Nefes – Evrene Bir Köprü – 1 / OSHO

Gerçek her zaman buradadır. Gelecekte ulaşılacak, yaratılacak ya da düzenlenip aranacak bir şey değildir. Burada ve şimdi gerçek sensin. Bunu iyice anladığında, nefes meditasyonu dâhil bu metinde ele alınan teknikleri kavramak kolaylaşır: Amaç yeni bir gerçek yaratmak değil, zaten burada olanı fark etmektir.
Zihin bir arzulama mekanizmasıdır; daima bir şey ister, arar ve sorar. Hedefi çoğunlukla gelecektedir. Zihin geçmişte veya gelecekte hareket edebilir, fakat şimdiye yerleşmekte zorlanır. Oysa gerçek şu andadır. Osho’nun bu bölümde kurduğu temel karşıtlık da buradan doğar: Zihin başka bir zamana yönelirken, aranan şey zaten içinde bulunduğumuz anda olabilir.

Arayıştan şu ana: Zihnin hedef kurma alışkanlığı
Zihin dünyevi hedeflerin peşindeyken bu arayış anlaşılır ve çözülebilir görünür. Ancak zihin gerçeği aramaya başladığında, Osho’ya göre çabanın kendisi engel hâline gelir. Çünkü arayan zihin geleceğe yönelirken gerçek burada ve şu andadır. Gerçeği bulabilirsin ama onu arayarak bulamazsın; arayış, seni bulunduğun andan uzaklaştırabilir.
Aramaya başladığında kendinden uzaklaşmış olursun; arayıcı şimdi buradadır, arayışın hedefiyse gelecekte. Lao Tzu şöyle der: “Arama; aksi halde kaçırırsın. Aramayı bırak ve bul. Arama ve bul.” Bu söz, arayışın yönünü değiştirmekten çok, aramayı bırakmanın ve mevcut ana dönmenin önemini vurgular.
Şiva’nın tekniklerinin amacı, zihni geçmişten ya da gelecekten şu ana çevirmektir. Fakat zihin, aramayışı bile yeni bir hedefe dönüştürebilir: “Aramamalıyım” der, ardından arzusuzluğu arzular. Böylece arzu yalnızca kılık değiştirir; eskiden para, şöhret, prestij veya güç isteyen zihin, şimdi bu kez arzusuz olmayı istemeye başlar. Arayış sürdüğü müddetçe hedef değişse de zihin aynı alışkanlığın içindedir.
Bu nedenle Tanrı’yı, mokşayı ya da nirvanayı arzulamak da düşünsel bir bulmacaya dönüşebilir. Osho’nun yaklaşımında mesele, yeni ve daha yüce bir hedef seçmek değil; arayışın kendisini görmektir. Arzusuzluğu arzulamak, arzu mekanizmasını ortadan kaldırmaz. Zihin, “Arama” düşüncesini bile yeni bir görev hâline getirebilir.
Osho nefes yaklaşımı: Teknikle şimdiye dönmek
Şiva, Devi’ye uzun bir düşünsel açıklama yapmak yerine doğrudan teknikler verir. Çünkü zihnin her şeyi yeni bir soruna dönüştürebileceğini bilir: Aramayış bile zihnin elinde hedef olur. Teknikte dönüş, ulaşılması gereken ayrı bir amaç değil, uygulamanın yan ürünüdür. Bir teknikle zihin geçmişe ve geleceğe yaptığı yolculuktan döner; insan kendini birden şu anda bulabilir.
Osho, Buda’nın, Lao Tzu’nun ve Krishna’nın da teknikler verdiğini söyler; Şiva’nın farkını ise doğrudan tekniğe yönelmesinde görür. Buradaki Osho nefes teknikleri anlayışı, nefesi gelecekte ulaşılacak bir sonuç için zorlamaktan ziyade dikkati şimdiye getiren bir kapı olarak ele alır. Teknik, zihnin önüne yeni bir hedef koymak için değil, zihnin hedef kurma alışkanlığının dışına çıkmak için kullanılır.
“Nasıl arzu etmeyeceğim?” diye soran kişi de çoğu zaman arzusuzluğu arzuluyordur. Önceden para, şöhret ya da güç isteyen zihin, şimdi mutluluk, özgürlük veya acı çekmemeyi istemeye başlayabilir. Hedef değişmiştir; fakat arzu etme biçimi aynı kalmıştır. Osho’nun anlattığı güçlük, zihinle “şimdiye gelme” üzerine düşünmekten ibaret değildir: Şimdiye gelmeyi bir hedef hâline getirmek, onu yine geleceğe taşır.
Öyleyse insan nasıl burada ve şu anda olur? Metnin yanıtı, bunu zihinsel bir hedefe çevirmek yerine bir tekniği uygulamaktır. Bu bakışa göre zihin şimdiye geldiğinde geçmişe ve geleceğe doğru hareketi durur; düşünceler de aynı şekilde akışını sürdürmez. Şiva’nın yaklaşımı, “Arama ve şimdiye ulaş” diye yeni bir talimat vermek değil, dikkati doğrudan deneyime çevirmektir.
Nefes meditasyonu ve nefesin yaşamla bağı
İlk dokuz teknik nefesle ilgilidir. Bu yüzden nefese dair temel düşünceyi anlamak, sonraki tekniklere geçiş için önem taşır. Doğumdan ölüme kadar nefes alıp veririz; bu iki nokta arasında beden, yaş ve koşullar değişir. Çocuk genç olur, genç yaşlanır; insan mutlu ya da mutsuz, başarılı ya da başarısız olabilir. Osho’nun vurguladığı süreklilik, bütün bu değişimlerin arasında nefesin yaşam boyunca devam etmesidir.
Nefes alıp vermek çoğu zaman bizim bilinçli çabamızdan bağımsız biçimde sürer. Derin uykuda, baygınlıkta ve Osho’nun verdiği örnekte komada da nefes devam eder. Bu gözlem, nefesi bütünüyle iradi bir eylem gibi görmememizi sağlar: Onu her an düşünüp yönetmesek de yaşamın akışı içinde sürmektedir. Metinde nefesin “sana rağmen” devam etmesi, bu kendiliğindenliği anlatan güçlü bir ifadedir.
Osho, nefes ile yaşam arasındaki yakınlığı Hindistan’da kullanılan “prana” sözcüğüyle açıklar; bu sözcüğün canlılık anlamına geldiğini belirtir. Bu, metnin kendi düşünce çerçevesidir: Nefes yalnızca bedenin yaptığı bir hareket değil, yaşamla ilişkili temel bir akış olarak ele alınır. Nefes farkındalığı meditasyonu da bu akışı değiştirmeye çalışmadan, onun nasıl gerçekleştiğini dikkatle fark etmeye dayanır.
Nefes: bedenle ve evrenle aramızdaki köprü
Nefes, Osho’nun anlatımında insanla bedeni arasında bir köprüdür; aynı zamanda insanı evrenle ilişkilendirir. Beden evrenin bir parçasıdır: Her zerresi ve hücresi bu bütünün içindedir. Nefes, bu yakınlığı ve bağlantıyı görünür kılan bir geçiş olarak düşünülür. “Evrene bir köprü” metaforu, yalnızca bedensel bir işlevi değil, insanın yaşamla ve içinde bulunduğu bütünle bağını anlatır.
Metin bu köprü düşüncesini zaman ve uzamla da ilişkilendirir. Nefesin bir ucu bedene ve evrene, diğer ucu ise “bedensiz” olana dokunur. İnsan genellikle nefesin bedene girişini ve çıkışını fark eder; Osho ise bu akışın öteki ucunu, köprünün görünmeyen tarafını da gözlemlemeye çağırır. Bu, bilimsel bir açıklama iddiası değil, nefes deneyimini içe dönüşün simgesi olarak ele alan spiritüel bir yaklaşımdır.
Bu nedenle nefes, geçmişten veya gelecekten dikkati şu ana getirebilecek en yakın deneyimlerden biri olarak sunulur. Osho’ya göre nefesle çalışmak, yaşamın kaynağına yaklaşmak ve dünyanın içinde bulunurken onun ötesine de açılmakla ilgilidir. Buradaki vurgu, nefes üzerinde özel bir başarı elde etmek değil; dikkatin doğrudan yaşanan ana dönmesidir.
Tantra ve nefes: düzenlemek yerine fark etmek
Osho, Şiva’nın yaklaşımının Yoga değil, Tantra olduğunu özellikle belirtir. Bu bölümde Yoga, nefes alıp vermeyi sistemleştirmeye yönelen bir çalışma olarak anlatılır. Osho bu yaklaşımı sağlık, uzun ömür, güç ve canlılık beklentileriyle ilişkilendirir; bunlar onun metindeki anlatımıdır. Tantra ve nefes ilişkisini ise farklı bir noktaya yerleştirir: Burada amaç nefesin ritmini düzeltmek veya belirli bir solunum biçimi öğretmek değildir.
Tantra’da nefes, içe dönüş ve farkındalık için kullanılır. Kişinin özel bir nefes alma tarzı denemesi, nefesi belli bir sisteme uydurması ya da özel bir ritim tutturması gerekmez. Olduğu gibi nefes alıp verirken, nefesin içindeki belirli noktaları fark etmesi beklenir. Bu yaklaşımda değiştirilecek şey nefes değil, ona yönelen dikkattir.
Bu ince farkındalık, nefesin akışını ve akış içindeki geçişleri gözlemlemeye dayanır. Osho, ilk dokuz tekniğin bu noktalara dikkat etmeyi temel aldığını söyler; bu bölümde henüz tekniklerin adımlarını değil, neden nefesin seçildiğini açıklar. Böylece nefes meditasyonu, zorunlu olarak özel bir solunum egzersizi anlamına gelmez: Bu anlatıda öne çıkan, nefesin doğal hâlini fark ederek dikkati şimdiye getirmektir.
En yakını fark etmek
İnsan uzayın derinliklerini araştırır, aya ulaşır ve daha uzağa gitmeye çalışır; buna karşılık yaşamının en yakın parçalarından biri olan nefesi çoğu zaman gözlemlemez. Osho bu karşıtlığı, dikkatimizi uzağa yöneltirken bize en yakın olanı gözden kaçırmamızı göstermek için kullanır. Nefesin bu kadar yakın olması onu fark etmeyi kolaylaştırmaz; tam tersine, aramızdaki mesafe neredeyse yok denecek kadar az olduğu için dikkatli bir gözlem gerekir.
Ayı gözlemlemek veya ona ulaşmak uzak ve zahmetli bir yolculuk gerektirir; nefes ise her an bizimledir. Fakat onun yakınlığı, incelikli noktalarını fark etmenin önünde bir engel olabilir. Bu noktalar Osho’nun anlatımında başka bir dünyaya, farklı bir benliğe ve bilince açılan kapılardır. Bu nedenle nefesi izlemek, onu kontrol etmekten çok, genellikle fark edilmeden sürdürülen akışa dikkatle bakmaktır.
Bu bölümün temel düşüncesi buraya bağlanır: Gerçek gelecekte aranacak bir hedef değil, şimdi ve burada olandır. Şiva’nın nefesle ilgili teknikleri, zihni yeni bir arayışa sokmak yerine dikkati en yakın deneyime yöneltir. Nefesin belirli noktalarını fark etmek, Osho’nun yaklaşımına göre, bu içe dönüşün başlangıç kapısıdır. Sonraki teknikleri anlamak için de önce nefesin bu köprü niteliğini görmek gerekir.
OSHO
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






