Gerçek Değeriniz Nedir? Kendinize Değer Vermek

Kendine Değer Vermek Ne Anlama Gelir?

Kendinize gereken değeri vermediğiniz sürece başkalarının da size değer vermesini beklemek zorlaşır. Çevrenizdeki dünya, içinizdeki dünyanın bir yansımasıdır. Varlığınıza, yaptıklarınıza ve sahip olduklarınıza verdiğiniz değer; kendinizi nasıl ifade ettiğinizi ve başkalarıyla nasıl bir alışveriş kurduğunuzu etkiler. Bu nedenle kendine değer vermek, yalnızca kendiniz hakkında iyi düşünmek değil, emeğinizi ve katkınızı da hakkaniyetli biçimde değerlendirmektir.

Burada sözünü ettiğim, kendinizi kibirli bir biçimde başkalarından üstün görmek değil. Kendi değerini bilmek, ne olduğunuzu olduğundan fazla ya da az göstermeden, dengeli bir yerden değerlendirebilmektir. Gerçek öz değer, başkalarının her teklifini kabul etmek ya da herkesten onay beklemek yerine, sunduğunuz katkının karşılığını açıkça ifade edebilmenizde de görünür.

Emeğinizin Karşılığını Almak ve Hakkaniyetli Takas

Bir aktör olduğunuzu ve ücretinizin x dolar olduğuna karar verdiğinizi düşünün. Birisi size bu ücretin onda birini teklif ederse, bu teklifi kabul edip etmemek sizin seçiminizdir. Fakat kabul ettiğinizde, kendi belirlediğiniz değerle aranızda bir uyumsuzluk oluşabilir; üstelik piyasadaki değerinizi de aşağı çekebilirsiniz. Düşük bir teklife, “Hayır, benim ücretim şu kadardır” diyebilmek ise sınırınızı ve emeğinize biçtiğiniz değeri ifade eder.

Bu, her koşulda en yüksek ücreti istemek ya da her teklifi reddetmek anlamına gelmez. Önemli olan, hizmet ücretini belirlemek için kendi katkınızı, sunduğunuz hizmeti ve karşılıklı anlaşmayı dürüstçe değerlendirmektir. Ücretinizi kendi değerinizin tek ölçüsü hâline getirmeden, emeğinizin karşılığını almak için neyin hakkaniyetli olduğunu düşünün. Değeriniz hakkında verdiğiniz kararla davranışınız arasındaki denge, kendinizi nasıl hissettiğinizi de etkileyebilir.

“Onlara ne kadar istediğimi söylüyorum. Onlar da ödüyorlar. Bu kadar basit.” Harrison Ford

Hiç, yaptığınız bir şey için daha fazlasını hak ettiğinizi düşündüğünüz hâlde bunu talep edemediğiniz ve sonunda kendinizi değersizleşmiş hissettiğiniz oldu mu? Bu soru, ücretin ötesinde, kendi katkınızı ne kadar açıkça gördüğünüzü de düşündürüyor. Bir talebi dile getirememek bazen karşı tarafı üzme ya da kaybetme endişesiyle ilgili olabilir; ancak bu endişe yüzünden sürekli kendi emeğinizi küçültüyorsanız, kurduğunuz alışveriş sizin için hakkaniyetli olmaktan çıkabilir.

Düşük Ücretin İlişkiye Etkisi: Bir Doktorun Hikâyesi

Birkaç sene önce Avrupa’da bir doktor bana danışmaya gelmişti. Verdiği hizmetleri çok ucuza sunuyordu. Ona, “Ofisine dön ve ücretini artır. Olması gereken miktarı talep et; bu şekilde müşterilerinin de kalitesi artacaktır” dedim. Doktor korkmasına rağmen bunu yaptı; çünkü mevcut düzenin hakkaniyetli bir takas olmadığını biliyordu.

Dört senedir bir hastasına özel fiyat uyguluyordu. Zamanla o hastadan hiç hoşlanmadığını ve onun ofisine gelmesini istemediğini itiraf etti. Ofis çalışanları da bu adamla muhatap olmak istemiyordu. Doktor, dört yıl boyunca ona yarı fiyattan da az bir ücretle hizmet vermiş; içinde biriken öfkeyi ise dile getirmemişti. Böylece dışarıdan sürdürülen ucuz fiyat, içerideki memnuniyetsizliği ortadan kaldırmamıştı.

En sonunda hastasıyla yüzleşti ve “Artık özel fiyat uygulamamız bitti, önümüzdeki aydan itibaren tam ücreti ödemeniz gerekecek” dedi. Adam öfkelendi, kadına küfürler edip, “Sen buna değmezsin, asla o parayı ödemem!” diye bağırdı. Ofisten öfkeyle çıkıp giderken çalışanlar doktorun yanına toplanıp ona sarıldılar: “Tebrik ederiz, bunu yıllar önce yapmış olmanız gerekirdi” dediler.

Doktor, insanlardan daha az ücret aldığı için onların kendisini daha çok sevdiği yanılsamasına kapılmıştı. Oysa bu hasta ondan hoşlanmıyor, doktor da hastadan hoşlanmıyordu; ikisi de bunu gizlemeye çalışıyordu. Buradaki mesele, herkese aynı ücreti uygulamak gerektiği değil. Doktorun kendi anlatısında, sürdürülen özel fiyatın yarattığı hoşnutsuzluğu görmesi ve daha açık, hakkaniyetli bir takasa geçmesi önemliydi. Sonrasında işleri neredeyse iki üç katına çıktı.

Kendi Değerinizi Belirlemek

Bu hikâye, kendinize değer vermenin başkalarını suçlamak ya da değerinizi onların tepkileriyle ölçmek olmadığını hatırlatıyor. Bir teklifi kabul ederken veya ücretinizi belirlerken, kararınızın içinizde nasıl bir karşılık bulduğunu da fark edin. Verdiğiniz hizmetin karşılığını talep etmek, her zaman kolay olmayabilir; yine de kendi beklentinizi açıkça ifade etmek, karşılıklı ilişkinin neye dayandığını görünür kılar.

Değerinizi belirlemek, kendinizi olduğunuzdan büyük göstermek değil; kendinizi daha azına razı etmek zorunda hissetmediğiniz bir denge kurmaktır. Evren size, “Değerin nedir?” diye soruyor ve siz değerinizin ne olduğuna karar verene dek sabırla bekliyor.

John DEMARTİNİ

Değerler Prensibi

kendine değer vermek

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir