Bir İşe Yaramak

Her birimizin kendine özgü bir değerler hiyerarşisi var; yine de ortak bir değeri paylaşıyoruz: bir işe yaramak. Bir işe yaradığımızı, çabamızın bir karşılığı olduğunu ve başkalarının hayatında gerçek bir değer oluşturduğunu hissetmek bizi tatmin edebilir. Buna karşılık, yaptığımız işin anlamlı bir katkı sunmadığını düşündüğümüzde, dışarıdan gelen ödüller bu eksikliği her zaman gidermez.
İşe yarama duygusu neden önemlidir?
Bir iş için iyi derecede ödüllendirilebilir; yüksek maaş, itibar ve başka faydalar elde edebilirsiniz. Ancak başkaları için sürekli ve gerçekten değerli bir fayda sağlamanın tatminini yaşamıyorsanız, bu ödüller size beklediğiniz anlamı vermeyebilir. Buradaki mesele, kazancı ya da takdiri önemsiz görmek değil; bunların, katkı hissinin yerini tek başına dolduramayabileceğini fark etmektir.
İşe yarama duygusu, yaptığımız şeyle değerlerimiz arasındaki bağı görünür kılar. Emek verdiğimiz işin bir başkasına nasıl ulaştığını, hangi ihtiyaca karşılık verdiğini veya ne tür bir katkı sunduğunu görebildiğimizde, çalışmanın anlamı da belirginleşir. Başkalarına fayda sağlamanın mutluluğu burada ortaya çıkar: yalnızca bir sonuç elde etmekte değil, çabamızın bir başkası için değer taşıdığını bilmekte.
Anlamlı işe odaklanmak ve enerjiyi doğru kullanmak
Yapmak için heyecan duymadığınız ya da güçlü yönlerinize uygun olmayan işleri başkalarına devrettiğinizde, dikkatinizi sizin için en anlamlı ve önemli olan işe yöneltebilirsiniz. Bu, her işi tek başınıza üstlenmeniz gerektiği anlamına gelmez. Aksine, zamanınızı ve enerjinizi en çok katkı sunabileceğiniz yerde kullanmayı düşünmek demektir. Böylece başkalarına fayda sağlamak için en önemli enerji kaynağınızı, yani kendi çabanızı ve dikkatinizi, sizin için anlam taşıyan işlere ayırabilirsiniz.
Anlamlı iş yapmanın önemi, yalnızca işin büyüklüğüyle veya kaç kişiye ulaştığıyla ölçülmez. Bir çalışma geniş bir topluluğa erişebilir; başka bir çalışma ise tek bir kişiyle kurulan doğrudan bağ sayesinde derin bir tatmin sağlayabilir. Hangi biçimin daha anlamlı olduğu, yapılan katkının yanı sıra kişinin değerleri ve öncelikleriyle de ilgilidir.
Danışmanlık ve televizyon yayını: farklı ölçekte katkı
Mesela ben araştırma yapıyor, yazıyor, seyahat ediyor ve eğitim veriyorum. Bazen eğitimim yalnızca tek bir kişiye yönelik oluyor; ben buna “danışmanlık” diyorum. Bazen de televizyon yayını aracılığıyla milyonlarca kişiye ulaşıyor. Birim başına düşünüldüğünde, televizyon yayını belirli bir zaman diliminde tek bir kişiye eğitim vermekten daha verimli olabilir.
Yine de bire bir eğitimde yaşadığım anlamlı tatminden vazgeçmemeyi tercih ediyorum. Çünkü bu tür bir çalışmada anında geri bildirim alabiliyorum. Karşımdaki kişinin tepkisi, bilgi birikimimi ve becerimi geliştirmeme yardımcı oluyor; aynı zamanda daha geniş bir topluluğa ulaşmak ve fayda sağlamak için kullanabileceğim bir vaka incelemesi sunuyor. Böylece küçük ölçekteki doğrudan etkileşim ile daha geniş kitlelere ulaşma arasında bir bağ kuruluyor.
Danışmanlıklarım, birim başına televizyon yayını kadar verimli olmasa da bana yeni ve taze bilgiler sağladığı için anlamlı. Bu deneyimlerden öğrendiklerimi daha çok insana ilham vermek ve fayda sağlamak için kullanabiliyorum. Dolayısıyla katkının değeri yalnızca aynı anda kaç kişiye ulaşıldığıyla sınırlı değil; bir çalışmanın başka çalışmaları nasıl beslediği de önem taşıyor.
Önceliklerinizi belirleyin
Önceliklendirilmiş bir gündem oluşturduğunuzda, en verimli, en kazançlı ve sizin için en anlamlı işleri bu gündeme dâhil edebilirsiniz. Bu ölçütler her zaman aynı işi göstermeyebilir. Bir faaliyet daha çok kişiye ulaşırken diğeri size doğrudan tatmin veya yeni öğrenme fırsatı sunabilir. Önemli olan, kendi değerlerinizi göz önünde bulundurarak hangi işin hem sizin için anlamlı olduğunu hem de başkalarına nasıl fayda sağlayabileceğini fark etmektir.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz: Hangi işi yaparken daha fazla anlam ve tatmin hissediyorum? Çabam kimlere, nasıl bir fayda sağlıyor? Hangi işleri devredip enerjimi en önemli katkıma ayırabilirim? Bu sorular, ödül ve verimliliğin yanında işin anlamını da değerlendirmenize yardımcı olur. Bir işe yaramak, bu bakışta yalnızca sonuç almak değil; değer verdiğiniz bir işi yaparak başkaları için gerçek bir katkı oluşturabilmektir.
Değerler Prensibi kitabından
John DEMARTİNİ

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






