Sevgi Emek İster

Bir varmış bir yokmuş… İnsanoğlu bir gün arkadaşlık ve dostluk kavramlarıyla tanışmış. Önceleri arkadaşın ve dostun ne işe yaradığını, insan hayatında neden gerekli olduğunu, bu kavramların ne anlama geldiğini pek bilmiyormuş. Zamanla yaşadıklarına bakmış, ilişkilerini gözlemlemiş ve kendine sormuş: Bir insanı yalnızca arkadaşımız yapan nedir, dostumuz yapan nedir?

Arkadaşlık ve dostluk arasındaki bağ

Kimi insanlar birbiriyle çok zaman geçiriyor, konuştuklarını başkalarına anlatmıyor, birinin sıkıntısı olduğunda diğeri yardımına koşuyormuş. Bu yakınlığı dışarıdan izleyenler, “Neden böyle yapıyorlar?” diye düşünmüş; aralarındaki bağı anlamakta zorlanmışlar. Oysa paylaşmak, sır saklamak ve ihtiyaç anında yanında olmak, ilişkinin yalnızca birlikte vakit geçirmekten ibaret olmadığını gösteriyormuş.

İnsanoğlu kendini geliştirmek için hayatına yeni olgular katarken önce arkadaşlığın ne olduğunu düşünmeye başlamış. Fakat paylaşım arttıkça, arkadaşlık duygusuna başka bir yakınlığın eklendiğini de fark etmiş. Birbirlerini arayıp sormuş, aile fertleriyle ilgilenmiş, görüşemedikleri zaman merak ve endişe duymuşlar. Arkadaşlığın içinde büyüyen bu bağlılığa yeni bir ad vermişler: dostluk.

Peki, gerçek dostluk nedir? Belki de insanın yalnızca iyi vakit geçirdiği kişiyi değil, sevincini de sıkıntısını da paylaşabildiği kişiyi dost bilmesidir. Herkesle arkadaş olunabilir; ama güvenin, içtenliğin ve karşılıklı özenin zaman içinde kurduğu bağ başka bir anlam taşır. Arkadaşlık ve dostluk arasındaki fark da bu derinlikte, birbirinin hayatına gösterilen dikkatte belirginleşir.

Dostluk emek ister

Paylaşmayı ve yardımlaşmayı bilmeden, yalnızca vakit geçirmek ya da menfaatlerini karşılamak için bir araya gelen insanlar uzun süreli birliktelikler kurmakta zorlanabilir. Böyle olunca yalnızlıktan şikâyet eder, “Nerede yanlış yaptık?” diye yeniden düşünürler. Bu soru, dostluğun kendiliğinden oluşan bir yakınlık olmadığını; ilgi, zaman ve emekle yaşatıldığını hatırlatır.

Dostluk emek ister. Birbirini arayıp sormak, anlatılanı dikkatle dinlemek, gerektiğinde yardım etmek ve zor günlerde uzaklaşmamak bu emeğin parçalarıdır. Sevgi emek ister; çünkü değer verdiğimiz bir ilişkiyi korumak, yalnızca güzel söz söylemek değil, davranışlarımızla da yan yana durmaktır. Kalite yalnızca kıyafet alırken kullandığımız bir kelime değildir. Dostluk da özenle yaşandığında uzun ömürlü olabilir.

Bugün her şeyi çabuk tükettiğimizi düşünürken insan ilişkilerinin de kolayca başlayıp kolayca sona ermesinden yakınıyoruz. Güvenin zedelendiği yerde bağ kurmak da zorlaşıyor. Belki bu yüzden kendimize, dostluk kavramına ne kattığımızı ve dostlarımızı hayatımızda nasıl taşıdığımızı sormamız gerekiyor. Hepimizin aradığı huzur, bazen yanı başımızda içtenlikle duran bir dostun varlığında bulunur.

Zor günlerde yanında olmak

Etrafına huzur saçan, gözlerinin içi gülen insanlar olsun istiyoruz yanı başımızda. Eskilerin tabiriyle, ömrümüze ömür katsın dediğimiz arkadaşlar ve dostlar arıyoruz; onları yalnız bu dünyada değil, öbür dünyada da isteyelim, yani ahretliğimiz olsun… Dostun yanında olmak her zaman bir sorunu çözmek demek değildir. Bazen onun sıkıntısını paylaşmak, ağlarken yanında ağlamak ya da söyleyemediklerini sessizce dinlemek yeterlidir. Dostluğun değeri de çoğu zaman tam burada anlaşılır.

Bir gün bunalırsan, sıkıntını paylaşmak istersen
BENİ ARA, İki elim kanda olsa gelirim, sıkıntılarını yok ederim

Bir gün ağlayacak gibi olursan da ,BENİ ARA, Seni belki güldüremem ama Söz veriyorum, Seninle birlikte ağlayabilirim, Bir gün uzaklara kaçmak istersen
Beni aramakta çekinme, seni belki durduramam ama
Senle birlikte koşabilirim…Bir gün yüksek bir köprüden, atlamaya kalkarsan da
ARA BENİ, Seninle birlikte atlayamam AMA, Aşağıda bekler, seni tutabilirim bir gün her hangi bir konuda, Kararsız kalırsan, ARA BENİ

Seni Senden fazla düşünür, sana fikirler verebilirim…
Bir gün kimseyi dinlememeye, karar verirsen de, ARA BENİ, Ağzımı açmayacağımı, söyleyemediklerini bile Dinleyeceğim bil…Bir gün Beni üzdüğünü düşünürsen de çekinme yine, ARA BENİ, Göreceksin…

Sana kıyamam kızamam üzmem seni
Bir gün beni ararsan ve benden, karşılık alamazsan
SÖZ VER,O zaman sen ulaşmalısın bana, Çünkü
O zaman bir MELEĞE gereksinim duyduğumu bilmelisin
Seni Seviyorum DOSTUM…

Dostluğun zenginliği

Dostlukları bu güzel dizelerdeki gibi yaşamayı kaç kişi başarabiliyor acaba? İnsanlar dostluktan ne anlıyor? Herkes arkadaş olabilir ama dost olmayı başarmak çok emek ister. Dost, yalnızca iyi gününde mutluluğuna ortak olan değil; zor gününde de acını paylaşan, seni dinleyen ve yanında durandır. Bu yakınlık, kusursuz olmakla değil, birbirine gösterilen özenle ve bağı korumaya verilen değerle büyür.

Ben arkadaşlık ve dostluk adına kendimi çok şanslı, dostluk adına da çok zengin buluyorum. Çok dostum yok ama var olanlarla çok zenginim. Dostlarımı yüreğimdeki en güzel çiçek bahçesinde taşıyorum. Bu bahçede yanlışlık yapan dostlarım olsa bile onları incitmemeye özen gösteririm; yalnızca bir zamanlar dost gibi göründükleri için değil, insan oldukları için değer veririm.

Dostlarım sayesinde dünyanın en zengin insanıyım. Herkes benim dostum olmaz; dostum olanların da zor günlerinde yanında durmaya çalışırım. İyi günlerinde yanlarında olmak elbette mutluluk verir. Ama onların acılarıyla birlikte yaşamak, sıkıntılarını paylaşmak ve ihtiyaç duyduklarında el uzatmak… İşte dostluğun anlamı bu. Sevgi emek ister; dostluk da o emeği, içtenliği ve huzuru birlikte taşır.

Benzer Gönderiler