Bilinçaltının Gücü Kitabı: Joseph Murphy’den Önemli Dersler

Joseph Murphy tarafından kaleme alınan Bilinçaltının Gücü, düşüncelerin, inançların ve zihinsel alışkanlıkların hayatımızdaki etkisini ele alan kişisel gelişim kitaplarından biridir. Joseph Murphy bilinçaltı kitabı olarak da anılan eser, zihinsel kabullerin davranışlarla ve günlük seçimlerle nasıl ilişkilendirilebileceğini anlatır.

Murphy’ye göre insan, bilinçaltına yerleşen düşünce ve inançları fark edip bunları dönüştürerek yaşamında farklı sonuçlara yönelebilir. Elbette olumlu düşünmek tek başına her şeyi değiştiren bir çözüm değildir; kitapta öne çıkan fikirleri günlük hayata taşırken somut adımlar atmak da önemlidir.

Bu yazı, Bilinçaltının Gücü kitabı içinde dikkatimi çeken temel düşünceleri ve uygulanabilir yöntemleri bir araya getiriyor. Dolayısıyla yalnızca kısa bir Bilinçaltının Gücü kitap özeti sunmakla kalmıyor; kitapta öne çıkan fikirlerin ne anlama geldiğini ve günlük yaşamla nasıl ilişkilendirilebileceğini de açıklıyor.

Bilinç ve bilinçaltı arasındaki fark

Kitaba göre bilinç, zihnin düşünen, sorgulayan ve karar veren bölümüdür. Günlük hayattaki seçimlerimizi bu bilinçli değerlendirmelerle yaparız. Bilinçaltı ise bilinçli zihinden gelen düşünceleri, kabulleri ve telkinleri işlemeye devam eden bir alan olarak anlatılır.

Murphy’nin yaklaşımında bilinçaltı, kendisine aktarılan düşüncelerin doğru ya da yanlış olduğunu tartışmaz; kabul edilen fikirleri kişinin iç dünyasında etkili hâle getirebilir. Bu nedenle tekrar edilen düşünceler, zamanla duygu durumumuzu, davranışlarımızı ve olaylara verdiğimiz tepkileri etkileyebilir.

Örneğin sık sık “Buna gücüm yetmez.” diye düşünmek, kişinin kendi imkânlarını değerlendirmeden vazgeçmesine yol açabilir. Bu düşünceyi daha yapıcı bir ifadeyle değiştirmek, çözüm aramaya alan açar:

“Bunu elde etmenin uygun bir yolunu bulabilirim.”

Buradaki amaç, her şeyi olumlu cümlelerle geçiştirmek değil; zihnimizde tekrar ettiğimiz ifadelerin farkına varmaktır. Bilinçaltı gücü fikrini gündelik yaşama uyarlarken ilk adım, iç konuşmamızı gözlemlemek ve bizi sınırlayan düşünceleri daha dengeli biçimde ele almaktır.

İnanç yasası nedir?

Joseph Murphy’ye göre bilinçaltı, inanç yasasına göre çalışır. Bir insanın zihninde doğru kabul ettiği düşünceler, zamanla davranışlarını ve hayata yaklaşımını şekillendirebilir. Bu, inanılan her düşüncenin nesnel olarak doğru olduğu anlamına gelmez; kişinin o düşünceye ne ölçüde bağlandığı, nasıl davrandığını etkileyebilir.

Bu yaklaşımın temelinde şu düşünce vardır:

İnsan, doğru olduğuna inandığı düşüncelere uygun davranışlar geliştirme eğilimindedir.

Olumsuz bir düşünceye sürekli inanmak kişiyi karamsarlığa, geri çekilmeye ve fırsatlardan uzak durmaya yöneltebilir. Daha yapıcı bir düşünce ise çözüm aramayı, harekete geçmeyi ve sabırlı olmayı destekleyebilir. Bu fikir, düşüncenin sonuçları tek başına belirlediği iddiasından çok, inançların davranış seçimlerimizdeki rolünü anlamaya yardımcı olur.

Zihinsel canlandırmanın gücü

Kitapta üzerinde durulan yöntemlerden biri zihinsel canlandırmadır. Bu yöntem, ulaşmak istediğiniz sonucu zihninizde ayrıntılı biçimde hayal etmeyi içerir. Murphy’ye göre arzulanan sonucu olmuş gibi canlandırmak, bilinçaltına daha açık bir mesaj vermeye yardımcı olabilir.

Bir hedefiniz varsa yalnızca hedefin adını düşünmek yerine, ona ulaştığınız anı ve o anın sizin için ne ifade ettiğini gözünüzde canlandırabilirsiniz. Örneğin şunlara odaklanın:

  • Hedefinize ulaştığınız ana,
  • O sırada bulunduğunuz ortama,
  • Hissettiğiniz memnuniyete,
  • Çevrenizdeki insanların tepkilerine,
  • Hedef gerçekleştikten sonra atacağınız adımlara.

Buradaki amaç gerçeklerden uzaklaşmak değil, zihni ulaşılmak istenen sonuca yöneltmektir. Net bir hedefe odaklanmak, o hedefle ilgili fırsatları ve atılabilecek adımları fark etmeyi kolaylaştırabilir. Canlandırmayı gerçekçi bir planla birleştirmek, hayali eyleme bağlar.

Bilinçaltına net mesajlar vermek

Kitapta bilinçaltı, verilen talimatları uygulamaya çalışan bir sistem gibi anlatılır. Bir taksiye bindiğinizi ve sürücüye sürekli farklı yönler söylediğinizi düşünün: Önce sağa, sonra sola, ardından geriye dönmesini isterseniz sürücünün belirli bir hedefe ulaşması zorlaşır. Çelişkili düşünceler de benzer bir karışıklık yaratabilir.

Bir taraftan başarılı olmak istediğinizi söylerken diğer taraftan sürekli başarısız olacağınıza inanıyorsanız zihninizde çatışma oluşur. Bu nedenle hedefinizi mümkün olduğunca açık belirlemek ve düşüncenizi davranışlarınızla desteklemek yararlıdır:

  1. Ne istediğinizi belirleyin.
  2. Bu isteğin sizin için neden önemli olduğunu açıklayın.
  3. Ulaşmak istediğiniz sonucu zihninizde canlandırın.
  4. Hedefe uygun, uygulanabilir davranışlar geliştirin.
  5. Sürekli olumsuz sonuçları düşünmek yerine atabileceğiniz adımlara odaklanın.

Olumsuz telkinlerden korunmak

Başkalarının düşünceleri ve sözleri bizi etkileyebilir; ancak bu etkinin nasıl bir anlam kazanacağı, bizim o sözleri nasıl değerlendirdiğimizle de ilişkilidir. Birinin sizin hakkınızda olumsuz bir yorum yapması, yorumun kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez.

Başkalarının değerlendirmelerini sorgulamadan kabul etmek yerine, kendi düşüncelerinizi ve mevcut gerçekleri inceleyin. Kitabın bu konudaki yaklaşımı, kişinin zihinsel sınırlarını koruması ve her söyleneni gerçek kabul etmemesidir. Size fayda sağlamayan düşünceleri reddedebilir, daha gerçekçi ve yapıcı değerlendirmelere yönelebilirsiniz.

Düşünce ve duyguları birlikte kullanmak

Yalnızca olumlu cümleler söylemek her zaman yeterli olmayabilir. Kullanılan ifadelerin kişi için anlamlı ve inandırıcı olması gerekir. Maddi zorluk yaşayan birinin kendisine sürekli “Ben çok zenginim.” demesi, mevcut durumuyla sözleri arasında büyük bir çelişki hissetmesine neden olabilir.

Bunun yerine, hem gerçekçi hem de ilerlemeye açık cümleler seçilebilir:

  • “Gelirimi artırabileceğim fırsatları araştırıyorum.”
  • “Paramı daha bilinçli yönetmeyi öğreniyorum.”
  • “Maddi açıdan daha güçlü olmak için düzenli adımlar atıyorum.”
  • “Yeni kazanç imkânlarını fark etmeye açığım.”

Bu örneklerde düşünce, duygu ve davranış birbirinden kopuk değildir. Telkin, hedefi hatırlatırken kişinin atacağı gerçek adımları da desteklemelidir.

Uyku öncesinde bilinçaltını yönlendirmek

Murphy, uyku öncesindeki zihinsel durumu telkin için uygun bir zaman olarak görür. Günün hareketliliği azalırken kişi daha sakin bir hâle geçebilir. Bu sırada bir hedefi ya da çözmek istediğiniz konuyu zihninizde canlandırabilirsiniz.

Uyumadan önce deneyebileceğiniz basit uygulama şöyledir:

  1. Rahat bir pozisyonda uzanın.
  2. Bedeninizi gevşetmeye çalışın.
  3. Çözmek istediğiniz konuyu tek bir cümleyle tanımlayın.
  4. Sorunun çözüldüğü anı zihninizde canlandırın.
  5. Çözümün verdiği huzur ve rahatlama duygusuna odaklanın.
  6. Bu düşünceyi koruyarak uykuya geçin.

Kitapta ayrıca uyumadan önce bilinçaltına bir sorunun çözümünü bulma görevi verilmesi önerilir. Sabah aklınıza gelen fikirleri veya sezgileri not etmek, konuya farklı bir açıdan bakmanıza yardımcı olabilir. Bu uygulama, düşünmeye devam etmek için bir davet olarak görülebilir; çözümün kendiliğinden ve kesin biçimde ortaya çıkacağı vaadi olarak değil.

Baudoin Tekniği ve bilinçaltı telkin yöntemleri

Kitapta anlatılan yöntemlerden biri Baudoin Tekniği olarak adlandırılır. Amaç, bilinçaltına iletilmek istenen düşünceyi kısa, açık ve kolay hatırlanabilir bir cümleye dönüştürmektir. Seçilen ifade sakin ve gevşemiş bir durumdayken düzenli olarak tekrarlanır. Bu, kitapta yer verilen bilinçaltı telkin yöntemleri arasında öne çıkan uygulamalardan biridir.

Zararlı bir alışkanlıktan uzaklaşmak isteyen biri örneğin şu tür bir cümle kullanabilir:

“Her geçen gün bu alışkanlıktan daha fazla uzaklaşıyorum. Zihnim sakin, dengeli ve özgür.”

Telkin cümlesi oluştururken kısa ve anlaşılır olmasına, olumlu bir dil taşımasına, gerçekçi kalmasına ve kişide yoğun bir direnç yaratmamasına dikkat edin. Cümleyi düzenli tekrarlamak önemlidir; ancak telkin tek başına her problemi çözmez. Hedefi hatırlatması ve davranışları seçilen yönde düzenlemeye yardımcı olması beklenebilir.

Alışkanlıkları değiştirmek

Tekrar edilen düşünce ve davranışlar alışkanlık hâline gelebilir. Bu nedenle zararlı bir alışkanlığı değiştirmek için yalnızca onu bırakmaya odaklanmak yerine, yerine koyacağınız yeni davranışı da belirlemek yararlıdır. Böylece değişim, genel bir niyet olmaktan çıkar ve uygulanabilir bir seçeneğe dönüşür.

Örneğin:

  • Stresli olduğunuzda gereksiz alışveriş yapmak yerine yürüyüşe çıkabilirsiniz.
  • Telefonu sürekli kontrol etmek yerine belirli kullanım saatleri oluşturabilirsiniz.
  • Erteleme alışkanlığını azaltmak için işe yalnızca beş dakika ayırarak başlayabilirsiniz.
  • Olumsuz iç konuşmaları fark ettiğinizde daha dengeli bir cümle kurabilirsiniz.

Olumlu düşünceleri düzenli ve ölçülebilir davranışlarla desteklemek, değişim sürecini daha somut hâle getirir. Böylece zihinsel hazırlık, günlük yaşamda atılan adımlarla birleşir.

Bolluk ve başarı düşüncesi

Kitapta bolluk ve başarı yalnızca maddi kazançla sınırlı değildir. Sağlık, huzur, güven, ilişkiler ve yaşamdan alınan tatmin de bu yaklaşımın parçalarıdır. Sürekli eksikliklere odaklanmak, sahip olunan imkânları ve değerlendirilebilecek fırsatları görmeyi zorlaştırabilir. Şükran duygusu ise mevcut kaynakları fark etmeye yardımcı olabilir.

Bu konuda kullanılabilecek bazı ifadeler şunlardır:

  • “Sahip olduğum imkânları bilinçli biçimde değerlendiriyorum.”
  • “Her gün yeni şeyler öğreniyor ve gelişiyorum.”
  • “Emeklerimin karşılığını alabileceğim fırsatlara açığım.”
  • “Hayatımdaki iyi şeyler için teşekkür ediyorum.”
  • “Başarıya ulaşmak için sabırla ve düzenli biçimde çalışıyorum.”

Bu tür ifadeler, somut hedefler ve gerçekçi bir planla desteklendiğinde anlam kazanır. Kitabın düşünce dünyasında bolluk, yalnızca bir şeyi istemek değil; mevcut imkânları değerlendirmek ve hedef doğrultusunda çalışmakla da ilişkilidir.

Bir dileğin gerçekleşmesi için üç aşama

Murphy’ye göre bir hedefe yönelme süreci üç temel aşamada ele alınabilir:

1. Sorunu kabul etmek

Öncelikle mevcut problemi açık biçimde tanımlayın. Sorunu görmezden gelmek yerine neyin değişmesini istediğinizi belirlemek, dikkatinizi belirsiz kaygılardan somut konuya çevirir.

2. Çözümü bilinçaltına bırakmak

Problem tanımlandıktan sonra aynı kaygıyı tekrar tekrar düşünmek yerine çözüm ihtimallerine yönelin. Bu aşamada zihinsel canlandırma, yazılı hedefler, meditasyon, günlük tutma ve olumlu telkinlerden yararlanılabilir.

3. Sonuca güvenerek huzur bulmak

Gerekli adımları attıktan sonra sürekli kaygılanmak yerine sürece güvenmeye çalışın. Bu, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir. Kişinin elinden geleni yapması, kontrol edemediği unsurları ise daha sakin karşılaması anlamına gelir.

Hayal gücü ve irade gücü

Kitabın dikkat çeken görüşlerinden biri, yalnızca irade gücüne dayanmanın her zaman yeterli olmayabileceğidir. Bir davranışı sürekli zorlayarak değiştirmeye çalışmak yorucu olabilir. Hayal gücü ise ulaşmak istediğiniz sonucu zihinde daha anlamlı ve çekici hâle getirebilir.

Örneğin düzenli spor yapmak isteyen biri yalnızca “Spor yapmak zorundayım.” demek yerine, kendisini daha enerjik, sağlıklı ve güçlü hissettiği bir yaşamı canlandırabilir. Bu görüntü, davranışın arkasındaki nedeni hatırlatabilir.

Ancak hayal gücü eylemin yerine geçmez. Zihinsel hazırlık, hedefe uygun düzenli uygulamalarla birleştiğinde anlamlı bir yön kazanır.

Bilinçaltının Gücü kitabından çıkarılabilecek temel sonuçlar

Kitaptaki temel mesajları şöyle özetleyebiliriz:

  • Tekrarlanan düşünceler davranışları etkileyebilir.
  • Zihinsel dilimizi fark etmek ve bilinçli biçimde seçmek önemlidir.
  • Olumsuz telkinleri sorgulamadan kabul etmemeliyiz.
  • Hedefler açık, net ve gerçekçi olmalıdır.
  • Zihinsel canlandırma hedefe odaklanmaya yardımcı olabilir.
  • Sakin zamanlar, düşünceleri düzenlemek ve telkinleri gözden geçirmek için kullanılabilir.
  • İnançlar davranışları, davranışlar da elde edilen sonuçları etkileyebilir.
  • Olumlu düşünceler somut eylemlerle desteklenmelidir.
  • Başkalarının sözlerine vereceğimiz tepki üzerinde düşünebiliriz.
  • Değişim için sabır, tekrar ve süreklilik gerekir.

Devam edecek …

Serinin diğer yazıları

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Bilinçaltı gücü

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

7 yorum

  1. Merhaba, peki olmasını istediğmiz dileğimize inanırsak hiçbir şüphe duymadan olacağına inanırsak ve yine de olamzsa bu sefer de hayal kırıklığı yaşayıp üzülmez miyiz?

  2. Oradaki ince nokta akışa bırakmak. İsteği yapmak ve işin sahibine havale etmek. Hayırlısını dilemek. İ

  3. Zor olan kısmı da o; akışına bırakmak. İstediğin şeyin sürekli kafanda dönüp duruyor olması. Nasıl kurtulurum bunu yapmaktan bilemiyorum

  4. Kendini sevmen kendinle barışman bunun içinde içindeki incinmiş çocukla iletişime geçip onu desteklemen onun yaralarını sarman sana yardımcı olacaktır.

  5. Eğer içinizde yanılacağınıza dair bir Kuşku var ise siz zaten yanılma payını kabullenmiş ve yanılabileceğinize inanıyorsunuz ancak eğer sadece sonuca odaklanıp pozitif düşünür iseniz gerisini pek de kurcalamanıza gerek yok eğer istediğinizi alamadıysanız merak etmeyin siz sadece HENÜZ alamadınız

  6. Masanın üstüne kalem koyun ve onu almaya deneyin.. Yapabiliyormusunuz? Bu ne demek almaya dene? O kalemi ya alırsınız ya almazsınız bu sizin kararınız. Biliç altı neyin yalnış ve neyin doğru oldunu bilmiyor.. Siz ben başarısızım derseniz bilinçaltı seni başarısız yapmaya çalışır ve kesin olarak yapar. Fakat aksini söylerseniz ben başarıyım derseniz onu da yapar. O yüzden o kalemi ya alırsınız elinize ya almasınız.. Deniyorum deniyorum ama olmuyor deye bir şey yok. İstediklerinizin sonuçları vardır.

  7. Allah insanları o kadar mukemmel yaratmiski herkezin dünyasi kendi düsüncelerin icinde,ilk ayet oku okuki kendinin ne kadar mukemmel yaratildıgınin farkina var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir