Nasıl Değişiriz? Louise Hay’den Kişisel Değişim Üzerine

“Köprüleri neşeyle ve kolaylıkla geçiyorum.”
“Nasılları çok seviyorum. Dünyadaki tüm teoriler hayata geçirilip değişim yaratmadıkça yararsızdır. Hep, bir şeyin nasıl yapılması gerektiğini bilmek isteyen pragmatik ve pratik bir insan oldum.” Louise Hay’in değişim üzerine bu yaklaşımı, düşünceyi yalnızca anlamakla kalmayıp günlük hayatta uygulamaya davet ediyor.
Üzerinde duracağımız temel noktalar; değişim arzusunu beslemek, zihni bir araç olarak görüp düşünce seçimlerimizi fark etmek ve kendimizi ya da başkalarını affetmenin bizi nasıl özgürleştirebileceğini öğrenmek. Düşüncelerimizi nasıl değiştirebiliriz sorusuna Hay’in verdiği yanıt, bir anda her şeyi çözmekten çok, farkındalıkla yeni bir düşünceyi seçip bu seçimi sürdürmeye dayanıyor.
İhtiyaçtan kurtulmak ve değişime alan açmak
Bazen bir düşünce kalıbını değiştirmeye çalışırken koşullar kısa bir süre için daha da kötüye gidiyormuş gibi görünebilir. Hay’in yaklaşımında bu durum, değişimin başladığını ve daha önce gözden kaçan bazı noktaların görünür hâle geldiğini gösteren bir işaret olarak ele alınır. Böyle bir anda hemen ümitsizliğe kapılmak yerine, olumlu ifadeleri sürdürüp nelerin açığa çıktığını merakla incelemek önemlidir.
Örneğin ekonomik durumunuzu iyileştirmeye çalışırken cüzdanınızı kaybedebilir, ilişkilerinizi geliştirmek isterken bir tartışmanın içine düşebilir, sağlığınıza odaklandığınız sırada soğuk algınlığına yakalanabilir ya da yaratıcı yeteneklerinizi ifade etmeye çalışırken işinizi kaybedebilirsiniz. Bunlar tek başına değişimin başarılı olduğunu kanıtlamaz; ancak yaşananları daha dikkatli görmeye ve sorunun başka bir yönünü anlamaya vesile olabilir.
Sigarayı bırakmaya çalıştığınızı ve “Sigaraya olan ihtiyacımdan kurtulmak istiyorum,” dediğinizi düşünün. Bu sırada ilişkilerinizin de rahatsız edici bir hâl aldığını fark edebilirsiniz. Hay’in anlattığı örnekte sigara, temel neden değil, daha derindeki bir rahatsızlığı görmeyi erteleyen bir duman perdesi olabilir. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz: “Rahatsızlık veren ilişkilerime son vermek istiyor muyum? Sigara, bu ilişkilerin rahatsız edici yanlarını görmememi mi sağlıyordu? Neden bu tür ilişkiler kuruyorum?”
Soruların amacı kendinizi suçlamak değil, alışkanlığın arkasındaki ihtiyacı anlamaktır. Belki bir sonraki adım, “Rahatsızlık veren ilişkilere olan ihtiyacımdan kurtulmak istiyorum,” demektir. Ardından başkalarının sizi sürekli eleştirdiği duygusunun ne zamandır hayatınızda olduğunu fark edebilirsiniz. Çocukken çok eleştirildiyseniz, içinizdeki küçük çocuğun eleştiriyi tanıdık bir durum gibi algıladığını düşünebilirsiniz. Hay’in örneğinde sigara da bu duygudan uzak durmaya yarayan bir duman perdesidir.
Bu farkındalık, “Eleştirilme ihtiyacından kurtulmak istiyorum,” ve belki de “Affetmeyi istiyorum,” diyebilmenize alan açar. Olumlu ifadeleri sürdürdükçe ihtiyaçların ve ilişkilerin değişeceğine dair Hay’in umudunu burada bir kesinlik vaadi değil, sabırla devam etmeye yönelik bir yaklaşım olarak okumak gerekir. Her gün sessizce birkaç dakika ayırıp değişimleri gözden geçirmek, hangi düşüncelerin ve duyguların ortaya çıktığını fark etmenize yardımcı olabilir.
Alıştırma: İhtiyacı bırakmak
Hayatınızda değişmesini istediğiniz bir şeyi düşünün. Mümkünse büyük bir aynanın karşısına geçin, kendi gözlerinizin içine bakın ve yüksek sesle şöyle söyleyin: “Artık bu durumu kendimin yarattığını biliyorum. Bilincimde bu durumun sorumlusu olan inanç kalıbından kurtulmak istiyorum.”
Cümleyi birkaç kez, gerçekten hissederek tekrarlayın. Bir eşle çalışıyorsanız, söylediğiniz sözlerin sizde karşılık bulduğunu hissedene kadar tekrar etmesini isteyebilirsiniz. Yalnız çalışıyorsanız aynadaki kendinize bakıp şu soruyu sorun: Geçmişin zincirlerinden kurtulmaya hazır mıyım?
Bu noktada birçok kişi, zincirleri nasıl koparacağını bilmediği için korkabilir. Hay’in vurgusu, her zaman “nasıl” yapılacağını önceden bilmek gerekmediği; değişime istekli olmanın ve çalışmayı sürdürmenin önemli olduğudur. Bu yaklaşımda olumlu ifadeler, tek başına bir sonuç garantisi değil, üzerinde durduğunuz yeni düşünceyi hatırlamanın bir yoludur. Şu anda düşündükleriniz ve söylediğiniz sözler, geleceğe ilişkin tutumunuzu şekillendirir.
Kişisel değişim: Zihniniz bir araçtır
Hay’e göre siz zihninizden çok daha öte bir varlıksınız. Hayatınızı zihninizin yönettiğini düşünebilirsiniz; çünkü zihninizi uzun süre belli alışkanlıklarla çalışmaya alıştırmış olabilirsiniz. Ancak zihni, istediğiniz şekilde kullanabileceğiniz bir araç olarak görmek de mümkündür. Zihin alışılmış düşünceleri tekrar edebilir; alışkanlıkların değiştirilebileceğini kabul etmek ise yeni bir seçeneğin önünü açar.
Bir an durup şu düşünceyi değerlendirin: Zihniniz, kullanmayı seçebileceğiniz bir araçtır. Düşünmeyi seçtiğiniz düşünceler, yaşam deneyiminizi nasıl karşıladığınızı etkiler. “Değişmek çok zor,” inancı size değişimin zor olduğu düşüncesini tekrar tekrar hatırlatabilir. Bunun yerine “Benim için değişmek gittikçe kolaylaşıyor,” düşüncesini seçmek, kendinize başka bir yönde ilerleme imkânı verir. Bu nedenle olumsuz düşünceleri değiştirme süreci, önce onları fark edip sonra yerlerine hangi düşünceyi koymak istediğinizi seçmekle başlar.
Zihni kontrol etme yöntemleri: düşünce seçimini fark etmek
Hay’in anlatımında, düşünce ve sözlerinize yanıt veren olağanüstü bir güç ve zekâ vardır. Bilinçli düşünce seçimleriyle zihninizi yönlendirmeyi öğrendikçe bu güçle uyum içinde olduğunuzu hissedebilirsiniz. Zihninizin sizi kontrol ettiğini düşünmek yerine, onu kullananın siz olduğunuzu hatırlayın. Eski düşünceleri sürdürmek zorunda değilsiniz.
Eski düşünce biçimi geri geldiğinde ve “Değişmek çok zor,” dediğinde, bu düşünceyi fark edip şöyle karşılık verebilirsiniz: “Değişiklik yapmanın kolay olduğuna inanıyorum düşüncesini seçiyorum.” Bu cümleyi birçok kez tekrarlamanız gerekebilir. Amaç zihninizle mücadele etmek değil, dikkatinizi yeniden seçiminize çevirmektir. Bu tür zihni kontrol etme yöntemleri, düşüncelerinizi otomatik biçimde izlemek yerine hangi düşünceyi beslemek istediğinizi fark etmenize dayanır.
Kontrol edebildiğiniz tek şey şu andaki düşüncelerinizdir
Geçmişteki düşüncelerinizi geri alıp silemezsiniz; onların ardından yaşanan deneyimler de yaşanmıştır. Gelecekte ne düşüneceğinizi ise henüz bilemezsiniz. Elinizde olan, şu anda aklınızdan geçen düşünceleri fark etmek ve onlara nasıl karşılık vereceğinizi seçmektir.
İstediği saatte yatmasına izin verdiğiniz küçük bir çocuğunuz olduğunu düşünün. Bir gün, bundan böyle her akşam saat 20.00’de yatmasına karar veriyorsunuz. İlk akşam çocuğun yeni kurala tepki göstermesi, ağlaması ya da yatağa gitmemek için direnmesi mümkündür. Sakin kalıp kararınızı tutarlı biçimde uygularsanız, bu örnekte yeni düzen zamanla alışkanlık hâline gelir.
Hay, zihnin yeniden eğitilmesini de bu örneğe benzetir. Yeni bir düşünceye yöneldiğinizde eski alışkanlıklar hemen ortadan kalkmayabilir. Eski düşünce geri geldiğinde seçiminizi hatırlayıp yeni düşünceye dönmek gerekir. Zihninizi sertçe bastırmadan, sakin ve kararlı biçimde tekrar tekrar yönlendirmek, bu çalışmanın özüdür. Böylece kendinizi düşüncelerinizin aciz bir kurbanı değil, düşünce seçiminin sorumluluğunu üstlenen kişi olarak görmeye başlarsınız.
Alıştırma: Bırakabilmek
Derin bir nefes alın. Nefes verirken bedeninizdeki gerginliğin azalmasına izin verin. Saç diplerinizi, alnınızı ve yüzünüzü gevşetin. Dilinizi, boğazınızı ve omuzlarınızı rahat bırakın. Sırtınızı, karnınızı, kalçalarınızı, bacaklarınızı ve ayaklarınızı gevşetirken yavaş ve sakin nefes alın.
Okumaya başladığınızdan beri bedeninizde bir değişiklik fark ettiniz mi? Ne kadar gergin olduğunuzu gördünüz mü? Bu gevşemiş hâlinizde kendinize şöyle söyleyin: “Kendimi özgür bırakmak istiyorum. Bırakıyorum, özgürleşiyorum. Gerginliği bırakıyorum. Korkuyu bırakıyorum. Kızgınlığı bırakıyorum. Suçluluk duygusunu bırakıyorum. Hüznü bırakıyorum. Eski sınırlılıklarımı bırakıyorum. Bırakıyorum ve dinginim; kendimle ve hayatla barışığım. Güvendeyim.”
Bu çalışmayı iki ya da üç kez tekrarlayın. Zor olduğu düşüncesi geldiğinde yeniden deneyebilirsiniz. Hay’in önerdiği bu rahatlama, olumlu ifadeleri daha açık ve sakin bir dikkatle düşünmeye yardımcı olur. Çabalamak ya da kendinizi zorlamak yerine gevşeyin ve seçmek istediğiniz düşünceye dönün.
Fiziksel rahatlama ve duyguları fark etmek
Bazen duyguları ifade etmek için bedensel bir boşalmaya ihtiyaç duyduğumuzu hissedebiliriz. Söyleyemediğimiz sözler boğazımızda düğümlenmiş gibiyse, güvenli ve kimseyi rahatsız etmeyecek bir ortamda bağırmak rahatlatıcı olabilir. Yastıkları yumruklamak, koşmak ya da tenis oynamak da duyguları dışa vurmanın yolları olarak anlatılır. Buradaki amaç, duyguyu fark etmek ve zarar vermeden ifade edebileceğiniz bir yol bulmaktır.
Hay, bir iki gün boyunca omzunda ağrı hissettiği kişisel bir deneyimini aktarır. Ağrı geçmeyince oturup kendine, “Şimdi ne oluyor? Ne hissediyorum?” diye sorar. İçinde bir yanma hissettiğini fark edip bunun kızgınlık olabileceğini düşünür; ancak neye kızgın olduğunu başlangıçta bilmez.
İki büyük yastığı yatağın üzerine koyup yumruklamaya başladığını anlatır. Yaklaşık on iki yumruktan sonra öfkesinin nedenini anladığını, ardından duygularını boşaltıp kendini daha rahat hissettiğini söyler. Ertesi gün omzundaki ağrının geçtiğini de kendi deneyimi olarak aktarır. Bu hikâye, Hay’in duyguyu fark etme ve ifade etme yaklaşımını gösterir; tek başına bedensel bir ağrının nedenini açıklayan genel bir kural olarak görülmemelidir.
Geçmişin bugününüzü engellemesine izin vermeyin
Hay, kendisine gelen birçok kişinin geçmişte yaşananlar yüzünden bugünden zevk alamadığını söylediğini aktarır. Geçmişte bir şey yaptıkları ya da yapmadıkları için kendilerini bugün sınırlayabilir; acı çektikleri için sevmekten, olumsuz bir deneyim yaşadıkları için yeniden denemekten korkabilirler. Pişman oldukları bir davranış yüzünden kendilerini sonsuza dek kötü biri ilan edebilir ya da geçmişteki bir haksızlığı unutmayıp affetmeyebilirler.
Bu düşünceler bazen şöyle dile gelir: “Lise mezuniyet balosuna kimse beni davet etmediği için bugün hayattan zevk alamıyorum.” “İlk iş görüşmem kötü geçtiği için iş görüşmelerinden korkuyorum.” “Artık evli olmadığım için dolu dolu bir yaşam sürdüremem.” “İlk ilişkim kötü bittiği için sevgiye açık olamam.” “Biri güvenimi sarstığı için artık insanlara güvenemem.”
“Bir kez bir şey çaldığım için kendimi sürekli cezalandırmalıyım,” ya da “Çocukken çok fakirdik, bu yüzden hayatta bir yere gelmem imkânsız,” düşünceleri de geçmişi bugünün değişmez ölçüsü hâline getirebilir. Hay’in özellikle vurguladığı nokta, geçmişten kopamamanın bugünümüzü yaşamamızı engelleyerek en çok bizi yaralamasıdır. Geçmiş yaşanmış ve değiştirilemez; yaşayabildiğimiz tek an şimdiki andır. Geçmişteki öfkeyi bugün de taşımak, bu anın deneyimine yer bırakmayabilir.
Alıştırma: Geçmişle duygusal bağı gevşetmek
İlkokul üçüncü sınıfta ne giydiğinizi düşündüğünüzde, bu anı çoğu zaman yalnızca bir anı olarak kalır; ona güçlü bir duygu eşlik etmeyebilir. Hay’in önerisi, geçmişteki diğer olaylara da zamanla böyle bakabilmeyi denemektir. Anıları silmek değil, onlara bağlı duyguların bugünü bütünüyle yönetmesine izin vermemek söz konusudur.
Kurtulmak istediğiniz duygusal bağlılıkların bir listesini yapın. Listedeki her maddeye bakarken şu soruları sorun: Bundan kurtulmaya ne kadar istekliyim? Bunu bırakmak için ne yapmam gerekiyor? Ne kadar direnç hissediyorum? Bu sorular, geçmişin bugünkü düşünce ve seçimleriniz üzerindeki etkisini görmenize yardımcı olabilir.
Affetmek ve geçmişten özgürleşmek
Bir sonraki adım kendimizi ve başkalarını affetmektir. Hay’in aktardığı The Course in Miracles (Mucizeler Kursu), affetmeyi tekrar tekrar öne çıkarır. Takılıp kaldığımızı hissettiğimizde, geçmişle ilgili neyi hâlâ taşıdığımıza bakmak ve affetme ihtimalini düşünmek faydalı olabilir. Pişmanlık, üzüntü, acı, korku, suçluluk, suçlama, kızgınlık, kırgınlık ya da intikam arzusu geçmişe bağlı kalma biçimleri olarak ele alınır.
Hay’in yaklaşımında sevgi, iyileşme ve affetme birbiriyle bağlantılıdır; sevgiye giden yollardan biri affetmektir. Affetmek, yaşananları onaylamak ya da yapılanları önemsiz saymak anlamına gelmek zorunda değildir. Bu alıştırmalardaki amaç, kırgınlık ve öfkenin bugünkü hayatınızda ne kadar yer tuttuğunu fark edip bu duygularla ilişkinizi değiştirmeyi denemektir.
Alıştırma: Kırgınlıkları hafifletmek
Louise Hay, kırgınlıklar üzerine Emmet Fox’un eski bir alıştırmasını aktarır. Sessizce oturun, gözlerinizi kapatın ve bedeninizi gevşetin. Karartılmış bir tiyatroda, küçük bir sahnenin önünde oturduğunuzu hayal edin. En çok kırgınlık duyduğunuz kişiyi sahneye yerleştirin. Bu kişi geçmişte yaşamış, şu anda yaşayan ya da artık hayatta olmayan biri olabilir.
Kişiyi net biçimde gördüğünüzde, istediği şeyleri gerçekleştirmiş ve mutlu olmuş hâlini gözünüzde canlandırın. Size gülümsediğini hayal edin ve bu görüntüyü birkaç dakika sürdürdükten sonra kaybolmasına izin verin. Hay, alıştırmaya bir adım daha ekler: Bu kişi sahneden ayrıldıktan sonra kendinizi sahneye koyun. İsteklerinizin gerçekleştiğini ve yüzünüzde mutlu bir gülümseme olduğunu hayal edin. Bazı kişiler için bu çalışma zor olabilir; farklı zamanlarda farklı kişileri düşünerek yeniden deneyebilirsiniz.
Alıştırma: İntikam duygusunu fark etmek
Hay’e göre bazı kişiler affetmeye hazır hissetmeden önce öfkelerini ve intikam arzularını fark etmeye ihtiyaç duyabilir. Gözlerinizi kapatıp affetmekte en çok zorlandığınız kişiyi düşünün. Ona, elinizden gelse ne yapmak isterdiniz? Affınıza layık olabilmesi için ne yapmasını beklerdiniz? Ne kadar süre acı çekmesini ya da cezalandırılmasını isterdiniz?
Duygularınızı ayrıntılarıyla fark ettikten sonra bu sahnenin sona ermesine izin verin. Hay’in anlattığına göre, duygulara bu şekilde alan açmak bazı kişiler için rahatlama sağlayabilir ve affetme düşüncesini daha ulaşılabilir kılabilir. Bu alıştırmayı her gün yapmayı önermediğini de özellikle belirtir.
Alıştırma: Affetmek
Mümkünse bu çalışmayı bir eşle yapın; yalnızsanız yüksek sesle söyleyin. Sessizce oturup gözlerinizi kapatın ve şu cümleyi tamamlayın: “Affetmek istediğim kişi ……… ve seni …………… için affediyorum.” Cümleyi tekrar edin. Affedilecek birçok şey ya da yalnızca bir iki konu olabilir.
Bir eşiniz varsa, size “Teşekkür ediyorum, artık seni özgür bırakıyorum,” diyebilir. Yalnızsanız bu sözleri affettiğiniz kişinin söylediğini hayal edin. Çalışmayı beş-on dakika sürdürün ve içinizde hâlâ kırgınlık olup olmadığını fark edin. Ardından dikkatinizi kendinize yöneltin ve “………………… için kendimi affediyorum,” cümlesini tamamlayın.
Hay, bu alıştırmaları düzenli aralıklarla yinelemenin kişinin içinde hâlâ taşıdığı kırgınlıkları fark etmesine yardımcı olabileceğini söyler. Bazı konular kolay, bazıları daha zor gelebilir. Burada önemli olan, kendinize zaman tanımak ve hissettiklerinizi dürüstçe gözlemlemektir.
Alıştırma: İmgeleme ve kendine şefkat
Bu çalışmayı mümkünse birinin size okumasını isteyin ya da kendi sesinizi kaydedip dinleyin. Kendinizi beş ya da altı yaşında küçük bir çocuk olarak hayal edin. Gözlerindeki özlemi görün; bu çocuk sizden sevgi istiyor. Kollarınızı açıp onu kucaklayın, ne kadar sevdiğinizi ve değer verdiğinizi söyleyin. Öğrenirken hata yapmanın doğal olduğunu hatırlatın ve ne olursa olsun yanında olacağınıza söz verin.
Sonra bu çocuğu kalbinize sığacak kadar küçülttüğünüzü hayal edin. Annenizi de dört ya da beş yaşlarında, korkmuş ve sevgiye ihtiyaç duyan küçük bir kız olarak gözünüzde canlandırın. Ona sarılın, sevginizi ve güveninizi hissettirin; kendini rahatlamış hissettiğinde onu da kalbinize yerleştirin. Ardından babanızı üç ya da dört yaşlarında, korkmuş ve ağlayan küçük bir oğlan çocuğu olarak hayal edin.
Bu küçük çocuğa da kollarınızı açın, onu rahatlatın ve yanında olacağınızı hissettirin. Gözyaşlarının dindiğini, bedeninin gevşediğini hayal edin; sonra onu da kalbinize sığacak kadar küçültün. Kalbinizdeki üç küçük çocuğun birbirine sevgiyle yaklaştığını ve sizin de üçünü sevdiğinizi imgeleyin.
Hay’in bu imgeleme çalışmasındaki temel düşünce, çocukluk hâllerinize şefkatle yaklaşmak ve kendinize yönelik düşünce ve sözlerinizi sevgiyle değiştirmektir. İçinizdeki sıcaklığı, yumuşaklığı ve şefkati fark edin; bu duyguların kendinizle konuşma biçiminize yansımasına izin verin.
Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.
Değişim, hayatımın doğal bir yasası. Değişime hoş geldin diyorum. Değişime hazırım.
Düşüncelerimi değiştirmeyi seçiyorum.
Kullandığım sözcükleri değiştirmeyi seçiyorum.
Eskiden yeniye kolaylıkla ve sevinçle geçiyorum.
Affetmek benim için düşündüğümden daha kolay.
Affetmek beni özgürleştiriyor ve hafifletiyor.
Kendimi gittikçe daha çok sevmeyi öğreniyorum.
Kırgınlıklarım azaldıkça ifade ettiğim sevgi çoğalıyor.
Düşüncelerimi değiştirmekle kendimi iyi hissediyorum.
Bugünümü, yaşamaktan haz duyduğum bir deneyime dönüştürmeyi öğreniyorum ve böyle olmasını seçiyorum.
“Dünyamda her şey iyi ve güzel.”
Louise Hay
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







