Anlamaya Çalışmak

Anlamaya çalışmak: Anlamanın değeri nedir?

Bir şeyi anlamaya çalışmak gerçekten herhangi bir şeyi çözer mi? Ya da yaşananları, ilişkileri ve duygularımızı gerçekten değiştirir mi? Yoksa bir sonuca ulaştığımızı hissedene kadar zihnimize egzersiz yaptırıp durur muyuz?

Bu sorular, düşünmenin her zaman gereksiz olduğu anlamına gelmez. Bir durumu anlamak bazen ne olduğunu görmemize ve nasıl ilerleyeceğimize karar vermemize yardım eder. Fakat anlamaya çalışmak, aynı düşünceleri tekrar tekrar gözden geçirmeye dönüştüğünde, aradığımız açıklık yerine daha fazla ağırlık ve hüsran getirebilir.

Çok düşünmek sorunları çözer mi?

Bir şeyi anlamaya çalışırken bazen zihnin nasıl durmadan çalıştığını bilirsiniz: Ne oldu, neden oldu, başka türlü davranılsaydı ne değişirdi? Sorular birbirini izler; her yanıt yeni bir sorunun kapısını açar. Düşündükçe olup bitenler değişmez, üstelik netlik de kendiliğinden gelmeyebilir. Sonunda insan, bir yere varamadığını hissederek yorulur.

anlamaya çalışmak

Düşünmek, yaşanan bir şeyi değiştirme ya da onunla ilgili tatmin edici bir sonuca ulaşma girişimi olabilir. Ancak zihnin aradığı sonuç, her zaman gerçekte bulunabilecek tek ve kesin bir açıklama değildir. Tavşan deliğinden aşağı indikçe daha çok gerekçe bulabiliriz; fakat gerekçelerin çoğalması, aradığımız rahatlamayı veya kesinliği mutlaka sağlayacağı anlamına gelmez. Bazen yalnızca düşünmeye devam etmek için yeni malzeme üretir.

Şeylerin ve insanların neden oldukları gibi olduklarına, neden belirli biçimlerde davrandıklarına dair milyonlarca neden olabilir. Bir davranışın arkasında tek bir açıklama aramak yerine olası sebepleri çoğaltmak da mümkündür. Zamanımızı bu nedenleri bulmaya ayırdıkça daha fazlası ortaya çıkar; böylece düşünce, bir açıklamaya ulaşmaktan çok kendi içinde büyüyen bir sürece dönüşebilir.

Bu noktada şu ayrım önemlidir: Bir düşünce yeni bir anlayış ya da atılabilecek somut bir adım sağlıyor mu, yoksa aynı soruları farklı biçimlerde yeniden mi soruyor? İlkinde düşünmek işe yarayabilir. İkincisinde ise daha fazla düşünmek, çözümün kendisi olmayabilir. Anlamanın değeri, her ayrıntıyı açıklığa kavuşturmakta değil; düşüncenin bize gerçekten yeni bir şey gösterip göstermediğini fark edebilmekte de aranabilir.

Düşünceler duyguları nasıl etkiler?

Pragmatik Psikoloji yaklaşımında düşünceler, hisler ve duygular, onları gerçek kabul etmemizle yaşamımızda daha belirleyici hâle gelen şeyler olarak ele alınır. Bu bakış, insanların bu düşünce ve duygulara bağlı olarak acı çekmediğini söylemez. Tersine, onları destekleyen hikâyeleri buldukça kendi yorumlarımızı sanki tartışmasız gerçeklermiş gibi sağlamlaştırabileceğimize dikkat çeker.

Örneğin kendinize “üzgünüm” dediğinizde, yaşadığınız duyguyu adlandırmanın yanı sıra onunla ilgili bir karar da veriyor olabilirsiniz. Ardından, neden üzgün olduğunuza dair çeşitli nedenler bulmaya başlayabilirsiniz. Bu nedenlerin her biri, ilk düşünceyi destekleyen yeni bir hikâyeye dönüşebilir. Böylece duygu, yalnızca o anda yaşanan bir his olmaktan çıkar; geçmişteki açıklamalarla beslenen daha geniş bir anlatının parçası hâline gelir.

Bu yaklaşım, duyguların önemsiz olduğunu ya da bir duyguyu adlandırmanın onu ortadan kaldıracağını ileri sürmez. Daha çok, bir duyguya eşlik eden düşünceleri ve bu düşüncelerin kurduğu açıklamaları fark etmeye davet eder. “Üzgünüm” dediğinizde, bu ifadeyle birlikte hangi nedenleri tekrar tekrar hatırladığınızı gözlemlemek, yaşadığınız deneyimle ona dair hikâyeyi birbirinden ayırmanıza yardımcı olabilir.

Anlamaya çalışırken düşünce döngüsünü fark etmek

Bir konuyu düşünürken kendinize basitçe şunu sorabilirsiniz: Şu anda yeni bir şey mi görüyorum, yoksa aynı açıklamaları yeniden mi kuruyorum? Bu soru, düşünmeyi yasaklamaz ve her duruma hazır bir cevap vermez. Yalnızca, daha fazla düşünmenin gerçekten açıklık getirip getirmediğini fark etmek için bir alan açar.

Anlamanın değeri, her zaman kesin bir sonuca ulaşmakta olmayabilir. Bazen bir şeyi anlamaya çalışmanın nasıl ağırlaştığını, düşüncelerin nasıl çoğaldığını ve bu düşüncelerin duygulara hangi hikâyeler üzerinden bağlandığını görmek de önemlidir. Çünkü daha fazla neden bulmak her zaman daha fazla netlik getirmez; kimi zaman sadece zihnin aynı tavşan deliğinde ilerlemesini sağlar.

Pragmatik Psikoloji

Susanna Mittermaier

anlamaya çalışmak
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir