Bilinçaltı Nasıl Temizlenir?

Bilinçaltı nasıl temizlenir? Öncelikle, anlamı belirsiz kalabilen “bilinçaltı” kavramını biraz daha anlaşılır hâle getirelim. Biz bu yazıda bilinçaltı yerine “Tepkisel Zihin” demeyi tercih ediyoruz. Çünkü bu ifade, anlatmak istediğimiz zihinsel işleyişi daha doğrudan karşılıyor. Bu yaklaşımda bilinçli zihin mantıksal tarafımızı, tepkisel zihin ise yaşantılara verdiğimiz otomatik tepkilerle ilişkilendiriliyor.

Freud’un insan zihnini bilinç ve bilinçaltı olarak ayırt etmesinden bu yana farklı teoriler ortaya çıktı. Ben ise teorilerden çok, uygulamada işe yarar sonuçlar sunan yöntemlere odaklanmayı tercih ediyorum. Burada sözünü ettiğimiz bilinçaltı temizliği de geçmişteki kayıtları sihirli biçimde silmek değil; bizi rahatsız eden tepkilerin nasıl oluştuğunu anlamak ve onlarla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmeye çalışmaktır.

Tepkisel zihin kayıtları nasıl oluşur?

Farkında olduğumuz ve düşünerek karar verdiğimiz anlarda bilinçli zihnimizi kullanırız. Bu yaklaşıma göre bilinçliliğin azaldığı, bilincin kesintiye uğradığı veya yoğun duygular yaşadığımız anlarda ise bazı deneyimler tepkisel zihin tarafından daha güçlü biçimde kaydedilebilir. Bu kayıtların daha sonra benzer bir uyaranla yeniden hatırlanması, bugünkü tepkilerimizi etkileyebilir.

Bu durumu üç başlıkta düşünebiliriz: bilinçliliğin düşük olduğu hâller, bilincin boşlukları ve kendimizi bilinçsiz hissettiğimiz anlar. Her birini ayrı değerlendirmek, bilinçaltı temizleme yöntemlerinin hangi düşünceye dayandığını anlamayı kolaylaştırır.

Bilinçliliğin düşük olduğu durumlar

Trans ve hipnotik trans durumları bu başlık altında ele alınır. Yazarın yaklaşımına göre, bu hâllerde kişinin farkındalığı azaldığı için deneyimler tepkisel zihinde daha belirgin izler bırakabilir. Bu kayıtların nasıl işlediği ise ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

Bilincin boşlukları ve yoğun yaşantılar

Bilincin boşluklarıyla ilgili daha ayrıntılı bir yazıyı buradan okuyabilirsiniz: http://hakanmenguc.org/siyasi-hipnoz/

Yoğun fiziksel acı (örneğin bir araba kazası), yoğun duygusal acı (örneğin bir yakının kaybı) ya da kişinin kendisini güvende hissetmediği belirsizlik anları, bu yaklaşımda güçlü izler bırakabilecek deneyimler olarak görülür. Uyku sırasında da bilinçli farkındalık farklılaşır; ancak yazıda, yoğun duygu taşımayan kayıtların zihin açısından aynı ölçüde önemsenmeyebileceği ifade ediliyor. Buradaki temel düşünce, bizi rahatsız eden tepkilerin özellikle yoğun duyguların ve belirsizliğin eşlik ettiği yaşantılarla bağlantılı olabileceğidir.

Pavlov’un köpeklerinden farkımız ne?

bilinçaltı temizliği

Rus psikolog İvan Pavlov’un köpeklerle yaptığı deneylerde, yemek verilirken tekrar tekrar çalınan zilin zamanla salya tepkisiyle eşleştiği anlatılır. Böylece zil sesi, yiyecek gelmeden de tepkiyi başlatan bir işarete dönüşmüştür. Yazıdaki örneğin amacı, tekrar eden yaşantıların bir uyaranla tepki arasında nasıl bağ kurabildiğini göstermektir.

İnsanların farkı ise yaşananları yalnızca fiziksel uyaranlarla değil, onlara yükledikleri anlamlarla da değerlendirebilmeleridir. Büyük bir sorunu zihnimizde küçültebilir; basit görünen bir durumun duygusal ağırlığını ise büyütebiliriz. Özellikle bize öğretilenler ve olaylara verdiğimiz anlam, bu tepkilerin oluşmasında rol oynar. Peki bu tepkilerle ilişkimizi nasıl değiştirebiliriz?

Bilinçaltı temizleme yöntemleri

1. Yüzleşme

Bir durumla güvenli biçimde tekrar karşılaşmak, ona eşlik eden duygusal yoğunluğun azalmasına yardımcı olabilir. Denize hayran olan biri deniz kenarına taşındıktan bir iki ay sonra manzarayı daha sıradan algılayabilir. Uzun süre yüksek sesli bir ortamda kalan kişi de bir süre sonra sese daha az tepki verebilir. Bu örneklerde değişen şey, yaşantının kendisinden çok ona verilen tepkinin yoğunluğudur.

Yazar, köpeklerden korkan kişileri kendi kontrolü altında köpeklerin yanına yaklaştırdığını ve zamanla korkularının azaldığını anlatıyor. Hayattaki korkularımızla yüzleştiğimizde, bazen onların sandığımız kadar korkutucu olmadığını da fark ederiz. Ancak yüzleşme, kişinin kendisini tehlikeye atması anlamına gelmez; rahatsızlık veren bir durumla çalışırken güvenlik ve kişinin hazır oluşu önemlidir.

2. Güçlü bir kimlikle anlamı değiştirme

Bu yöntemde, hayran olduğunuz güçlü bir kişiyi ya da bir hayvanı düşünün. Onun özelliklerini hayal ederek, sizi rahatsız eden anıya bu güçlü kimliğin bakış açısından dönün. Ardından şu soruyu sorun: “Bu olay, [kendi isminiz]’e ne öğretti?” Soruyu kendi adınıza, seçtiğiniz rol modelin ya da güçlü hayvanın bakış açısından sormak, anıya başka bir anlamla yaklaşmanıza yardımcı olabilir.

Amaç, korktuğunuz anının karşısına daha güçlü hissettiğiniz bir kimlikle çıkabilmektir. Bir aslandan korktuğunuzu düşünün; Yeşil Dev (Hulk) olsaydınız muhtemelen aynı şekilde korkmazdınız 🙂 Güçlü bir kimlikle anlam değiştirme, olaya farklı bir yerden bakmayı ve onunla yüzleşmeyi kolaylaştıran bir imgeleme çalışmasıdır.

3. Zihindeki resimlerin boyutunu ve sesini değiştirme

Zihnimizdeki kayıtları resimler, sesler ve diğer duyular üzerinden düşünmek, onları anlamayı kolaylaştıran bir benzetmedir. Geçmişte yaşananları bir film dosyası gibi hayal edin: Bazı sahneler HD kalitesinde, bazıları bulanık; bazılarının sesi güçlü, bazılarınınki bozuk olabilir. Kimi görüntü 100 ekran kadar büyük, kimi 37 ekran kadar küçüktür. (Koku ve tatları şimdilik bir kenara bırakalım.)

Yazıdaki açıklamaya göre, yoğun duygulu bir olay zihinde çok canlı canlandığında benzer bir uyaran —örneğin örümcek ya da yılan— o anıyı yeniden harekete geçirebilir. Yazar, on yıldır dar ve kapalı alanlardan korkan bir arkadaşıyla yaptığı çalışmayı örnek veriyor: Arkadaşının üzerine yorgan örtüldüğünde daha ilk saniyede çığlık attığını anlatıyor.

Önce korku anısını bir film gibi ele almışlar; sahneye komik ve absürt ayrıntılar eklemişler. Yazar, bunu “Korkunç Bir Film” serisine benzetiyor. Arkadaşı gülmeye başlayınca görüntüyü 100 ekrandan 37 ekrana indirmiş, sesleri bulanıklaştırmış ve bu düzenlemeyi birkaç kez tekrarlamış. Ardından yorganı yeniden üzerine örtmüş. Arkadaşı bu kez korkmak yerine kahkahalarla gülmüş; yorgan 20 saniye üzerindeyken de kendisini rahat hissetmiş. Bu, yazarın aktardığı kişisel bir deneyimdir; herkes için aynı sonucu garanti etmez.

Yazar ayrıca, kişinin korkusundan ikincil bir kazanç sağladığı durumlarda değişimin zorlaşabileceğini belirtiyor. Kimi zaman kişi, yaşadığı sorunun kaynağını hatırlamayabilir; böyle durumlarda profesyonel destekten yararlanmak düşünülebilir. Hayatta kalma tepkisiyle bağlantılı, yoğun ve tekrarlanan yaşantılarda bu tür çalışmalar yeterli olmayabilir. Bu nedenle gerektiğinde bir psikiyatri uzmanına danışılması önemlidir.

4. Hipnotik trans ve zihinsel canlandırma

Yazar, kişi kendi farkındalığını yönetmekte zorlanıyor ve önceki yöntemleri uygulayamıyorsa hipnotik trans çalışmalarından yararlanabileceğini söylüyor. Kişi sorunun kaynağını hatırlamıyorsa bir profesyonelin desteğiyle anıya yaklaşmak da seçeneklerden biridir. Bununla birlikte yazının vurgusu, zamanla kişinin bu tür çalışmaları kendi başına yapabilecek beceriyi kazanmasının değerli olduğudur.

Yazıda Research Quarterly’de yayımlandığı belirtilen bir basketbol araştırması da zihinsel canlandırma örneği olarak aktarılıyor. Anlatıma göre öğrencilerden bir grup 20 gün fiziksel antrenman yapıyor, bir grup antrenman yapmıyor, üçüncü grup ise her gün zihninde top tutmayı, paslaşmayı ve atış yapmayı canlandırıyor. Yazıda, fiziksel antrenman yapan grubun performansında yüzde 24, zihinsel antrenman yapan grubun performansında yüzde 23 artış olduğu belirtiliyor. Bu sonuç burada kaynak metindeki aktarım olarak sunulmaktadır.

Örneğin yazıdaki temel mesajı, zihinde tekrar edilen bir senaryonun kişinin deneyimini ve beklentisini etkileyebileceğidir. Yazar bunu korkularla da ilişkilendiriyor: Korkuların bir bölümünün süreç içinde öğrenildiğini, dolayısıyla zihinsel canlandırmanın hem yapıcı hem de rahatsız edici örüntülerle bağlantılı olabileceğini söylüyor. “Ne müthiş bir güç öyle değil mi?”

Zihin, beden ve ruhsal çalışma

Yazının son yaklaşımı, zihin-beden-ruh (enerji) üçgenini birlikte ele almaktır. Yazar, bu üç alanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ve yalnızca zihinsel çalışmanın geçici kalabileceğini savunuyor. Bu çerçevede beden hareketi, nefes alıştırmalarını ve sporu; zihin yukarıda anlatılan yöntemleri; ruhsal alan ise meditasyonu ve diğer enerji çalışmalarını kapsıyor.

Özetle, “bilinçaltı nasıl değiştirilir?” sorusuna bu yazının verdiği yanıt; rahatsız edici tepkinin nasıl oluştuğunu fark etmek, ona güvenli biçimde yaklaşmak ve anının zihindeki temsilini farklılaştırmayı denemektir. Bilinçaltı temizleme yöntemleri herkeste aynı şekilde sonuç vermeyebilir. Bu yazıda anlatılanlar yalnızca bilgi amaçlıdır; yoğun korku veya zorlayıcı yaşantılar söz konusu olduğunda profesyonel destek alın.

Hakan Mengüç

bilinçaltı temizliği
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler