Kendiniz İçin Affetmeyi Seçin

Affetmekle ilgili yazmaya karar verdiğimde farklı tanımlarla karşılaştım. Bu tanımların hemen hepsinde ortak bir nokta vardı: Affetmenin temel kazancı, affeden kişiyeydi. Belki sizin de geçmişe baktığınızda hâlâ affedemediğiniz biri ya da düşündükçe öfkenizi canlı tutan bir olay vardır. Bu olayın zihninizde tekrar tekrar yer etmesi sizi nasıl da tutsak edebilir. Peki bu tutsaklıktan kurtulmanın yolu var mıdır?
Affetme psikolojisi: Düşünce kalıplarını fark etmek
İnsan, duygularını fark ettiğinde onlara nasıl yaklaşacağı konusunda seçim yapabilir. Önce ne hissettiğimizi ve hangi düşüncenin bu duyguyu beslediğini görmemiz gerekir. Ardından değişmesi gereken düşünce kalıplarını sorgulayabiliriz. Affetme psikolojisi açısından önemli olan da yaşananı yok saymak değil, olayın zihnimizde nasıl tekrarlandığını fark etmektir.
“Affedersem tekrar yapar” düşüncesi, affetmeyi olan biteni unutmakla karıştıran bir kalıptır. Oysa affetmek unutmak demek değildir. Affedin ama unutmayın: Yaşananı iyi hatırlamak ve anlamak, aynı şeyi onaylamak ya da yeniden yaşanmasına izin vermek anlamına gelmez. Birini affetmek, geçmişte olanları inkâr etmek değil; o olayın bugünkü duygu ve düşüncelerinizi yönetmesine ne kadar izin vereceğinizi yeniden değerlendirmektir.
“Affedersem kendimi değiştirmiş olurum; halbuki onun değişmesi gerekiyor” düşüncesi de benzer bir beklentiyi taşır. Başka birini ya da hayatın akışını kontrol edemeyiz. Kontrol edebileceğimiz alan, kendi duygu ve düşüncelerimize nasıl yön verdiğimizdir. Affetmek karşı tarafın değişeceğini garanti etmez; odağı, başkasının davranışını değiştirme çabasından kendi iyiliğiniz için verebileceğiniz karara taşır.
“Hayat adildir; kötüler her zaman cezalandırılır, iyiler ise her zaman ödüllendirilir” şablonu size uyuyor mu? Bunu çok istesek de hayat, adalet beklentimizi her zaman karşılamaz. Bu beklentiyle yaşıyorsanız şu sözü bir okuyun: ‘ İyi bir insan olduğunuz için dünyanın size adil davranmasını beklemek, vejetaryen olduğunuz için bir boğanın size saldırmamasını beklemek gibidir.’ Bu söz, yaşanan haksızlığı önemsizleştirmek için değil, hayatın her zaman bizim adalet anlayışımıza göre işlemediğini hatırlatmak için düşünülebilir.
Affetmek nasıl olur? Öfkeyi ve zihinsel hikâyeyi fark edin
Affetmek nasıl olur diye soruyorsanız, işe öfkenizin sizde nasıl bir karşılık bulduğunu gözlemleyerek başlayabilirsiniz. Stres anında bedeninizin hangi bölgesinin tepki verdiğine dikkat edin: Midenizde hazımsızlık, bağırsaklarınızda rahatsızlık, başınızda ağrı, uykunuzda bozulma ya da dikkatinizde dağılma fark ediyor musunuz? Bunlar yaşadığınız duygularla birlikte gözlemleyebileceğiniz işaretlerdir. Öfke ve stresin sağlık üzerindeki etkilerini kesin bir sonuç gibi yorumlamak yerine, bedeninizin verdiği tepkileri fark etmek önemlidir.
Öfke duyduğunuz olayı zihninizde canlandırdığınızda ya da bir arkadaşınıza yeniden anlattığınızda duygu durumunuzun değiştiğini fark edebilirsiniz. Aynı olay karşısında affetme olasılığını düşünmek de duygularınızı gözlemlemeniz için başka bir yol olabilir. Bu, bir anda öfkeden kurtulmanız gerektiği anlamına gelmez; yalnızca düşüncenizin ve bedeninizin olayla birlikte nasıl tepki verdiğini görmenizi sağlar.
Yazıda, Amerikan Kalp Derneğinin 2000 yılında yaptığı bir araştırma sonucundan söz ediliyor: ‘öfkeye büyük eğilimi olan bir insan en az eğilimli olan insanlardan üç kat daha fazla kalp krizine yakalanma olasılığına sahiptir.’ Bu ifade yazıda aktarılan araştırma sonucudur. Buradaki temel hatırlatma, öfkeyi hiç yaşamamak değil; bir olayın zihinde sürekli yer tutmasıyla oluşan kronik stresin kişiyi yıpratabileceğine dikkat etmektir. Hayatı hiç öfkelenmeden geçirmek mümkün değildir. Ancak zihnin sürekli alarm hâlinde olması, dinlenme ve toparlanma hissini zorlaştırabilir.
Affetmenin faydaları: Hayatınız üzerindeki söz hakkınızı hatırlayın
Öfke uzun süre taşındığında acı, kin ve incinme de kişinin gündeminden düşmeyebilir. Her şeyi siyah bir mercekten değerlendirmek, olumsuz sonuçlara daha kolay varmak ve hayatımızı başkalarının mahvettiğine inanmak bu yükü ağırlaştırır. Böyle olduğunda hayatın sunduğu güzellikleri, heyecanı ve eğlenceyi görmek de güçleşebilir. Affetmenin faydaları, yaşananı iyi ya da haklı ilan etmekten değil, bu olayın hayatınızın geri kalanını ne ölçüde yöneteceğini yeniden düşünmekten doğar.
Kendinize anlattığınız hikâye, olayın kendisiyle her zaman aynı olmayabilir. Gerçeklerin arasına yorumlar, eksik kalan ayrıntılar ve söylenmemiş sözler karışabilir. Üstelik hepimiz seçici bir hafızaya sahibiz: Olumsuz ayrıntılara daha çok takılabilir, kötü olanları büyütürken iyi olanları küçümseyebiliriz. Böylece anıyı tekrar tekrar besler, affetmeyerek onun üzerimizdeki etkisini sürdürebiliriz. Olayı yeniden değerlendirmek, yaşananı silmek değil; bildiklerimizle kendi yorumlarımızı birbirinden ayırmaya çalışmaktır.
Sizi öfkelendiren olayı tekrar düşünün ve kendinize sorun: “Hayattaki payım gerçekten de başkasının incitici davranışlarıyla mı yönlendirilecek? Hem şimdi hem de gelecekte benim de söz hakkım var mı?” Bu sorular, yaşananı unutmanızı ya da duygularınızı bastırmanızı istemez. Kendi yaşamınızla ilgili seçiminizde size de yer açar.
Affetmek hayatın kontrolünü yeniden elinize almanıza ve kendi iyiliğiniz için harekete geçmenize yardımcı olabilir. Affetmemek en çok sizi üzer. Affetmek özgürleştirir; mahkûmiyetinizi bitirin. Siz affetmeyi seçtiğinizde, etrafınızdakiler de daha olumlu olmayı seçebilir. Madem affetmenin hayat kalitemiz üzerinde bu kadar etkisi var, neden kendimiz için affetmeyi seçmeyelim?
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







