Zihnimizi Doğru Yönlendirmek: Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Yaşamımızda çoğu zaman bir şeyler istediğimizi söyleriz. Ama aynı anda, onlara neden sahip olamadığımızı anlatan mazeretleri de sıralarız. Bazen bu hikâyeleri ne kadar çok anlatırsak istediğimiz şeye o kadar yaklaşacağımızı sanırız. Oysa bir isteği dile getirirken sürekli ona neden ulaşamayacağımızı anlatıyorsak, bu sözlerin bize ne sağladığına da bakmamız gerekir.
İsteklerimizi mazeretlerle nasıl gölgeliyoruz?
Bir şeyi istediğimizi söylerken sahip olamama ihtimallerini ve engelleri öne çıkarıyorsak, belki de isteğin kendisinden çok onun yokluğuyla baş etmeye çalışıyoruzdur. Bu yaklaşımda mazeretler, egoyu yatıştırmanın ve arzuya sahip olamamanın verdiği acıyı hafifletmenin bir yolu hâline gelir. Böylece bir yandan isteği canlı tutar, diğer yandan ona yaklaşmamızı zorlaştıran bir hikâyeyi tekrar ederiz.
Burada önemli olan, kendimizi suçlamak değil; anlattığımız hikâyenin işlevini fark etmektir. “Bunu istiyorum ama zaten mümkün değil” dediğimizde, bu söz bizi gerçekten istediğimiz şeye yöneltiyor mu, yoksa vazgeçmenin yarattığı rahatsızlığı bir süreliğine mi azaltıyor? Bilinçli yaratma düşüncesi, bu tür çelişkileri görmeye ve isteğimizle ona dair anlattıklarımız arasındaki farkı anlamaya çağırır.
Zihni yatıştıran meşguliyetler ve tanıdık döngüler
Bir amacımız ya da peşinden gittiğimiz bir şey olmadığında kendimizi gereksiz, değersiz veya yetersiz hissedebiliriz. Bu duygularla karşılaşmamak için zihnimizi meşgul edecek hedefler, arzular ve açıklamalar buluruz. Bazen neye yöneldiğimizden çok, bir şeyin peşinde olmanın kendisi zihnimizi yatıştırır. Böylece meşguliyet, gerçek isteğimizi anlamanın önüne geçebilir.
Bu yaklaşımda hiçbir şeyin olmaması zihin için tehlikeli ya da belirsiz bir durum gibi algılanır; zihin de tanıdık olana dönmeye çalışır. Tanıdık olanın iyi ya da istediğimiz bir şey olması şart değildir. Bir sonuca ulaşamayacağımızı düşünmek, hatta onun imkânsız olduğuna inanmak bile bildiğimiz bir hikâyeyi sürdürdüğü için yatıştırıcı gelebilir. Ancak tanıdık bir hikâyeye tutunmak, istediğimiz şeyle aramızdaki mesafeyi de görünmez kılabilir.
Düşüncelerle yaşamı yaratmak: Farkındalık nerede başlar?
Yazının temel uyarısı, zihnimizi yatıştırmak için beslediğimiz düşüncelerin yaşamımızdaki eksiklik hissini büyütebileceğidir. Zihnimizi, kendisine verilen düşünceyi fiziksel hayatta gerçekleştiren bir makine gibi anlatır. Bu, yazarın düşüncelerimizin yönümüzü ve seçimlerimizi etkileyebileceğine dair yaklaşımıdır; dolayısıyla üzerinde durulması gereken nokta, aklımızdan geçen her şeyi sorgusuzca gerçek kabul etmek değil, hangi düşünceyi tekrar tekrar beslediğimizi fark etmektir.
Zihni yönlendirme, kendimize zorla olumlu düşünceler söylemekten önce, mevcut düşünce biçimimizi dürüstçe görmeyle başlar. Bir isteği dile getirip hemen ardından neden gerçekleşemeyeceğini sıralıyor muyuz? Gerçekten arzuladığımız şeye mi yöneliyoruz, yoksa onu elde edememenin hikâyesini tekrarlayarak kendimizi mi koruyoruz? Zihnimizi doğru yönlendirmek, bu sorulara hazır cevaplar vermek değil; kendi sözlerimizin ve meşguliyetlerimizin bize ne anlattığını incelemektir.
Kendimize sorabileceğimiz sorular
Bu farkındalığı kazanmak için önce nasıl davrandığımıza ve zihnimizi hangi düşüncelerle beslediğimize bakabiliriz. Soruların amacı kendimizi yargılamak değil, isteğimiz sandığımız şeyin ve ona eşlik eden mazeretlerin ardındaki alışkanlığı görmektir:
Kendimizi kötü hissetmemek için kendimize hangi yalanları söylüyoruz?
Kendimizi kötü hissetmemek için yaşantımızda hangi meşguliyetleri yaratıyoruz?
Gerçekte sahip olmak istemediğimiz hangi şeyleri, isteğimiz diye sahiplenip kendimizi kandırıyoruz?
Bu sorular, düşüncelerle yaşamı yaratmak fikrini günlük hayatımızdaki söz ve seçimlerle ilişkilendirmemize yardımcı olur. Bir cevabı hemen bulmak zorunda değiliz. Önce çelişkiyi fark etmek, istediğimizi söylediğimiz şeyle ona dair kurduğumuz imkânsızlık hikâyesini birbirinden ayırmak için yeterli bir başlangıçtır.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Daha başka neler mümkün?
Bu iki soru, alışıldık açıklamaların dışına çıkıp başka ihtimallere açık kalmamızı hatırlatır. Bilinçli Yaratma Sanatı kitabının bu bölümündeki düşünce de burada birleşir: İsteğimizi mazeretlerle örtmek yerine, zihnimizin neyle meşgul olduğunu fark etmek ve kendimize daha açık sorular yöneltmek.
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı
Halis ŞAHİNER
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız





