Kendi Bilişimize Sahip Çıkmak

Yaşamınızda sizinle doğrudan ilgisi olmayan hangi şeyleri kendinizle ve hayatınızla bağlantılı hâle getiriyor, sonra da onların sizi kontrol etmesine izin veriyorsunuz? Bu soru, kişisel farkındalığın önemli bir yönüne işaret ediyor: Neye anlam verdiğimizi ve bu anlamın seçimlerimizi nasıl etkilediğini görebilmek.
Bir şeyi yaşamımızla ilgili veya bağlantılı kılmak, ona hayatımızda önemli bir yer vermek ve yaşadıklarımızı onun üzerinden açıklamaktır. Bir durumu farkında olarak ele aldığımızda, onu yaşamımızı kolaylaştırabilecek bir araç gibi görebiliriz. Ancak o şeyi kendimizden daha önemli ve güçlü bir konuma yerleştirirsek, kendi seçimlerimizin üzerindeki etkisini de büyütmüş oluruz.

Kişisel farkındalık ve seçimlerimizin gücü
Burada mesele, dışımızdaki hiçbir şeyin etkisi olamayacağını söylemek değil; yaşadıklarımızı nasıl yorumladığımızı fark etmektir. Bir şeyi yaşamımızın merkezine koyup koymamak, ona hangi anlamı verdiğimizi ve o anlamı kendimiz için ne kadar geçerli kabul ettiğimizi görmemizi sağlar. Bu farkındalık, yaşamın kontrolünü ele almak için önce kendi düşünce ve seçimlerimize bakabileceğimizi hatırlatır.
Dolunayın insan üzerindeki etkisi hakkında düşünmek
Dün birisi bana dolunaydan etkilenip etkilenmediğimi sordu. Ona, “Dolunay benim gündemimde değil. Onu yaşamımla ilgili ve bağlantılı yapmayı seçmiyorum.” dedim.
“Anlamadım,” dedi.
Ben de şöyle açıkladım: “Yaşamı yaratan, sahip olduğu düşüncelerle insan zihnidir. Yaşamımın ana yaratıcı kaynağı düşüncelerim ve zihnimken, yaşadıklarımı neden dışarıdaki bir şeye atfedip kendi gücümü kendim dışındaki bir şeye vereyim ki?”
“Yaşamımda olanları dolunayla ilişkilendirip onun üzerinden açıklamaya çalıştığımda, onu hayatımla bağlantılı hâle getirmiş olurum. Böyle yaptığımda onu beni etkileyebilecek ve üzerimde gücü olan bir varlık gibi konumlandırır, tanımlar ve anlamlandırırım. Sahip olduğum gücü kendi yarattığım bir şeye vermiş olurum. Bu bana mantıklı gelmiyor,” dedim.
Karşımdaki kişi, “Enerji dünyasında yaşıyoruz; dolunayın enerjiler üzerinde etkisi olamaz mı?” diye sordu. Ben de, “Tabii ki olabilir. Ayın uzaydaki konumu ve Dünya’ya yakınlığı ya da uzaklığı, yer çekimi üzerinde etkilidir. Bu, enerjiler üzerinde bir hareketlenme yaratabilir mi? Evet, yaratabilir,” diye yanıt verdim.
Burada benim için belirleyici olan, dolunayın etkisi hakkındaki bu düşünceyi herkes için geçerli bir açıklama gibi sunmak değil; ona nasıl bir anlam yüklemeyi seçtiğimi fark etmek. Dolunayın insan üzerindeki etkisi hakkında farklı yorumlar olabilir. Ben, yaşadığım her şeyi onunla açıklamayı ve bu yorumu kendi hayatımın değişmez kuralı hâline getirmeyi seçmiyorum.
Düşüncelerin yaşam üzerindeki etkisini fark etmek
“Bugün bir şeye anlam yükleyip o anlamı kendim için geçerli kıldığımda, bir sonraki dolunayda zihnim aynı şeyi hatırlayabilir ve benzer duyguları yeniden yaşayabilirim. Bu birkaç kez tekrarlandığında durum alışkanlığa dönüşebilir. Sonunda, sanki ayın hareketleri beni kontrol ediyormuş gibi hissedebilirim,” diye devam ettim.
“Böyle olduğunda, o durumu geçmişte kendimin tanımladığını unutup bunu yaşamımın doğal ve değişmez bir parçası sanabilirim. Yaşamım üzerinde kontrolüm olmadığı yanılgısına düşer, kendi yarattığım anlamlar üzerinden kendimi güçsüzleştiririm. Bu bana mantıklı gelmiyor; bunu seçmiyorum.”
Benim anlatmak istediğim, düşüncelerin yaşam üzerindeki etkisini fark etmek ve yaşadıklarımızı yorumlarken kendi payımızı gözden kaçırmamaktır. Bir düşünceyi tekrar tekrar doğru kabul ettiğimizde, ona göre beklenti geliştirebilir ve benzer durumları o çerçeveden değerlendirebiliriz. Bunu fark etmek, her şeyin kontrolümüz altında olduğu anlamına gelmez; seçimlerimizi ve verdiğimiz anlamları yeniden görebilmemiz için bir alan açar.
Yaşamın kontrolünü kendi seçimlerimizle ele almak
Bu durum yaşamımızın birçok alanında karşımıza çıkabilir. Kendimiz dışındaki bir şeyle bilinçsizce bağlantı kurup yaşadıklarımızı yalnızca onun üzerinden açıklarsak, o şeyi bizi etkileyen güçlü bir konuma yerleştirebiliriz. Farkındalık ise bu bağlantıyı fark edip bize gerçekten hizmet edip etmediğini sormaktır. Böylece yaşamın kontrolünü eline almak, dışarıdaki her şeyi reddetmek değil; kendi seçimlerimizin ve yorumlarımızın sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir.
Bu nedenle yaşamımı yaratırken sahip olduğum farkındalıkla seçici davranmayı tercih ediyorum. Gücümün farkındayım ve onu insan zihninin ürünü olan herhangi bir nesneye ya da şeye atfetmek zorunda hissetmiyorum. Bu, o şeyleri reddettiğim anlamına gelmiyor. Yaşamımı kolaylaştırdığını gördüğüm durumlarda onlardan yararlanmayı, işi bittiğinde ise rahatlıkla bırakabilmeyi seçiyorum. Bir şeyi kullanmakla onu hayatımın merkezine koymak arasındaki farkı gözetmeye çalışıyorum.
Bu farkındalıktır: Ne seçtiğini, seçimine hangi anlamı verdiğini ve bu anlamın yaşamındaki yerini görebilmek. Sizlere de tavsiyem, neyi seçerseniz seçin, bunu farkındalıkla yapmanız. Böyle yaptığınızda kendinize daha şefkatli davranabilir; yaşamın daha kolay ve eğlenceli hâle geldiğini görebilirsiniz.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Daha başka neler mümkün?
Her şey yolunda. Güvendeyim.
Ben ışığım ve ışığımın parlamasına izin veriyorum.
Halis ŞAHİNER
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






