İstediğimiz Kişiyi Hayatımıza Nasıl Çekeriz? – Kontrol Sende Kitabı

Birçok insan, istediği kişiyi hayatına çekmenin mümkün olup olmadığını merak ediyor. Bu mümkün mü? Hem mümkün hem de değil. Çekim yasasıyla ilişkiler söz konusu olduğunda, yalnızca ne istediğimize değil, karşımızdaki kişinin duygularına ve seçimlerine de dikkat etmek gerekiyor.

Çekim yasası ve ilişkiler: Kişiye değil, yaşamak istediğiniz duyguya odaklanın

Çekim yasası yaklaşımında, yaydığınız enerjiye uygun şeyleri hayatınıza çekebileceğiniz düşünülür. Ancak konu bir insan olduğunda durum farklıdır. Sizin kendi enerjiniz olduğu gibi, karşınızdaki kişinin de değişken duyguları, düşünceleri ve tercihleri vardır. Bu yaklaşıma göre enerjileriniz uyumlu değilse o kişinin sizin alanınıza yaklaşması beklenemez; fakat burada gözden kaçırılmaması gereken temel nokta, onun da kendi iradesiyle seçim yapmasıdır.

Bu konuda yaptığımız en büyük hatalardan biri, yaşamak istediğimiz duyguya değil, tek bir kişiye odaklanmak. Çünkü ilişkide yalnızca bizim ne istediğimiz belirleyici değildir. Hayat bir seçimler sürecidir ve odaklandığınız kişinin hayatınıza gelmesi, onun da sizi istemesine, sizi seçmesine ve duygularının sizinle uyumlu olmasına bağlıdır.

İnsanların özgür iradesi, kendi enerjilerini ve seçimlerini yönlendiren önemli bir etkendir. Bu nedenle istediğimiz kişiyi hayatımıza çekmek, o kişinin kararlarını kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez. Çekim yasasıyla istediğin kişiyi hayatına çekmek düşüncesini değerlendirirken, kendi arzunuzla karşınızdaki kişinin özgür seçimi arasındaki sınırı da unutmamalısınız.

Belirli bir kişiyi istemek ile ilişkiyi tarif etmek arasındaki fark

İsteklerin, farklı kanallardan size ulaşabileceği düşünülür. İsteğinizin hangi yoldan ve kim aracılığıyla gerçekleşeceğinin kararını ise yaratıcıya bırakmak, bu yaklaşımın önemli bir parçasıdır. Duygularınıza odaklanıp nasıl bir ilişki yaşamak istediğinizi belirlediğinizde, karşınıza bu duygulara uygun birinin çıkmasına açık olursunuz.

Buna karşılık, isteğinizi “A kişisi olsun” ya da “B kişisi olsun” diye daraltmak, doğal akışa müdahale etme çabasına dönüşebilir. Böyle bir durumda yalnızca sizin arzunuz değil, o kişinin özgür iradesi, duyguları ve düşünce yapısı da devreye girer. Aynı duygu ve düşüncelerdeyseniz, aranızdaki yakınlaşma mümkün olabilir. Değilseniz, istediğiniz sonuca ulaşma ihtimali zayıflar.

Üstelik birini hayatınıza çekmiş olmanız, onun bütün huylarını ve davranışlarını önceden bildiğiniz anlamına gelmez. Kişiye odaklanıp ilişkinin nasıl hissettireceğini, hangi değerlere dayanacağını veya nasıl bir birliktelik istediğinizi düşünmezseniz, sonradan sizin için uygun olmayan yönlerle karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden çekim yasasını ilişkilerde kullanırken, yalnızca “Kiminle olmak istiyorum?” sorusuna değil, “Nasıl bir ilişki yaşamak istiyorum?” sorusuna da yer açın.

İstediğiniz türde ilişkiyi hayatınıza çekmek için neye odaklanmalı?

“Bir ilişkim olsun” ya da “bir an önce evleneyim” diyerek yalnızca ilişki durumuna odaklanmak, nasıl bir hayat ve birliktelik istediğinizi belirlemenin yerini tutmaz. İlişkinin size ne hissettirmesini istediğinizi ve nasıl bir yakınlık aradığınızı düşünmek, isteğinizi daha anlaşılır hâle getirir. Burada amaç bir kişiyi tarif edip onun seçimini yönlendirmek değil; kendi beklentinizi ve yaşamak istediğiniz duyguyu fark etmektir.

Yazıda da vurgulandığı gibi, ilişki ve evlilik sorunları bazen insanların beklentilerini netleştirmeden bir birlikteliğe yönelmesiyle görünür hâle gelir. Kişi, “bir ilişkim olsun” isteğinin ötesine geçmeden karar verdiğinde, zaman içinde daha önce fark etmediği davranışlarla karşılaşabilir. Baskı ya da şiddet yaşanması ise hafife alınacak veya yalnızca bir “uyum” meselesi gibi görülecek bir durum değildir. Bir ilişki isteği, kişinin kendi sınırlarını ve güvenliğini göz ardı etmesini gerektirmez.

Bu nedenle istediğin türde ilişkiyi hayatına çekmek istiyorsan, belirli bir kişiden çok ilişkinin sende uyandırmasını istediğin duygulara odaklan. Esnek olmak, karşına çıkacak kişinin kim olacağını baştan belirlememek ve kendi beklentini tanımak bu düşüncenin temelini oluşturur. Fiziksel özelliklere veya tek bir sonuca fazla bağlanmak, ilişkiye dair diğer beklentileri geri plana itebilir; yaşamak istediğiniz duyguyu göz önünde tutmak ise isteğinizi daha geniş bir çerçevede değerlendirmenize yardımcı olur.

Karşılaşmak, seçilmek ve sonucu kabul etmek

Odaklandığınız kişiyle aynı ortamda bulunabilir, hiç ummadığınız bir yerde karşılaşabilirsiniz. Yazarın yaklaşımında çekim yasasının işleyişi, bu tür karşılaşma ihtimalleriyle de anlatılıyor. Ancak karşılaşmanın nasıl gelişeceği ve iki kişinin yakınlaşıp yakınlaşmayacağı önceden kesin biçimde belirlenemez; sonuç, her iki kişinin seçimine ve aralarındaki uyuma bağlıdır.

Aynı duygularda olduğunuzu hissediyorsanız, ilk adımı atabilirsiniz. Fakat karşılık bulmama, konuşamama ya da yaklaşamama ihtimali de vardır. Böyle bir durumda karşınızdaki kişinin tercihini zorlamak mümkün olmadığı gibi doğru da değildir. İstediğiniz kişiyle karşılaşmak, onun mutlaka sizi seçeceği veya ilişkinin istediğiniz biçimde ilerleyeceği anlamına gelmez.

Bu konuda istek yapan herkese tavsiyem şu: “Lütfen sahip olmak istediğiniz şeye sahip olma duygunuzu yaratmaya odaklanın, bunu kimin yaratacağına değil.” Çekim yasasıyla, istediğiniz türde bir ilişkiyi hayatınıza çekmeye çalışırken esnek olun ve yaşamak istediğiniz duyguya odaklanın. Enerji, bu anlatımda duyguda saklıdır; fiziksel konular ise geçicidir. Belirli bir kişiye veya yalnızca fiziksel özelliklere fazla odaklanmak, başka beklentileri gölgede bırakabilir ve hayal kırıklığı ihtimalini artırabilir.

Kontrol Sende Kitabı
Halis ŞAHİNER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

çekim yasası

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir