Kendimizi Desteklemek

Yaşamımızdaki eylemlerin ardındaki ihtiyaçlara baktığımızda üç temel yönelim görünür: hayatımız üzerinde hâkimiyet sahibi olmak; sevmek, sevilmek ve bir yere ait hissetmek; benliğimizi değerli görmek. Davranışlarımız, çoğu zaman bu ihtiyaçları karşılamaya çalışır. Buradaki önemli nokta, bunlara nasıl ulaşacağımıza dair inançlarımız ve benimsediğimiz yollardır.

Doğru bir referans ve destekleyici düşünce, ulaşılabilir gördüğümüz bir şeyi bize yakınlaştırabilir. Tersine, kendimizi sınırlayan düşünceler ve ölçütler, mümkün olanı bile bizden çok uzakta konumlandırabilir. Kendini destekleme, tam da bu düşünce ve davranış kalıplarını fark etmekle başlar: Kendimize ne söylüyoruz, bu sözler bizi hangi yöne götürüyor?

Kendini destekleme ve hayatımız üzerindeki hâkimiyet

Hayatımız üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmek için kendimize duyduğumuz güven önemlidir. Bir şey karşısında hemen “Yapamam” ya da “Olamam” dediğimizde, daha denemeden seçenekleri kapatabiliriz. “Yapabilirim” veya “Olabilirim” demek ise sonucun kesin olacağı anlamına gelmez; denemeye, öğrenmeye ve başka yolları görmeye alan açar. Bu iki tutum arasındaki fark, önümüzdeki seçenekleri nasıl değerlendirdiğimizi etkiler.

Özgüven, her şeyi başaracağımıza dair bir garanti değil; kendimize bir ihtimal tanımak ve adım atarken kendi yanımızda durabilmektir. Bir hedefe ulaşmak hemen mümkün görünmese bile, “Bunun için hangi seçeneklerim var?” diye sormak, “Bunu asla yapamam” demekten farklı bir başlangıç yaratır. Kendini destekleyici düşünceler, gerçekleri görmezden gelmek yerine deneyebileceğimiz yolları fark etmemize yardımcı olur.

Kendimize bakışımız ve kendine değer verme

Sevmek ve kendimizi değerli görmek konusunda önemli olan, kendimizi nasıl gördüğümüz ve hangi yönlerimize odaklandığımızdır. Yalnızca hatalarımıza, eksiklerimize ve yanlış yaptığımız anlara bakarsak, kendimizi bu tanımlarla sınırlamaya başlayabiliriz. İyi yaptıklarımızı ve güçlü yanlarımızı da fark ettiğimizde ise kendimizle ilgili daha dengeli bir algı kurabiliriz. Bu, hataları yok saymak değil; onları bütün benliğimizin ölçüsü hâline getirmemektir.

Kendine değer verme, yalnızca başarılı olduğumuzda kendimizi takdir etmekten ibaret değildir. Yanlış yaptığımızda da kendimizle nasıl konuştuğumuzu fark etmeyi gerektirir. “Yine beceremedim” cümlesi bizi tek bir ana ve sonuca sabitlerken, “Burada neyi farklı deneyebilirim?” sorusu öğrenmeye ve yeni bir seçeneğe yer açar. Kendimizi desteklemek, kendimize her durumda hak vermek değil; kendimizi küçültmeden, olanı görebilecek bir dil kurmaktır.

İç konuşmamızda neleri fark ediyoruz?

Nasıl konuştuğumuzun ve dikkatimizi neye verdiğimizin farkında olmak önemlidir. Kendimizle ilgili nasıl bir algı yaratmak, nasıl bir algıya sahip olmak hoşumuza giderdi? Kendimizi destekleyen, iyi hissettiren bir yaklaşım mı; yoksa kendimiz için daha azını mümkün gören bir yaklaşım mı?

Kendimizi daha azını hak eden biri gibi göstermek, iyi olduğumuz yanları küçümsemek veya başarılarımızı sabote etmek için hangi cümleleri kullanıyoruz? Bu sözleri ne zaman ve hangi durumlarda tekrar ediyoruz? Bazen bu soruların kendisi, otomatikleşmiş iç konuşmayı durup incelememize yardımcı olabilir. Olumlu iç konuşma, her şeyi iyiymiş gibi göstermek değildir; kendimize karşı daha adil ve destekleyici bir dil seçmektir.

“Bu düşünceler kime ait? İçine bilinç ekleyip sahibine geri gönderelim mi?” diye sorabiliriz. Bu soru, her düşünceyi sorgulamadan doğru kabul etmek yerine, onu fark edip bize gerçekten hizmet edip etmediğini değerlendirmeye davet eder. Kendimize ait olmayan bir yargıyı taşıyorsak, onu olduğu gibi benimsemek zorunda mıyız? Düşüncelerimizi fark etmek, onlarla aramıza küçük bir mesafe koyup nasıl davranacağımızı seçmemize alan sağlayabilir.

Kendimize nasıl destek olabiliriz?

Kendimize ne söylersek ve nasıl davranırsak yeterince sevildiğimizi ve değerli olduğumuzu hissedebiliriz? Her saat başı kendimize on kez, “(ismimiz) sen muhteşemsin. (ismimiz) sen mucizesin. (ismimiz) seni seviyorum.” deseydik yaşamımızda nasıl bir şey yaratırdık? Bu soruyu, kendimize verdiğimiz sözlerin ve dikkatin bizde nasıl bir karşılık bulduğunu düşünmek için bir davet olarak ele alabiliriz.

Bu cümleleri söylerken kendimizi nasıl hissettiğimizi, hangilerinin bize yakın geldiğini ve hangilerinin zorlayıcı olduğunu gözlemleyebiliriz. Amaç, bir cümleyi tekrarlayarak her şeyi bir anda değiştirmek değil; iç konuşmamızda kendimize destek olan bir yer açmaktır. İyi yaptığımız bir şeyi fark etmek, kendimize anlayışla yaklaşmak veya ihtiyaç duyduğumuzda yeni bir seçenek aramak da bu yaklaşımın parçaları olabilir.

Kendimizi destekleyici düşünceler geliştirmek, kendimizi olduğumuzdan daha az görmek yerine değerimizi ve imkânlarımızı fark etmemize yardım eder. Bugün kendimize daha destekleyici davranmak için neyi farklı söyleyebiliriz? Bundan daha iyi nasıl olur? Daha başka neler mümkün?

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı
Halis ŞAHİNER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

kendini destekleme

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir