Şükrü Erbaş – Koşar Adım Şiiri

Şükrü Erbaş Koşar Adım şiirinde, insanın gündelik koşuşturma içinde giderek yalnızlaşmasını ve çevresindeki hayatla bağını yitirmesini anlatır. Şiirin seslendiği “insan kardeşlerim”, yalnızca bir kişiyi değil; ortak sevinci, içten dostluğu ve başkasının acısını duymayı unutan herkesi düşündürür. Koşar Adım şiiri, bu uzaklaşmayı bir yandan iş ve ev arasındaki değişmeyen yollarla, diğer yandan doğanın ve insan ilişkilerinin giderek fark edilmemesiyle görünür kılar.

Şükrü Erbaş Koşar Adım şiirinde yalnızlaşma

Şiirin başlangıcında yalnızlık, sadece tek başına kalmak anlamına gelmez. Ortak bir sevincin ve acıyı paylaşacak içten bir dostun eksilmesiyle insanın başkalarıyla kurduğu bağ da zayıflar. Paylaşmanın mutluluğunu unutmak, metindeki temel kırılma noktalarından biridir: İnsan, sevincini çoğaltan ve yükünü hafifleten ilişkilerden uzaklaştıkça kendi dünyasına kapanır.

Toprak, rüzgâr, deniz ve gökyüzü şiirde insanla anlam kazanan bir dünyanın parçalarıdır. Doğa, kendini tükenmez bir hazine gibi sunarken insanlar günlük çıkarların ve “ucuz korkuların” içine gömülür. Dünyaya açılan pencerenin daralması, çevredeki güzelliklerin yok olması değil; onları görebilme ve onlarla ilişki kurabilme hâlinin zayıflamasıdır. Koşaradım şiiri Şükrü Erbaş’ın bu karşıtlığı, insanın iç dünyasındaki daralmayla dış dünyanın zenginliği arasında kurduğunu gösterir.

KOŞARADIM

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
Ve ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.

Gündelik telaş, ilişkiler ve başkalarının acısı

İkinci bölümde gün, ilk ışıklarla başlayan ve aynı yollar üzerinden iş ile ev arasında süren bir döngüye dönüşür. “Kurulmuş saatler gibi” çalışmak ve uzayan gölgelerle eve dönmek, zamanın geçişini anlatırken yaşamın tekdüzeliğini de hissettirir. Şiirdeki koşma hâli yalnızca hızlı hareket etmek değildir; insanın durup düşünmeye, çevresini görmeye ve kendini başkasına vermeye fırsat bulamamasıdır.

Felaketin insandan uzak olmasıyla mutlu olmak, başkasının acısına karşı duyarsızlaşmanın çarpıcı bir ifadesidir. Şair, küçük çıkarların büyük kurnazlıklarını ve alışverişe dönüşen ilişkileri yan yana getirir. Hesaplı, planlı bağlar; ayaküstü sevgiler ve aceleye gelen ilgiler, içten konuşmanın yerini alır. “Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek” sözü, dinlemenin ve duyguyu dürüstçe ifade etmenin kaybını işaret eder. İnce bir söze yakışan davranışı soran dize de okuru, söz ile davranış arasındaki bağı yeniden düşünmeye çağırır.

Şükrü Erbaş Koşar Adım şiir sözleri içinde bu tekrar eden telaş, insanın çevresindekilere ayırdığı dikkatin azalmasıyla birleşir. Buradaki eleştiri, çalışmanın kendisinden çok, hayatın yalnızca alışkanlık ve çıkar hesabına sıkışmasına yönelir. İnsan kendini vermeden konuştuğunda, sevgiyi ve ilgiyi de aceleyle yaşadığında ilişkiler biçimsel kalır; ortaklık duygusu zayıflar.

Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.

Doğayı görmek, duyarlı kalmak ve ardında iz bırakmak

Son bölümde yalnızlık yeniden dile gelir ve “en büyük kötülük” olarak nitelenir. Yağmurla yıkanmayan yürek, denizlerin ufka serdiği mavi ve her bahar uyanışın türküsünü söyleyen çiçekler; fark edilmeyi bekleyen canlı bir dünyanın imgeleridir. Doğa hareket eder, yenilenir ve kendini sunar; fakat şiirdeki insanlar bu çağrıyı görmez. Böylece dışarıdaki güzellik ile içerideki duyarsızlık arasındaki mesafe belirginleşir.

Şiir, dünyanın başka yerlerinde inançları uğruna dövüşen insanları da hatırlatır. Onların mücadelesini anlamaya ve en azından bir kez düşünmeye davet eder. Ardından bakışı insan ömrüne çevirir: Hayattan ömrü güzelleştirecek bir şey almadan, gelecek adına ardında bir şey bırakmadan tükenmek… Buradaki çağrı, belirli bir çözüm sunmaktan çok, yaşamın nasıl geçirildiğine dair sorumluluğu görünür kılar.

Koşar Adım şiiri tam metni, bu düşünceleri üç bölüm boyunca aynı uyarı etrafında birleştirir: Koşmak sürerken dünya, doğa ve insanlar fark edilmeden geride kalabilir. Şiirin sonunda yinelenen “Koşaradım” sözü, baştaki gündelik telaşı bu kez tükeniş duygusuyla tamamlar. “Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde” ifadesi ise yalnızca görmenin değil, hayatı derinden hissetmenin de önemini vurgular. Şükrü Erbaş’ın şiiri, okuru kendi ilişkilerine, duyarlılığına ve ardında bırakacağı izlere bakmaya çağırır.

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-Ki bu en büyük kötülüktür size-
Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
Sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
İnsanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
Anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
Koşaradım
Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde..

ŞÜKRÜ ERBAŞ

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Şükrü Erbaş Koşar Adım

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler