Kahramanınızın Gücü

Özgüven Nasıl Kazanılır

Güney Afrika’daki seminerlerimden birinde, 17 yaşında bir katılımcı içindeki kahramanın özelliklerini keşfetmeye çalışıyordu. Katılımcılardan önce kahramanlarını belirlemelerini, ardından onlarda en çok takdir ettikleri nitelikleri listelemelerini istemiştim. Sonraki adım, bu niteliklere kendi yaşamlarında nerede sahip olduklarını bulmaları ve onları kendilerine özgü biçimlerde nasıl ifade ettiklerini not etmeleriydi.

Kahraman özellikleri bize ne gösterir?

Bu çalışma, kahramanları yalnızca uzaktan izlemekten farklı bir yere götürür. Amaç, bir başkasını kusursuz görmek ya da onun gibi olmaya çalışmak değildir. Kahramanlarda hayran olunan özellikler üzerine düşünürken, bu niteliklerin kendi hayatımızda nasıl ortaya çıktığını da araştırırız. Birinin cesaretine, anlatım gücüne veya kararlılığına hayran olmak, o niteliğin bizde hiç bulunmadığı anlamına gelmez; belki de onu kendimizde henüz tanımamışızdır.

Genç adam düşünme sürecini tamamlayınca, bir sonuca ulaşıp ulaşmadığını anlamak istedim. Ona şöyle sordum: “Bir şey kaçırmıyorsun, bunu görebiliyor musun? Sadece öyle olduğunu düşündün.”

Başını salladı ve biraz öksürmeye başladı. Hiçbir şeyi kaçırmadığını fark ettiği an, onun için duygusal bir karşılık bulmuştu. Bu yaklaşımda mesele, bir başkasında gördüğümüz her şeyi birebir yaptığımızı iddia etmek değil; o niteliğin bizdeki karşılığını ve onu ifade etme biçimimizi fark etmektir. Bir özellik, farklı insanların yaşamında farklı yollarla görünür. Kendimizdeki örneği tanımadığımızda ise sanki o nitelik yalnızca kahramanımıza aitmiş gibi düşünebiliriz.

Genç adama, “Kahramanlara sahip olmanın amacı onları putlaştırmak değil. Asıl amaç, kendi yansımanızı onlarda, onların da sizde yansımasını görmektir. Başka bir deyişle, onlarda hayran olduğunuz nitelikler sizde de mevcuttur. Asıl meselenin, kim olurlarsa olsunlar, diğer insanlardan aşağı veya daha az hissetmek olmadığını görebiliyor musunuz?” diye açıkladım.

Başkalarında hayran olunan özellikler, kendimizi küçümsemek için bir ölçüye dönüşmek zorunda değildir. Birini örnek almak, onun değerini azaltmadan kendi potansiyelimizi de görmemize yardımcı olabilir. Kahramanlara hayranlık duyduğumuzda kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bu kişide takdir ettiğim niteliği ben hangi davranışımda, seçimimde veya ilişkimde ortaya koyuyorum? Böylece hayranlık, karşılaştırma ve yetersizlik hissinden çıkıp kendini tanımaya açılan bir kapı hâline gelir.

Kahramanların özelliklerini kendinde görmek

Genç adam “Evet,” dedi ama hâlâ çok duygusaldı. Ne düşündüğünü merak edip, “Kahramanın kim?” diye sordum. “Siz, Dr. Demartini,” diye yanıtladı. Bu beni şaşırttı: “Ben senin kahramanın mıyım?” diye sordum. Başını sallayarak onayladı.

Ona, “Bende hayran olduğun her neyse, kendinde de olduğunu görebiliyor musun?” diye sordum. “Evet,” dedi. Ardından hayalini sordum. “Uluslararası profesyonel bir konuşmacı olacağım,” yanıtını verdi. Böyle bir hayali olan birinin paylaşacağı bir mesajı olduğunu görüp görmediğini sorduğumda, “Kesinlikle,” dedi.

Mesajını grubun önünde paylaşmasını istedim. Konuşurken hayatımda duyduğum en ilham verici mesajlardan birini verdi. Ben de dâhil olmak üzere odadaki herkes gözyaşlarına boğuldu ve onu ayakta alkışladı. O an, genç adamın kendi sözünü ve anlatma gücünü ortaya koyuşuna tanıklık ettik.

Ertesi gün ulusal bir radyo programındaydım ve bu hikâyeyi anlattım. Programın sunucusu etkilendi; bunun sonucunda genç adam birkaç konuşma daveti aldı. Bende gördüğü büyüklüğü kendi içinde de taşıdığını fark etmesiyle önünde yeni kapılar açılmaya başladı. Bu fark ediş, kendi ilhamlı kaderini gerçekleştirme yolunda ilerlemesine yardımcı oldu.

Bu hikâyedeki önemli nokta, hayran olunan kişiyi taklit etmek değil, onda gördüğümüz niteliğin bizdeki özgün karşılığını keşfetmektir. Kahramanların özelliklerini kendinde görmek, “Ben de onunla aynı kişiyim,” demek değildir. Kendi farklılığımızı korurken, takdir ettiğimiz yönleri hayatımızda nerede ve nasıl ifade ettiğimizi fark etmektir. Böylece başkasının başarısı, kendi değerimizi gölgeleyen bir karşılaştırma olmaktan çıkar.

Hayranlık ve içimizdeki potansiyel

Başkalarında hayranlık duyduğunuz niteliklerin içinizde de bulunduğunu görmek için zaman ayırdığınızda, kendi imkânlarınızı daha geniş bir açıdan değerlendirebilirsiniz. Bunu anlatırken kullandığım örneklerden biri bankadan kredi almaktır: 100.000 dolarlık kredi için bankaya başvurduğunuzda, banka bu tutarı karşılayacak teminat ister. Teminatınız yoksa krediyi alamazsınız; sahip olduğunuzu gösterebildiğinizde ise başvurunuzun önünde başka bir ihtimal belirir.

Bu benzetmede teminat, kendimizde bulunduğunu kabul ettiğimiz niteliklere benzer. Bir özelliği yalnızca başka birinde var saydığımızda, onu kendi yaşamımızda kullanma imkânını gözden kaçırabiliriz. Ona sahip olduğumuzu inkâr etmek, kendimizi geri tutmamıza ve potansiyelimizi olduğundan dar görmemize yol açabilir. Bu yaklaşımın temel düşüncesi şudur: Kahramanımızda algıladığımız bir niteliğin bizde hiçbir karşılığı olmasaydı, o niteliğe bu kadar güçlü biçimde hayranlık duymamızın anlamını da sorgulardık.

Kahramanınızın gücü, sizi kendinizden uzaklaştırmasında değil, kendinizde henüz fark etmediğiniz yönlere ayna tutmasındadır. Hayran olduğunuz özellikleri belirleyin; sonra bunların kendi hayatınızda nerede belirdiğini ve size özgü hangi biçimlerde ifade edildiğini düşünün. Başkasını yüceltmeden, kendinizi de daha az görmeden yapılan bu çalışma, kendi yolunuzu ve paylaşacağınız mesajı tanımanıza yardımcı olabilir.

İnspired Destinity
Dr. John DEMARTİNİ

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir