Olana Güvenin

Birçok insan, “Bunların yaşamda ya da dünyada ortaya çıkmaması lazımdı. Bir şeyler çok tersine gidiyor. Bu kadar çabama rağmen neden bir şeyler yoluna girmiyor?” diye hayattan şikâyet ediyor. Ülke, hükümet, iş, ilişki ya da dünya… Yaşamın farklı alanlarında işler istediğimiz gibi gitmediğinde, dikkatimizi çoğunlukla neyin yanlış olduğuna ve onu nasıl düzelteceğimize veriyoruz.
Oysa olana güvenmek, hiçbir şey yapmadan beklemek ya da ne istediğimizden vazgeçmek değildir. Buradaki yaklaşım, ortaya çıkanı hemen yargılayıp kontrol etmeye çalışmak yerine, mevcut durumu görürken yaratmayı seçtiğimiz şeye de yönelmektir. Aşağıdaki dört anahtar, bu bakış açısını gündelik seçimlerinizde kullanmanıza yardımcı olabilir.
1. Nasıl bir yaşam yaratmak istediğinizi bilin
“Yaşamım gerçekte nasıl olsun isterdim?” sorusu, kendinize sorabileceğiniz ve üzerine bilinçli yaratım yapabileceğiniz güçlü bir araçtır. Bu soru, yalnızca mevcut koşulların nasıl değişmesi gerektiğine değil, sizin nasıl bir yaşamı seçtiğinize bakmanızı sağlar.
Kendiniz ve yaşamınızla ilgili neyi yaratmak, neyi ortaya çıkarmak istediğinize dair bir fikriniz yoksa çevrenizdeki her şey hatalı ya da eksik görünebilir. Böyle olduğunda yaratıcı kaynak olma yerini kontrol etme çabasına bırakır; başkalarının doğru, başarılı veya değerli bulduğu hedeflerin peşinden gidebilirsiniz. Ancak başka birinin realitesi, ne kadar muhteşem görünürse görünsün, sizin için uygun olmayabilir. Başkalarının başarı dediği hedeflere yıllarca koşup onlara ulaştıktan sonra intihar edenler olduğu gibi, o hedeflere hiç ulaşamadığı için mutsuz olanlar da var. Bu örnek, dışarıdan belirlenmiş bir hedefin kişinin gerçekten arzuladığı yaşamla aynı şey olmayabileceğini hatırlatıyor.
Bu nedenle “Hayatımda ne olmalı?” sorusunun yanında, “Ben neyi yaratmayı seçiyorum?” diye de sorun. Hayatında istediğini yaratmak, her ayrıntıyı önceden bilmek değil; kendi arzunuzu fark edip seçimlerinizi o yönde yapmaya gönüllü olmaktır.
2. Olana güvenmek ve başka olasılıklara açılmak
Ortaya çıkana hemen müdahale edip onu kendi bakış açınıza göre düzeltmeye çalışmak yerine, yaratmayı seçtiğiniz şeye enerjinizi yöneltin ve yaratımınızı bu doğrultuda desteklemeyi sürdürün. Olana güvenmek, mevcut durumu yok saymak değil; onu tek mümkün sonuç olarak görmeden, yeni seçimlere açık kalmaktır. Olanı kabul etmek ve güvenmek, burada edilgen kalmaktan çok, ortaya çıkanı görüp dikkatinizi neyi mümkün kılmak istediğinize çevirmektir.
Bu yaklaşımda evrendeki her şeyin bilinci ve bilinçli yaratımı desteklediği ifade edilir. Bir alanda kolaylık, neşe ve ihtişam yoksa, oraya daha fazla bilinç ve farkındalık getirmeyi deneyebilirsiniz. Başka bir deyişle, yalnızca “Bu neden böyle?” diye sormakla kalmayın; “Burada neyi henüz görmüyorum ve hangi seçimi yapabilirim?” diye de bakın. Bu bakışın, yaşamda kolaylık ve neşe yaratmak için yeni yolları fark etmenize katkı sunması amaçlanır.
Mucizevi bir değişim beklerken, her şeyin tam olarak nasıl ortaya çıkacağını hesaplamaya çalışmak yerine, neyin ortaya çıkmasını istediğinize odaklanın. Siz yaratmaya devam ettikçe ve ortaya çıkana izin verdikçe, o an beliren seçenekleri daha açık görebilirsiniz. İzin veriş, sonucu önceden belirlemekten vazgeçip yaşananların size nasıl katkı sağlayabileceğini merak etmektir.
Her şeyi düzeltme ve düzene sokma bakış açısından ele almak, başka olasılıkları görmenizi zorlaştırabilir. Hatta içinde bulunduğunuz realiteyi sürdürmenize ve ona uyum sağlamak için kendi yaratıcı kapasitenizden ödün vermenize neden olabilir. Daha geniş bir perspektife gönüllü olduğunuzda ise yaratımınıza katkı sunan ya da direnç oluşturan unsurları daha kolay fark edebilirsiniz.
Bir şeyi oldurmaya çalıştığınız hâlde ilerleme göremiyorsanız, aynı noktadan bakmayı sürdürmek yerine kendinize şu soruları sorun: “Buradaki başka olasılıklarım nelerdir? Henüz farkında olmadığım başka neler mümkün?” Bulunduğunuz realiteden bakarak daha büyük bir gerçeklik yaratamayacağınız düşüncesi, sorularla onun ötesine geçmeye gönüllü olma çağrısıdır.
3. Yaratmak istediğinizin hissini izleyin
Başkalarının doğruları ve yanlışları ne olursa olsun, onların bakış açısı sizi kendi seçiminizden uzaklaştırmasın. Yaptığınız, söylediğiniz ya da olduğunuz hiçbir şey için kendinizi hemen hatalı ilan etmeyin. Kendinize farklı olma ve her şeyin ortaya çıkmasına izin verme alanı tanıyın; beklentiye, sonuca ya da hesaba sıkışmadan, gerçekte neyi yaratmayı seçtiğinizi fark edin.
Seçim yaparken şu sorular yol gösterebilir: “Eğer bunu seçersem şimdi ve gelecekte ne yaratacak? Bana arzu ettiğim geleceği vermekte katkısı olacak mı?” Size hafif gelen, sizi genişleten ve olasılıklarınızı artıran seçimin ne olduğunu gözlemleyin. Buradaki amaç, her seçimin sonucunu kesin olarak bilmek değil; kendi algınıza dikkat ederek ilerlemek ve enerjiyi izleme farkındalığını geliştirmektir.
4. Kendinizi ve yaşamı kutlayın
Her fırsatta kendinizi ve yaşamı kutlamanın yolunu arayın; şükran duyduğunuz anları büyütün. Bu, kendinize karşı daha nazik olmanızı destekler. Kendinize nezaketle yaklaştıkça yaşamın kolaylaştığını ve engel gibi görünen şeylerin bile size katkı sağlayabilecek yönleri bulunduğunu fark edebilirsiniz. Şükran hissinizi beslemek, bu yaklaşımda bilişinizi ve farkındalığınızı geliştiren bir uygulamadır.
Özetle, önce nasıl bir yaşam istediğinizi sorun; sonra ortaya çıkanı hemen yargılamak yerine seçimlerinize, size katkı sağlayan olasılıklara ve içinizdeki algıya dikkat edin. Olana güvenmek, yaratmayı seçtiğiniz şeyi unutmak değil, onu kontrol çabasına kapılmadan desteklemeye devam etmektir. Her adımda “Başka neler mümkün?” diye sormak, yeni bir bakışa alan açabilir.
Neşeli Yaratımlar…
Çiğdem Uysal, CFMW
Not: Bu yazı Access Consciousness’dan alınmıştır.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







