Yeniyi İnşa Etmek – Louise Hay

“İçimden gelen yanıtların kolaylıkla farkında oluyorum.”
Şişman olmak istemiyorum. Parasız kalmak istemiyorum. Yaşlanmak istemiyorum. Burada yaşamak istemiyorum. Bu ilişkiyi sürdürmek istemiyorum. Annem ya da babam gibi olmak istemiyorum. İşimde takılıp kalmak istemiyorum. Saçlarımın, burnumun ya da bedenimin böyle olmasını istemiyorum. Yalnız, mutsuz veya hasta olmak istemiyorum.
Dikkatinizi Neye Yöneltiyorsanız, O Daha da Fazlalaşır
Bu örnekler, zihnimizde olumsuzluklarla savaşmaya nasıl şartlandığımızı gösteriyor. İstemediğimiz şeyleri tekrar tekrar düşünürsek, olumlu olanın kendiliğinden hayatımıza geleceğini sanıyoruz. Oysa Louise Hay’in bu bölümdeki yaklaşımı, dikkatimizi yalnızca kaçınmak istediğimiz şeylerde tutmak yerine, nasıl bir hayat istediğimizi açıkça ifade etmemizi öneriyor.
İstemediğiniz şeyler için ne kadar sık hayıflanıyorsunuz? Böyle yapmak size gerçekten istediğiniz şeyleri getirdi mi? Yaşamınızda değişiklik yapmak istiyorsanız, yalnızca olumsuzluklarla savaşmak yerine dikkatinizi arzu ettiğiniz yöne çevirmeyi deneyin. Hayatınızda beğenmediğiniz şeyleri sürekli düşünmek, onlara zihninizde daha fazla yer ayırmanıza neden olabilir.
Bu nedenle Hay, olumsuz ifadeleri olumlu ifadelere dönüştürmeyi öneriyor. “Şişman olmak istemiyorum” yerine “Bedenime iyi bakıyor, kendimi iyi hissediyorum”; “Parasız kalmak istemiyorum” yerine “Maddi rahatlık içindeyim” demek, dikkati istenmeyen durumdan arzulanan deneyime taşır. Buradaki amaç, bir cümleyi tekrarlayarak her şeyin kendiliğinden değişeceğini varsaymak değil; ne istediğinizi fark edip düşünce ve davranışlarınızı o yönde şekillendirmeye başlamaktır.
Örneğin, “Yaşlanmak istemiyorum” yerine “Kendime özen gösteriyor, yaşamın her dönemini değerlendiriyorum”; “Burada yaşamak istemiyorum” yerine “Kendim için daha uygun bir yaşam alanı oluşturuyorum” diyebilirsiniz. İlişkiniz, işiniz veya bedeninizle ilgili ifadeleri de aynı şekilde, sizi aşağı çeken yargılardan daha destekleyici bir dile çevirebilirsiniz.
İnce ve zinde hissediyorum.
Maddi rahatlık içindeyim.
Kendime iyi bakıyor, her yaşta yaşamın tadını çıkarıyorum.
Kendim için daha iyi bir yere taşınıyorum.
Sevgi dolu, güzel bir ilişkiye açığım.
Kendim gibi olmaktan memnunum.
Saçımı, burnumu ve bedenimi olduğum gibi kabul etmeyi öğreniyorum.
Sevgi ve şefkatle doluyum.
Neşeli, mutlu ve özgürüm.
Sağlığımı destekleyen seçimler yapıyorum.
Olumlu Düşünme ve Olumlu İfadeler
Olumlu ifadeleri düşünmeyi ve kullanmayı öğrenin. İfadelerimiz, bir konuya nasıl yaklaştığımızı yansıtır. “İşimden nefret ediyorum” demek, tek başına çözüm sunmaz. “Kendime uygun yeni bir iş bulmak için adımlar atıyorum” demekse dikkatimizi seçeneklere ve atabileceğimiz adımlara yöneltir. Olumlu düşünme, yaşanan güçlükleri inkâr etmek değil; onları yalnızca olumsuz yargılarla tarif etmek yerine, değişim için mümkün olan alanı da görmektir.
Hayatınızda nelerin olmasını istediğinizi düşünün ve bunları kendi sözlerinizle ifade edin. Hay, olumlu ifadelerde şimdiki zaman kipini kullanmayı önerir: “Yapıyorum”, “öğreniyorum”, “oluyorum” gibi. “Olmak istiyorum” veya “olacağım” dediğinizde arzu ettiğiniz durumu sürekli geleceğe erteleyebilirsiniz. Şimdiki zamanla kurulan bir ifade ise hedefinizi bugünden düşünmenize ve ona uygun davranışları fark etmenize yardımcı olabilir.
Bu yaklaşımda Louise Hay olumlamaları, kişinin kendisine yönelttiği destekleyici cümlelerdir. Bir olumlamayı seçerken onu kendi hayatınıza ve gerçekten üzerinde çalışmak istediğiniz konuya göre uyarlayın. Sözler size bütünüyle inandırıcı gelmiyorsa, daha ulaşılabilir bir ifadeyle başlayabilirsiniz: “Her şey yolunda” demek yerine “Kendime destek olmanın yollarını öğreniyorum” demek gibi.
Kendini Sevme ve Kendini Onaylama Süreci
Hay’in yaklaşımında, sorun ne olursa olsun üzerinde durulması gereken temel konulardan biri kendini sevmektir. Kendini sevme, kendini kusursuz bulmak ya da hiçbir yönünü değiştirmek istememek anlamına gelmez. Kendinize yalnızca başarılı olduğunuzda değer vermek yerine, eksikleriniz ve sınırlarınızla birlikte kendinizi kabul etmeye çalışmaktır.
Kendinizi iyi hissettiğiniz zamanları hatırlayın. Hayatın daha kolay aktığı, kendinize yakın ve güvende hissettiğiniz dönemleri düşünün. Hay, kendinizle kurduğunuz ilişkinin de benzer bir yumuşaklık ve kabul duygusu taşıyabileceğini anlatıyor. Kendinizi onaylamak, hatalarınızı görmezden gelmek değil; kendinizi sürekli eleştirerek değişmeye zorlamadan, olduğunuz yerden ilerlemeye izin vermektir.
Kendinizi Sevmek, İyi Hissetmenizi Sağlar
Kendinizi onaylamadıkça ve kabul etmedikçe kendinizle sevgi dolu bir ilişki kurmak güçleşir. Bu düşünce karşı çıkışları da beraberinde getirebilir:
“Ama ben hep kendimi eleştiririm.”
“Kendimin şu yönünü beğenmem nasıl mümkün ki?”
“Ailem, öğretmenlerim ya da sevgililerim daima beni eleştirdi.”
“Kendimi eleştirmezsem değişmem nasıl mümkün olur?”
Bu soruların ortaya çıkması, kendinizi onaylamayı öğrenemeyeceğiniz anlamına gelmez. Değişmek için kendinize sert davranmanız gerektiğine inanıyor olabilirsiniz. Oysa kendinize daha destekleyici bir dille yaklaşmak, hem mevcut durumunuzu görmenizi hem de değişim için daha yapıcı adımlar düşünmenizi sağlayabilir. Kendini sevme ve kendini onaylama, bu metinde olumlu değişimlerin başlangıç noktası olarak ele alınıyor.
Aklı Eğitmek
Kendinize yönelik eleştiri, zihinde tekrar tekrar çalan eski bir plak gibi olabilir. Kendinizi suçlayan ve değişime karşı koyan düşüncelerin ne zaman devreye girdiğini fark etmeye çalışın. Bu düşünceleri hemen doğru kabul etmek zorunda değilsiniz; onları fark edip çalışmanızı sürdürebilirsiniz.
