Yedi Endişenin Üstesinden Gelmek

Endişelerden kurtulmak

Sevdikleriniz tarafından reddedilmekten, para kaybetmekten ya da başarısız olmaktan endişe ediyor olabilirsiniz. Saygı duyduğunuz manevi bir otoritenin ahlak kurallarını ihlal etmekten; olabileceğiniz lider olamamaktan; değer verdiğiniz hedefe ulaşmak için gereken görünüşe, zindeliğe ve enerjiye sahip olmadığınızı düşünmekten de kaygı duyabilirsiniz. Peki, bu endişelerle karşılaştığınızda ne olur?

Bu korkular, sizde olmadığını düşündüğünüz özelliklere sahip kişilere bağımlı hissetmenize yol açabilir: Sizi reddedebilecek kişilere, parası olanlara, başarılı ya da her zaman haklı gördüklerinize ve görünüşü, zindeliği veya enerjisi sizinkinden üstün sandıklarınıza… Böylece dikkatiniz kendi yapabileceklerinizden uzaklaşıp başkalarında olduğunu düşündüğünüz şeylere yönelir. Endişelerin üstesinden gelmek, bu karşılaştırmaların hayatınızı yönetmesine izin vermemekle başlar.

Kendi değerlerinize göre yaşamadığınızda hedeflerinize odaklanmanız zorlaşır. Kendinizi bir başkasına tabi kıldığınızda da seçimlerinizi kendi değerleriniz doğrultusunda yapamazsınız. Başkalarına saygı duymak mı? Evet. Kendinizi onlardan daha az görmek mi? Hayır. Bu ayrımı korumak, endişelerle hedefleriniz arasındaki bağı fark etmenize yardımcı olur.

Endişeler, zihninizde ve kalbinizde bulunan; en önemli değeriniz aracılığıyla açığa çıkmaya çalışan misyonunuzun netliğine gölge düşürebilir. Başkalarının ne düşüneceğine veya ne yapacağına fazlasıyla odaklandığınızda, sizin için gerçekten önemli olanı duymak ve ona göre yön belirlemek güçleşir.

Kendi değerlerinize göre yaşamak ve liderlik etmek

Lider olabilmek, kendi değerlerinize göre yaşadığınızda geliştirebileceğiniz bir içsel kesinlik gerektirir. Başka birine sürekli olarak “Ben nereye gidiyorum?” diye soruyorsanız, içinizdeki lidere ve kendi bilginize yeterince değer vermiyor olabilirsiniz. Bu, başkalarının deneyiminden yararlanmamanız gerektiği anlamına gelmez; onların görüşlerine saygı duyarken kendi yönünüzü de göz ardı etmemeniz gerekir.

Kendinden emin olan kişi liderlik edebilir. Çünkü insanlar onun güveninden, netliğinden ve dengesinden etkilenir. Bu kişi, evrendeki düzeni ve dengeyi görebilme; birbirini tamamlayan zıtlıklar ve paradokslarla başa çıkıp uyum sağlayabilme becerisi sergiler. Ayrıca her birimizin ve her bir eşsiz değer sisteminin önemli bir rolü olduğunu bilir.

Kişisel değerlerle uyumlu hedef belirleme, sözlerinizle eylemlerinizin birbirini desteklemesini sağlar. Yapmak istediğinizi söylersiniz ve o yönde adım atarsınız. Buna karşılık, kendi değerlerinizle uyuşmayan biçimde başkasının önceliklerine göre yaşamak kendinizden şüphe etmenize neden olabilir. Böyle bir durumda, kendi özgün liderliğinizle gelişmek yerine bir başkasının takipçisi olmanın güvencesini seçebilirsiniz.

İçinizdeki potansiyel lideri uyandırmanın ilk adımı, değerlerinizle uyumlu hedefler belirlemektir. Hedeflerinizi değerlerinizle örtüştürmek kendinize inanmanızı, daha büyük riskler almanızı ve başkalarının fark etmeyebileceği fırsatları değerlendirmenizi destekler. Kişiliğinizi bir lider olarak ifade eder, kendinizi hedefinizle özdeşleştirirsiniz. Böylece en önemli değerinizi gerçekleştirmeye adım atarsınız.

Hedefleri yazmak ve ilerlemeyi görmek

John Demartini, 1973 yılında genç bir delikanlıyken misyonundan emin olduğunu ve hedeflerini birbirine zımbaladığı kâğıtlara yazdığını anlatıyor. Hayatının nasıl olmasını istediğini ifade eden cümleleri her gün okuyabilmek için kaydetmiş. Bunlardan bazıları şöyleydi:

İlham verici misyonum konusunda netim.

Ben bir dâhiyim ve dehamı uyguluyorum.

Ben bir kararlılık ustasıyım ve ne gerekiyorsa yaparım.

Sevdiğim işi yapıyor ve yaptığım işi seviyorum.

Doğru anlaşmaları yapmak için doğru insanlarla tanışmak üzere doğru yerde ve doğru zamandayım.

Ben dünyayı dolaşan usta bir eğitimci, şifacı ve filozofum.

Demartini, yalnızca kendisine ilham veren ve anlamlı gelen hedefleri yazmaya özen gösterdiğini söylüyor. Yazdıklarını her gün, bazen günde birkaç kez okuyup gerektiğinde listeye yeni hedefler eklemiş. Buradaki önemli nokta, hedeflerin başkalarının beklentilerinden değil, kişinin kendi değerlerinden ve gerçekten gerçekleştirmek istediklerinden doğmasıdır.

Bugün daktiloyla yazdığı ve birbirine zımbaladığı sayfalar, daha önce sözünü ettiği bin dört yüz sayfalık Misyonun Durumu kitabına dâhil olmuş. Bu kitapta yapmaya karar verdiği şeyleri, başardıklarını ve şükran duyduğu noktaları kayda geçiriyor. Bunu yapmak saatlerini alıyor; çünkü kendi ifadesiyle, en içteki baskın düşüncenin en dıştaki somut gerçekliğiniz hâline geldiğini öğrenmiş.

Demartini’nin bu deneyimi, hedefleri yazmanın yalnızca bir liste hazırlamak olmadığını gösteriyor: Neyi önemsediğinizi görünür kılmak ve kararlarınızı bu yönle karşılaştırmak. Pek çok insan kendi değerleriyle uyuşmayan hedeflere yöneliyor. Böyle olunca hedeflerini tam olarak gerçekleştiremiyor, hatta ulaşma becerisinden şüphe ettiği için hedef koymaktan bile kaçınabiliyor. Kendi içindeki lideri açığa çıkarmak yerine başkalarının hedeflerini izlemek de bu kuşkuyu besleyebiliyor.

Başkalarının öncelikleri yerine kendi yönünüzü seçin

Önceki bölümlerde Parkinson Yasası’na değinildiği gibi, gününüzü kendi yüksek öncelikli eylemlerinizle doldurmazsanız gününüz başkalarının yüksek öncelikli görevleriyle dolabilir. Demartini bu düşünceyi zihnin bahçesi metaforuyla da anlatıyor: Hayatınızın nasıl olmasını istediğini gösteren çiçekleri siz ekmezseniz, o bahçeye başkaları çiçek eker ve siz de onların hayatını yaşamaya başlarsınız.

Başka birinin hayatını yaşayarak tatmine ulaşamazsınız; çünkü sizin de kendinize özgü bir değerler sisteminiz vardır. Kendi değerlerine göre yaşamak, herkesten farklı olmak ya da başkalarını yok saymak değildir. Kendi önceliklerinizi tanımak, hedeflerinizi bu önceliklerle ilişkilendirmek ve günlük seçimlerinizde kendi yönünüzü korumaktır. Böylece endişelerden kurtulup hedeflere ulaşmak, başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışmaktan çok kendi anlamlı hedeflerinize adım adım ilerlemek hâline gelir.

Demartini, kendi değerleriyle uyumlu hedefler belirlediğinden emin olmak için hedeflerini ve başarılarını not etmeye başladığını anlatıyor. İlk yıllarda birlikte vakit geçirdiği kişiler büyük bir fark görmemiş; ancak on yıl içinde değişim belirginleşmiş. Aradan kırk yılı aşkın zaman geçtiğinde ise insanların gördüğü farkın çok daha büyük olduğunu söylüyor.

Hedeflerini ve başarılarını kaydetmeyen kişiler, ona göre, daha dar kapsamlı ve tatmin etmeyen işlere yönelip kendilerini sınırlayabiliyor. İçlerinde büyük hayaller olsa bile bunların açığa çıkmasına ve gerçekleşmesine imkân tanımayabiliyorlar. Hedefleri yazmak ve ilerlemeyi kaydetmek zaman alabilir; ancak Demartini, daha büyük bir lider olma yolunda bu emeğin değerli olduğunu düşünüyor.

Yaptıklarınızı kaydettiğinizde kendinize, “Hayalini kurduğun hayatı şekillendirmek için harcadığın zamana değiyor. Hayatını planlamakta ustalaşıyorsun. Sınırları aşıyor ve hayatının nasıl olmasını istediğini biliyorsun,” demiş olursunuz. Bu kayıtlar, değerlerinizi ve yüksek öncelikli eylemlerinizi hatırlamanıza yardımcı olur. Endişelerden kurtulmak, bu yaklaşımda korkuların hiç ortaya çıkmaması değil; onların sizi kendi yönünüzden uzaklaştırmasına izin vermeden neye değer verdiğinizi yeniden görmektir.

Hayatınızın sonuna geldiğinizde kendinize şu basit soruyu soracaksınız: “Sahip olduğun şeylerle yapabileceğin her şeyi yaptın mı?” Bu soruya “Kesinlikle evet” cevabını verebilmek için kendi değerlerinize uygun hedefler belirleyin, onları kaydedin ve attığınız adımları takip edin.

Değerler Prensibi kitabından

John DEMARTİNİ

endişelerden kurtulmak

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir