Bilinçaltı Telkinleri

Hepimizin filmlerden aşina olduğu hipnoz nedir? Benim de bu konuda uzman olduğum söylenemez. Hipnoz, kabaca, kişinin özel bir dikkat ve telkin hâline girdiği; bazı uygulamalarda anıların veya düşüncelerin ele alındığı bir yöntem olarak anlatılır. Bildiğim kadarıyla psikoloji ve terapi alanlarında da belirli amaçlarla kullanılıyor. Elbette burada söz konusu olan, kişinin rızasıyla yapılan bir uygulamadır. Peki hipnoza benzer bir etkiye, gündelik yaşamda farkında olmadan maruz kalıyor olabilir miyiz?
Subliminal mesaj nedir?
İster ticari ister ideolojik bir amaç taşısın, bir fikri insanlara ulaştırmak için kullanılan film, afiş, logo ve benzeri araçlar mesajlar içerir. Normal bir reklamda ürün tanıtılır; izleyicinin de sonraki alışverişinde o ürünü seçenekleri arasında hatırlaması beklenir. Reklamın abartılı özelliklerini ve gösterişini gördükten sonra ürünü diğerleriyle karşılaştırıp kendi seçiminizi yapabilirsiniz.
Subliminal mesaj denildiğinde ise mesajın doğrudan fark edilmeyecek biçimde görsel ya da işitsel bir içeriğe yerleştirildiği iddia edilir. Bu nedenle “subliminal mesaj nedir?” sorusuna verilecek en basit yanıt, kişinin bilinçli dikkatinin dışında kaldığı öne sürülen mesaj olduğudur. Yazının temel kaygısı da burada başlıyor: Bir şeyi fark etmemek, onu algılamadığımız anlamına gelir mi? Bu anlatıma göre asıl mesele, mesajı görüp görmemekten çok, onu bilinçli biçimde değerlendirme fırsatımızın olup olmadığıdır.

Bilinçaltı telkinleri ve 25. kare tekniği
Şimdi biraz daha somut konuşalım. Yazıda aktarılan tarihsel anlatıya göre, 1900’lü yılların başında Amerikalı psikoloji profesörü Knight Dunlap, bilinçli biçimde fark edilmeyen gölgeler aracılığıyla aynı uzunluktaki iki çizginin farklı algılanmasını sağlamıştı. Bu örnek, doğrudan seçemediğimiz görsel ayrıntıların algı üzerindeki olası etkisini açıklamak için veriliyor.
Reklamcılık uzmanı James Vicary’ye atfedilen sinema deneyi ise bugün “25. kare tekniği nedir?” sorusuyla anılıyor. Anlatıya göre film gösterimi sırasında aralıklarla, izleyicinin fark edemeyeceği kadar kısa süreli “Kola iç!” ve “Patlamış mısır ye!” kareleri gösterilmiş; ardından kola satışlarının yüzde 18,1, mısır satışlarının yüzde 57,7 arttığı ileri sürülmüştü. Bu örnek, görünmeyen bir telkinin satın alma davranışını etkileyebileceği düşüncesini çarpıcı biçimde anlatıyor. Yine de aktarılan bir deney öyküsü ve oranlar, tek başına bu etkinin kesin kanıtı olarak değerlendirilmemelidir.
Subliminal mesajların reklam üzerindeki etkisi
Yazıda anlatılan bir başka örnek Marlboro’dur. Şirketin işlerinin kötü gittiği ve iflasın eşiğinde olduğu dönemde bir kişinin yöneticilere satışları bir ayda üç katına çıkarma karşılığında şirkete ortak olmayı teklif ettiği aktarılır. Önerisi, depolardaki boş Marlboro kutularını ezdirip bir uçaktan şehirlerin üzerine bırakmaktır. Kutuları gören sigara içicilerinin “Bu kadar çok içildiğine göre…” diye düşünerek markaya yönelmesi beklenir. Anlatıya göre satışlar vaat edilenden de fazla gerçekleşir ve bu kişi şirkete ortak olur; yazı bu kişinin Philip Morris olduğunu söyler. Örnek, kalabalıkta sıkça görülen bir ürünün daha fazla tercih edildiği izleniminin nasıl kullanılabileceğini göstermeyi amaçlıyor.
Bu hikâyeler, subliminal mesajların reklam üzerindeki etkisi tartışılırken sıkça başvurulan türden örneklerdir. Ancak bir hikâyenin ikna edici görünmesi, anlatılan yöntemin her durumda aynı sonucu doğurduğunu göstermez. Reklamın açık mesajı ile gizli olduğu ileri sürülen telkinleri ayırmak; örneği de kesinleşmiş bir sonuç gibi değil, yazıda aktarılan bir iddia olarak okumak gerekir.
İşitsel ve görsel telkin iddiaları
Bilinçaltı mesajların yalnızca ticari amaçla değil, başka amaçlarla da farklı medya araçlarında kullanıldığı ileri sürülür. Yazıda Irak’ın ABD tarafından işgalinden önceki yaklaşık bir yıl boyunca Irak radyolarında, özellikle Kur’an yayınlarının altında, “Direnmeniz faydasız!” benzeri düşük frekanslı mesajlar verildiği iddiası aktarılıyor. Bu, siyasi ve işitsel telkinlere ilişkin çarpıcı bir örnek olarak sunulsa da burada da iddiayı doğrulanmış bir olgu gibi kabul etmemek önemlidir.
Benzer biçimde Disney’in Alaaddin çizgi filmindeki bir şarkıda çok hızlı söylenmiş “Elbiselerini çıkar!” ifadesinden ve bazı rock şarkılarının tersten dinlendiğinde satanist mesajlar içerdiği iddialarından söz edilir. Bu örneklerin ortak noktası, mesajın fark edilmeden verildiği düşüncesidir. Dinleyicinin bir sözü duyup duymadığı, duyduysa nasıl yorumladığı ise iddiayı değerlendirirken birbirinden ayrı sorulardır.
Görsel mesajlarda yaşam, ölüm ve cinsellik
Görsel subliminal mesajlar söz konusu olduğunda yazı, yaşam ve ölüm kavramlarını öne çıkarıyor. İnsanların bu kavramları çağrıştıran ögelere daha duyarlı olduğu; yaşam, doğum ve cinselliğin de bu nedenle reklamcılıkta tercih edildiği düşüncesini aktarıyor. Bu yaklaşımda ürün, söz konusu imgelerle birlikte sunularak izleyicide daha güçlü bir çağrışım oluşturmayı hedefler.
Buradaki örnekleri bir arada düşündüğümüzde yazının sorusu yeniden karşımıza çıkıyor: Fark etmediğimiz bir mesaj bizi etkileyebilir mi? Bilinçaltı telkinleri üzerine anlatılanlar bu ihtimali gündeme getiriyor; ancak örnekleri aktarırken iddia ile kanıtı birbirine karıştırmamak da gerekiyor. Reklamların açıkça sunduğu mesajları fark etmek ve değerlendirmek, okurun kendi seçimini nasıl yaptığını anlamasına yardımcı olabilir.
Alıntıdır






