Affetmek ve Özgürleşmek

Affetmek Nedir?

Birçoğumuz affetmek hakkında çelişkili ve değişken düşüncelere sahibiz. Bize acı veren bir davranışla karşılaştığımızda öfke duymak, karşılık vermek ve karşımızdakinin de benzer bir zorluk yaşamasını istemek anlaşılır gelebilir. Ancak bu tepki, yaşananı geride bırakmak yerine bizi aynı düşünce ve duyguların içinde tutabilir. Affetmek ve özgürleşmek, bu nedenle yalnızca karşı tarafla ilgili bir karar değil; kendi içimizde sürdürdüğümüz bu döngüye nasıl yaklaşacağımızla da ilgilidir.

Bu yazının yaklaşımında, farkındalık düzeyi henüz değişime açılmamış kişi sebep-sonuç ya da karma denilen kozmik oyunu sürdürme eğilimindedir. Benlik arzusu, affedici olmak yerine intikam almaya yöneltebilir. Kişi, kendisine acı ve zorluk yaşatan insanı ya da kurumu cezalandırırsa rahatlayacağını ve tatmin olacağını düşünebilir. Böyle bir anda affetmek için bir neden görememesi de bu bakışın parçasıdır.

Oysa karşılık verme isteği, benzer acıların başka kişilerle ve başka olaylarla yeniden yaşanacağı bir döngüyü besleyebilir. Buradaki temel düşünce, bu kozmik oyunu sürdürmemek için karşı enerji üretmemeyi seçmektir. Bu, yaşananı önemsiz saymak ya da yapılanı doğru bulmak anlamına gelmek zorunda değildir. Önemli olan, öfke ve intikamın düşüncelerimizi yönetmesine izin vermeden, kişi ve olayları beklentisiz bir sevgiyle kalbe alıp olanı olduğu gibi kabul etmeye çalışmaktır.

affetmek

Birini affetmek nasıl mümkün olur?

Birini affetmek nasıl mümkün olur? Önce, affetmenin zorla ve bir anda verilecek bir karar olmadığını; içimizdeki tepkiyi fark ederek ilerleyen bir süreç olduğunu görebiliriz. Kendimize şu soruları sormak, bu süreci anlamlandırmaya yardımcı olabilir: Beni asıl inciten neydi? Karşımdaki kişiden hâlâ ne bekliyorum? İntikam düşüncesi bana gerçekten özgürlük mü veriyor, yoksa yaşanan olaya bağlı mı tutuyor? Bu sorular, duyguyu bastırmak için değil, onun hangi düşüncelerle beslendiğini fark etmek için sorulur.

Bu yaklaşımda bizi devamlı oyunda tutan kutupsal düşünce yapısı ve içimizde yanan intikam ateşi önemli bir yer tutar. Metinde Holoterapi Nefes Çalışmaları, bu duygular üzerinde çalışmaya yönelik bir yöntem olarak öneriliyor. Nefes çalışması sırasında kişi affetmek istediği hâlde zorlandığını fark ederse, bu farkındalık kendi tepkilerini yeniden gözlemlemesine alan açabilir. Çalışmanın etkisi herkes için aynı ya da kesin sonuç veren bir süreç gibi değerlendirilmemelidir; burada anlatılan, yazarın bu yönteme ilişkin yaklaşımıdır.

Affetmeyi zorlaştıran bilinçaltı nedenler

Affetme duygusu nasıl geliştirilir? Yazının yanıtı, yalnızca bugünkü olaya değil, bizi bu yönde harekete geçiren kök nedenlere de bakmaktır. Affetmeyi zorlaştıran bilinçaltı nedenler bu anlayışta erken dönemlerde oluşmuş duygusal izlerle ilişkilendirilir. Anne karnında annenin yaşadığı olayların algılanması; annenin çocuğunu sevmemesi ya da doğurmak istememesi ve doğum yaklaşırken hissettiği korkular, metinde verilen örnekler arasındadır.

Bebeklik, çocukluk, gençlik ve erişkinlik dönemlerinde acı ya da zorluk olarak algıladığımız olaylar da bu çerçevede ele alınır. Bu yaşantıların ayrıntıları bugün bilincimizde yer etmese bile, yazarın yaklaşımına göre bilinçaltında iz bırakmış olabilir. Dolayısıyla affetme konusunda zorlanmak, yalnızca mevcut kişiye veya olaya verilen bir tepki olarak değil, geçmişten taşınan etkilerle birlikte düşünülebilir. Bu bağlantıyı görmek, yaşananı mazur göstermek değil; kendi tepkimizin kökenini anlamaya çalışmaktır.

Bilinçaltı temizliği ve affetme

Metinde bilinçaltı temizliği için Holoterapi nefes çalışmaları öne çıkarılır. Yazarın bu yönteme ilişkin anlatımında ritmik ve yeterli nefesin, bilincin bilinçaltındaki izleri gözlemlemesine imkân hazırladığı düşünülür. Geçmiş olayların oluşturduğu duygusal etkilerin fark edilir hâle gelmesi ve kişinin bu anılarla bağlantılı acı ve zorluk hissini çözümlemesi bu yaklaşımın amaçları arasında anlatılır. Bunlar yazının kendi yöntem ve kavramları çerçevesindeki açıklamalardır; kesin ya da herkes için geçerli bir sonuç vaadi olarak okunmamalıdır.

Yazının temel düşüncesine göre bilinçaltı daha saf, temiz ve nötr hâle geldikçe kişinin affetme ve bağışlama potansiyeli artar. Kişi, acı ve zorluk yaşadığı kişi ya da olaylara ilişkin bakışını yumuşatıp tarafsızlaşabildiğinde, aynı döngüyü sürdürme isteğinden uzaklaşabilir. Böylece akışta kalmaya ve oluşa izin vermeye dayalı daha yüksek bir farkındalığa yönelir; benzer acıların yeniden kendi üzerine çekilmesini önleyebileceği bir bakış açısı geliştirmeye çalışır.

Affetmek, iç özgürlüğe açılan bir seçim

Affetmek, olanı unutmak veya karşı tarafla yeniden yakınlaşmak zorunluluğu değildir. Bu yazının ana mesajı, intikam arzusunu beslemek yerine kendi içimizdeki acı ve zorlukla yüzleşmek; kök nedenleri fark ederek negatif duygu ve düşünceleri sürdürmemeyi seçmektir. Affetme duygusu hemen oluşmuyorsa kendimizi suçlamak yerine, zorlanmanın ardındaki duygulara ve geçmiş izlere dikkatle bakabiliriz. Böylece affetmek, başkasını haklı çıkarmaktan çok, kendi özgürleşme yolumuzda attığımız bir adım hâline gelir.

Mustafa Kartal

affetmek

Kontrol Sende Kitabımın için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler