Değişim ve Ertelemenin Önündeki Engeller

Değişim için bir amaç, iyi bir plan ve yeterince neden gerekir. — Mümin Sekman
Hepimiz değişmek isteriz; değişebileceğimize de inanırız. Ancak istemek ve değişebileceğimizi bilmek, harekete geçmek için her zaman yeterli olmaz. Bazen değişimin önündeki engelleri fark etmeden aynı yerde kalırız. Amaçsızlık, değişimden korkma, değişime güvenememe, risk alamama ve erteleme bu engellerin başlıcalarıdır. Üstelik bunlar yalnızca değişimi değil, başlamamız gereken işleri de ertelememize yol açabilir.
Ne kadar değişmek istersek isteyelim, bizi durduran noktaları görmeden ilerlememiz zorlaşır. Ben bir ömür boyu engellerle yaşamak zorunda değilim; onları fark edip adım adım aşabilirim. Peki ya sen? Hayatında değiştirmek istediğin bir konu varsa, seni ilk adımı atmaktan alıkoyan ne?
Bir adım atmayı düşündüğümüzde neden çoğu zaman önce olumsuz ihtimallere odaklanıyoruz? Kısıtlamaları ve sorunları zihnimizde büyütmek, atmak istediğimiz adımın önüne yeni engeller koyabiliyor. Çözümlere odaklandığımızda ise enerjimizi yalnızca sorunları düşünmeye değil, ilerlemek için ne yapabileceğimizi bulmaya yöneltebiliriz. Benim için proaktif düşünmek, sorunu görmezden gelmek değil; çözüm için atılabilecek adımı da görebilmektir.
Değişimin önündeki engeller: amaçsızlık ve harekete geçememek
Bir hedefimiz yoksa çabamızın yönünü belirlemek de zorlaşır. Büyük heveslerle başladığımız egzersizleri neden bırakıyoruz? Kendimize verdiğimiz sözleri neden tutamıyor, değişmek istediğimiz hâlde neden olduğumuz yerde kalıyoruz? Yalnızca değişmeyi dilemek, nereye varmak istediğimizi ve bunun için ne yapacağımızı belirlemediğimizde yeterli olmayabilir. Amaçsızlık böylece eylemsizliği besler; eylemsizlik de hedefe doğru ilerlemediğimizi hissettirir.
Bazen bir amacın olması bile tek başına harekete geçmeye yetmez. Benim gibi daha reaktif bir kişi, sorunların ve engellerin üzerinde uzun süre durabilir; yalnızca “harekete geç” denmesi onu başlatmayabilir. Böyle zamanlarda amaçla birlikte iyi bir plana, yeterli nedenlere ve kişinin kendisini motive edecek küçük adımlara ihtiyaç duyulur. Proaktif olmak ise sorunu inkâr etmek değil, onun karşısında hangi çözümün mümkün olduğunu araştırmaktır.
“Mutlu olmak istiyorsan bir amaca bağlan; insanlara ya da eşyalara değil.” — Einstein
Hedefsizlik ya da hayattan bir beklentinin kalmadığını hissetmek, bazı kişiler için yaşamı daha ağır ve anlamsız kılabilir. Başarısızlık veya ne istediğine karar verememek bu duyguyu besleyebilir. Burada amaç belirlemek ve onun için küçük de olsa bir adım atmak, kişinin yaşamında yön ve anlam duygusu bulmasına yardımcı olabilir. Bu, her güçlüğün tek başına çözüleceği anlamına gelmez; gerektiğinde destek almak da önemlidir.
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez. — MONTAIGNE
Varacağın bir hedefin yoksa vardığın yerin önemi belirsizleşir. İlk adımı atmaya isteksizsen, o adımın kendisi de değişme kararlılığını gösterebilir. Olağanüstü ya da olanaksız görünen amaçları gerçekleştiren kişilerin başarısı çoğu zaman şansa bağlanır. Oysa Bir Dosttan Pusulalar kitabında aktarılan düşünceye göre, başarı hikâyelerinin ortak başlangıçlarından biri bir amaç belirlemektir.
Hedefini, planını ve değişme nedenini yaz
İhtiyacın olan şey temiz bir defter ve bir kalem. Çalışmaları tek bir güne sığdırmak ya da yazının tamamını bir oturuşta okumak zorunda değilsin. Bölüm bölüm ilerleyebilir, okurken kendine “Ben bunu öğrenmek için okuyorum” diyebilirsin. Ardından şu soruları defterine yanıtla:
- Neyi hedefliyorum? Hedefim tam olarak ne?
- Bu hedef için planım nedir? İlk ve en küçük adımım ne olabilir?
- Neden değişmek istiyorum? Mevcut durum hedeflerimi, ilişkilerimi ya da kendime güvenimi nasıl etkiliyor?
- Beni hedefime ulaşmaktan alıkoyan ne?
Benim hedefim değişimin önündeki engelleri kaldırmak ve bu konuda hazırladığım çalışmayı adım adım uygulamak. Bunu bir günde bitirmeye çalışmayacağım. Değişmek istememin nedenlerini de açıkça yazabilirim: Hedeflerime ulaşmamı engellemesi, bana acı vermesi, beni kısıtlaması ya da ilişkilerime zarar vermesi… Özgürleşmek, kendime güvenimi artırmak ve ilişkilerimden daha fazla doyum almak da benim için neden olabilir. Senin nedenlerin farklı olabilir; önemli olan onları kendine dürüstçe ifade etmendir.
Yalnızca okumakla yetinme. Soruları kendi kendine de olsa cevapla; çünkü kendi hedefini ve engelini tanımlamak, sana uygun bir adım seçmeyi kolaylaştırır. İlk adım her zaman önemlidir. Önce defterini ve kalemini al, sonra cevaplarını acele etmeden yaz. Adım adım değişelim, hep beraber.
Değişimden korkma nedenleri ve alışılmış düzene direnç
Değişimden korkmak, yapmamız gerekenleri bir sonraki güne bırakmamıza neden olabilir. Bir yanımız değişmek isterken diğer yanımız tanıdığı düzene tutunur. Değişimin bize ne getireceğini bilmemek, belirsizlik hissi yaratır; bu yüzden yeni bir seçim yapmak yerine bildiğimiz yerde kalmayı seçebiliriz. Bu değişimden korkma nedenleri, herkes için aynı olmak zorunda değildir. Kendi tepkimizi gözlemlemek, bu direncin nerede ortaya çıktığını anlamamıza yardım eder.
Ben bunu evin düzeni değiştiğinde fark ettim. Annem evdeki eşyaların yerini değiştirdiğinde rahatsız olur ve karşı çıkardım. Babamın da benzer bir tepki verdiğini görüyordum. Zamanla daha az itiraz etsem de bu değişiklik beni huzursuz etmeye devam etti. Sonra, annemin yaptığı düzen değişikliğini bir değişim olarak gördüğümü ve benim de buna karşı çıktığımı fark ettim. Değişmek istediğim hâlde, alıştığım rahatlığın ve tembellik düzeninin bozulmasından çekiniyordum.
Bu küçük görünen örnek bana şunu düşündürdü: Değişmeyi istemek, alışılmış düzenin bir anda değişmesini istemekle aynı şey değil. Bir sorunun çözümüne yaklaştığım hâlde onu neden sonraya bıraktığımı sorguladığımda, bazen kendimi o iyiliğe layık görmediğimi de fark ettim. “Bunu hak etmiyorum” düşüncesinin nereden geldiğini araştırmak, benim için değersizlik korkusu ile başarı korkusu arasındaki bağı görmeye yardımcı oldu.
Suçluluk duygusuyla büyüyen bazı kişiler kendilerini yetersiz hissedebilir ve iyi şeylere layık olmadıklarını düşünebilir. Bu düşünce, işler yolunda gitmeye başladığında bile başarıyı sürdürmelerini zorlaştırabilir. Bu yazıdaki yaklaşımda, kişinin kendine başarıyı hak görmemesi başarı korkusuyla ilişkilendiriliyor. Ben de günlerce neden hak etmediğimi düşünürken, değersizlik korkusunun yanında başarı korkusunu da fark ettim. Bu değerlendirme herkes için kesin bir açıklama değil; kendi düşüncelerimi anlamlandırma biçimimdir.
İnsanlar seçimleriyle değişebilir; önemli olan seçimlerimizin farkına varmaktır. Kendine şu soruları sor: Değişirsem ne kazanırım, ne kaybederim? Bu durumda daha ne kadar kalmak istiyorum? Cevapların, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da neye doğru ilerlemek istediğini belirginleştirebilir.
Değişim korkusu için farkındalık ve olumlama çalışması
Bu çalışma, korkuyu fark edip ona daha şefkatli yaklaşmak için önerilen bir öz değerlendirme uygulamasıdır. Korkuyu ortadan kaldıracağına dair bir garanti olarak değil, düşüncelerini gözlemlemeye yardımcı olabilecek bir pratik olarak ele al. Mümkünse seni rahatsız eden durumu hatırla ve korkunu genel bir ifadeyle değil, olabildiğince somut biçimde tanımla. Örneğin, “Değişime güvenememe korkum var” diyebilirsin.
Önce aşağıdaki cümleleri yavaşça tekrarla:
Benim değişime direnme korkum var.
Ben değişime direnme korkumu kabul ediyorum.
Ben değişime direnme korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben değişime direnme korkumu seviyorum.
Gözlerini kapatıp derin bir nefes al. Kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et; korku enerjisinin bedeninden uzaklaştığını ve sevgi enerjisinin tüm hücrelerine yayıldığını düşün. Bu imgeleme, yazının önerdiği uygulamanın bir parçasıdır. Ardından şu olumlamaları kendi hızında tekrarla:
Ben değişime güveniyorum; güvenle değişiyorum.
Değişime güvendiğimi biliyor ve buna inanıyorum.
Değişime güvendiğimi kabul ediyorum.
Değişime güvendiğim için kendimi takdir ediyorum.
Değişime güvendiğim için şükrediyorum.
İstersen, değişim korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.” Başka bir korku aklına gelirse önce üzerinde çalıştığın korkuyu fark etmeye devam et; sonra yeni korkuyu ayrıca ele al.
Başarı ve değersizlik korkusu üzerine çalışma
Başarı korkusu üzerinde çalışırken önce duyguyu adlandır:
Benim başarı korkum var.
Ben başarı korkumu kabul ediyorum.
Ben başarı korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben başarı korkumu seviyorum.
Derin bir nefes al ve kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Korku enerjisinin bedeninden uzaklaşıp sevgi enerjisinin hücrelerine yayıldığını düşün. Ardından şu olumlamaları kullan:
Ben başarıyı seviyor ve hak ediyorum.
Başarıyı sevdiğimi ve hak ettiğimi biliyor ve buna inanıyorum.
Başarıyı sevdiğimi ve hak ettiğimi kabul ediyorum.
Başarıyı hak ettiğim için kendimi takdir ediyorum.
Başarıyı hak ettiğim için şükrediyorum.
Son olarak başarı korkusuna odaklanıp şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Değersizlik korkusu için de önce duyguyu kabul et:
Benim değersizlik korkum var.
Ben değersizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben değersizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben değersizlik korkumu seviyorum.
Derin bir nefes alıp kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Ardından şu cümleleri tekrarla:
Ben her hâlimle, olduğum gibi ve tüm özelliklerimle değerliyim.
Her hâlimle değerli olduğumu biliyor ve buna inanıyorum.
Her hâlimle değerli olduğumu kabul ediyorum.
Kendi değerimi fark ettiğim için kendimi takdir ediyorum.
Değerli olduğum için şükrediyorum.
Ben her hâlimle özelim ve kendi değerime sahip çıkıyorum.
Özel olduğumu ve kendi değerime sahip çıktığımı biliyor ve buna inanıyorum.
Kendi değerime sahip çıktığımı kabul ediyorum.
Kendi değerime sahip çıktığım için kendimi takdir ediyorum.
Kendi değerime sahip çıktığım için şükrediyorum.
Değersizlik korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Risk alamama ve hata yapma korkusu
Sorumluluk almaktan kaçınmak, risk almaktan kaçınmayla da iç içe geçebilir. Geçmişte yaşadığımız korkular, karar verirken bizi durdurabilir; risk hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımızı düşünmek de bu tereddüdü artırabilir. Fakat sorumluluk almadan ve seçim yapmadan ilerlemek güçleşir. Buradaki amaç düşünmeden tehlikeye atılmak değil; riski değerlendirmek, öğrenmek ve kararın sorumluluğunu üstlenmektir.
“Hiçbir çaba sarf etmeden, risk almadan, sıkıntı çekmeden… Bir şey kazanmak mümkün değildir… Aşk-ta böyledir, sevmeden sevmeyi beklemek ise aptallıktır.” — T. Şahin
Hayatımızdaki en büyük risklerden biri hiç risk almamaktır. Hiçbir risk almayan kişi bazı korku ve üzüntülerden kaçınabilir; ancak yeni bir şey öğrenme, değişme ve kendini ifade etme fırsatlarını da kaçırabilir. Sorumluluk aldığımızda gözümüzde büyüttüğümüz yükün her zaman altında ezilmeyiz; bazen işlerimizi düzene koymak ve kararlarımızı netleştirmek de mümkün olur.
Çocukken kararlarımızı kendimiz verirsek hata yapacağımızın söylenmesi, hata yapmayı yanlış bir şey gibi görmemize yol açmış olabilir. Oysa hata, sonucundan ders çıkarabildiğimiz bir deneyimdir. Geçmişten gelen bu tür düşünceleri fark etmek, bugün karar vermekten neden kaçındığımızı anlamamıza yardım edebilir. Sorumluluk üstlenmek, kararları ertelememek ve riskleri değerlendirmek, ilerlemek için atabileceğimiz adımlardır.
“Riske girmeyen ilerleyemez. Kaplumbağa bile ilerlemek için boynunu dışarı çıkarmak zorundadır…” — La Edri
Ben de duygularımı ve o anda düşündüklerimi açıkça söyleme riskini almak istiyorum. İnsanların çoğu bunu yapmaktan kaçınsa da ben açık konuşan, aklından geçeni ifade eden kişileri seviyorum. Bazen gerçekleri duymak acı verebilir; yine de açık iletişim, kendim olmama ve bir maske takmadan yaşamama yardımcı olabilir. Riskin önündeki korkuları fark etmeye bu yüzden kararlıyım.
Risk almak, sonucu düşünmeden adım atmak değildir. Riskleri değerlendirmeden karar vermek sorun doğurabilir; buna karşılık her belirsizlikten kaçınmak da bizi sınırlarımızın içinde tutabilir. Birçok kişi kaybetme korkusunu kazanma isteğinden daha güçlü hissedebilir. İlerlemek için önce hangi kayıptan korktuğumuzu, bu korkunun hangi deneyimle bağlantılı olabileceğini ve alacağımız riskin gerçekçi biçimde ne olduğunu sorgulayabiliriz.
Kaybetme korkusu için uygulama
Geçmişte kaybetmekten korktuğun bir anı hatırlamaya çalış. O anı düşünürken kendine, “Neyi kaybetmekten korkuyorum?” ve “Bu duyguyu daha önce nerede yaşamış olabilirim?” diye sor. Cevabı olabildiğince somutlaştır: “Kaybetme korkum var” demek yerine, örneğin “Oyuncağımı kaybetme korkum var” diyebilirsin. Bu çalışma sırasında aklına gelen farklı anıları ve duyguları not al.
Benim kaybetme korkum var.
Ben kaybetme korkumu kabul ediyorum.
Ben kaybetme korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben kaybetme korkumu seviyorum.
Derin bir nefes al ve kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Korku enerjisinin bedeninden uzaklaşıp sevgi enerjisinin hücrelerine yayıldığını düşün. Ardından olumlamaları tekrarla:
Ben hiçbir şeyin ve hiç kimsenin sahibi değilim.
Bunu biliyor ve buna inanıyorum.
Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin sahibi olmadığımı kabul ediyorum.
Bu farkındalığım için kendimi takdir ediyorum.
Bu farkındalık için şükrediyorum.
Ben sahip olduğum değerleri biliyor ve özgürce seviyorum.
Sahip olduğum değerleri bildiğimi ve özgürce sevdiğimi kabul ediyorum.
Bu değerleri özgürce sevdiğim için kendimi takdir ediyorum.
Sahip olduğum değerleri özgürce sevdiğim için şükrediyorum.
Ben kolayca kararlar alıyor ve hızla uyguluyorum.
Kolayca karar alıp uygulayabildiğimi biliyor ve buna inanıyorum.
Bu becerimi kabul ediyorum.
Kararlarımı uyguladığım için kendimi takdir ediyorum.
Kararlarımı uygulayabildiğim için şükrediyorum.
Kaybetme korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarla: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Hata yapma ve risk alamama korkusu
Hata yapma korkusu için önce şu cümleleri kullan:
Benim hata yapma korkum var.
Ben hata yapma korkumu kabul ediyorum.
Ben hata yapma korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben hata yapma korkumu seviyorum.
Derin bir nefes alıp kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Ardından kendine şunları söyle:
Ben her şeyimle bir bütünün parçasıyım ve kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.
Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimi biliyor ve buna inanıyorum.
Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.
Kendimi kabul ettiğim için kendimi takdir ediyorum.
Kendimi kabul ettiğim için şükrediyorum.
Ben yaptığım her hatadan ders çıkarıyorum ve hata yaparak öğreniyorum.
Hatalarımdan ders çıkarabildiğimi biliyor ve buna inanıyorum.
Hata yapmanın öğrenmenin bir yolu olduğunu kabul ediyorum.
Öğrenme çabam için kendimi takdir ediyorum.
Öğrenebildiğim için şükrediyorum.
Hata yapma korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Risk alamama korkusu için de duygunu adlandır:
Benim risk alamama korkum var.
Ben risk alamama korkumu kabul ediyorum.
Ben risk alamama korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben risk alamama korkumu seviyorum.
Derin bir nefes al ve ardından şu olumlamaları tekrarla:
Ben yaşamın akışına güveniyorum ve kolayca risk alıyorum.
Yaşamın akışına güvendiğimi ve risk alabildiğimi biliyorum.
Bu güveni kabul ediyorum.
Risk alabildiğim için kendimi takdir ediyorum.
Risk alabildiğim için şükrediyorum.
Risk alamama korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Erteleme alışkanlığı ve ertelemenin nedenleri
Erteleme, yapmamız gereken işi gereksiz yere sonraya bırakmak ve zamanımızı verimsiz kullanmakla sonuçlanabilir. Korku ve endişe, kişisel güçlükler, başarısızlık korkusu ya da konsantre olmakta zorlanmak ertelemenin nedenleri arasında olabilir. Herkesin yaşadığı durum farklıdır; bu yüzden önce hangi işleri ertelediğimizi ve o sırada aklımızdan ne geçtiğini anlamak gerekir. İşini hemen yapmak mı daha cazip, yoksa işi yarına bırakıp onun stresini taşımak mı?
Erteleme alışkanlığını yedi başlı bir yılana benzetiyorum: Görünürde tek bir davranış varmış gibi dursa da altında farklı nedenler bulunabilir. Bu nedenle yalnızca kendimize “Erteleme” demek yerine, hangi korkunun ya da düşüncenin bizi durdurduğunu araştırabiliriz. Her neden için ayrı bir farkındalık çalışması yapmak, davranışımızı daha yakından tanımamıza yardım edebilir.
Bu yaklaşımda korkuyu sevgiye dönüştürmek bir uygulama önerisidir; herkes için tek ve kesin çözüm olduğu iddiası olarak düşünülmemelidir. En yararlı başlangıç, ertelediğin işi ve erteleme anındaki düşünceni fark etmektir. Kendine sor: Hangi konularda ertelemeye başvuruyorum? Bu işi düşününce ne hissediyorum? Altında hangi korku olabilir? Sorunun ne olduğunu tanımadan, seçilecek çözümün sana uygun olup olmadığını anlamak da zorlaşır.
Ertelediğin konuyu kabul etmek, kendini suçlamak değildir. Değişimin ilk adımlarından biri, bir sorun olduğunu inkâr etmek ya da bahane bulmak yerine onu olduğu gibi görebilmektir. Korkular davranışlarımıza yansıyabilir; nedenini fark etmeden aynı rahatsız edici davranışı tekrar ettiğimizi düşünebiliriz. Kendini tanımak, bu döngüyü anlamanın başlangıcıdır.
Mükemmeliyetçilik ve erteleme
Mükemmeliyetçilik ve erteleme çoğu zaman “Tam emin olunca başlayacağım” ya da “En iyi zamanı bekliyorum” düşüncelerinde buluşur. Kişi en küçük hatayı bile kabul etmekte zorlanabilir, kendisini ve çevresindekileri sürekli eleştirebilir, gerçekçi olmayan hedefler koyabilir. Hedefe ulaşamayınca hayal kırıklığı ve öfke yaşaması; süreçten keyif almak yerine yalnızca sonuca odaklanması mümkündür. Beğenilmeme ya da sevilmeme kaygısı da yaptığı işten memnun kalmasını güçleştirebilir.
Mükemmeliyetçi kişi kendi emeğini takdir etmekte zorlanabilir ve dışarıdan onay bekleyebilir. Onay gelmediğinde hayal kırıklığı daha da büyüyebilir. Bu yazının yaklaşımında, mükemmeliyetçiliğin altında onaylanmama korkusu bulunabileceği belirtiliyor; bunu herkes için değişmez bir açıklama olarak değil, kişinin kendine sorabileceği bir ihtimal olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Mükemmeliyetçi davranışların sende ne zaman ortaya çıktığını anlamak için aşağıdaki işaretleri gözden geçir:
- Sürekli denetleme ve başkalarından onay alma ihtiyacı
- İşi tekrar tekrar düzeltme
- Aşırı planlama, düzenleme ve sıralama
- Karar vermekte güçlük çekme
- Başlamayı ya da bitirmeyi erteleme
- İşlerden veya durumlardan kaçınma
- Başkalarını kendi doğrularına göre değiştirmeye çalışma
Onaylanmama korkusu için çalışma
Benim onaylanmama korkum var.
Ben onaylanmama korkumu kabul ediyorum.
Ben onaylanmama korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben onaylanmama korkumu seviyorum.
Derin bir nefes alıp kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Ardından şu olumlamaları tekrarla:
Hiç kimsenin yaptığım işi onaylamasına ihtiyacım yok.
Bunu biliyor ve buna inanıyorum.
Yaptığım işin onaylanmasına ihtiyaç duymadığımı kabul ediyorum.
Kendi kararımın arkasında durduğum için kendimi takdir ediyorum.
Kendi emeğime güvenebildiğim için şükrediyorum.
Onaylanmama korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Başarısızlık korkusu ve işi erteleme
Kişi bir kararın karşısında kendini yetersiz hissedebilir ve kaygı nedeniyle işe başlamak istemeyebilir. Yüzleşmek yerine, devekuşu gibi başını saklayıp işi erteleyebilir. Hata yaptığında bundan ders çıkarmak yerine bunu başarısızlık saymak, yeniden deneme cesaretini de azaltabilir. Bu nedenle bir işi ertelemenin ardında yalnızca isteksizlik değil, o işi yapmaya ilişkin düşünceler ve korkular da bulunabilir.
Bir iş gözünde büyüyorsa, başlamadan önce bittiği anı hayal et: Üzerindeki yükün kalktığını ve zihninin hafiflediğini düşün. Sonra işi yapılabilir en küçük parçaya böl ve ilk parçaya başla. Bitişi düşünmek motive edici olabilir; asıl önemli olan, bu düşünceyi gerçek bir adımla tamamlamaktır. İş gözünde büyüdükçe üşenme ve yarına bırakma isteği artıyorsa, küçük bir başlangıç bu döngüyü kırmana yardımcı olabilir.
Başarısızlık korkusu için önce duygunu kabul et:
Benim başarısızlık korkum var.
Ben başarısızlık korkumu kabul ediyorum.
Ben başarısızlık korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben başarısızlık korkumu seviyorum.
Derin bir nefes alıp kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Ardından olumlamaları kullan:
Ben her hâlimle başarılıyım.
Her hâlimle başarılı olduğumu biliyor ve buna inanıyorum.
Başarılı olma çabamı kabul ediyorum.
Çabam için kendimi takdir ediyorum.
Öğrenme ve ilerleme fırsatım olduğu için şükrediyorum.
Yetersizlik ve suçlanma korkularını da aynı şekilde fark edip ayrı ayrı ele alabilirsin. Önce yetersizlik duygusunu adlandır:
Benim yetersizlik korkum var.
Ben yetersizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben yetersizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben yetersizlik korkumu seviyorum.
Derin bir nefes al ve ardından şunları tekrarla:
Ben her hâlimle yeterliyim.
Yeterli olduğumu biliyor ve buna inanıyorum.
Yeterli olduğumu kabul ediyorum.
Kendimi olduğum gibi kabul ettiğim için takdir ediyorum.
Yeterli olduğum için şükrediyorum.
Yetersizlik korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Suçlanma korkusu için:
Benim suçlanma korkum var.
Ben suçlanma korkumu kabul ediyorum.
Ben suçlanma korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben suçlanma korkumu seviyorum.
Derin bir nefes alıp kalbinden pembe ışıklar çıktığını hayal et. Ardından şu cümleleri tekrarla:
Yaşadığım ve yaptığım her şeyi ben onaylıyorum.
Bunu biliyor ve buna inanıyorum.
Yaşadıklarımı ve yaptıklarımı kabul ediyorum.
Kendimi onayladığım için kendimi takdir ediyorum.
Kendimi kabul edebildiğim için şükrediyorum.
Suçlanma korkusuna odaklanarak şu cümleyi birkaç kez tekrarlayabilirsin: “Bu durumu yaşamama sebep olan her ne ise özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum.”
Her korku çalışmasında kendini zorlamak yerine, kendi hızında ilerle. Erteleme alışkanlığının arkasındaki nedeni fark etmek; amaç belirlemek, değişimden korktuğunu kabul etmek, hata yapma ihtimalini değerlendirmek ve küçük bir adım atmakla birlikte düşünülebilir. Önce bir defter, sonra bir kalem… Kendine sorduğun soruların cevaplarını yaz ve değişimi adım adım dene.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız








slm.yukarıdaki çalışma çok güzel çok faydalı.çalışma yaparken şunu farkettim.bilinçaltımda mücadele-zorluk-engel-direnç vb kelimeleri.Bunlar olmazsa hayatın anlamı yok,zorluklar hayatı renklerdirir.mücadele yoksa yaşamın anlamı olmaz,kolayı herkes başarır önemli olan zorlukları başarmak,hayat zorluklarla güzeldir vb inançları farkettim bu ne anlama geliyor? bu durumu nasıl çözebilirim.tşkler
Yan Tarafta linki bulunan Bilinçaltı Kayıt temizlik Rehberini Okumunanızı Tavsiye ederim.Size yardımcı olacaktır.
Son cümlede özür dilerken kimden diliyoruz acaba kendimizden mi