Bu Kime Ait

Birçoğumuzun başına gelmiştir: Bir isteği ya da hedefi olmazsa olmazımız hâline getirir, onu elde etmek için peşinden koşarız. Hedefe ulaşınca kısa süreli bir sevinç yaşasak bile beklediğimiz tatmin gelmeyebilir. Ardından bu kez başka bir arayışa girer, kendimize yeni bir mücadele alanı yaratırız.

Bu yaklaşımın işaret ettiği ihtimallerden biri, peşinde koştuğumuz bazı arzu ve isteklerin gerçekten bize ait olmayabileceğidir. İstek; annemizden, babamızdan ya da çocukluğumuzda bizim için önemli ve yakın olan başka kişilerden taşınmış olabilir. Bazen de o kişilerin bir şeye ulaşamama özlemini, farkında olmadan kendi hedefimiz gibi sürdürürüz.

Bir hedefin gerçekten size ait olup olmadığını sorgulamak

Bir hedefi istemek tek başına sorun değildir. Burada üzerinde durulan nokta, o hedefin peşinden giderken kendi isteğimizi mi izlediğimiz, yoksa bize yakın birinin tamamlanmamış özlemini mi taşıdığımızdır. İstek gerçekleştiğinde neden beklenen doyumun oluşmadığını anlamak için bu ayrım üzerinde düşünmek işe yarayabilir.

Çünkü başkasının arzusunu kendi hedefimiz gibi sürdürdüğümüzde, ona ulaşmak içimizdeki arayışı mutlaka sona erdirmeyebilir. Hedef tamamlanır; fakat ardından bir boşluk hissi belirir ve bu kez yeni bir amaç bulmaya yöneliriz. Böylece yaşam, bir hedefe varıp dinlenmekten çok, sürekli başka bir şeyin peşinde koşmaya dönüşür. “Bu gerçekten benim istediğim şey mi?” diye durup sormak, bu döngüyü fark etmek için bir başlangıç olabilir.

Access Consciousness içinde kullanılan “bu kime ait sorusu” da benzer bir merakla düşüncelere yaklaşmayı önerir. Bu yaklaşımda düşüncelerimizin yüzde 98’inin bize ait olmadığı ifade edilir; bu oranı bilimsel bir sonuçtan ziyade yöntemin kendi çerçevesindeki bir kabul olarak değerlendirmek gerekir. Buradaki pratik, bir düşünceyi hemen doğru ya da yanlış ilan etmek değil, önce onunla aranıza biraz mesafe koyup size ait olup olmadığını sormaktır.

Bu kime ait sorusu nasıl sorulur?

Aklınıza bir düşünce geldiğinde, mümkünse onu fark ettiğiniz anda sorun: “Bu kime ait?” Ardından “Bu bana mı, yoksa başka bir şeye mi ait?” diye de sorabilirsiniz. Access Consciousness bu kime ait sorusu yaklaşımında, soruyu bir cevabı zorla bulmak için değil, düşünceye farklı bir açıdan bakmak için yöneltmek önemlidir.

Soruyu bir kez sorup hemen kesin bir yanıt bulmanız gerekmiyor. Bazı kişiler annelerine ya da babalarına ait olduğunu düşündükleri bir cevap verirken bazıları “Bilmiyorum” diyebilir. Bilmiyor olmak da soruyu sormaya engel değildir. Burada önemli olan, gelen düşünceyi otomatik olarak kendinizin kabul etmek yerine, “Bu bana mı ait?” ihtimalini açık tutmaktır.

Bu nedenle bu kime ait sorusu nasıl sorulur diye merak ediyorsanız, onu gündelik düşüncelerinizin arasına sade bir hatırlatma olarak ekleyebilirsiniz. Bir isteğin, kaygının ya da zihninizde tekrar tekrar beliren bir düşüncenin karşısında durup soruyu yöneltin. Sonra da cevabı zorlamadan, sizde bıraktığı hissi gözlemleyin. Bu uygulamada amaç düşünceyi bastırmak değil, onunla kurduğunuz ilişkiye dikkat etmektir.

Hafiflik, ağırlık ve serbest bırakma

Soruyu sorduktan sonra hislerinize bakın. Bir hafiflik ya da alan genişliği hissediyorsanız, bu yaklaşımda düşüncenin size ait olmayabileceği şeklinde yorumlanır. Böyle bir durumda “Gönderene geri gönderiyorum” deyip düşünceyi serbest bırakmayı deneyebilirsiniz. Bu ifade, başkasını suçlamak ya da kimin ne düşündüğünü kesin biçimde kanıtlamak için değil, üzerinizde taşımak istemediğiniz şeyi bırakmaya niyet etmek için kullanılır.

Sorunun ardından ağırlık hissediyorsanız ya da “Bu bana ait” diyorsanız, metindeki uygulama Access Consciousness temizleme cümlesini hafiflik hissedene kadar tekrarlamaktır. Burada da kendinizi belli bir cevaba zorlamadan, deneyiminizi gözlemleyin. Bir düşüncenin size ait olması, onun değiştirilemez olduğu anlamına gelmez; bu çalışmanın amacı, düşünceyle ilgili farkındalığınızı artırıp nasıl ilerlemek istediğinize alan açmaktır.

Temizleme cümlesinin kısaltması olarak metinde “POD & POC” ifadesi kullanılıyor. Halis Şahiner’in aktardığı uygulama önerisi, bu soruları üç gün boyunca dinamik biçimde sormak ve oluşan değişimi gözlemlemektir. Üç günün sonunda hayatınızda bir genişleme fark ederseniz, bu deneyimi kendi gözleminiz olarak değerlendirebilirsiniz; önemli olan, uygulamayı kendi deneyiminizi dinleyerek sürdürmektir.

Bir düşünce ya da hedefle karşılaştığınızda yeniden sorabilirsiniz: “Bu kime ait?” Ardından kendinize şu iki soruyu da hatırlatın: “Bundan daha iyi nasıl olur?” ve “Daha başka neler mümkün?”

Halis Şahiner

Not: “POD & POC”, Access Consciousness’ın patentli enerji temizleme cümlesinin kısaltmasıdır. Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Access Consciousness® Temizleme Cümlesi

bu kime ait sorusu
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir