Bilinçaltının Gücü Kitabı -2- Joseph Murphy

Bu içerik, Joseph Murphy’nin Bilinçaltının Gücü kitabından dikkatimi çeken düşünceleri paylaştığım yazı serisinin devamıdır.

Serinin ilk yazısında bilinç ve bilinçaltı arasındaki farkı, inanç yasasını, zihinsel canlandırmayı, uyku öncesi telkinleri ve Baudoin Tekniği’ni ele almıştım. İlk bölümü henüz okumadıysanız “Bilinçaltının Gücü Kitabından Çıkarılabilecek Önemli Dersler” başlıklı yazıya göz atabilirsiniz.

İlk yazıyı buradan okuyabilirsiniz:
Bilinçaltının Gücü Kitabı-1- Joseph Murpy

Joseph Murphy’nin Bilinçaltının Gücü kitabı; düşüncelerin, inançların ve zihinde canlandırılan görüntülerin davranışlarımızla ilişkisini ele alıyor. Kitaba göre yalnızca bilinçli olarak söylediğimiz sözler değil, zihnimizde tekrar tekrar kurduğumuz düşünceler de tutumlarımızı etkileyebilir. Bir şeyi istemek her zaman yeterli olmayabilir: İsteklerimiz ile hayal gücümüz çatıştığında, zihnimizde baskın hâle gelen görüntü davranışlarımızı yönlendirebilir.

Joseph Murphy Bilinçaltının Gücü kitabında bu yaklaşımı farklı yaşam alanlarıyla ilişkilendirir. Bu ikinci bölümde zihinsel zorlamanın neden ters etki yaratabileceğini, irade ile hayal gücü arasındaki ilişkiyi ve bilinçaltı olumlama teknikleri içinde öne çıkan uygulamaları ele alıyorum. Bolluk düşüncesinden sorunlara çözüm aramaya, ilişkilerden mutluluk ve korkulara kadar uzanan örneklerde ortak nokta, düşünceyi gerçekçi eylemlerle desteklemektir.

Zorlama Neden Ters Etki Yaratır?

Murphy’nin kitapta öne çıkardığı düşüncelerden biri şudur:

Arzularımız ile hayal gücümüz çatıştığında çoğu zaman hayal gücümüz kazanır.

Yerde duran dar bir tahtanın üzerinde yürüdüğünüzü düşünün. Tahta sabit olduğu sürece üzerinde kolaylıkla ilerleyebilirsiniz. Aynı tahta yerden birkaç metre yükseğe, iki bina veya duvar arasına yerleştirildiğinde ise durum değişir. Tahtanın fiziksel özellikleri aynı kalır; fakat düşme ihtimalini düşünmeye başladığınızda zihinsel tepkiniz farklılaşabilir.

Üzerinde yürümeyi isteseniz bile kendinizi düşerken hayal edebilirsiniz. Düşmemek için kendinizi ne kadar zorlarsanız korku ve bedensel gerginlik o kadar artabilir. Bilinçli zihniniz “Tahtanın üzerinde yürümek istiyorum.” derken hayal gücünüz “Düşebilirim.” mesajını üretebilir. Kişi düşme fikrini bastırmaya çalıştıkça ona daha fazla odaklanabilir; böylece çaba, istenen sonucun aksine korkuyu besleyebilir.

Bu örnek, Murphy’nin irade gücü yerine hayal gücüne dikkat çekmesinin nedenini açıklar. Buradan çıkarılabilecek pratik sonuç, korkuyu yok saymak değil; dikkati yalnızca korkulan sonuca vermek yerine, istenen davranışa ve o davranışı destekleyen hazırlığa çevirmektir.

İrade Yerine İstenen Davranışı Canlandırmak

Önemli bir sunumdan önce sürekli “Heyecanlanmamalıyım”, “Hata yapmamalıyım”, “Söyleyeceklerimi unutmamalıyım” veya “Kesinlikle başarısız olmamalıyım” diye düşünmek dikkati sunumun kendisinden çok korkulan sonuçlara çevirebilir.

Bunun yerine, ulaşmak istediğiniz davranışı anlatan ifadeler seçebilirsiniz:

  • “Sakin ve anlaşılır biçimde konuşuyorum.”
  • “Hazırlıklarıma güveniyorum.”
  • “Dikkatimi anlatmak istediğim konuya veriyorum.”
  • “Soruları düşünerek cevaplıyorum.”
  • “Her geçen dakika daha fazla rahatlıyorum.”

Amaç kaygıyı inkâr etmek değil, zihnin dikkatini sürekli korkulan ihtimalden uzaklaştırıp istenen davranışa yöneltmektir. Murphy’nin yaklaşımındaki zihinsel canlandırma da hedefi yalnızca dile getirmekten ibaret değildir; kişinin kendisini o hedefe uygun biçimde davranırken düşünmesine dayanır.

Aşırı Zihinsel Çaba Yerine Dengeli Bir Plan

Kitaba göre aşırı zihinsel çaba, kişinin içinde taşıdığı şüphe ve korkunun bir göstergesi olabilir. Bir sonucu elde etmek için kendinizi sürekli zorluyorsanız, aynı zamanda o sonucun gerçekleşmeyeceğine dair endişenizi de büyütüyor olabilirsiniz. “Mutlaka gerçekleşmeli, başka hiçbir ihtimal yok.” düşüncesi baskıyı artırabilir.

Daha dengeli bir yaklaşım şöyle ifade edilebilir: “Hedefime ulaşmak için gerekli adımları atıyorum. Kontrol edebildiğim konulara odaklanıyor ve sürece zaman tanıyorum.” Rahatlık, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir; gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra sonuç hakkındaki aşırı zihinsel baskıyı bırakmaktır.

Bir hedef üzerinde çalışırken şu sırayı izleyebilirsiniz:

  1. Hedefinizi açık biçimde belirleyin.
  2. Gerekli bilgileri toplayıp uygulanabilir bir plan hazırlayın.
  3. Planınızın gerektirdiği çalışmayı yapın.
  4. Sonucu zihninizde olumlu biçimde canlandırın.
  5. Sürekli şüpheyle gerginlik yaratmak yerine sürece zaman tanıyın.
  6. Sonuçları belirli aralıklarla değerlendirin ve gerekiyorsa planınızı güncelleyin.

Toprağa bir tohum ektiğinizde, büyüyüp büyümediğini görmek için onu her gün topraktan çıkarmazsınız. Gerekli bakımı yapar ve gelişmesini beklersiniz. Hedeflerde de hazırlık, emek, sabır ve süreklilik birlikte yürümelidir.

Engellere Değil, Çözümlere de Bakmak

Engelleri görmezden gelmek doğru değildir; ancak dikkati yalnızca sorunlarda tutmak çözüm seçeneklerini fark etmeyi zorlaştırabilir. “Bu işi yapamam çünkü yeterli zamanım yok.” demek yerine “Zamanım sınırlı. Önceliklerimi yeniden düzenleyerek ilk olarak hangi adımı atabilirim?” diye sorabilirsiniz.

Benzer biçimde, “Yeterli param olmadığı için bu hedef imkânsız.” düşüncesini “Bu hedefe daha düşük maliyetle veya aşamalı biçimde ulaşmanın bir yolu var mı?” sorusuyla yeniden ele almak mümkündür. Sorunu tanımlamak önemlidir; ardından hangi kısmın kontrolünüzde olduğunu ve hangi seçeneği deneyebileceğinizi düşünün.

Olumlama Nedir, Nasıl Daha Gerçekçi Kurulur?

Olumlama, geliştirmek istediğiniz düşünceyi, duyguyu veya davranışı kısa ve olumlu bir cümleyle ifade etmektir. Murphy’nin yaklaşımında olumlamanın açık, hatırlanabilir ve düzenli tekrarlanabilir olması; kişide yoğun bir zihinsel çatışma yaratmaması önem taşır.

