Neden Kendimizi Küçümsüyoruz ve Bu Konuda Ne Yapabiliriz?
Bir yerlerde, kendimize karşı sert olmanın bir şekilde erdemli olduğuna dair bir not aldık. Öyle değil ve kendimiz olmak için bizi daha iyi, daha mutlu veya daha özgür yapmıyor.
Bir başkasına ne kadar kolay iltifat ettiğinizi, iltifat size yöneltildiğinde ise ne kadar garip hissedebildiğinizi hiç fark ettiniz mi? Arkadaşlarınızın en büyük destekçisi olur, başarılarını kutlar ve kendileri göremeseler bile güçlü yanlarını takdir edersiniz.
Peki sıra size geldiğinde? İç eleştirmen hemen sözü alır: “Yeterince yapmıyorsun. Daha iyi olmalısın. Henüz tam olarak orada değilsin.” Bazen hafif bir dürtme, bazen de yüksek sesli bir yargı gibi duyulan bu iç konuşma tanıdık geliyor mu?
Öyleyse derin bir nefes alın; bu konuda yalnız değilsiniz. Yazıda aktarılan araştırmalara göre ortalama bir insan günde yaklaşık 60.000 düşünceyle uğraşıyor ve bunların önemli bir bölümü olumsuz olabiliyor. Ayrıca düşüncelerin büyük kısmının tekrarlandığı belirtiliyor. Aynı iç döngüde sıkışıp kalmak; kendini yargılamayı, endişeyi ve kalıcı bir yetersizlik hissini besleyebiliyor.

Neden kendimizi küçümseriz?
Bir yerlerde, kendimize karşı sert olmanın erdemli olduğuna inanmaya başladık. Öz eleştiriyi gelişmenin tek yolu, alçakgönüllülüğü ise kendimizi küçültmek sandık. Işığımızı kısmamızın başkalarını daha rahat hissettireceğini düşündük. Oysa yargı, tek başına bizi daha iyi ya da daha mutlu yapmıyor; kendimiz olma özgürlüğüne de yaklaştırmıyor.
Ya kendini küçümseme, özlemini duyduğunuz hayatla aranızda duran şeylerden biriyse? Aradığınız güven, netlik ve hafiflik kendinizi sürekli “düzeltmeye” çalışmaktan değil, olduğunuz kişiyi kabul etmekten doğabilir mi? Buradaki yaklaşım daha fazla eleştiri ya da bitmeyen bir çaba değil; gerçek, sahici ve özür dilemeden kendiniz olmayı kucaklamak.
Kendini küçümsemeyi bırakmak, kendinizle ilgili her şeyi bir anda çözmek demek değil. Önce içinizdeki sesin ne söylediğini fark etmek ve kendinize, bir arkadaşınıza göstereceğiniz anlayışla yaklaşmayı denemek demek. Dain Heer’in yazısında öne çıkan düşüncelere birlikte bakalım.
Kendini kabul etme: Kendin olmak için mükemmel olman gerekmez
Kendin olmanın; iyileşmiş, başarılı, dengeli ve günün her anında huzurlu olmak anlamına geldiğine inanmaya şartlandırılmış olabiliriz. Oysa kendin olmak, her şeyi çözmüş olmayı gerektirmez. İşler karışık hissettirdiğinde bile kendinizi yargılamamayı ve seçimlerinize utançla değil, anlayışla bakmayı deneyebilirsiniz.
“O anda sahip olduklarımla elimden gelenin en iyisini yaptım; şimdi yeniden seçebilirim,” demek, geçmişteki kendinize başka bir gözle bakmanın bir yolu olabilir. Sürekli yanlış olduğunuzu düşünmek yerine, eskiden kusur saydığınız yerlerde güçlü yanlarınızı görmeye başlayabilirsiniz. Bu bakış değişikliği, kendinizle ilişkinizi dönüştürebilir.
Kendinizi bulmak zorunda değilsiniz; kendinizi yaratabilirsiniz
Kendinizi “bulmak” için kaç yıl harcadınız? Bazen keşfedilmeyi bekleyen gizli bir benliğimiz olduğuna inanırız. Yeterince derine iner, meditasyon yapar ya da doğru kitabı okursak o kişiyi sonunda ortaya çıkaracağımızı düşünürüz.
Ya kendin olmak, saklı bir şeyi bulmaktan çok, seçimden seçime kendini yaratmaksa? Kaybolmuş değilsiniz; gelişiminiz sürüyor. Her gün, kendinizi daha canlı ve kendiniz gibi hissettiren bir yönü seçmek için yeni bir davet olabilir.
Kendin olmak için herkes tarafından sevilmek zorunda değilsin
Başkalarının beklentilerine uyum sağlamak için şekil değiştirmeye alışmış olabiliriz. Öne çıkmamak için parlaklığımızı kısar, “fazla” görünmemek için kendimizi geri çekeriz. Fakat ya fazla bulduğunuz özellikleriniz, size özgü güçlü yanlarınızsa? Siz olduğunuz gibi ortaya çıktığınızda, dünyaya sunabileceğiniz şey de tam olarak bu olabilir.
Büyüklüğünüz, kendinizi ne kadar küçültebildiğinizle değil, yargılanma ihtimaline rağmen ne kadar cesurca kendiniz olabildiğinizle ölçülür. Farklılığınızı ve benzersizliğinizi kucaklamak kibir değildir. “Kendimden hoşlanıyorum” diyebilmek, kendinizden şüphe etmenizi isteyen seslere karşı bir duruş olabilir.
Kimseye değerini kanıtlamak zorunda değilsin
Kendin olmak, değerini başkalarına kanıtlamakla ilgili değildir. Zaten olduğunuz kişiye biraz daha rahatça yer açmakla ilgilidir. Kırık değilsiniz, geride kalmış değilsiniz ve başka biriyle yarışmak zorunda da değilsiniz.
Bu hissi bulmakta zorlanıyorsanız doğada biraz zaman geçirmeyi deneyin. Nefes alın, ağaçları gözlemleyin ve dünyanın ağırlığının omuzlarınızdan yavaşça düşmesine izin verin. Bazen çok fazla çabalamayı bıraktığınız anlarda, kendinize ait olanı daha net fark edebilirsiniz.
Başkalarını rahat ettirmek için kendini küçültmek zorunda değilsin
Birçoğumuz, başkaları tehdit altında, güvensiz ya da geride kalmış hissetmesin diye kendimizi geri çekmeyi öğrendik. Fakat her küçüldüğünüzde, dünyayı yalnızca sizin sunabileceğiniz bir şeyden mahrum bırakabilirsiniz. Farklı olmak, benzersizliğinizi kucaklamak ve bundan keyif almak sorun değil.
Kendini küçümsemeyi bırakmak için bugün ne yapabilirsin?
Bu düşünce döngüsünü hemen değiştirmek zorunda değilsiniz. Önce kendinizi eleştirdiğiniz anları fark edin ve şu küçük adımları deneyin:
Kendinizi ne zaman küçümsediğinize dikkat edin. İçinizdeki bu ses kime ait; gerçekten sizin sesiniz mi?
Döngüyü bir soruyla kesin: “Benim hakkımda henüz fark etmediğim ne doğru var?”
“Kendimden hoşlanıyorum,” demeyi deneyin; zihniniz buna itiraz etse bile.
Şunu sorun: “Bugün henüz düşünmediğim kim olabilirim?” Bu sorunun sizde uyandırdığı farkındalığın seçimlerinize eşlik etmesine izin verin.
Eğlenmek için önce kendinizi düzeltmeniz gerekmez. Güçlü olmak için mükemmel olmanız da şart değil. Olduğunuz kişi olabilmek için kimseden izin almanız gerekmiyor. Kendinizden hoşlanmaya başladığınızda, başkalarına da sizi olduğunuz gibi görmeleri için alan açabilirsiniz.
Dain Heer
Yazının orijinal metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
Neden kendimizi küçümsüyoruz ve bu konuda ne yapabiliriz – BEST SELF
Dain Heer Hakkında
Dr. Dain Heer bir konuşmacı, çok satan bir yazar ve her yıl 22 Haziran’da kutlanan Uluslararası Kendin Ol Günü’nün kurucusudur. Enerjiyi, bilinci ve kişisel dönüşümü keşfetme konusunda 30 yılı aşkın deneyime sahip olan çalışmaları; nezaket, merak ve kendini sevmenin bencilce değil, dünyayı değiştirebilecek devrimci bir fikir olduğu yaklaşımına dayanır. www.beingyouday.com’daki küresel kutlamaya katılabilir ve www.drdainheer.com üzerinden Dain ile bağlantı kurabilirsiniz | @dainheer

