Çekim Yasası Serisi – 1: Çekim Yasası Nasıl Çalışır?

Çekim Yasası Nedir?
Çekim yasası, düşüncelerimizin, duygularımızın ve inançlarımızın yaşam deneyimlerimizle ilişkili olduğunu savunan bir düşünce sistemidir. Temelinde “benzer benzeri çeker” anlayışı bulunur. Bu yaklaşıma göre neye odaklandığımız, neye inandığımız ve nasıl bir içsel durumda olduğumuz, yaşamımızdaki yönelimlerle bağlantılıdır.
Çekim yasası çoğu zaman “Olumlu düşünürsen olumlu şeyler yaşarsın” ya da “Bir şeyi yeterince istersen onu hayatına çekersin” şeklinde anlatılır. Ancak bu açıklamalar konuyu gereğinden fazla basitleştirir. Çekim yasası nedir ve nasıl çalışır sorusunu anlamak için yalnızca ne istediğimize değil, bu istekle ilgili iç dünyamızda neler olduğuna da bakmak gerekir.

Bir şeyi istediğimizi söyleyebilir, hayalini kurabilir ve gerçekleşmesini gerçekten arzulayabiliriz. Fakat aynı zamanda bunun gerçekleşmeyeceğine inanabilir, kendimizi ona layık görmeyebilir ya da farkında olmadığımız korkular taşıyabiliriz. Bu durumda isteğimiz bir yönde, düşüncelerimiz ve duygularımız başka bir yönde ilerler.
Çekim yasasıyla birlikte sık kullanılan kavramlardan biri de manifestasyondur. Manifestasyon, kişinin istediği bir şeyi yaşamında gerçekleştirmeye veya deneyimlemeye yönelik zihinsel ve duygusal yönelimini ifade eder. Ancak manifestasyonu yalnızca bir şeyi istemek, sürekli düşünmek ya da olmuş gibi hayal etmek şeklinde değerlendirmek eksik kalır. İsteklerimizle ilgili düşüncelerimiz, inançlarımız, duygularımız ve davranışlarımız da bu bütünün parçasıdır.
Örneğin daha fazla para istediğinizi düşünün. Bilinçli olarak para sahibi olmayı isterken para kazanmanın çok zor olduğuna, zenginliğin size göre olmadığına veya elinize geçen parayı mutlaka kaybedeceğinize inanıyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda istek ile o istek hakkında taşıdığınız düşünce ve duygular aynı yönde değildir.
Benzer bir çatışma ilişkilerde, başarıda ve kariyerde de görülebilir. Bir şeyi isterken aynı zamanda ondan korkabiliriz; başarılı olmak isterken başarısız olacağımıza inanabilir, sevgi isterken yeniden incinmekten çekinebiliriz. Bu nedenle konuyu yalnızca hayatımıza dışarıdan neyin geleceği üzerinden değerlendirmek yerine, düşüncelerimizin ve inançlarımızın yaşamla kurduğumuz ilişkiye nasıl yansıdığına da bakmalıyız.
Burada çekim yasası anlatımında sık geçen enerji kavramı devreye girer. Fakat bu enerji nereden gelir? Yalnızca o anda bilinçli olarak düşündüklerimizden mi oluşur, yoksa farkında olmadığımız düşüncelerimizin, inançlarımızın ve duygularımızın da bunda payı var mıdır? Bu sorular, çekim yasasının çalışma mantığını anlamamıza yardımcı olur.
Çekim Yasası Nasıl Çalışır?
Çekim yasasının nasıl çalıştığını anlamak için düşünceyi, duyguyu, enerjiyi, bilinci ve bilinçaltını birbirinden ayrı konular olarak değil, birbirini etkileyen bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Bu yazıda enerji, fizik bilimindeki enerji anlamında değil; düşünce ve inançlarımızın bizde oluşturduğu içsel durumu anlatan bir kavram olarak kullanılıyor.
Çekim Yasası, Düşünce ve Enerji İlişkisi
Çekim yasası düşünce ve enerji ilişkisini, düşüncelerimizin ve duygularımızın içsel durumumuzu etkilemesi üzerinden açıklar. Düşüncelerin evrene fiziksel bir frekans göndererek istediğimiz olayları doğrudan hayatımıza çektiğini gösteren bilimsel bir mekanizma bulunmamaktadır. Bu yüzden enerji kavramını kesin bir fiziksel açıklama gibi değil, bu yaklaşımın kullandığı bir çerçeve olarak anlamak önemlidir.
Bir şeyi düşündüğümüzde yalnızca zihnimizde bir fikir oluşmaz; o düşünce bir duygu da uyandırabilir. “Bunu yapabilirim” düşüncesinin oluşturduğu içsel durumla “Bunu asla başaramam” düşüncesinin oluşturduğu durum aynı değildir. Üstelik enerjimiz yalnızca bilinçli düşüncelerimizden oluşmaz. Farkında olmadığımız düşüncelerimiz, inançlarımız ve bunlara eşlik eden duygular da içsel durumumuzu etkileyebilir.
Gün boyunca zihnimizden geçen her düşüncenin farkında olmayız. Geçmiş deneyimlerimizden öğrendiklerimiz, kendimiz hakkındaki kabullerimiz ve yaşamla ilgili inançlarımız; olaylara nasıl tepki verdiğimizi etkileyebilir. Bu nedenle bilinçli olarak olumlu düşünmeye çalışmak, içsel durumumuzun hemen değişeceği anlamına gelmez. Zihnimiz “Her şey güzel olacak” derken içimizde güçlü bir korku varsa, bu korkuyu da fark etmek gerekir.

İşte bilinçaltı ile çekim yasasındaki enerji arasındaki temel bağlantı budur: bilinçli düşüncelerimizin yanı sıra, farkında olmadan taşıdığımız inanç ve duygular da nasıl hissettiğimizle ilişkilidir.
Çekim Yasası ve Bilinçaltı
Bilinçli tarafımız ne istediğimizi açıkça söyleyebilir: “Daha fazla para kazanmak istiyorum”, “Mutlu bir ilişki istiyorum”, “Başarılı olmak istiyorum” ya da “Hayatımı değiştirmek istiyorum.” Ancak bir şeyi bilinçli olarak istememiz, bilinçaltımızda o istekle ilgili ne düşündüğümüzü kendiliğinden değiştirmez.
Örneğin daha fazla para kazanmak isterken bilinçaltınızda “Para kazanmak çok zordur”, “Ben para konusunda başarılı değilim” veya “Benim gibi biri çok para kazanamaz” gibi düşünceler bulunabilir. Bu durumda bilinç “Daha fazla para istiyorum” derken bilinçaltı “Bu benim için mümkün değil” diyebilir.
Bir şeyi mümkün gördüğümüzde güven ve rahatlık hissedebiliriz; imkânsız gördüğümüzde ise kaygı, korku, yetersizlik veya umutsuzluk yaşayabiliriz. Dolayısıyla enerjimizi anlamak için yalnızca bilinçli olarak ne düşündüğümüze değil, bilinçaltımızda neye inandığımıza ve bu inançların bizde hangi duyguları uyandırdığına da bakmak gerekir. Duygularımız, farkında olmadığımız düşünce ve inançların içsel durumumuza nasıl yansıdığını görmemize yardımcı olan işaretlerdir.
İnançlarımız İsteklerimize Yüklediğimiz Anlamı Nasıl Etkiler?
Bir olayın bizde oluşturduğu duyguyu yalnızca olayın kendisi belirlemez; ona verdiğimiz anlam da önemlidir. Çok para kazanmak bir insan için özgürlük ve güven anlamına gelirken başka biri için sorumluluk, kaybetme korkusu veya suçluluk anlamına gelebilir. Mutlu bir ilişki bir kişi için sevgi ve güveni çağrıştırırken, geçmişte incinmiş biri için terk edilme ya da yeniden zarar görme ihtimalini hatırlatabilir.
İstek aynı olsa bile ona yüklenen anlam farklı olabilir. Anlam değiştiğinde ortaya çıkan duygu ve dolayısıyla kişinin içinde bulunduğu içsel durum da değişir. Bu bağlantıyı şöyle düşünebiliriz:
Bilinçaltındaki düşünceler ve inançlar → Yüklediğimiz anlam → Duygularımız → Enerjimiz
Bu içsel durum, olaylara nasıl yaklaştığımızı, neyi fark ettiğimizi ve hangi seçimleri yaptığımızı etkileyebilir. Böylece düşüncelerimizle davranışlarımız arasındaki bağ görünür hâle gelir. Çekim yasası ve bilinçaltı bu noktada birbirinden ayrı konular değildir; bilinçaltımızda taşıdığımız düşünceler, inançlar ve duygular, içinde bulunduğumuz içsel durumun kaynakları arasındadır.
İstemek Neden Tek Başına Yeterli Değildir?
Bir şeyi istemek, onu kendimiz için mümkün gördüğümüz anlamına gelmez. Bilinçli olarak bolluk isteyebilir ama bilinçaltında yokluk korkusu taşıyabiliriz. Bir ilişki isteyebilir, aynı zamanda terk edilmekten korkabiliriz. Başarıya yönelirken kendimizi başarılı olacak kadar yeterli görmeyebiliriz. Bu durumda söylediğimiz şey ile içimizde taşıdığımız duygu aynı yönde değildir.
Çekim yasası açısından önemli olan yalnızca bilinçli olarak söylediğimiz veya düşündüğümüz şey değil, genel olarak içinde bulunduğumuz içsel durumdur. Bu nokta, manifestasyonun neden yalnızca istemek ya da hayal etmekten ibaret olmadığını da açıklar. Bir şeyi manifest etmek isterken bilinçli zihnimiz o deneyime yönelmiş olabilir; ancak bilinçaltımızda bunun mümkün olmadığına dair güçlü inançlar taşıyorsak içsel bir çatışma ortaya çıkabilir.
Bu nedenle birkaç dakika olumlu düşünmek, günün geri kalanında korku, yetersizlik veya yokluk düşüncelerinin oluşturduğu duygusal durumu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Asıl mesele, bilinçli isteğimiz ile bilinçaltında taşıdığımız düşünce ve inançların birbirini destekleyip desteklemediğidir.

ekim Yasası ve EnerjiÇekim Yasasının Çalışma Mantığı
Çekim yasasını yalnızca “Bir şeyi düşünürsen onu hayatına çekersin” şeklinde açıklamak eksik kalır. Bilinçli isteğimiz; bilinçaltındaki düşünceler, geçmiş deneyimler ve inançlarla birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme isteğe yüklediğimiz anlamı, anlam duygularımızı, duygularımız da çekim yasasında enerji olarak ifade edilen içsel durumumuzu etkiler.
Bu bağlantıyı şöyle özetleyebiliriz:
Bilinçli istek → Bilinçaltındaki düşünceler ve inançlar → Duygular → Enerji → Seçimler ve davranışlar → Sonuçlar
Bu zincir, istediğimiz şeyin düşüncelerimizle otomatik olarak gerçekleşeceği anlamına gelmez. Burada anlatılan, içsel durumumuzun seçimlerimiz ve davranışlarımızla ilişkili olabileceğidir. Bilinçli olarak “istiyorum” derken bilinçaltımız “mümkün değil” diyorsa bir çatışma hissedebiliriz. İsteğimiz ve inançlarımız birbirini desteklemeye başladığında ise düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız daha uyumlu hâle gelebilir.
Manifestasyon ile çekim yasasının kesiştiği nokta da budur: istenen deneyimi yalnızca zihinde tutmak değil, o istekle ilgili düşüncelerin, inançların, duyguların ve davranışların nasıl bir bütün oluşturduğunu fark etmek önemlidir. Çekim yasasını uygulamak, ne istediğimizi belirlemenin yanı sıra, bu istek hakkında bilinçaltımızda neler taşıdığımızı anlamayı da içerir. Bunun nasıl yapılacağı ise serinin uygulama bölümünün konusudur.
Halis Şahiner
Sosyolog & Yazar & Mentor & Yaşam Stratejisti
Çekim Yasası Nasıl Çalışır? Yazı Serisi
1. Bölüm — Çekim Yasası Nasıl Çalışır?
2. Bölüm — Çekim Yasasını Bilinçli Kullanmak
3. Bölüm — İstediğiniz Şeye Sahip Olan Kişi Olmayı Seçin
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







Yazdiklarinizi zevkle okudum kendimi hicbilmedigim bir yeri kesfediyormus gibi hissettim ve yasadigim seylerin bir kisir dongusu icinde oldugunu farkettim ve bunu nasil kiracagimi dusundum ve bulamadim belki siz bana yardimci olabilirsiniz ..35 yasindayim evlenmek istiyorum yanliz pek talibim cikmadi hayatimda soyle bir kısır dongu var biriyle tanisiyorum o kisiyi sevip baglanirken baska biri benimle ilgileniyor ve o ilgilenen kisinin bana karsi ciddi oldugunu ogrenirken aslinda bir onceki kisinin benimle cikari icin oldugunu goruyorum cikarci kisiyi hayatimdan cikariyorum ciddi oldugunu ogrendigim kisiyle birlikteyken onu cok severken o yas farkindan dolayi uygun olmadigimizi soyluyor ve eskisi gibi sevecen degil birden uzaklasiyor tamda bu sirada baska biri beni tanimak istedigini soyluyor boylece bir kisir dongu başlıyor ve ben bundan cok ama cok yoruldum sadece bir kisiye guvenmek sevmek ve sevilmek istiyorum o kiside benden hergun biraz daha uzaklasiyor bunlar neden oluyor ve ne yapmaliyim beni seven kisiyi benmi uzaklastiriyorum neler oluyor da hersey boyle berbat
Bir şekilde kendini sabote ediyorsun. Bunun sorgulanması gerektğini düşünüyorum.
Bu konuda bulunduğun yerde profesyonel birinden destek alabilirsin veya hakkımda sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Geçmişte cahilce yaptığımız hataların, inançlarımızın sonuçlarını yaşamaya başladık. Şimdi farkındalığımız geliştiği için ne ektiysek onu yaşadığımızı biliyoruz. Ne yapabiliriz. Geçmişte her yaptığımız hatanın sonuçlarını yaşamak zorundamıyız yoksa bunu değiştirebilirmiyiz. Ve nasıl değiştirebiliriz.
Sitemdeki bilinçaltı kayıt temizlik Rehberi yazısını okuyabilirsiniz. yardımcı olacaktır.