Aynaya bakın ve “Kendimi olduğum gibi seviyor ve onaylıyorum” deyin. Şimdi nasıl hissediyorsunuz? Bu cümleyi söylemek kolay mı, yoksa içinizden itirazlar mı yükseliyor? Hay, affetme alıştırmasından sonra bu cümleyi söylemenin kolaylaşabileceğini hatırlatıyor. Kendini kabul etme, olumlu değişimlerin önünü açan temel bir adımdır.
Louise Hay, kendini reddetme duygusunun belirgin olduğu günlerde bazen kendi yüzüne tokat attığını anlatır. Kendini kabul etmenin ne demek olduğunu bilmediğini; eksikliklerine ve sınırlarına ilişkin inancının, başkalarının onu sevdiğini söylemesinden daha güçlü olduğunu aktarır. Biri ona sevilen biri olduğunu söylediğinde, “Neden? Bende sevilecek ne buluyor ki?” diye düşündüğünü, hatta “Gerçekte nasıl bir insan olduğumu bilseler beni sevmezler” diye kaygılandığını söyler.
Kendisini olduğu gibi kabul ettiğinde ve sevdiğinde, iyi şeylerin başlayabileceğini o zaman fark etmediğini belirtir. Kendisiyle barışık ve sevecen bir ilişki kurması zaman almıştır. Önce kendinde “iyi özelliklerim” diye düşündüğü küçük yönleri görmeye çalışmış; daha sonra yeterince iyi olmadığını düşündüğü yönlerini de kabul etmeyi öğrenmiştir. Bu kişisel anlatım, kendini onaylamanın bir anda tamamlanan bir iş değil, adım adım sürdürülen bir pratik olduğunu gösterir.
Alıştırma: Kendimi Onaylıyorum
Hay, “Kendimi onaylıyorum” cümlesini düzenli olarak tekrarlamayı öneriyor. Metinde bu alıştırmanın gün içinde yüzlerce kez yapılmasından söz edilse de, bunu bir zorunluluk gibi görmek yerine kendi temponuza uygun biçimde deneyebilirsiniz. Endişe duyduğunuz bir konuyu tekrar tekrar düşünürken, dikkatinizi bu cümleye çevirmek bir hatırlatıcı olabilir.
“Kendimi onaylıyorum” demeye başladığınızda, zihninizden bunun tam tersini söyleyen düşünceler geçebilir: “Böylesine şişmanken kendini nasıl onaylarsın?”, “Bunun bir yararı olacağını düşünmek çok aptalca” ya da “Senin onaylanacak bir yanın yok.” Bu itirazları fark edin; ancak onları tartışmasız gerçekler olarak kabul etmek zorunda değilsiniz. Kendinize, “Bu düşüncenin gitmesine izin veriyorum. Ben kendimi onaylamayı seçiyorum” diyebilirsiniz.
Alıştırma size tuhaf, yapay ya da yalan gibi gelebilir. “Aptalca bir şey”, “Bana doğru gelmiyor” veya “Yaptıklarımdan sonra kendimi nasıl onaylayabilirim?” diye düşünebilirsiniz. Bu itirazları fark edip geçmelerine izin verin. Bir düşüncenin aklınızdan geçmesi, ona inanmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
“Kendimi onaylıyorum” cümlesini, çevrenizden biri sizi eleştirdiğinde veya siz de kendinizden hoşnut olmadığınızda hatırlayabilirsiniz. Bu, her davranışınızı doğru bulmanız demek değildir. Kendinizi bütünüyle reddetmeden, yaptıklarınızı gözden geçirip gerektiğinde farklı davranmayı seçebilirsiniz. Kendini sevme ile kendine karşı dürüst olma birbirinin zıddı değildir.
Hay’in düşünce anlayışında, düşüncelerimize verdiğimiz anlam ve onları ne kadar benimsediğimiz önem taşır. Başkalarının bizim hakkımızda söyledikleri her şeyi doğru kabul etmek zorunda değiliz. Hay’in “mor bir domuz” örneğinde olduğu gibi, biri size sürekli “Sen mor bir domuzsun” dese, muhtemelen bu sözü gerçek saymazsınız. Buna karşılık kendimizle ilgili bazı yargıları sorgulamadan benimseyebiliriz. Kendinize dair bir inancı da aynı dikkatle inceleyin: Bu gerçekten doğru mu, yoksa uzun zamandır tekrarlanan bir düşünce mi?
Kendimizde yanlış sandığımız bazı özellikler, aslında bireyselliğimizin bir parçasıdır. Doğa kendini aynı biçimde tekrarlamaz; her papatya, kar tanesi ve parmak izi farklıdır. Farklılıklarımızı kabul etmek, sürekli başkalarıyla yarışma ve kendimizi kıyaslama ihtiyacını hafifletebilir. Başka birine benzemeye çalışmak yerine, bu hayatta kendimizi ifade etmemize alan açabiliriz. Hay, kendini olduğu gibi sevmeye başlamadan önce kim olduğunu bile bilmediğini söyler.
Farkındalığınızı Uygulamaya Koyun
Farkındalık, yalnızca düşünceleri gözlemlemekle sınırlı kalmasın; gündelik seçimlerinize de yansısın. Sizi mutlu eden düşüncelere yer açın, size iyi gelen etkinlikleri yapın ve yanlarında kendinizi rahat hissettiğiniz kişilerle zaman geçirin. Bedeninizi destekleyen seçimler yapın ve kendinizi rahat hissettiğiniz bir tempoda yaşayın. Hay’in önerisi, kendinize duyduğunuz kabulü yaşamın farklı alanlarında da uygulamaktır.
Tohumları Ekmek: Olumlu İfadelerle Hayatı Değiştirmek
Bir domates fidesi düşünün. Sağlıklı bir fidede pek çok domates yetişir; ama bu sonuç kuru, küçücük bir tohumla başlar. Tohum, domates fidesine benzemez ve domates tadı da taşımaz. Yine de onu bereketli toprağa eker, sular ve güneş almasını sağlarsınız.
Küçük bir filiz belirdiğinde, “Bu bir domates fidesi değil” diyerek onu ezmezsiniz. “Ne güzel büyüyor” der, gelişmesini beklersiniz. Sulamaya devam eder, güneş almasını sağlar ve çevresindeki zararlı otları ayıklarsınız. Bir süre sonra tohumun verdiği emeğin karşılığını görürsünüz. Her şey küçük bir tohumla başlamıştır, değil mi?
Hay, yeni deneyimler yaratmayı da bu sürece benzetiyor: Toprak bilinçaltı, tohum yeni bir olumlu düşünce, su ise bu düşünceyi destekleyen olumlu ifadeler. Kendinize duyduğunuz sevgi ve verdiğiniz değer güneş ışığı gibidir; olumsuz düşünceler de arada biten zararlı otlara benzer. İlk küçük değişiklik ortaya çıktığında, “Bu yeterli değil” diyerek onu küçümsemek yerine, filizin büyümekte olduğunu fark edin.
Bu metafor, olumlu ifadelerle hayatı değiştirmek fikrini bir anda gerçekleşecek bir sonuç olarak değil, emek ve süreklilik isteyen bir süreç olarak anlamaya yardımcı olur. Bir cümle kurmak, tek başına hayatın bütün koşullarını değiştirmez. Fakat ne istediğinizi hatırlamanıza, kendinize karşı daha destekleyici bir tutum geliştirmenize ve o yönde atabileceğiniz adımları görmenize yardımcı olabilir.
Alıştırma: Yeni Değişiklikler Yaratmak
Kendinizde yanlış gördüğünüz yönlerin ya da değiştirmek, olmak ve yapmak istediklerinizin bir listesini çıkarın. Listeden üç madde seçin ve bunları daha destekleyici, mümkünse şimdiki zamanda kurulmuş ifadelere dönüştürün.
Listeniz şöyle olabilir:
Hayatım karmakarışık.
Kilo vermeliyim.
Kimse beni sevmiyor.
Taşınmak istiyorum.
İşimden nefret ediyorum.
Her şeyi düzene sokmalıyım.
Yeterince gayret göstermiyorum.
Yeterli değilim.
Bu cümleleri, kendinizi yargılamadan ve istediğiniz değişim yönünü belirterek yeniden kurabilirsiniz:
Bu koşulları yaratan düşünce kalıplarını bırakmaya hazırım.
Olumlu değişim sürecindeyim.
Bedenime özen gösteriyor ve kendimi iyi hissediyorum.
Nerede olursam olayım sevgi hissediyorum.
Kendim için istediğim gibi bir yaşam alanı oluşturuyorum.
Bana uygun bir işte çalışmak için adımlar atıyorum.
Hayatımda düzen kurmayı öğreniyorum.
Yaptığım çabaları takdir ediyorum.
Kendimi seviyor ve onaylıyorum.
Yaşam sürecinde benim için iyi olanı bulmaya güveniyorum.
İyi şeylere layığım ve onları kabul etmeye açığım.
Bu cümleleri kendi koşullarınıza göre değiştirin. Size çok uzak gelen bir ifadeyi daha inandırıcı ve ulaşılabilir hâle getirebilirsiniz. Önemli olan, kendinizi suçlayan bir cümleyi fark edip yerine hem isteğinizi hem de atabileceğiniz adımı anlatan bir ifade koymaktır. Kendinizi sevmek ve onaylamak, güven duygusunu ve hak ettiğinizi kabul etme becerisini geliştirmeye yönelik bir çalışma olarak burada ele alınır.
İyi Şeylere Layık Olmak
İstediğiniz şeylere sahip olmaya layık olduğunuza inanıyor musunuz? Hay’in yaklaşımına göre, kendinizi iyi şeylere layık görmemeniz arzularınızı kabul etmenizi zorlaştırabilir. Bu inancı fark etmek, kontrolünüz dışındaki koşulları suçlamak yerine kendi düşünce ve seçimlerinize bakmanız için bir başlangıç olabilir.
Alıştırma: Layığım
Aynaya bakın ve şu cümleyi kendi isteğinize göre tamamlayın:
“…… sahip olmaya / …… olmaya layığım ve bunu kabul ediyorum.”
Cümleyi iki ya da üç kez tekrarlayın. Ne hissediyorsunuz? Söyledikleriniz size doğru geliyor mu, yoksa hâlâ değersiz olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Bedeninizde bir gerginlik veya olumsuz duygu fark ederseniz, bunu bastırmaya çalışmadan gözlemleyin. Ardından “İyiliğimi engelleyen düşünce kalıbını bırakmaya hazırım. …… layığım” gibi bir ifadeyi deneyebilirsiniz. Size daha gerçek ve kabul edilebilir gelene kadar cümleyi kendi sözlerinizle yeniden kurun.
Beden, Zihin ve Ruh: Bütünsel Yaklaşım
“Yeniyi İnşa Etmek” bölümünde bütünsel (holistik) bir yaklaşımdan söz edilir: Beden, zihin ve ruhun tümüne önem vermek. Bu bakışa göre, yalnızca bir alana odaklanıp diğerlerini tamamen ihmal etmek yerine, kişinin kendisine farklı yönlerden bakım vermesi gerekir. Nereden başlayacağınız size bağlıdır; zamanla diğer alanları da yaşamınıza katabilirsiniz.
Beden üzerinden başlamak isterseniz, beslenme ve günlük seçimleriniz üzerine düşünebilirsiniz. Yediklerinizin ve içtiklerinizin duygularınızla nasıl ilişkili olduğunu gözlemleyebilir, size uygun hareket biçimlerini araştırabilirsiniz. Metinde spor ve yüzmenin yanı sıra dans, Tai Chi, Uzakdoğu sporları ve yogadan söz ediliyor. Louise Hay, kendi trampolinini her gün kullanmayı sevdiğini ve eğri tahtasının üzerinde baş aşağı yatarak gevşediğini de kişisel bir örnek olarak anlatıyor.
Metinde Rolfing, Heller Work ve Trager gibi beden çalışmaları ile masaj, ayak refleksolojisi, akupunktur ve kayropraktik uygulamalardan da bahsediliyor. Bunlar, Hay’in aktardığı seçeneklerdir; herkes için tek ve aynı yöntemin uygun olacağı söylenmiyor. Kendi ihtiyaçlarınızı gözeterek size uygun yaklaşımı araştırmanız önemlidir.
Zihinsel çalışmalarla başlamak isteyenler için yaratıcı imgeleme, yönlendirilmiş düşleme ve olumlu düşünce teknikleri sayılıyor. Gestalt, hipnoz, yeniden doğum çalışmaları, psikodrama, geçmiş yaşam çalışmaları, sanat terapisi ve rüya çalışmaları da metinde anılan yöntemler arasında. Meditasyon ise zihni sakinleştirmek ve kişinin kendi yanıtlarını duymasına alan açmak için öneriliyor. Hay, gözleri kapalı oturup “Bilmem gereken ne var?” diye sorduğunu, yanıt gelirse onu dinlediğini, gelmezse başka bir gün beklediğini anlatıyor.
Grup çalışmaları ve hafta sonu atölyeleri de hayata yeni bir bakış açısından bakma fırsatı olarak anılıyor. Hay, tek bir grup çalışmasının bütün sorunları sonsuza dek çözeceğini söylemiyor; bunun yerine, kişinin hayatını şimdi ve burada değiştirmesine yardımcı olabileceğini belirtiyor. Ruhsal alanda ise dua, meditasyon ve Yüksek Ben’le bağlantı kurma çalışmaları sayılıyor. Ona göre affetme ve koşulsuz sevgi de ruhsal çalışmaların parçasıdır.
Önemli olan, önünüzde farklı seçenekler bulunduğunu bilmektir. Bir yöntem size uygun gelmiyorsa başka bir yolu araştırabilirsiniz. Tek bir yöntem, kişi ya da grup herkes için uygun olmayabilir; sizin için neyin işe yaradığını zamanla kendiniz keşfedersiniz. Hay de herkese verilecek tek bir yanıtı olmadığını, kendisini bütünsel sağlık yolundaki basamaklardan biri olarak gördüğünü ifade ediyor.
Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam. Hayatım her an yepyeni.
Hayatımın her anı yeni, taze ve canlı.
Olumlu düşüncelerimi, tam istediğim şeyleri yaratmak için kullanıyorum.
Bugün yeni bir gün. Ben yeni bir benim. Farklı düşünüyorum, farklı konuşuyorum, farklı davranıyorum. Başkaları bana farklı davranıyor.
Yeni dünyam, yeni düşüncelerimin bir yansıması. Yeni tohumlar ekmek zevkli ve neşe verici. Bu tohumların yeni deneyimlerim olacağını biliyorum. Dünyamda her şey iyi ve güzel.
Düşünce Gücüyle Tedavi / Louise Hay
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız








Eskinin üzerine inşa kolay.Yani bir şeyler çok kolay ekleniyor.
Fakat eskisini yıkıp yenisini sıfırdan inşa etmek zorlu bir süreç olsada doğru ve
kıymetli olan bu.Yine her zamanki gibi paylaşımınız süper:)
Emeğiniz için teşekkürler.