Maddi sorunlar yaşayan bir kişinin kendisine “Ben çok zenginim.” demesi, mevcut koşullarıyla cümlesi arasında büyük fark varsa direnç yaratabilir. Daha inandırıcı ve eyleme dönük ifadeler seçilebilir:

  • “Maddi durumumu iyileştirmek için düzenli adımlar atıyorum.”
  • “Yeni gelir fırsatlarını fark etmeye açığım.”
  • “Paramı daha bilinçli yönetmeyi öğreniyorum.”
  • “Bilgi ve becerilerimi geliştiriyorum.”
  • “Mevcut kaynaklarımı daha verimli kullanıyorum.”

Olumlu bir cümlenin hemen ardından “Zaten benim hiçbir işim yolunda gitmez.” diye düşünmek iki zıt mesajı yan yana getirir. Geçmişte istediğiniz sonuçları alamadıysanız, “Geçmişte istediğim sonuçları alamamış olabilirim; ancak bundan sonra farklı yöntemler deneyebilirim.” gibi bir ifade hem yaşananları inkâr etmez hem değişime alan bırakır.

Olumlama yaparken cümleyi sade ve mümkün olduğunca inandırıcı tutun; istediğiniz sonucu anlatan olumlu bir dil kullanın, acele etmeden tekrarlayın ve ifadeyi davranışlarınızla destekleyin. Olumlamanın amacı gerçekleri reddetmek değil, düşünceleri daha yapıcı bir yöne taşımaktır. Bu nedenle “bilinçaltı olumlama teknikleri” günlük hayattaki gerçek adımların yerine değil, onları destekleyecek şekilde düşünülmelidir.

Uyku Öncesi Olumlamalar ve Zihinsel Canlandırma

Murphy, uykuya geçiş döneminin olumlama ve zihinsel canlandırma için elverişli olduğunu savunur. Uyku öncesinde beden gevşerken kısa bir kelimeyi veya cümleyi sakin biçimde tekrarlayabilirsiniz. Örneğin “Refah”, “Başarı”, “Maddi durumumu bilinçli biçimde iyileştiriyorum” ya da “Yeni kazanç fırsatlarını fark etmeye hazırım” gibi ifadeler seçilebilir. Bu, uyku öncesi bilinçaltı olumlamaları yaklaşımının temel örneklerindendir.

Yalnızca bir kelimeyi tekrarlamak ekonomik sorunları çözmez. Maddi konulardaki zihinsel çalışmayı bütçe hazırlama, tasarruf, eğitim, iş arama veya gelir artırma adımlarıyla desteklemek gerekir. Aynı şekilde zihinsel canlandırma da tek başına sonucu garanti etmez; hedefe hazırlanmayı ve dikkati istenen davranışa yöneltmeyi amaçlar.

Olumsuz Cümlelerle Kendinize “Açık Çek” İmzalamayın

Joseph Murphy, gelecekle ilgili kesin ve olumsuz ifadeleri bilinçaltına verilen “açık çekler” olarak tanımlar. “Doğru dürüst iş yok”, “Her şey daha kötü olacak”, “Borçlarımı hiçbir zaman ödeyemem” veya “Bu şartlarda hiçbir şey yapamam” gibi sözler kişinin kendisini çaresiz hissetmesine ve çözüm arama isteğinin azalmasına yol açabilir.

Bu cümleleri gerçekçi ama yapıcı seçeneklerle değiştirmek mümkündür: “İş bulmak zor olabilir; ancak farklı kaynakları araştırabilirim.”, “Borçlarımı sıraya koyarak bir ödeme planı oluşturabilirim.” veya “Kontrol edebildiğim harcamaları yeniden düzenleyebilirim.” Olumlu düşünmek, riskleri ve ekonomik gerçekleri yok saymak değildir; kesin çaresizlik düşüncelerini sorgulayıp atılabilecek adımları belirlemektir.

Bolluk, Refah ve Para Hakkındaki Düşünceler

Murphy kitapta bolluk ve zenginlik düşüncesine geniş yer verir. Para hakkında sürekli kullanılan “Hiçbir zaman yeterli param olmayacak.” veya “Ekonomi kötü olduğu için hiçbir şey yapamam.” gibi kesin ifadelerin çözüm arama motivasyonunu azaltabileceğini öne sürer. Bunların yerine geliri artırma yollarını araştırmak, harcamaları planlamak, maddi sorumlulukları sırayla ele almak ve kaynakları daha verimli kullanmak gibi seçeneklere odaklanılabilir.

Ancak maddi yetersizliğin yalnızca kişinin düşüncelerinden kaynaklandığını söylemek doğru olmaz. Ekonomik koşullar, eğitim fırsatları, sağlık sorunları, işsizlik, sosyal çevre ve yapısal eşitsizlikler de maddi yaşamı etkiler. Kişinin kendisini suçlaması yerine kontrol edebildiği alanları belirlemesi daha dengeli bir yaklaşımdır: harcamaları takip etmek, yeni beceriler öğrenmek, iş fırsatlarını araştırmak, borçlar için plan hazırlamak, destek programlarına başvurmak veya uzman görüşü almak.

Kitapta para bir değişim aracı olarak değerlendirilir. Refah da yalnızca para sahibi olmak değildir; sağlık, güven, huzur, sevgi, bilgi, zaman, üretkenlik, özgürlük, güçlü ilişkiler ve topluma katkı gibi değerleri de kapsayabilir. Maddi kazanç önemlidir, ancak insanın bütün değerini belirleyen tek unsur değildir. Para, ihtiyaçları karşılamak ve anlamlı amaçları desteklemek için kullanılan bir araç olarak görülebilir.

Bir başkasının başarısı da sizin başarısız olmanız gerektiği anlamına gelmez. Kıskançlık veya öfkeye takılıp kalmak yerine “Bu başarıdan ne öğrenebilirim?”, “Hangi becerimi geliştirebilirim?” ve “Kendi koşullarımda atabileceğim ilk adım nedir?” diye sormak, dikkati yeniden kendi hedeflerinize yöneltebilir.

Bilinçaltından Bir Soruna Çözüm İstemek

Murphy’ye göre bilinçaltı problem çözme sürecinde de kullanılabilir. Bu yaklaşım, araştırma yapmadan veya düşünmeden cevap beklemek anlamına gelmez. Önce problemi açıkça tanımlayın; bilgi toplayın, olası yolları araştırın, gerektiğinde başkalarına danışın ve seçeneklerin fayda ile risklerini değerlendirin.

Bütün bunlara rağmen net bir cevap bulamıyorsanız, zihninizi bir süre problemden uzaklaştırabilirsiniz. Uyumadan önce “Bu konu için en uygun çözümü fark etmeye hazırım.” diye düşünüp, sorun çözüldüğünde hissedeceğiniz rahatlığı zihninizde canlandırabilirsiniz. Kendinize “Bu sorunun en uygun cevabını bulmuş olsaydım şu anda nasıl hissederdim?” sorusunu yöneltmek de seçenekleri daha sakin değerlendirmeye yardımcı olabilir. Ancak ortaya çıkan düşünceleri mantık, gerçeklik ve eldeki bilgilerle mutlaka kontrol edin.

Bazı fikirler yoğun biçimde düşünürken değil, yürürken, duş alırken, okurken veya günlük bir işle ilgilenirken akla gelebilir. Aklınıza gelenleri not etmek yararlı olabilir; fakat her düşünceyi kesin doğru kabul etmeyin. Fikirleri mevcut bilgiler, etik ilkeler ve muhtemel sonuçlar ışığında değerlendirin.

Büyük bir problemi daha küçük parçalara ayırmak da harekete geçmeyi kolaylaştırabilir: Sorunu tek cümleyle yazın, kontrol edebildiğiniz ve edemediğiniz unsurları ayırın, ihtiyacınız olan bilgileri belirleyin ve atabileceğiniz en küçük adımı seçin. “Çözümün tamamını henüz görmüyorum; ancak bir sonraki doğru adımı bulabilirim.” düşüncesi, çözülemeyeceği varsayımından daha işlevseldir.

Günlük Çatışmalarda Zihinsel Huzuru Korumak

Aksilikler, tartışmalar ve sorumluluklar zihinsel yorgunluk yaratabilir. Aynı problemi tekrar tekrar düşünmek yerine kısa bir ara vermek; sessiz kalmak, nefese odaklanmak, yürüyüş yapmak, düşünceleri yazmak veya haber akışından uzaklaşmak işe yarayabilir. Amaç sorunlardan kaçmak değil, onları daha sağlıklı değerlendirebilecek bir zihinsel alan oluşturmaktır.

Geçmişte yaşanan tartışmaları ve haksızlıkları sürekli zihinde tekrarlamak da enerjiyi tüketebilir. Bu, haksızlığı önemsiz görmek demek değildir; gerekli kişisel, mesleki veya hukuki adımları atmak gerekir. Ancak çözüm için harekete geçmek ile aynı olayı durmadan düşünüp öfkeyi büyütmek aynı şey değildir. “Şu anda neyi kontrol edebilirim?”, “Hangi sınırı koymam gerekiyor?” ve “Bir sonraki yapıcı adımım ne olabilir?” soruları dikkati eyleme çevirebilir.

Başkalarının ne söyleyeceğini kontrol edemeyebilirsiniz; ancak tepkinizi seçmek için düşünce ile davranış arasına kısa bir mesafe koyabilirsiniz. Öfkelendiğinizde hemen cevap vermek yerine birkaç kez yavaşça nefes alın, söylenenin doğruluğunu ve etkisini değerlendirin, nasıl bir sonuç istediğinizi düşünün. Gerekiyorsa sınır koyun veya ortamdan uzaklaşın. Olgunluk, her eleştiri karşısında sessiz kalmak değildir; yanlış davranışı sakin ve açık biçimde ifade etmek de mümkündür.

Kitabın bu bölümünde kişinin düşüncelerini hayattaki amacıyla uyumlu hâle getirmesi de vurgulanır. Bir olay karşısında tepki vermeden önce “Vereceğim bu tepki beni olmak istediğim kişiye yaklaştırıyor mu?” diye sormak, özellikle öfke anlarında daha bilinçli davranmaya yardımcı olabilir.

İlişkilerde Değiştirmeye Çalışmak Yerine Açık Konuşmak

Joseph Murphy, eşlerin birbirlerini sürekli değiştirmeye çalışmasının ilişkiye zarar verebileceğini belirtir. Bir insanı devamlı eleştirmek, karşı tarafa olduğu hâliyle yeterli olmadığı mesajını verebilir. İhtiyaçları ve beklentileri ifade etmek önemlidir; ancak kişinin bütün karakterini değiştirmeye çalışmak yerine belirli davranışları ve ortak sorunları konuşmak daha yapıcıdır.

“Sen zaten hiçbir zaman beni anlamıyorsun.” demek yerine “Konuşurken sözümün kesilmesi kendimi anlaşılmamış hissetmeme neden oluyor.” diyebilirsiniz. Bu ifade, karşı tarafın kişiliğini yargılamak yerine sizi etkileyen davranışı ve duyguyu açıklar.

İyi Bir Evlilik İçin Üç Yaklaşım

1. Kırgınlıkları Biriktirmemek

Anlaşmazlıkları uzun süre konuşmadan bırakmak ilişkide mesafe oluşturabilir. Konuyu öfkenin en yoğun olduğu anda değil, tarafların sakin olduğu uygun bir zamanda ele almak; “Neye kırıldım?”, “Beklentim neydi?” ve “Bunu suçlamadan nasıl anlatabilirim?” sorularıyla konuşmaya hazırlanmak faydalı olabilir. Amaç karşı tarafı yenmek değil, problemi anlamak ve çözmektir.

2. Teşekkür Etmek

İlişkideki olumlu davranışlar zamanla sıradanlaşabilir. Eşlerin birbirlerinin emeğini fark edip teşekkürlerini açıkça ifade etmeleri, karşı tarafın değer gördüğünü hissetmesine yardımcı olabilir: “Bugün bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim.” veya “Gösterdiğin çabayı fark ediyorum.” gibi basit cümleler bunun örneğidir.

3. Sevgi ve Takdiri Göstermek

Sevgi yalnızca hissedilen bir duygu olarak kalmamalı; dinlemek, destek olmak, takdir etmek ve birlikte zaman geçirmek gibi davranışlarla da gösterilmelidir. Şiddet, tehdit, baskı veya kontrolün bulunduğu ilişkilerde ise yalnızca olumlu düşünce yeterli değildir; güvenliği sağlamak ve profesyonel destek almak gerekir.

Mutluluk Bir Zihinsel Alışkanlık Olabilir mi?

Uzun süre kaygı veya mutsuzluk yaşayan biri, olumlu bir gelişme olduğunda bile “Bu mutluluk uzun sürmez.”, “Birazdan kötü bir şey olacak.” ya da “Mutlu olmaya hakkım yok.” diye düşünebilir. Bu düşünceler olumlu deneyimlerden yararlanmayı zorlaştırabilir. Gün içinde iyi giden şeyleri fark etmek, küçük başarıları not etmek, gerçekçi hedefler belirlemek, ilişkilere ve dinlenmeye zaman ayırmak gibi alışkanlıklar destekleyici olabilir.

Mutluluk sürekli neşeli olmak demek değildir. Üzüntü, korku ve öfke de yaşamın doğal parçalarıdır. Amaç bu duyguları yok etmek değil, hayatın tamamını yönetmelerini önlemektir. Duygusal sıkıntılar günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek almak da değerlendirilebilir.

İş Hayatında Zihinsel Canlandırma

Kitapta zihinsel canlandırmanın iş hayatında da kullanılabileceği anlatılır. Terfi etmek isteyen biri, yöneticisinin kendisini tebrik ettiğini veya yeni görevlerini başarıyla yerine getirdiğini hayal edebilir. Bu sahnede yöneticisinin sesini, bulunduğu ortamı, yeni görevin sorumluluğunu ve başarıdan duyduğu memnuniyeti canlandırabilir. Bu, bilinçaltı zihinsel canlandırma yaklaşımının örneklerinden biridir.

Ancak hayal kurmak tek başına yeterli değildir. Mesleki becerileri geliştirmek, yapılan işleri ve sonuçları kayıt altına almak, geri bildirim istemek, terfi şartlarını öğrenmek ve uygun zamanda kariyer görüşmesi yapmak gibi somut adımlar zihinsel hazırlığı destekler. Sonuçta performansın yanı sıra kurum koşulları ve mevcut fırsatlar da etkilidir.

Zararlı Bir Alışkanlığı Değiştirmek İçin Üç Adım

Kitapta zararlı alışkanlıklardan uzaklaşmak için üç aşamalı bir zihinsel yöntem anlatılır:

1. Bedeni ve Zihni Sakinleştirin

Rahat bir pozisyon alın, nefesinizi yavaşlatın ve bedensel gerginliği azaltmaya çalışın. Sakinleşmek, dikkati belirli bir düşünceye yöneltmeyi kolaylaştırabilir.

2. Kısa Bir Telkin Belirleyin

Hatırlaması kolay, olumlu ve gerçekçi bir cümle seçin. Örneğin: “Her gün daha sağlıklı ve özgür seçimler yapıyorum.” Cümleyi otomatik biçimde tekrarlamak yerine anlamını düşünün. “Bu alışkanlığı yapmak istemiyorum.” demek yerine “Sağlıklı ve dengeli davranışları seçiyorum.” ifadesiyle istediğiniz yönü anlatabilirsiniz.

3. Değişimin Gerçekleştiği Anı Canlandırın

Güvendiğiniz bir kişinin değişiminiz için sizi tebrik ettiğini; sesini, gülümsemesini ve söylediklerini zihninizde canlandırabilirsiniz. Kendinizi daha rahat ve özgür hissettiğiniz yeni yaşam biçimini düşünün. Bu uygulama motivasyonu destekleyebilir; ancak madde, alkol, kumar veya davranışsal bağımlılıkları yalnızca telkinle çözmeye çalışmayın. Bu durumlarda ilgili sağlık uzmanlarından profesyonel destek alınmalıdır.

Korkular ve Sınav Kaygısı İçin Telkinler

Korku, tehlikelere karşı doğal bir duygudur; ancak bazı korkular günlük yaşamı gereğinden fazla sınırlandırabilir. Kitapta korku içeren düşüncelerin yerine ulaşılmak istenen ruh hâlini anlatan cümleler koymak önerilir. “Bu korkuyla adım adım başa çıkıyorum. Sakin ve dengeliyim.” veya topluluk önünde konuşmak için “Hazırlıklıyım. Yavaş, açık ve dengeli konuşuyorum.” denebilir.

Telkin tek başına yeterli olmayabilir. Topluluk önünde konuşma korkusunda metni hazırlamak, aynanın karşısında prova yapmak, kendinizi videoya kaydetmek ve önce güvenilen birkaç kişinin önünde konuşup sonra daha büyük gruplara geçmek gibi aşamalı adımlar denenebilir. Yoğun ve günlük yaşamı kısıtlayan korkularda ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.

Korku içeren bazı cümleleri daha dengeli ifadelerle değiştirebilirsiniz:

  • “Çok heyecanlıyım.” yerine “Nefesimi düzenliyorum ve sakinleşiyorum.”
  • “Konuşamayacağım.” yerine “Yavaş ve anlaşılır biçimde konuşabilirim.”
  • “Kesinlikle başarısız olacağım.” yerine “Hazırlıklarıma odaklanıyorum.”
  • “Kontrolümü kaybedeceğim.” yerine “Düşüncelerimi ve davranışlarımı adım adım yönetiyorum.”

Bu ifadeler korkunun hiç var olmadığını iddia etmez; korkuyla birlikte daha dengeli hareket edebileceğinizi hatırlatır. Sınava hazırlanan biri de “Düzenli çalıştığım bilgileri sakinlikle hatırlıyorum. Soruları dikkatle okuyup bildiklerimi uyguluyorum.” cümlesini kullanabilir. Sınavı sakin biçimde tamamladığınızı zihninizde canlandırmak, zihinsel hazırlığın bir parçası olabilir.

Telkin, çalışmanın yerine geçmez. Düzenli bir program hazırlamak, konuları aralıklı tekrar etmek, deneme sınavları çözmek, eksik konuları belirlemek, uyku düzenine dikkat etmek ve sınav süresini planlamak gerekir. Zihinsel hazırlığın amacı öğrenilen bilgileri daha sakin ve kontrollü biçimde kullanmaya yardımcı olmaktır.

Bilinçaltıyla Uyum Sağlamak

Bu bölümün temel düşüncesi, bilinçaltıyla çalışmanın zorlamadan çok sakinlik ve zihinsel uyum gerektirmesidir. Basit bir uygulama için sessiz bir ortam seçin, rahat bir pozisyonda bedeninizi gevşetin ve nefesinizi yavaşlatın. Tek bir hedef belirleyip kısa, olumlu bir ifade oluşturun; istediğiniz sonucu zihninizde canlandırın ve ardından hedefinizle ilgili somut bir adım atın.

Bilinçaltıyla uyum sağlamak hiçbir olumsuz düşünce yaşamamak değildir. Amaç düşünceleri fark etmek, gerçekçi olmayanları sorgulamak, zihinsel çatışmayı azaltmak ve daha yapıcı düşünceleri davranışlarla desteklemektir. Murphy’nin kitabından bu bölümde benim çıkardığım önemli sonuç da budur: Hayal gücü ve telkin, hazırlığın, emeğin ve gerçekçi değerlendirmenin yerine değil; bunları destekleyecek biçimde kullanılmalıdır.

Devam edecek….

Serinin Diğer Yazıları

Bilinçaltının Gücü kitabı
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler