alıştığımız ifadelerin hangi duyguları taşıdığını fark etmektir.
Bazen acı çekmek artık zevkimiz hâline gelmiş gibi geliyor. Günlük konuşmalarımızda da sürekli umutsuzluğu dile getiriyorsak, kullandığımız dile yeniden bakmakta fayda var. Bir güçlükten söz etmek elbette onu yok saymak anlamına gelmez. Ancak her durumu yalnızca çaresizlik ve başarısızlık kelimeleriyle anlatmak, başka ihtimalleri görmemizi zorlaştırabilir. Olumlu ve olumsuz kelimelerin etkisi üzerine düşünmek, yaşadıklarımızı inkâr etmek değil; onları hangi dille karşıladığımızı fark etmektir.
Nötr, Zayıflatıcı ve Güçlendirici Kelimeler
Kelimelerin üzerimizde bıraktığı etkiyi düşünürken üçlü bir ayrımdan yararlanabiliriz: nötr kelimeler, zayıflatıcı kelimeler ve güçlendirici kelimeler. Bu ayrım kesin bir bilimsel sınıflandırma değil, günlük dilimizi gözden geçirmeye yardımcı bir bakış açısıdır. Bir kelimenin etkisi, söylendiği duruma ve üsluba göre değişebilir; yine de seçtiğimiz sözlerin taşıdığı anlamı fark etmek iletişimimizi daha özenli kılar.
Zayıflatıcı Kelimelerin İlişkilerdeki Etkisi
Zayıflatıcı kelimeler olumsuz anlamlar ve duygular taşır. Çirkinliği ve kötülüğü anlatırken kullandığımız sözleri düşünün. Bunları, özellikle de bize yöneltilen hakaretleri sürekli duyduğumuzda nasıl bir ruh hâline bürüneceğimizi tahmin etmek zor değil. Sürekli eleştirilmek ya da küçümsenmek, insanın kendisine ve karşısındaki kişiye bakışını zorlayabilir.
Ağzından küfrü ve kötü sözü eksik etmeyen birinin yanında bulunmak, iletişimi yorucu hâle getirebilir. Bir insanın ahlakını yalnızca kelimeleriyle yargılayamayız; ancak kırıcı dilin insanları birbirinden uzaklaştırabildiğini de görmezden gelemeyiz. Söylediğimiz söz, anlaşmazlığı çözmeye de derinleştirmeye de hizmet edebilir. Bu nedenle öfkemizi dile getirirken bile karşımızdakini incitmeden ne anlatmak istediğimizi düşünmek önemlidir.
Güçlendirici Kelimeler ve Güzel Sözün Etkisi
Güçlendirici kelimeler ise olumlu duygu ve düşünceler barındırır: Sevgi, dostluk, başarı, aferin, güzel… Bu sözleri içtenlikle söylendiklerinde duymak, içimizi neşeyle doldurabilir ve kendimizi daha güçlü hissetmemize yardımcı olabilir. Güzel sözlerin insan üzerindeki etkisi, yalnızca o anı güzelleştirmesinde değil, insanlar arasında değer ve yakınlık duygusuna alan açmasında da görülür.
Elbette güzel söz, her şeyi övmek ya da yaşanan sorunları görmezden gelmek değildir. Önemli olan, düşüncemizi ifade ederken küçültücü ve kırıcı bir dil yerine yapıcı bir üslup seçebilmektir. Kendimizi güçlü ve neşeli hissettiğimizde insanlarla iletişim kurmak da kolaylaşabilir. Kullanılan dilin kişilik üzerindeki etkisi üzerine düşünmek, tam da bu noktada kendi sözlerimizin ve başkalarına bıraktığımız izin farkına varmamıza yardımcı olur.
Dil İçimizin Aynasıdır: Kelimeler ve Üslup
Güzel konuşma insana saygınlık kazandırır. Dil, bizim dışarıya açılan kapımızdır; insanlar bizi söylediklerimizle de tanır. Ziya Paşa’nın söylediği gibi: “İnsan bir yere girdiğinde elbisesi ile karşılaşır, giderken de sözleri ile uğurlanır.”
Kişiliğimiz kullandığımız kelimelerde iz bırakır. Bu yüzden düşünürken de konuşurken de güzel olana yer açmak önemlidir. Sözün bıraktığı izi şu dizeler ne güzel anlatıyor:
Ederse insanı söz sultan eder;
Ne yumruktan ne kılıçtan iz kalır,
İnsan ölür arkasından söz kalır
Sözünü bilen kişinin yüzünü ak ede bir söz;
Sözünü pişir diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı;
Söz ola agula aşı, bal ile yağ ede bir söz
Kişi ile söz demini, demeye sözün kemini;
Bu cihan cehennemini, düzelte bir güzel söz Yunus emre
Dil içimizin aynasıdır. Bir insanı yalnızca yüzüne bakarak tanıyamayız; konuşması, seçtiği kelimeler ve bu kelimelerin taşıdığı anlamlar bize onun hakkında ipuçları verir. Yalnızca kelimeler değil, seçilen üslup da önemlidir. Sevgiyle yaklaşan birinin diliyle acımasızca konuşan birinin dili aynı etkiyi bırakmaz. Birinin sözleri insanlar arasındaki bağı güçlendirirken, diğerinin sözleri nifak tohumları ekip ayrılıklara sebep olabilir.
Çocuklara Söylenen Sözler ve Kişilik Gelişimi
Güzel şeyler düşünelim. Birbirimizin kalbini kıracak kötü sözleri ve hakaretleri bir kenara bırakalım. Hayatımızı güzel sözler üzerine yeniden inşa ederken, geleceğimiz olan çocuklarımıza nasıl seslendiğimize özellikle dikkat edelim. Çocuklar, kendileri hakkında duydukları sözleri tekrar tekrar işitebilir; bu sözler onların kendilerini nasıl gördükleri üzerinde iz bırakabilir.
“Akıllı bir insana kırk defa deli dersen insan kendini deli hisseder.” Bu ifadeyi değişmez bir psikoloji kuralı olarak değil, tekrarlanan etiketlerin inciticiliğini hatırlatan bir söz olarak düşünelim. Bir çocuğu davranışından dolayı uyarmakla onu bütünüyle bir sıfatla tanımlamak aynı şey değildir. Davranışı konuşmak, çocuğun kişiliğini aşağılayan bir söz kullanmadan da mümkündür.
Nice ebeveynler tanıyorum; en ufak bir olumsuzluk karşısında çocuklarına etmedikleri hakaret, söylemedikleri kötü söz kalmıyor. Çocuklarımız bu kelimeleri tekrar tekrar duyduklarında onları kanıksayabilir, kendilerini değersiz görmeye başlayabilirler. Bir çocuğa “aptal” demek onu öyle yapmaz; fakat kendine duyduğu güveni zedeleyebilir. Bu yüzden yalnızca ne söylediğimize değil, sözlerimizi ne zaman ve hangi üslupla söylediğimize de dikkat etmeliyiz.
Hayatımızı Güzel Sözler Üzerine Kurmak
Güzel söz, insana değer verildiğini hissettirmenin yollarından biridir. Kendisine değer verilen, sevgi ortamında yetişen bireylerin sağlıklı kişilik gelişimi desteklenebilir. Sevgiyi yalnızca içimizde taşımakla kalmayıp dilimize de yansıtalım; kalp kırıcı sözlerin yerine özenli bir üslup koyalım. Kendimize seslenirken de başkalarına seslenirken de kullandığımız ifadeleri fark etmek, değişime başlayabileceğimiz küçük ama anlamlı bir adımdır.
İnsanlarla aramızdaki muhabbet pekiştikçe sağlam dostlukların temeli atılır. Güzel düşünenler, güzel konuşanlar her yerde aranan, özlenen zatı muhteremler olurlar. Öyleyse hem kendimize hem birbirimize söylediğimiz sözleri daha özenle seçelim. Çünkü söz geçip gitse de bıraktığı iz kalabilir; bu izi sevgiyle ve dikkatle oluşturmak elimizdedir.
Kontrol Sende Kitabımın için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







