Huzurlu Bir Yaşam İçin Affetmeyi Öğrenin

“İçsel dinginlikle teması yitirdiğinizde, kendinizle teması yitirirsiniz. Kendinizle teması yitirdiğinizde, kendinizi dünyada kaybedersiniz. Gerçek benliğiniz ile dinginlik birbirinden ayrılmaz. O sizin asli doğanızdır. Dinginlik içinde algıladığınız her şeyle bir’lik hissedersiniz. Her şeyle bir olduğunuzu hissetmek gerçek sevgidir. Dinginlik zekânın ta kendisidir; o her formu doğuran bilinçtir. Bilgelik dinginlikle birlikte gelir…”
Eckhart Tolle
İçsel dinginliği yakalamanın yollarından biri, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek ve affetmektir. Geçmişte yaşananları ya da kendimize ve başkalarına dair taşıdığımız kırgınlıkları sürekli içimizde tutmak, huzurlu bir yaşam sürmeyi zorlaştırabilir. Affetmek ise olanları silmek değil, o duyguların bugünümüzü yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir.
Affetmek ne demektir?
Affetmenin ne olduğunu anlamak için önce ne olmadığını bilmek gerekir. Affetmek, bize tokat atana diğer yanağımızı uzatmak değildir. Bir kaçış yolu ya da yapılan hataya yeniden davetiye çıkarmak da değildir. Kendimizi savunmaktan vazgeçmek anlamına gelmez. Bir başkasının yanlış davranışını doğru kabul etmeden, o davranışın bizde bıraktığı öfke ve kırgınlığı taşımamayı seçebiliriz.
Yıllardır “hiç geçmeyecek” diye içimizde yaşattığımız acılardan özgürleşmek, o olayı hatırlatan her şeye karşı mutlaka tepkisiz kalmak demek değildir. Burada anlatılan, yaşananları besleyen düşünce ve inançlara yeniden bakabilmektir. Olayı değerlendirme biçimimiz değiştikçe, bir zamanlar bizi dehşete düşüren şeyin üzerimizdeki etkisi de değişebilir. Bu yaklaşımı ayrılık ve ölüm acısına, korkulara, başarısızlığa, özgüven sorunlarına ya da öfkeye uyarlayabiliriz; elbette her deneyimin kendine özgü olduğunu unutmadan.
Kendini affetmek ve geçmişi bırakmak
Daha huzurlu, sakin ve mutlu bir yaşam istiyorsak kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek önemlidir. Bunun için düşüncelerimize dikkat etmeliyiz. Başkaları bize haksızlık etmiş, yanlış davranmış ya da geçmişte zarar vermiş olabilir. Biz de kendimize haksızlık etmiş ve hatalar yapmış olabiliriz. Ancak bu yaşananların duygusal yükünü sonsuza kadar taşımak zorunda değiliz. Kendini affetmek, geçmişte yaptığını yok saymak değil; hatasını kabul ederken kendini yalnızca o hatadan ibaret görmemektir.
Biriken öfke, kızgınlık ve kin, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi zorlayabilir. Bu duyguların farkına varmak ve onları anlamaya çalışmak, affetmeyi öğrenmenin önemli bir parçasıdır. İçimizdeki yükü bıraktıkça, başkasının yanlışları nedeniyle kendimizi cezalandırmayı da bırakabiliriz. Aylarca, yıllarca üzüntüyü sürdürmek çok can sıkıcı değil mi? Nefret ettiğiniz kişiye, bu duyguyu taşımaya devam ederek hayatınızda ne kadar yer verdiğinizi hiç düşündünüz mü?
Affetmek, bu nedenle, sadece ve sadece kendimize vereceğimiz bir hediyedir. Huzurlu bir yaşam istiyorsanız geçmişi, geçmişte hayatınızda olan kişileri ve en önemlisi kendinizi affetmeye çalışın. Bunu karşınızdaki kişi için değil, kendiniz için yapın.
Kendini suçlamaktan affetmeye: Bir takipçi hikâyesi
Bu konuda bir takipçimle ilgili anımı paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 30 yaşında, bir buçuk yaşında bir çocuğu olan bir anne, benimle ilk temasında çocuğuna duyduğu kızgınlıktan söz etmişti. Çocuğunu kendine ait hissetmiyor, onun kendisini reddettiğini düşünüyordu. Bunun nedeni, çocuğunun onu emmemesiydi. “Beni nasıl reddeder?” diye düşünüyor, kendisini reddeden birine hizmet etmekten rahatsızlık duyuyordu.
Olayı birlikte sorguladığımızda geçmişte yaşananlar başka bir anlam kazandı. Anne, doğumdan sonra hastaneden eve gönderilirken doktorların çocuğunu mutlaka emzirmesini ve kesinlikle mama vermemesini tembihlediğini anlatmıştı. Eve döndüğünde yeterince süt gelmediği için çocuk beslenememiş, üçüncü gün hastaneye kaldırılmış ve iyileşene kadar kuvözde kalmıştı. Hastanede mama ile beslenen çocuk mamaya alışmış; eve döndükten bir süre sonra emmeyi bırakıp mamayı tercih etmişti.
Annenin içinde taşıdığı asıl düşünce şuydu: “Ben çocuğuma bakamadım ve çocuğumu hastalandırdım. Ben iyi bir anne değilim.” Kendini suçlamanın ağırlığıyla baş edemediği için bu duyguyu çocuğuna yöneltmeye başlamıştı. Yaşadıklarının kendi yetersizliğinin kanıtı olmadığını görmesi, durumu kabul etmesi ve kendisini affetmesiyle üzerindeki yük hafifledi. Birkaç gün sonra kayınbiraderimin ve yeğenimin çocuklarının da benzer bir durum yaşadığını öğrendim; bunu kendisiyle mesajla paylaştım.
Affetmek unutmak mıdır?
Çoğu kişi affetmeyi, karşısındaki kişiyi bağışlamak ve yaptıklarını yok saymakla eş değer görür. Oysa affetmek, kişinin olumsuz davranışını önemsizleştirmek değildir. İçimizde biriken duyguları bırakmaya yönelik, öncelikle kendimiz için yaptığımız bir çalışmadır ve karşıdaki kişinin davranışından bağımsız düşünülebilir.
Buradaki temel felsefe şudur: “Yanlış yanlıştır. Ama ben bu yanlış karşısında kötü hissetmek zorunda değilim.” Affetmek unutmak mıdır? Hayır. Yapılan zararı unutmak ya da unutmuş gibi davranmak gerekmez. Affetmek, zarar verebilecek kişilerin bize yeniden zarar vermesine izin vermek değildir; onlara güvenmek veya onları hayatımızda tutmak zorunda da değiliz. Sınır koyabilir, kendimizi savunabilir ve yapılan yanlışın yanlış olduğunu kabul edebiliriz.
Affetmek, yapılanları hoş görmek ya da varsa verilmesi gereken bir cezayı bağışlamak anlamına da gelmez. Yanlış, yanlış olarak kalır ve gereken sonuçlar ortaya çıkabilir. Burada değişen, bizim kendimizi sürekli bir cezalandırıcı hâline getirmememizdir. Başkalarının yanlışları için içimizde kızgınlık taşımak, çoğu zaman kendimize ceza vermeye dönüşür; kendimizi kurban yerine koyarız.
“Göze göz derseniz, yakında bütün dünya kör olur.” –GANDHI
Affetmek zayıflık ya da küçülmek değildir; aksine yücelmektir. Affetmeyi öğrenmek, yaşananı inkâr etmeden kendi huzurumuz için taşıdığımız yükü bırakmaya yönelmektir.
Devam edecek.
İkinci Bölüm
Etkili bir af çalışması nasıl yapabiliriz?
Sevgilerle
Halis Şahiner
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız








Yazınızı okurken aklıma Hz.Muhammed'in S.A.V. bu konudaki bir sözü geldi.
''Affetmek Zaferin Zekatıdır.''
Sevgilerle…