Çekim Yasası ile İlgili Merak Ettikleriniz

Sizce neden dünya nüfusunun yüzde 1’i, dünyadaki toplam maddi gelirin yüzde 96’sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu soru, çekim yasası anlatısının dikkat çeken başlangıç noktalarından biri. Ancak metinde verilen bu oranı doğrulanmış bir veri gibi değil, anlatının ortaya attığı bir soru olarak değerlendirmek gerekir.

Amerika’da The Secret filmi, kitabı ve VCD’leriyle geniş yankı uyandırdığı dönemde, Remzi Kitabevi’nde dolaşırken Nil Gün’ün Çekim Yasası adlı kitabı elime geçti. Bir arkadaşım kitabı almam için ısrar ediyordu. İncelediğimde, New York’tayken Oprah Winfrey Show’da izlediğim ve The Secret kitabının yazarının katıldığı söyleşideki düşüncelerle büyük ölçüde benzerlikler fark ettim.

Her şey bu yaklaşımda oldukça basit anlatılıyor: Her neye inanmak isterseniz ona inanın. Ama bilgi çağında olduğumuzu da unutmayalım. Bugün tek bir bilgiyle servet kapılarının ya da amansız hastalıkların sırlarının çözülebileceğine dair iddialarla karşılaşabiliyoruz. Ben de her şeyi değerlendirmeyi kendime görev edindim ve bu metni sizlerle paylaşmak istedim. Karar ve hayat sizin; neye inanacağınıza ve kendinizi nereye konumlandıracağınıza siz karar verirsiniz.

Bana sormayın; bence “sky is the limit”…

The Secret çekim yasası yaklaşımını nasıl anlatıyor?

Rhonda Byrne’ın The Secret adlı eseri, “Sır: Çekim Yasası” fikrini düşünceler üzerinden açıklıyor. Bu anlatıya göre başınıza gelenleri, zihninizde tuttuğunuz düşünce ve imgelerle hayatınıza çekersiniz; ne düşünürseniz onu kendinize yaklaştırırsınız. Metin, eski çağların bilgelerinin ve özellikle Babillilerin de bu sırrı bildiğini, ancak bilgiyi toplumun küçük bir seçkin kesiminin elinde tuttuğunu öne sürüyor.

Bu anlatıda tekrar karşımıza çıkan yüzde 1 ve yüzde 96 oranları da, bazı insanların düzenin ardındaki sırrı bildiği fikrine bağlanıyor. Buradaki temel mesaj, düşünce biçiminin yaşamı etkileyebileceği. Kendinizi bir mıknatıs gibi düşünün: Mıknatıs çekim gücüyle bilinir; çekim yasası da benzerlerin birbirini çektiği düşüncesiyle açıklanır. Burada söz konusu olan, fiziksel bir mıknatıstan çok düşünce düzeyinde kurulan bir benzetmedir.

çekim yasası

Çekim yasası nasıl çalışır? Düşünce, odak ve tekrar

Bu yaklaşımda ilk adım, ne istediğinizi zihninizde netleştirmektir. Ardından dikkatinizi o isteğe yöneltmeniz beklenir. Yeni bir araba almak, ihtiyaç duyduğunuz parayı bulmak ya da ruh eşinizle karşılaşmak gibi örnekler, anlatının arzu edilen bir hedefi zihinde canlandırma fikrini gösterir. Bir düşünceyi tekrar tekrar ele almak ve onun hayalini kurmak, metne göre o düşünceye daha fazla odaklanmanızı sağlar.

Alıntı, düşüncelerin bir frekansı olduğunu ve çevreye manyetik sinyaller yayarak yeniden kişiye döndüğünü ileri sürüyor. Bu düşünceye göre bolluk içinde yaşadığınızı hayal etmek bolluğu kendinize çekmenize yardımcı olur. Başka bir deyişle, çekim yasası ve düşünce gücü arasındaki bağ; neye odaklandığınızın, ne istediğinizi nasıl tarif ettiğinizin ve bu düşünceye ne kadar yer verdiğinizin önem taşıdığı fikriyle kuruluyor.

Bu nedenle anlatı, insanın çoğu zaman istediğinden çok istemediği şeyleri düşündüğünü söyler. Olumsuzluklardan sürekli söz etmek de dikkati onlara yöneltir. Bir şeyi kötü ya da iyi olarak değerlendirmenizden bağımsız biçimde, çekim yasasının yalnızca düşüncelerinize cevap verdiği ileri sürülür. Bu, alıntının kendi yaklaşımıdır; düşüncelerin tek başına dış dünyadaki her olayı belirlediğini kanıtlayan bir açıklama olarak sunulmamalıdır.

Olumlu düşünme ve duyguların rehberliği

İstenen bir şeye bakıp “Evet, bu!” dediğinizde, anlatıya göre o düşünceyi harekete geçirirsiniz. İstemediğiniz bir şey karşısında “Hayır!” diye tepki vermek ise onu zihninizden uzaklaştırmayabilir; çünkü dikkatiniz hâlâ o konudadır. Buradan çıkan öneri, istemediklerimize takılı kalmak yerine ne istediğimizi daha açık biçimde düşünmektir. Çekim yasası ve olumlu düşünme arasındaki ilişki de bu odak değişikliğiyle açıklanır.

Metin, geçmişi, şimdiki zamanı ya da geleceği düşünmenin; imgelemenin, anıları hatırlamanın veya tefekkür etmenin zihindeki düşünceyi etkinleştirdiğini söyler. “Neyi düşünür ya da odaklanırsan onu alırsın” cümlesi bu görüşün özeti olarak verilir. Bir şeyden sürekli yakınmanın, dikkati yine o konuya yönelttiği düşüncesi de aynı zincirin parçasıdır. Olumlu bir bakışın olumlu kişi, olay ve durumlara; öfke ve olumsuz yönelimin ise olumsuz koşullara odaklanabileceği anlatılır.

Düşünceleri fark edip seçmek kolay olmayabilir. Anlatı, bunu yapabilmek için duyguları bir tür rehber olarak ele alıyor: Düşünceler duyguları oluşturur, duygular da o sırada hangi düşünceye yöneldiğimizi anlamamıza yardımcı olur. Bu açıklamada iki temel duygu durumu tarif edilir: iyi hissetmek ve kötü hissetmek. Suçluluk, öfke ve kırgınlık gibi hisler, o anki düşüncenin istenen yönde olmadığını; sevgi, mutluluk ve umut ise istenen türden düşüncelere yaklaşıldığını gösteren işaretler olarak sunulur.

“Şu anda neyi kendime çekiyorum?” sorusunun cevabını hislerinizde arayabileceğiniz söylenir. Bu görüşe göre iyi hissediyorsanız doğru yönde ilerliyorsunuzdur. Günlük hayatta düşüncelerimize ve sürekli üzerinde durduğumuz konulara dikkat etmek, metnin okura bıraktığı temel gözlem çağrısıdır.

Bu yaklaşımın sınırları ve sorumluluk üzerine

Alıntı, çekim yasasının her zaman işlediğini; inanıp inanmamanın bunu değiştirmediğini savunuyor. Ayrıca kuantum fiziğinin bu keşfe işaret etmeye başladığını ve “Aklın olmadığı bir evren düşünemezsiniz.” sözünü aktarıyor. Elektrik benzetmesiyle de bir şeyin nasıl çalıştığını bütünüyle anlamadan ondan yararlanmanın mümkün olabileceğini söylüyor. Bunlar metnin kendi açıklama ve iddialarıdır; alıntıda bilimsel dayanakları ayrıntılı biçimde sunulmadığı için kuantum fiziğiyle ilgili ifadeleri bilimsel kanıt gibi değerlendirmemek gerekir.

İnsanların bu fikri duyunca, geçmişte sahip oldukları olumsuz düşünceler yüzünden korkabileceği de belirtiliyor. Metin, yapıcı düşüncenin olumsuz düşünceden 100 kat güçlü olduğunu ileri sürüyor; ancak bu sayı için alıntıda bir kaynak gösterilmiyor. Ayrıca düşünceler ile olaylar arasında zaman bulunduğu, her düşüncenin hemen gerçekleşmediği ve bu zaman tamponunun aslında iyi olduğu söyleniyor. Amaç, akla gelen her düşünceyi denetlemeye çalışmak değil; düşünceleri fark etmek, yön seçmek ve bundan hoşlanmayı öğrenmek.

Yazarın kullandığı Michelangelo benzetmesi bu noktada öne çıkıyor: Siz kendi hayatınızın şaheserini yapan kişisiniz; onu düşüncelerinizle şekillendirirsiniz. Geçmişte sırrı bilen liderlerin bunu saklayıp gücü paylaşmadığı, insanlarınsa işe gidip eve gelerek çalışmayı sürdürdüğü anlatılır. Yerçekimi yasası örneğinde olduğu gibi, evrende yasalar bulunduğu fikri de bu bölümde vurgulanır.

Metnin en tartışmalı iddiası, trafik kazası ya da başka bir olumsuz durum dâhil, hayattaki her şeyi kişinin kendine çektiğini söylemesidir. Bu görüşü aktarırken önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bir kazayı, hastalığı ya da başkasının davranışını yaşayan kişiyi suçlamak için kullanılamaz. Alıntı, düşüncelere ve kişinin kendi yaşamındaki odağına dair bir öğreti sunuyor; yaşanan her olayın sorumluluğunu kişiye yükleyen kanıtlanmış bir açıklama değil.

Düşünceleri değiştirmenin ilk başta zor gelebileceği, zamanla daha eğlenceli hâle gelebileceği söyleniyor. Zihne farklı yönlerden pek çok düşünce geldiği için her birini yönetmeye çalışmak yerine duygusal rehberlikten yararlanma fikri öne çıkarılıyor. Sonuçta okura yöneltilen çağrı, aklında tuttuğu ve kendisini olumsuz etkileyen düşünceleri fark etmesi; “sır”ra dikkatle bakıp günlük yaşamında düşüncenin gücünü gözlemlemesidir.

Alıntıda çevreden verilen örnekler de bu bakışı somutlaştırıyor: Hastalıktan en çok söz edenin hasta olduğu, bolluktan en çok söz edenin bolluk içinde bulunduğu söyleniyor. Bunlar metnin düşünceyi açıklamak için kullandığı örneklerdir; tek başlarına genel geçer bir neden-sonuç kanıtı sayılmazlar. “Şu anda neyi kendime çekiyorum?” sorusuysa, anlatının odağı ve hisleri birlikte değerlendirmeye davet eden kapanış düşüncesidir.

Alıntıdır.
Yazan: Berna Erten
Kaynak: ALEM

Halis Şahiner
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yorum

Yoruma kapalı.