Sözlerimize Dikkat Edelim

Sözlerimiz çok güçlü. Bazen ağzımızdan çıkan bir cümle, hayata ve kendimize nasıl baktığımızı gösterir; bazen de önümüzdeki seçenekleri nasıl değerlendireceğimizi etkiler. Bu yüzden sözlerin gücü yalnızca ne söylediğimizde değil, o sözlerin ardındaki beklenti ve inançlarda da saklıdır.
Sözlerimize Dikkat Edelim
Çekim yasası ve sözler arasındaki ilişkiyi düşünürken, kullandığımız ifadelerin dileklerimizle uyumlu olup olmadığına bakabiliriz. Bu yaklaşım, bir cümleyi söyleyince istediğimiz her şeyin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez. Buradaki önemli nokta, kendimizi ve imkânlarımızı hangi kelimelerle tanımladığımızı fark etmek, umudumuzu daha baştan kendi sözlerimizle kapatmamak.
Geçen gün markette kasada beklerken iki kişinin sohbetine kulak misafiri oldum. Gördükleri harikulade bir araba hakkında konuşuyorlardı. Birden birinin diğerine, “Yaa, 40 yıl didinsek, böyle bir arabaya asla sahip olamayız.” dediğini başımdan aşağı kaynar sular dökülerek duydum.
Dönüp bu kişiye, “Söyleme şu sözleri yaa!!!” dememek için kendimi zor tuttum. İşte çekim yasası öğretmeni olmanın bazı zararları! Sevgili öğrencilerim ve arkadaşlarım beni böyle uyarmamı kabul edebilirler ama sokaktaki, marketteki insanlara bu şekilde yaklaşmam mümkün olamıyor maalesef.
Birçok insan sözlerinin, kararlarının ve inançlarının hayatlarını nasıl etkilediğinin farkında olmadan konuşuyor. Aynı bizim bir zamanlar yaşadığımız gibi. O cümledeki “asla”, daha denemeden bir ihtimali kapatan kesin bir hüküm gibi duruyor. Oysa güzel bir şeyi beğenmek, ona sahip olmayı dilemek ve bu dileğe açık olmak birbirinden farklı şeylerdir. Hayatın bütün şartlarını bir anda değiştirmesek bile, kendimize kurduğumuz cümleleri fark edebiliriz.
Günlük konuşmada nelere dikkat edelim?
“Yaa, 40 yıl didinsek, böyle bir arabaya asla sahip olamayız.” Bu şekilde konuşmak, bizim gibi çekim yasasını bilen ve anlayan kişilere artık yasak! Dileklerimize tez zamanda kavuşmak istiyorsak, sözlerimize dikkat etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Peki, bunu günlük hayatta nasıl yapacağız?
- “Asla”, “hep”, “hiç” ve “her zaman” gibi kesin ifadeleri fark edelim. Bunları kullanırken sözlerimizin dileklerimizle uyumlu olup olmadığını, kendi istediğimiz şeyle çelişip çelişmediğini düşünelim. Böyle kelimeler her durumda yanlış değildir; önemli olan onları düşünmeden, kendimize dair değişmez bir hüküm gibi kullanmamaktır.
- Beğendiğimiz bir şeyi küçümseyip kendimize “asla olmaz” demek yerine, “Ne güzel arabaydı. Allah’ın izni ve yardımıyla bizim de olur inşallah.” diyebiliriz. “Olabilir”, “olsun” ya da “olmasını dilerim” gibi ifadeler de dileğimizi dile getirmenin yollarıdır. Burada amaç, bir cümleyle sonucu garanti etmek değil; umudumuzu ve niyetimizi kendi sözlerimizle reddetmemektir.
- “Hastayım”, “iyi değilim”, “kötüyüm” gibi kendimizi tanımlayan sözleri de gelişigüzel tekrar etmemeye çalışalım. Hayatta üzerimizde etkili olabilen sözlerimizden bazıları, “…yım” diye biten bu tür cümlelerdir. Bu, hastalığın yalnızca sözlerden kaynaklandığı anlamına gelmez; yaşadığımız bir sağlık sorununu inkâr etmek veya gerekli desteği ertelemek de değildir. Öneri, kendimizi bir durumdan ibaret görmeden, hâlimizi doğru ve özenli biçimde ifade etmektir.
- “Nefret” kelimesini sözlüğümüzden çıkartalım. Sevgi, şükür, affetme ve af dileme sözlüğümüzdeki en temel kelimeler olsun. Bu kelimeleri seçmek, yaşadığımız her şeyi yok saymak değildir; kalbimizde nasıl bir dil taşımak istediğimizi hatırlamaktır.
- Bol bol “harika”, “harikulade”, “fevkalade”, “mükemmel”, “çok güzel”, “çok sevindim” ve “çok mutlu oldum” diyelim. Beğeni, mutluluk ve şükür ifade eden sözler, olumlu konuşmanın önemini günlük hayatımızda hatırlamamıza yardımcı olur. Güzel bir şeyi fark ettiğimizde bunu söylemekten çekinmeyelim.
- Ağzımızı açıp gözümüzü yummayalım. Sözlerimizi bilerek sarf edelim, kalbimizden konuşalım. Konuşmadan önce bir an durup söyleyeceğimiz sözün niyetimizle uyuşup uyuşmadığını düşünmek bile dilimizi daha bilinçli kullanmamıza yardım edebilir.
Sözlerimizde sevgiye ve şükre yer açalım
“Sözler hayatımızı nasıl etkiler?” diye soruyorsak, önce her gün kendimize ve başkalarına neler söylediğimizi dinleyelim. Çekim yasası yaklaşımında bu farkındalık, dileklerimizle çelişen kesin yargıları görmek ve daha uyumlu sözler seçmek için bir başlangıçtır. Kalbimizde hep sevgi, anlayış, şükür, af dileme ve affetme olmasına dikkat edelim; çünkü konuşma biçimimizi dönüştürmek, kendimize ve çevremize daha özenli yaklaşmakla başlar.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







