4. İstediğine Sahip Olan Kişi Olmayı Seçmek

İmgeleme: İsteklerimizi Zihnimize ve Bedenimize Tanıtmak

Bir konuda amaç veya hedef belirlediğinizde, yalnızca ne istediğinizi bilmeniz yeterli değildir. İstediğiniz şey hayatınızda olduğunda yaşamınızın nasıl görüneceğini de kendinize tanımlamanız gerekir.

Buradaki temel mantık şudur: Anlamını ve kendi yaşamımızla bağlantısını kuramadığımız bir hedef için harekete geçmekte zorlanabiliriz. Bu nedenle isteğimizi zihnimiz ve bedenimiz için daha bilindik, anlaşılır ve somut hâle getirmemiz gerekir.

Kendinize şu soruları sorun: Bu istediğim şey hayatımda olduğunda yaşamım nasıl olacak? Günlük hayatımda ne değişecek? Bana ne sağlayacak? Bir günün, yani 24 saatin içinde kendisini nasıl gösterecek? Davranışlarım, alışkanlıklarım, kararlarım ve hislerim bundan nasıl etkilenecek?

“İstediğine sahip olan kişi olmayı seçmek” derken kastettiğim tam olarak budur. İsteği yalnızca zihinsel bir düşünce olarak taşımakla kalmayıp, onun gerçekleşmiş olduğu bir yaşamın içinde kendimizi görmeye başlamaktır.

Bir şeyi istediğimizi söylemekle, kendimizi o isteğin içerisinde görebilmek aynı şey değildir. Daha güzel bir hayat istediğimizi söylerken o hayatın içerisinde nasıl yaşayacağımızı hiç düşünmemiş olabiliriz. İstediğimiz şeyin görüntüsünü biliriz ama onunla yaşamanın bize nasıl geleceğini bilmeyiz.

Üstelik alıştığımız hayat, bizi rahatsız eden yönleri olsa bile tanıdıktır. Nasıl davranacağımızı, neyle karşılaşacağımızı ve hangi durumda ne yapacağımızı az çok biliriz. Yeni bir durum ise beraberinde belirsizlik getirir.

Örneğin yıllardır aynı işi yapan bir insan başka bir işte daha mutlu olacağını düşünebilir. Fakat yeni işini düşündüğünde heyecanın yanında tedirginlik de hissedebilir. Mevcut işinin sıkıntıları tanıdıktır; yeni işin insanları, sorumlulukları ve günlük düzeni ise henüz yabancıdır.

İmgeleme, bu yeni durumla zihinsel olarak önceden tanışmamıza yardımcı olabilir. Henüz o işe başlamadan kendimizi orada düşünebilir; insanlarla konuştuğumuzu, sorumluluk aldığımızı veya karşılaştığımız bir sorunu çözdüğümüzü canlandırabiliriz.

Böylece istediğimiz şey, yalnızca gelecekte gerçekleşmesini beklediğimiz soyut bir ihtimal olmaktan çıkar. Onun içerisinde kendimize de yer açmaya başlarız.

Çekim yasasında imgeleme, istediğiniz şeyin hayatınızda bulunduğu bir yaşamı zihninize ve bedeninize tanıtma çalışmasıdır.

Bu nedenle imgeleme yaparken yalnızca “Ne istiyorum?” sorusuna değil, şu soruya da bakacağız:

“Bu istediğim şey hayatımda olduğunda ben kimim ve hayatımı nasıl yaşıyorum?”

İmgelemek, İsteklerimizin Provasını Yapmaktır

Bir mağazaya gittiğinizi ve bir elbiseyi beğendiğinizi düşünün. Rengi, modeli ve kumaşı hoşunuza gitti. Ancak satın almadan önce denemek istersiniz. Çünkü askıda güzel görünen bir elbisenin üzerinizde nasıl duracağını henüz bilmiyorsunuz.

Deneme kabinine girip elbiseyi giyersiniz. Aynaya bakar, içerisinde hareket eder, kumaşın bedeninize temasını hissedersiniz. Belki görüntüsünü beğenir ama içerisinde rahat edemezsiniz. Belki de ilk bakışta fazla dikkatinizi çekmeyen bir elbiseyi giydiğinizde “Tam bana göre” dersiniz.

İmgelemeye de bu açıdan bakabilirsiniz. İstediğiniz şeyi zihninizde üzerinize giyer ve onunla nasıl olduğunuzu görmeye çalışırsınız.

Burada yalnızca isteğinizin görüntüsünü düşünmezsiniz. O isteğin içerisinde yaşayacak olan kendinizi de canlandırırsınız. Nasıl konuşuyorsunuz? Nasıl hareket ediyorsunuz? Neler yapıyorsunuz? Nasıl kararlar veriyorsunuz? Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Örneğin kendine güvenen biri olmak istediğinizi söyleyebilirsiniz. Fakat bu güvenin günlük hayatınızda nasıl görüneceğini de tanımanız gerekir. Bir toplantıda söz alırken nasıl konuşuyorsunuz? Bir isteğinizi ifade ederken sesiniz nasıl çıkıyor? Biri sizinle aynı fikirde olmadığında nasıl davranıyorsunuz?

İmgeleme sırasında bu anların provasını yapabilirsiniz.

Böylece yalnızca ulaşmak istediğiniz sonucu değil, o sonucun içerisindeki kendinizi de tanımaya başlarsınız.

Her seferinde geri çekildiğiniz bir durumda kendinizi ifade etmeyi, acele ettiğiniz bir anda sakin kalmayı veya sürekli ertelediğiniz bir işe başlamayı canlandırabilirsiniz.

İstediğine sahip olan kişi olmayı seçmenin günlük karşılığı da burada ortaya çıkar. O kişinin düşüncelerini, kararlarını ve alışkanlıklarını tanımaya başlar; bunlardan hangilerine bugünkü hayatınızda yer verebileceğinize bakarsınız.

İmgeleme İsteğimizi Nasıl Netleştirir?

İmgelemenin bir başka işlevi de gerçekten ne istediğimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olmasıdır.

Örneğin güzel bir ev istediğinizi düşünün. Evin dış görünüşünü, odalarının büyüklüğünü, bahçesini veya manzarasını beğenebilirsiniz. Ancak imgeleme sırasında biraz daha ileri gitmeniz gerekir.

O evin kapısını açın. İçeri girin. Eşyalarınızı bırakın. Salonda yürüyün, pencerenin önünde durun, koltuğa oturun. Kendinizi o evde sıradan bir gün yaşarken düşünün.

Pencereden nasıl bir ışık geliyor? Dışarıdan hangi sesler duyuluyor? Oturduğunuz koltukta rahat mısınız? Sabah uyandığınızda ne yapıyorsunuz? Evin içerisinde kendinize ait bir alanınız var mı?

Bütün bunları canlandırırken asıl bakacağınız şey, o evin içerisinde kendinizi nasıl hissettiğinizdir.

Çünkü bazen istediğimiz şeyin arkasındaki ihtiyacı yeterince tanımayız. Büyük bir ev istediğimizi düşünürken aslında sessizlik, mahremiyet veya özgürlük istiyor olabiliriz. İmgeleme sırasında evin büyüklüğünden çok, içerisinde yalnız kalabildiğimiz küçük bir odanın bizi rahatlattığını fark edebiliriz.

Benim için ev örneğinde önemli olan konu buydu. Ev isteğimi düşündüğümde güzel bir evin görüntüsü tek başına içimde beklediğim duyguyu oluşturmuyordu.

Ev benim için ne anlama geliyordu? Kendimi özgür hissettiğim bir alan mıydı, yoksa başkalarının düzenine uyduğum ortak bir alan mıydı?

Bu soruya baktığımda istediğim şeyin yalnızca daha güzel bir ev olmadığını görmeye başladım. O evin içerisinde kendime ait bir yaşam alanı da istiyordum.

Bu nedenle imgelemede yalnızca istediğimiz şeye sahip olduğumuz ilk anı değil, onunla yaşayacağımız sıradan günleri de düşünmek önemlidir. İsteğimizin bizim için gerçek anlamı çoğu zaman bu gündelik ayrıntıların içerisinde ortaya çıkar.

İmgeleme Kısıtlayıcı İnançları Nasıl Ortaya Çıkarır?

İmgelemenin önemli taraflarından biri de isteğimizle aramızdaki düşünceleri görünür hâle getirebilmesidir.

Dilimizle bir şeyi istediğimizi söylerken, o isteğe ilişkin bütün düşüncelerimizin farkında olmayabiliriz. Fakat kendimizi gerçekten o durumun içerisinde canlandırmaya başladığımızda bazı çekincelerimiz ortaya çıkabilir.

BMW örneğinde benim yaşadığım da buydu.

Sahip olmak istediğimi söylediğim BMW’nin içerisinde kendimi imgelediğimde, sanki bana ait olmayan bir yerde oturuyormuşum gibi hissettim. O arabanın içerisinde rahat değildim. Sanki birisi gelip:

“Senin burada ne işin var?”

diye beni oradan uzaklaştıracakmış gibi geliyordu.

Çünkü zihnimde yalnızca araba yoktu. O arabaya sahip olacak kişinin kim ve nasıl biri olduğuyla ilgili de bir düşüncem vardı.

Ben o kişiyi kendine güvenen, rahat para harcayabilen ve çok parası olan biri olarak tanımlıyordum. Sonra kendimi onunla kıyaslıyordum.

Kendimi o kategoriye koymadığım için, bir taraftan arabayı isterken diğer taraftan “Ben öyle biri değilim” diye düşünüyordum.

Üstelik arabanın bana getireceği ilave masrafı da düşünüyordum. Kapının önünde bekleyen ve arada sırada bineceğim bir araca bu kadar para bağlamanın anlamlı olup olmadığını sorguluyordum.

İmgeleme sırasında arabayla ilgili gerçek düşüncelerimi fark etmeye başlamıştım.

Bir tarafta istek vardı. Diğer tarafta ise kendimle, parayla ve o arabaya sahip olmakla ilgili düşüncelerim vardı.

Zihinsel bir çatışma içerisindeydim.

İmgeleme tam da bu nedenle yalnızca kendimizi güzel şeylerin içerisinde görme çalışması değildir. Bazen isteğimizle aramızda duran düşünceleri de ortaya çıkarır.

Bu nedenle bir şeyi canlandırırken rahatsızlık hissettiğinizde bunu hemen ortadan kaldırmaya çalışmayın. Önce ne anlattığını anlamaya çalışın.

Kendinize sorun:

“Bana yabancı gelen ne?”

“Bu isteğin hangi tarafında zorlanıyorum?”

“Onun getireceği sorumluluktan mı çekiniyorum?”

“Kendimi buna layık görmüyor muyum?”

“Yoksa aslında başka bir şey mi istiyorum?”

Cevap her zaman aynı olmayacaktır. Bazen istediğimiz şey bize uygundur ama alışık olmadığımız için yabancı gelir. Bazen onun getireceği sorumluluklara hazırlanmanız gerekir. Bazen de başkasının hayatında beğendiğimiz bir şeyi kendi isteğimiz sanmış olabiliriz.

Bir isteği imgelediğinizde hemen coşku hissetmemeniz de onun yanlış olduğu anlamına gelmez. Heyecanla çekince aynı anda bulunabilir.

Ama ortaya çıkan düşünce ve duygular size isteğinizle aranızdaki ilişki hakkında bilgi verebilir.

İmgeleme Nasıl Yapılır?

İmgeleme yaparken bütün geleceğinizi aynı anda canlandırmaya çalışmanıza gerek yoktur. İstediğiniz hayatın içerisinden kısa ve somut bir sahne seçmeniz yeterlidir.

Yeni bir iş istiyorsanız kendinizi yeni işinizde sıradan bir gün geçirirken düşünebilirsiniz. Yeni bir ev istiyorsanız o evde sakin bir sabahı canlandırabilirsiniz. Kendinizi daha rahat ifade etmek istiyorsanız bir konuşmada düşüncelerinizi açıkça söylediğiniz kısa bir anı seçebilirsiniz.

Sahnenizi oluşturduktan sonra ayrıntıları fark etmeye başlayın.

Neredesiniz? Ne görüyorsunuz? Hangi sesleri duyuyorsunuz? Bedeniniz nasıl duruyor? Bir şeye dokunuyor musunuz? Yanınızda kimler var? Ne yapıyorsunuz?

Bütün duyuları aynı anda kullanmak veya zihninizde sinema filmi kadar net görüntüler oluşturmak zorunda değilsiniz. Bazılarımız görüntüleri, bazılarımız sesleri, bazılarımız ise bedensel hisleri daha kolay canlandırır. Size doğal gelen yerden başlayın.

Sonra kendinize bakın.

Bu sahnenin içerisinde olmak size nasıl geliyor?

Rahatlık mı hissediyorsunuz? Güven mi? Sevinç mi? Yoksa yabancılık, kaygı veya tereddüt mü var?

Kendinizi belirli bir duyguyu hissetmeye zorlamayın. İmgelemenin amacı her seferinde büyük bir heyecan yaratmak değildir. Bazen istediğimiz şeyin duygusu, sabah acele etmeden kahvaltı yapmanın sakinliği olabilir. Bazen kendimizi açıkça ifade edebilmenin rahatlığıdır. Bazen de tamamladığımız bir işin ardından hissettiğimiz memnuniyettir.

Size ait olan duyguyu fark etmeye çalışın.

Başlangıçta tek bir istek üzerinde çalışabilir ve gün içerisinde sakin olduğunuz bir zamanda birkaç dakika ayırabilirsiniz. Dikkatiniz dağıldığında yeniden sahneye dönün. Her ayrıntıyı ilk çalışmada oluşturmak zorunda değilsiniz.

Tekrarın amacı isteğinizi zorla gerçekmiş gibi hissetmek değil, onunla daha yakından tanışmaktır.

Zaman içerisinde sahneniz değişebilir. Bazı ayrıntıların sizin için önemli olmadığını, bazı ayrıntıların ise düşündüğünüzden çok daha önemli olduğunu fark edebilirsiniz.

Bu da çalışmanın bir parçasıdır.

Zihinsel Provayı Günlük Hayata Taşıyın

İmgelemenin yalnızca zihnimizde kalan bir çalışma olmasını istemiyoruz.

Çünkü istediğimiz hayatın içerisinde nasıl biri olduğumuzu düşünüyorsak, bunun bugünkü hayatımızda karşılığı olabilecek davranışlara da bakabiliriz.

Yeni bir iş istiyorsanız yalnızca işe kabul edildiğiniz anı değil, görüşmeye hazırlanmayı ve kendinizi ifade etmeyi de prova edebilirsiniz.

Daha düzenli bir hayat istiyorsanız yalnızca düzenli bir evde oturduğunuzu değil, o düzeni oluştururken yaptığınız küçük işleri de canlandırabilirsiniz.

Kendinize güvenmek istiyorsanız yalnızca kendinden emin hissettiğiniz anları değil, normalde geri çekildiğiniz bir konuşmada düşüncenizi ifade ettiğinizi de imgeleyebilirsiniz.

Ardından kendinize şu soruyu sorun:

“İstediğim hayatta yaşayan kişinin hangi davranışını bugün uygulayabilirim?”

Belki küçük bir konuşma yapabilirsiniz. Belki uzun zamandır ertelediğiniz bir işe başlayabilirsiniz. Belki bir başvuru yapabilir, bilgi edinebilir veya yeni bir alışkanlığın ilk adımını atabilirsiniz.

İstediğine sahip olan kişi olmayı seçmek, bugün sahip olmadığınız bir şeyi varmış gibi davranmak değildir. İstediğiniz yaşamın sizden hangi düşünce, davranış, beceri ve alışkanlıkları istediğini fark ederek bunlara bugünden yer açmaya başlamaktır.

Böylece zihnimizde prova ettiğimiz durumla gerçek hayat arasında bir bağ kurarız.

İmgelemede fark ettiklerimiz davranışlarımızı etkileyebilir; gerçek hayatta yaşadıklarımız da bir sonraki imgeleme çalışmamızı daha gerçekçi ve bize daha uygun hâle getirebilir.

İmgeledikçe İsteğiniz Netleşebilir

İmgeleme sırasında isteğinizin bazı yönleri değişebilir. Başlangıçta önemli gördüğünüz bir ayrıntının aslında size ait olmadığını anlayabilir veya daha önce düşünmediğiniz bir ihtiyacınızı fark edebilirsiniz.

Bunda yanlış bir şey yoktur.

Çünkü bu çalışmada yalnızca istediğiniz şeyi değil, kendinizi de tanıyorsunuz.

Neye hazır olduğunuzu, hangi konuda hazırlanmanız gerektiğini, neyin size yabancı geldiğini ve sizin için gerçekten neyin önemli olduğunu görmeye başlıyorsunuz.

İmgelemenin amacı yalnızca zihninizde güzel görüntüler oluşturmak değildir. İstediğiniz hayatı daha yakından tanımak, o hayatın içerisindeki kendinizi görmek ve bugünle istediğiniz yaşam arasında nasıl bir bağ kurabileceğinizi keşfetmektir.

İstediğiniz şeyle nasıl yaşayacağınızı daha iyi anladıkça, bugün ne yapmanız gerektiği de daha açık hâle gelir.

Halis Şahiner

Sosyolog & Yazar & Mentor & Yaşam Stratejisti

Kontrol Sende Kitabımın için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız