Acının İlacı

Acının ilacı her zaman onu bir anda ortadan kaldıran bir söz ya da sihir değildir. Bazen insan, yaşadığı kaybın yalnızca kendisine ait olmadığını fark ettiğinde ve başka birinin acısına içtenlikle eşlik ettiğinde kendi yüküne de farklı bir yerden bakmaya başlar. Tek oğlunu kaybeden bir annenin öyküsü, acıyla başa çıkma yolunun beklenmedik bir biçimde nasıl açılabileceğini anlatıyor.
Acının ilacı: Acıyı bilmeyen evi aramak
Çin’de tek oğlunu yitiren bir anne, yüreğindeki büyük üzüntüyle bir din adamına gitti ve derdine çare bulmasını istedi:
“Oğlumu bana hangi duaların, hangi sihirlerin geri getirebileceğini öğrenmek istiyorum,” dedi. “Söyleyin, o duaları edeyim, o sihirleri yapayım.”
Çinli din adamı, üzüntülü anneye acısını yatıştıracak sözler söylemek yerine ona bir görev verdi: “Bana, yaşamları boyunca bireylerinden teki bile hiçbir acı tatmamış bir evden bir avuç hardal tohumu getir. Onu, senin yaşamında acıyı yok etmek için kullanacağız.”
Anne, bu sihirli tohumu bulabilmek için acının bilinmediği bir ev aramaya başladı. Sonunda çok güzel, büyük bir konak gördü ve umutla kapısını çaldı. “İçinde acının asla yaşanmamış olduğu bir ev arıyorum,” dedi. “Bu güzel ve büyük konağı görünce burada acının yaşanmadığına inandım; aradığım yerin burası olduğuna karar verdim.”
Konağın sahipleri acılı anneyi içeri aldılar, ona ikramda bulundular ve anlattıklarını dinlediler. Ardından aradığı evin burası olmadığını söylediler. “Siz yanlış yerdesiniz,” diye söze başladılar ve başlarından geçen acılı olayları anlatmaya koyuldular.
Anne, ev sahiplerini dinlerken onlara acımaya başladı: “Bunlar benden daha acılı,” diye düşündü. “Bunlara birilerinin kesinlikle yardımcı olması gerekir.” Çevrede onlara yardım edecek kimse bulunmadığını görünce bir süre orada kaldı ve elinden geldiğince bu aileye destek oldu.
Daha sonra kentte sokak sokak dolaşmayı ve içinde acının yaşanmadığı başka evler aramayı sürdürdü. Fakat hangi kapıyı çaldıysa acılı öyküler dinledi. Aradığı evi bulamadı; ama karşılaştığı insanların acılarını paylaşarak onlara yardımcı olabildi.
Gittiği evlerde tanıştığı kişilerin acılarını azaltabilmek için onlara yardım etmeye kendini öylesine kaptırdı ki bir süre sonra kendi yüreğindeki evlat acısının da hafiflemeye başladığını gördü. Sonunda sihirli hardal tohumunun anlamını bulduğunu ve içindeki acıyı da unuttuğunu fark etti.
Acı paylaşınca azalır mı?
Hikâyenin yanıtı, acının bir başkasına anlatılınca yok olacağı değildir. Annenin kaybı geri alınmaz; hardal tohumu da gerçek bir çözüm reçetesi olarak sunulmaz. Tohum, annenin arayışı sırasında keşfettiği şeyi simgeler: Acı yalnızca kendi evinde yaşanmıyordur. Başkalarının da ağır kayıpları ve anlatılmayı bekleyen hikâyeleri vardır.
Acı paylaşınca azalır mı? Bu öyküye göre paylaşmak, yaşananları silmekten çok insanın acıyla kurduğu ilişkiyi değiştirebilir. Anne başkalarını dinlerken kendi üzüntüsünü inkâr etmez; dikkatini bir süreliğine yalnızca kendi kaybının çevresinde dönmekten çıkarır. Karşısındaki kişilerin yaşadıklarını duyması, ortak insanlık hâlini görmesine ve yalnızlık duygusunun içinde yeni bir bağ kurmasına yardım eder.
Başkalarına yardım ederek acıyı azaltmak
Hikâyedeki anne, yardım etmek için önce büyük bir çözüm bulmaz; dinler, yanında kalır ve elinden geleni yapar. Başkalarına yardım ederek acıyı azaltmak düşüncesi de burada anlam kazanır: Birinin yükünü bütünüyle üstlenmek ya da onun sorununu hemen çözmek değil, acısının görülmesine ve paylaşılmasına alan açmak. Anne başkalarına destek olurken kendi acısının da hafiflediğini fark eder. Bu, herkesin aynı şekilde iyileşeceği anlamına gelmez; öykünün gösterdiği, başkasına yönelen şefkatin kişinin kendi yasına da eşlik edebileceğidir.
Evlat acısıyla başa çıkma konusunda bu hikâye kesin bir yöntem veya unutma sözü vermez. Annenin yaşadığı kayıp ortadan kalkmaz; değişen, bu kaybın içinde başkalarıyla kurduğu bağdır. İnsan, kendi acısının yanında başka birinin hikâyesine de yer açtığında kederiyle tek başına kalmadığını hissedebilir. Yardım etmek de acıyı bastırmak ya da güçlü görünmek zorunda olmak değildir. Bazen birini gerçekten dinlemek ve yanında bulunmak, hem ona hem de kendimize gösterebildiğimiz küçük ama anlamlı bir destektir.
Sihirli hardal tohumunun anlamı
Anne, acının hiç uğramadığı bir ev bulamadı; fakat aradığı şeyin anlamını, o evlerin kapılarını çaldıkça öğrendi. Öykü, acıyla başa çıkmanın tek bir yolu olduğunu söylemiyor. Yalnızca, başka insanların yaşadıklarını dinlemenin ve onlara yardım etmenin insanı kendi kederinin dışına kısa süreliğine çıkarabileceğini anlatıyor. Acının ilacı belki de onu yok edecek sihirli bir tohum değil; acıyı paylaşırken kurulan insan bağıdır.
Alıntıdır
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







