Çekim Yasasının Sırrı

Çekim yasasıyla ilgilenmeye yaklaşık dört yıl önce başladım. Bu macera, “The Secret” kitabını okumamla başladı. Hedefim birçok insanınkiyle aynıydı: Maddi açıdan daha iyi bir duruma gelmek. Konuyla ilgili kitaplar okumaya, araştırmaya ve öğrendiklerimi uygulamaya başladım. Fakat bir şeylerin eksik kaldığını hissediyordum. Okuduğum kitap ve makaleler çoğaldıkça, meselenin yalnızca ne istediğini söylemekten ibaret olmadığını fark ettim.

Çekim yasası nasıl uygulanır? Önce ne istediğinizi bilin

Benim inancıma göre, bir şeyi elde etme sürecinde önce isteğimizi açıkça tanımlamamız, sonra da ona yaklaşmamıza engel olan düşünceleri fark etmemiz gerekir. İşin sırrı, yalnızca istemekte değil; nasıl istediğimizi, bu isteğe ne kadar açık olduğumuzu ve hedefimize doğru nasıl hareket ettiğimizi anlamakta yatıyor. Başlangıç için izlenebilecek adımları şöyle özetleyebilirim:

  • Ne istediğinizi belirleyin ve mümkün olduğunca açık biçimde tanımlayın.
  • İsteğinize ulaşamayacağınızı düşündüren olumsuz ve sınırlayıcı inançları fark edin.
  • İstediğinize sahip olmanın, onu yapmanın ya da o kişi olmanın nasıl hissettireceğini hayal edin.
  • İçgüdülerinizi dinleyerek hedefiniz doğrultusunda hareket edin; gerektiğinde esnek olun ve sonuçların ortaya çıkmasına alan tanıyın.


çekim yasası

Bu adımları uygulamanın istediğimiz her sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına geldiğini söylemiyorum. Benim açımdan önemli olan, hedefe giderken isteğimi, inançlarımı ve davranışlarımı birlikte ele almak. Çekim yasası nasıl çalışır diye düşündüğümde, kendi deneyimimde isteğin yanında ona gerçekten inanmanın ve bu yönde adım atmanın da belirleyici olduğunu gördüm.

Evrende her şeyin enerji olduğu düşüncesinden hareketle, bir tabak yemekle son model arabayı istemek arasında temel bir fark olmadığını söyleriz. Ancak günlük yaşamda yemeği bulacağımızdan eminiz; onu elde etmeyi doğal karşılarız. Son model bir araba söz konusu olduğunda ise aynı güveni duymayabilir, onu kendimiz için erişilmez görebiliriz. Benim anlatmak istediğim fark, isteğin kendisinden çok ona yüklediğimiz anlam ve duyduğumuz güvenle ilgilidir. Çekim yasasıyla istekler nasıl gerçekleşir sorusuna, benim yaklaşımımda verilen cevap da burada başlar: Ne istediğini bilmek, onu mümkün görmeye çalışmak ve hedefe doğru hareket etmek.

“Yemeği açken ister gibi istemek” benzetmem, isteği çaresizlikle kovalamak değil; onu açıkça tanımak ve hayatınızda ona yer açmaya hazır olmak anlamına geliyor. Bir yandan hedefe bağlı kalırken diğer yandan ona giden yolun değişebileceğini kabul etmek de önemli. Azim, esneklik ve kendini sınırlayan düşünceleri fark etmek, bu sürecin birbirini tamamlayan parçalarıdır.

İsteğin önündeki görünmez engel: Sınırlayıcı inançlar

Benim için önemli bir başka nokta da “The Secret” kitabında ve filminde kısa geçildiğini düşündüğüm bölüm: İste, isteklerine sahip ol. Bu ifade birçok insana yol göstermiş olabilir; ancak benim deneyimimde, nasıl istediğimiz ve istediğimiz şeye ne ölçüde layık olduğumuza inandığımız da en az istek kadar önemli. Dilimiz “Bunu seçiyorum” derken içimizden “Ben bunu hak etmiyorum” sesi yükseliyorsa, hedefimize yaklaşırken bir direnç hissedebiliriz. Bu nedenle çekim yasasının sırrı, yalnızca ne istediğimizi söylemekte değil, o isteğin karşısında içimizde neler olduğunu da görmektedir.

çekim yasası


“Bana bir dayanak noktası verin dünya’yı yerinden oynatayım” Arşimet

İşte benim için çekim yasasının dayanak noktası, içinde bulunduğumuz ruh hâli ve bununla bağlantılı inançlarımızdır. Arşimet’in sözündeki dayanak noktası gibi, içimizdeki kabul biçimi de hedefimize bakışımızı değiştirebilir. Bir şeyi hak etmediğimizi düşünüyorsak, ona sahip olmayı hayal ederken bile rahat edemeyebiliriz. Sonra sürekli başka bir şeyin peşinde koşup “İstiyorum ama olmuyor” diyebiliriz. Burada amaç, her koşulda mutlu görünmek değil; şu anki hayatımızı ve kendimizi bütünüyle reddetmeden hedeflerimize yönelmektir. Bugünkü durumumuzdan memnun olmadığımızda, istediğimiz sonucun bizi kendiliğinden mutlu edeceğine inanmak da zorlaşabilir.

çekim yasası
Bireyse Danışmanlık

Bilinçaltı kayıtları isteğimizi nasıl etkiler?

Peki, etrafımızı olumsuzluklar sarmışken sürekli mutlu olmayı nasıl başaracağız? Bizi mutsuz eden duygulardan nasıl uzaklaşacağız? Benim için yanıt, ikinci adımda, yani olumsuz ve sınırlayıcı inançları fark edip dönüştürmeye çalışmakta yatıyor. Bu yazıda “bilinçaltı kayıtları” derken, kendimiz ve hayat hakkında zaman içinde benimsediğimiz düşünce kalıplarını kastediyorum. Bu kalıplar, bir isteğe nasıl yaklaştığımızı ve hangi adımları atmaya cesaret ettiğimizi etkileyebilir.

Örneğin, “Çok gülünce başıma bir şey gelir” düşüncesiyle büyümüşsek, bir düğüne gidip eğlenmek yerine somurtarak dönebiliriz. Sonra da “Hiçbir şey beni mutlu etmiyor” diye yakınabiliriz. Oysa bu düşünce, yaşadığımız ana katılmamızı kısıtlıyor olabilir. Ben bunu, insanın kendini bacağından bağlamasına benzetiyorum: İpin uzunluğu kadar hareket edebilir, daha özgür yaşamak istiyorsak bizi tutan ipin ne olduğunu fark etmemiz gerekir. Bu benzetmede ip, hareket alanımızı daraltan sınırlayıcı inançları temsil ediyor.

Ben de bu kayıtların hayatımı etkilediğini fark ettikten sonra farklı yöntemleri denedim. Önce EFT – Duygusal Özgürleştirme Tekniği üzerinde çalıştım. Faydalı bulduğum yanları oldu; ancak kendi adıma daha derine inemediğimi düşündüm. Ardından Reiki çalışmasına yöneldim ve Reiki’nin ikinci derece uygulamalarını öğrenerek yaşamımdaki yıllara yönelik bir temizlik çalışması yaptım. Buna rağmen bazı isteklerime yaklaşırken içimde hâlâ bir direnç vardı. Zengin olmak istediğimde, içimden “Sen zenginliği hak etmiyorsun” diyen bir ses yükseliyordu.

Kişisel deneyimim: İstediğim hayata ait hissetmemek

Hayalimdeki arabaya bindiğimi düşündüğümde utanıyordum. Sanki o arabaya sahip olursam birilerine hava atacakmışım gibi geliyordu; binmeye bile çekiniyordum. Sahip olmayı istediğim evi hayal ettiğimde de benzer bir duygu yaşıyordum. Kendimi o eve ait hissedemiyor, orada yaşayan insanlarla iletişim kurarken dışlanacağımı düşünüyordum. Dilim “Ben o eve sahip olmayı seçiyorum” derken kalbim “Sen o dünyaya ait değilsin” diyordu. İçimdeki kaydı fark etmiştim ama onu nasıl ele alacağımı henüz bilmiyordum.

Bir gün bu konuyu bir arkadaşımla paylaşırken bana içsel temizlik yönteminden söz etti. Merak edip araştırdım. Yöntem, Nil Avunduk adlı kişinin geliştirdiği, temelinde korkular üzerinde çalışmanın bulunduğu basit bir teknikti. Nil Hanım bu konuda seminerler veriyordu. İstanbul dışında olduğum için seminerlere katılamadım; seminer kayıtlarının DVD’sini satın alıp videoları izleyerek tekniği öğrendim ve uygulamaya başladım. Benim deneyimimde, bu çalışma içimdeki direncin kaynağına daha yakından bakmama yardımcı oldu.

Çalışma sırasında çocukluğumdaki bazı yaşantıların ve duyduklarımın bugünkü algımla nasıl bağ kurduğunu fark ettim: Başkalarının yardımıyla geçinmek, yoksulluk ve annemin anlattığı kıtlık hikâyeleri… Bunlar bende, lüks bir yaşama ait olmadığım ve böyle bir hayatı hak etmediğim düşüncesini beslemişti. Çocukken başkalarının kullanmadığı eşyalarla ve zorluklarla büyümüş olmam, içimde “Ben ancak bunlara layığım” duygusuna dönüşmüştü. Bu yüzden zihnim lüks bir hayat isterken, kendimi o hayatın içinde hayal etmekte zorlanıyordum. İçimdeki direncin kaynağını anlamam, benim için önemli bir dönüm noktası oldu.

Bu keşifle birlikte, daha önce yaptığım çalışmaların benim için yalnızca yüzeyde kaldığını ve meselenin derinine inemediğimi düşündüm. İçsel temizlik çalışmaları bakış açımı değiştirdi, kendime güvenimi artırdı. Çalışmayı tavsiye ettiğim arkadaşlarımdan da olumlu geri dönüşler aldım; bu deneyimi burada paylaşmaya karar vermemin nedeni bu.

Çekim yasasının sırrı: Korkuyu fark etmek

Sözünü ettiğim çalışma altı farklı alanı kapsıyor; temelinde ise korkuları tespit etmeye yönelik bir çalışma var. Benim anladığım biçimiyle amaç, korkunun nereden geldiğini fark etmek ve bu duyguyla kurduğumuz ilişkiyi sevgi yönünde dönüştürmeye çalışmak. Korkularımızı tanımak, olaylara verdiğimiz tepkileri sorgulamamıza ve daha özgür seçimler yapmamıza alan açabilir. Bu, herkes için aynı sonucu garanti eden bir yöntem olduğu iddiası değil; benim yaşadığım ve paylaşmak istediğim deneyimdir.

Benim için çekim yasası nasıl çalışır sorusunun cevabı, yalnızca bir şeyi dilemekten ibaret değil. Ne istediğini bilmek, o isteğe karşı içindeki inanç ve korkuları fark etmek, kendini değersiz ya da o hayata ait değilmiş gibi hissettiren düşünceleri incelemek ve ardından hedefin yönünde hareket etmek bu yaklaşımın parçaları. Bazen insanın önündeki asıl engel, isteğinin ne olduğunu bilmemesi değil; o isteğin kendisi için mümkün olduğuna kalben inanamamasıdır.

Çalışmayı merak ediyor musunuz?

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme- İçsel Temizlik
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme- İçsel Temizlik-2
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme- İçsel Temizlik-3

Allah’ın sevgisi, rahmeti, bolluk ve bereketi üzerinize olsun.
Her şey gönlünüze göre olsun. Saygı ve sevgilerimle.

Halis Şahiner

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

12 yorum

  1. Çok katıldığım bir konu. Kesinlikle işe yarıyor����

  2. merheba bende secret kitabını okuduktan sonra çok istedigim bir ev vardı apartman beni boguyordu ve mutsuzdum kitabı okuduktan sonra ilk olarak hayal ettigim müstakil bir villa resmi bulup salonumun ortasına astım ve hergün ona bakıp bu ev benim ve içini hayalimde yerleştirmeye başladım hatta oturdugum evin eşyalarını tek tek koliledim villama taşınmak için daha sonra çarşıya çıkıp yeni evime eşya aldım her gün daha çok inandım hatta hayal oldugunu unuttum ve evim satılıktı yeni alamayacagım kadar pahalı villaları gezdim eşime bu ev benim olucak dedim çok çooook istedim ve evime müşteri çıktı bende villayı begendim 3 günde evimi satıp villayı aldım param yokken nasıl olduguyla ilgilenmeyin evren size istediginizi veriyo nasıl olucak yokki demeyin evren verir çünkü ben pozitif frekanstayım asla inanmaktan vaz gecmeyin oluyo ve olucak çünkü ben istiyorummmm

  3. halis bey mutlu olalım derken dini-ahlaki değer ve inançlarımızı yok saymamızı gerektiren bir teoriden bahsediliyor ama şu da bir gerçek ki insanlık inanmaya mahkumdur yani istemese de inanır herhangi bir kutsala.bence bu yasa tamamen insanın dini inancını etkilemeye dönük kurgulanmış yada yorumlanmış… ölümsüzlüğü tanrılığı veya fizikötesi istekleri de, düşünerek duygu frekansları titreşimleri yayarak arzulamayı artırarak tamamen pozitif halde bilinçaltını temizleyerek bir insan nasıl ulaşabilir? ya da ulaşan hiç olmuş mudur?

  4. Çekim yasası enerjiyi yönetmekle ilgilidir. Canlılar enerjiyi dönüştüren varlıklardır. İnsan bir fazla olarak düşünceleri ile enerjiyi dönüştüren varlıklardır.
    Bunu yaratanın rûhundan üflediği şeyle yapıyoruz.
    Bunu nasıl kullanacağı kişiye kalmıştır.
    Siz bir şey için talepte bulunursunuz. Enerji değişmeye başlar ve isteğiniz için bir yol açılır. Siz o yolu takip ederek istediğinize ulaşırsınız.
    Sistemin çalışma şekli budur.

  5. Daha önceki tecrübelerim ile doğruladığım durumdur. Eskiden, yatmadan önce çekim yasasından bilinçsiz bir şekilde, bi arkadaşımı veya başıma gelen bir olay düşününce 1-2 güne mutlaka o arkadaşımı yolda görür veya olayı yaşar/görürdüm.

    Hâlâ devam ediyor bu olay. Bu sefer bilinçli bir şekilde tabi =)

    Şimdi ise başarıyı, sosyalliği istiyorum. Başarısız veya asosyal değilim ama daha iyisi için! Evren bana verecek, biliyorum

Yoruma kapalı.