Enerji ve Dekor: Renklerin Anlamları

Bu yazıda renklerin anlamlarını ve yaşam alanlarımızla kurduğumuz ilişkiyi konuşmak istiyorum. Okumalarım ve araştırmalarım sonucunda vardığım nokta basit: Ruhunuz hangi rengi seviyorsa, onu seçin. Çünkü renklerin insan üzerindeki etkisi herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Bir rengin size ne hissettirdiği; anılarınız, zevkleriniz ve o sıradaki ihtiyaçlarınızla da ilgilidir.

Bana göre bu dünyada ne kadar insan çeşidi varsa o kadar da algı çeşidi var. Bir yanımız aynı kaynaktan geliyor, bir yanımız tümüyle birbirinden ayrı. Hem herkes gibiyiz hem özel; hem de tekiz. Bu yüzden aşağıdaki renk yorumlarını değişmez kurallar gibi değil, renklerin doğasına bakmak için bir davet gibi düşünün. Ev dekorasyonunda renk seçimi yaparken de önce kendinize şu soruyu sorun: Bu renk bana nasıl hissettiriyor?

Renklerin anlamları ve hissettirdikleri

Kırmızı, bedene ve duygulara enerji veren, hayatı temsil eden bir renktir. Kırmızı nesneler daha büyük algılanabilir; bu rengin dikkat çekici etkisi, mekânın havasını da belirgin biçimde değiştirebilir. Kıpkırmızı bir mutfak herkese göre olmayabilir; belki de arkanıza bakmadan kaçmanıza sebep olur! Burada önemli olan kırmızıyı sevip sevmediğiniz kadar, onu hangi ölçüde ve nerede kullanmak istediğinizdir.

Mavi, renkler arasında en sakinleştirici olanı olarak düşünülür. Kışkırtıcı özelliğine nadiren rastlanır; içe dönüşü kolaylaştıran, ruhsal bir renktir. Elbette bir odanın tamamında kullanıldığında fazla sakin ve ağır gelebilir. Sarı ise düşünsel ve konuşmaya yönelik aktif bir renktir. Sarı ve beyaz mutfakta güzel bir birliktelik oluşturabilir; sarı tonlu mutfağınız bol sohbetli olabilir.

Yeşil, doğanın rengi ve dengeyle ilişkilendirdiğim bir renktir. Düşünsel ve fiziksel hareketlerin dengelenmesini hatırlatır. Para rengidir; unutmayın, para parayı çeker: Bol yeşillik, bol denge, bol para… Turuncu ise bedeni harekete geçiren, kırmızı gibi enerji veren bir renk. Sanıyorum spor odası turuncu olursa yerimizde duramayız.

Bu çağrışımlar herkes için aynı sonucu verecek reçeteler değil. Renklerin evin enerjisine etkisi dediğimizde, evin bize nasıl hissettirdiğini ve orada nasıl vakit geçirdiğimizi de düşünelim. Renkleri seçerken yalnızca bir anlam listesine değil, kendi algınıza ve yaşam alanınızın kullanımına kulak verin.

Ev dekorasyonunda renkler ve yaşam alanı

Oturma odası, hol ve salon gibi zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz alanlarda bej, kirli beyaz, gri, açık yeşil ya da diğer renklerin pastel tonları gibi nötr seçenekler tercih edilebilir. Bu tonlar mekânda daha sakin bir zemin oluşturur. Ben bu sadeliğin arasına, bana iyi hissettiren renkli aksesuarlar serpiştirmekten yanayım. Bazen sevdiğiniz bir obje, bütün odayı kendinize ait hissetmeniz için yeterlidir.

Ev dekorasyonunda renkler yalnızca duvar boyasından ibaret değil; kumaşlarda, aksesuarlarda ve çevremizde tuttuğumuz eşyalarda da kendini gösteriyor. Ev dekorasyonunda renk seçimi yaparken büyük ve kalıcı yüzeylerde daha sakin tonlara yönelip sevdiğiniz renkleri küçük dokunuşlarla kullanabilirsiniz. Amaç kusursuz bir oda yaratmak değil, içinde rahat ettiğiniz ve sizi yansıtan bir yer kurmak.

Her geçen gün biraz daha gelişiyor, değişiyoruz; zevklerimiz ve hayallerimiz de bizimle birlikte değişiyor. On sene önce bulduğu her parlak, renkli ıvır zıvırı evine toplayan ben, şimdi mümkün olduğunca az eşya ve bol alandan yanayım. Enerjiniz evde rahat rahat dolaşsın, yaratsın, uçsun, coşsun. Bir dönem size iyi gelen bir düzenin bugün aynı hissi vermemesi de doğal; bunu değişimin bir parçası olarak görebilirsiniz.

Eşyalar, anılar ve evin enerjisi

Kapısı kilitli kalan misafir odamızda oturuyoruz artık; kişisel öncelik planlamamızda başköşeye sonunda kendimizi alabildik. Başta biraz suçluluk, biraz şaşkınlık vardı. Sonra kendimize değer vermediğimizde hiçbir şeyin yolunda gitmediğini fark ettik. Senin değerli bulmadığına bir başkası neden değer versin?

Bir kuantum sever olarak enerji, titreşim demeden bu yazının tadı olmaz! Benim bakışımda evrenin ve çevremizdeki her şeyin bir titreşimi, frekansı var; biz de bu enerjiyle bağlantı içindeyiz. Şöyle uzaktan baksak dünyamıza kocaman bir enerji denizi çıkar ortaya… Senin frekansın ne ise etrafındaki hayat alanının frekansı da aynıdır, diye düşünüyorum. İç dünyamızda ne varsa dışarıda da onu görmeye yatkınız. Biliyorum, belki bunu defalarca duydun ve artık bir şey ifade etmiyor gibi. Ne olmuş yani? İçim dışım birdir benim.

Bu düşünceyle karşılaştığın her durumda kendine dönüp “Benim hangi duygum, hangi düşüncem bu sonucu yarattı?” diye sorabilirsin. “Ölümlerin, kazaların, hastalığın da sorumlusu ben miyim?” diye sorduğunu duyuyorum. Cevabıma bir yönün kızacağı ve ruhun cevabı bildiği için buraya yazmıyorum. Bu soruyu kendine yöneltmek, başına gelen her şey için kendini suçlamak anlamına gelmesin; burada sözünü ettiğim, kendi duygu ve seçimlerine dönüp bakma hâli.

Yarım kalan işler, bozuk ve kırık eşyalar, anı ya da olumsuz duygu yüklediğimiz nesneler enerji hırsızı gibi gelir bana. Başta fark etmez, zamanla alışırız; ama aklımızın bir köşesinde kullanılmayan bir potansiyel gibi kalırlar. Eski sevgilinin hediye ettiği çerçeve neden hâlâ orada? İstersen bir arkadaşına ver, kendi alanından çıkar, vedalaş ve duygularını tamamla. Bir nesne bir kişiyi hatırlatıyorsa, her karşılaşmada o anıyı yeniden düşünmen mümkündür. Bıraksan acının altından sevgi çıkar hep. Yani sen çıkarsın.

O kırık ayna, burnu akan musluk, artık kaynatmaktan vazgeçen su ısıtıcısı… Hepsi bir süredir ertelediğin işleri hatırlatıyor olabilir. Onları onarmak, değiştirmek ya da hayatından çıkarmak; kızgınlıklarını fark etmene, vedalaşmana ve affedişine alan açabilir. Eskiye tutunup kalmak seni yoruyorsa, değişme ihtimalini kutla.

Kendine ait bir köşe yarat

Hayatının hangi aşamasında olursan ol, sevdiğin; sana göre ve seni yansıtan bir mekânın olsun. “Şu anda mümkün değil” diyorsan önce kafanın içinde yaratmaya başla. Belki kendinle baş başa kalabileceğin küçük bir köşe yeter: hayallerini yazacağın, hayal kuracağın, o hayalin içinde yaşayıp hissedeceğin bir yer. Orası senin mabedin, yaratıcı köşen olsun; sen yaratıcısın…

Hayatını yeniden inşa etsen bu nasıl olurdu? Neyi koyardın içine, neyi atardın? Neyi severdin, neden vazgeçerdin? Neyi farklı yapardın? Hangi inancını ve hangi davranışını değiştirirdin? Ya da aynı şeyleri yapıp farklı sonuç mu beklerdin? Bu sorular üzerine düşünmek, evindeki seçimlere de hayatına da renk katabilir.

Seni hangi renk temsil ediyor? Bence gökkuşağısın; müthiş bir potansiyele ve güce sahipsin. Beni bir hatırlatıcı kabul et: Evin de, seçtiğin renkler de zamanla değişebilir; önemli olan bugün sana iyi geleni fark etmek. Başlarda biraz çekingen kalıp sonrasında coştuğum bir yazı olduğunu hissediyorum; doğru mu hissediyorum sence? Görüşmek üzere, sevgiyle…

Sevil ŞATANA

renklerin anlamları
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler