Kendini Aramak

Bir süre önce kendime şu soruları soruyordum: Hayatımda neden daha fazlasını yaratmıyorum? Neden daha fazlası olmuyor, neden daha fazlasına sahip olmuyorum? Bu soruların peşinden giderken bir gün, kendimle ve seçimlerimle ilgili ilginç bir açılım geldi.
Kendini aramak: Seni besleyen şey ne?
Hayatımda daha fazlası olmamın önündeki engellerden birini, doğduğum ve çocukluğumun geçtiği mahalledeki insanlara “Ben de sizdenim” diyebilmek için yaratmıştım. Onlara ihtiyacım olduğunu düşünüyordum. Birden kendimi, ayakta kalabilmek için toprağa ve köklerine ihtiyaç duyan bir ağaç gibi hissettim.
O mahalle benim güvenli alanımdı; oradan besleniyordum. Oradan ayrılmak benim için travmatik bir durum olmuş olabilir. Belki de başka yaşamlarımdan birinde kökünden sökülüp ölen bir ağaç olduğum için, bedenimde tutunacak toprak arayan bir ağaç genleri ya da varlığı vardı. Baba ocağı ve mahalle, benim için beni besleyen kaynağı ifade ediyordu. Ağaç beslenmezse ayakta kalamaz.
Fakat sorun şuydu: Benim bakış açıma göre o mahallenin enerjisi verimsizdi. O toprakta yetişen ağacın vereceği meyve de, çevremde gördüğüm maddi imkânlar gibi sınırlı olacaktı. O enerji alanından beslendiğim sürece farklı olamayacağımı düşünüyordum. Kendime “Ağaç olarak ne oluyorum?” diye sorduğumda aklıma elma geldi.
Her yıl bir kez meyve veren; verimi hava şartlarına ve su ihtiyacının karşılanmasına göre değişen, sınırlı sayıda meyve üreten bir ağaç… O toprağın enerjisiyle beslenen verimsiz bir elma ağacı olarak kalmakta ısrar ediyordum. Elde ettiğim de kısıtlı, sınırlı bir yaratımdı. Bu fark ediş, kendini tanımanın bazen alıştığın güvenli alanın sana neler sunduğunu ve neleri mümkün görmeni engellediğini sorgulamakla başladığını gösterdi.
Sınırlı bir seçimden yaratıcı olasılıklara
Bu durumu nasıl değiştirebilirim diye sordum. Sadece elma ağacı olmaya direnmek yerine farklı bir şey olmayı seçebilirdim. “Neyi farklı yapabilirim?” sorusu yeni bir alan açtı. İlk aklıma gelen, tek bir mevsimde tek bir çeşit meyve veren ağaç olmak yerine her mevsimde farklı meyveler verebilen bir ağaç olabilmekti.
Sonra düşünce daha da genişledi: Ağaçların beslenmek için toprağa ve köklere ihtiyacı vardı. “Ya beslenme ihtiyacı toprak ve köklerinden bağımsız, her yerden karşılanan ve her türlü meyveyi verebilen bir ağaç olsaydı? Neler yaratırdı?” diye sordum. Aklıma gelen şey yaratıcı enerjiydi. Peki, ben bu enerji olmayı seçseydim ne yaratırdım?
Olmam gereken şey, beni sınırlı bir hayata mahkûm ettiğini düşündüğüm enerji alanına ısrarla bağlı kalmak yerine yaratıcı enerjinin kendisi olmaktı. Bu, geçmişimi ya da geldiğim yeri inkâr etmek değil; onları geleceğimde nelerin mümkün olduğunu belirleyen tek ölçü hâline getirmemeyi seçmekti. Kendini keşfetme yolları bazen tam da böyle sorularla açılır: Alıştığım seçim dışında ne mümkün olabilir? Kendimi hangi tanıma sabitliyorum ve başka ne olmayı seçebilirim?
Yaratıcı enerjinin kendisi olsaydık bu hayatımızda ne yaratırdı? Kendimizi her şeyi olabilen, yapabilen ve sahip olabilen bir yaratıcı güç olarak görmek yerine; yalnızca elma veren, hayatta kalmak için köklerine ihtiyaç duyan bir ağaç gibi yaşamayı seçtiğimiz hangi yaratımlar var? Kendini sınırlayan inançlardan kurtulma isteği, belki de önce bu seçimleri fark edip onları sorgulamaya gönüllü olmakla başlar.
Kendine sorabileceğin sorular
Tüm yaşam, boyut ve realitelerde; ailemizden ya da grubumuzdan ayrı kaldığımız için yaprak gibi oradan oraya savrulduysak, cezalandırıldıysak ya da öldürüldüysek, bir daha yalnız kalmamak ve ailemize sıkı sıkı bağlı olmak için ne gerekiyorsa yapacağımıza dair kaç yemin, ant, ahit, sadakat yemini ve taahhüdümüz var? Bunların hepsini geri alıp geçersiz kılmaya, vazgeçmeye ve yaratımlarını tümüyle iptal etmeye gönüllü müyüz?
Bununla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını tümüyle iptal edelim mi?
Evet.
Pod & Poc
Yaşamımızda arzu ettiğimiz şeylere asla kavuşmamak için hangi icatları kullanıyoruz? Yetenek ve kapasitelerimizi yok saymak, onları ulaşılmaz kılmak için hangi seçimleri yapıyoruz?
Kendimizle ilgili alıp kabul etmeye gönüllü olmadığımız sırlarımız neler? Bunların ortaya çıkmasını engellemek için kendimizi nasıl geçersiz kılıyoruz? Hangi sırları kendimizden daha önemli ve değerli yapıyor; onları saklamak uğruna kendimizi görünmez, yetersiz ve çaresiz hâle getiriyoruz?
Bu soruların amacı kendimizi suçlamak değil; seçtiğimiz sınırlamaları görmeye ve başka bir ihtimale alan açmaya davet etmek. Geçmişe bakarak geleceğimizde ne yaratabileceğimize karar vermeyi ne kadar hayati, değerli ve gerçek kıldık? Bu karar, sonsuz yaratım gücümüzü kullanarak muhteşem bir hayat yaratmamızı nasıl engelliyor?
Yaşamımızda yaratmak istediğimiz şeylerle ilgili ne kadar imkânsızlık uydurduk? Enerjimizi, bu düşüncelerin doğru olduğuna kendimizi inandırmak için mi kullanıyoruz? Beklediğimiz şeyin nasıl görünmesi, tadılması, hissedilmesi ve kokması gerektiği hakkında değişmez kararlar verdik de başlamak için o koşulların oluşmasını mı bekliyoruz?
Her sorunun ardından şunu sorabiliriz: Bununla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını tümüyle iptal edelim mi?
Evet.
Pod & Poc
Bugün neyi seçmek istersin?
Geçmişimiz, alışkanlıklarımız ve kendimize anlattığımız sınırlayıcı hikâyeler, gelecekte ne yaratabileceğimize dair tek cevap olmak zorunda mı? Kendini aramak, belki de kendini önceden belirlenmiş bir tanıma hapsetmek yerine bugün neyi seçmek istediğini sormaktır. Hayatında daha fazlasını yaratmak için hangi olasılığa yer açabilirsin?
Gerçek, bugün neyi seçmek isterdiniz? Seçmek istediğimiz şeyi yaratmak için kimi ya da neyi bekliyoruz?
Halis Şahiner
Not: “POD & POC”, Access Consciousness® patentli enerji temizleme cümlesinin kısaltmasıdır. Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







Merhaba Halis bey bir şey öyrenmek isterdim..anlamiram neden insanlar menle soyuqdu..her zaman soyuq,kobud olurlar..deyer verdiklerim deyer vermirler..sanki hic yoxanmiş kimi davranirlar..goormezden gelirler..ne qeder xoş davransam evezini gore bilmirem..bilincalti,çekim yasası,ho'oponopono,eft kimi yontemlerden bilgim yeterincedir..ne qeder oxusamda faydası olmur..hem kişisel gelişim kitablarını okuduqca dahada gucsuz oluram..sorunun kaynağının ozumde olduğunu qebul edende çox gucduzleşirem..neden beledi??lutfen cevab verseydiniz..sıxıntılardan qurtula bilmirem..
Neden cevab vermediniz?
Tek şart içsel olarak kendinizi sevmek. İnsanlar sizi sevmesi gerekir fikrine tutunduğun sürece sürekli kendinle ilgili eksik ve hata ararsın.
Bu durum aynı zamanda seni sevgi dilencisi yapar.
Aile ile ilişkilerine bak.
Onların her zaman her şartta yanında olduklarının farkında ol.
Bu düşünce senin dışarda güven aramaktan kurtarır.
Ve kendini sev
İnanın cavablandırmağınız ağlıma bele gelmezdi.. sevindim..ama çox eneteresan bişey var..ailem her zaman küçük yaşlarımnan,doğulduğum andan meni sevibler..bu gune qeder ne istersem onu edirler..sevgisizlik gormedim onlardan..ama her zaman içimde boyuk bir sevgi açlığını hiss etdim..yada ola bilsinki her zaman yalnız qalmağı istediyim uçun insanlar mennen qaçırlar..yenede çox saolun)