Geçmişin Sınırlamalarından Kurtulmak

Yaşamımızı yönlendiren şeylerden biri, anne karnında ve bebeklikte yaşananları nasıl algıladığımızdır. Bu dönemlerde verdiğimiz kararlar ve ettiğimiz sözler, bugün kim olduğumuza, nasıl davrandığımıza ve neleri mümkün gördüğümüze dair bakışımızda yer tutabilir. Geçmişin sınırlamalarından kurtulmak, bu kararları yok saymaktan değil, onların bugünkü seçimlerimizi ne ölçüde etkilediğini fark etmekten geçer.
Beklentiler için üstlendiğimiz yükler
Dünyaya gelebilmek, doğduktan sonra yaşamımızı güvence altına almak, sevilmek ve kabul edilmek isteriz. Bu ihtiyaçlarla, birilerinin beklentilerini karşılamak adına kendimize birçok yük ve sorumluluk yükleyebiliriz. Özellikle ebeveynlerimizin nasıl biri olmamızı, nasıl davranmamızı beklediğine göre şekillendiğimizde, kendi isteklerimizle başkalarının beklentilerini ayırt etmek zorlaşabilir.
Bu yükler bir süre sonra hayatımız boyunca sırtımızda taşıdığımız şeylere dönüşür. Kendimizi gerçekleştirmek ve hayatı doyasıya yaşamak istedikçe, geçmişte verdiğimiz sözler ya da benimsediğimiz roller bize ayak bağı olabilir. Çocuklukta alınan kararların etkileri, yalnızca o günlerde ne düşündüğümüzle sınırlı kalmayabilir; bugün neyi seçtiğimiz, neyi hak ettiğimizi düşündüğümüz ve hangi adımları atabildiğimiz üzerinde de kendini gösterebilir.
Bu, geçmişteki her kararın değişmez olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan, o kararların hangi koşullarda alındığını ve bugün hâlâ bize hizmet edip etmediğini görebilmektir. Geçmişten özgürleşmek, geçmişi silmek değil; bir zamanlar kabul görmek veya güvende hissetmek için seçtiğimiz tutumları bugünkü yaşamımızın tek yolu sanmamaktır.
Geçmişin sınırlamalarından kurtulmak için hangi soruları sorabiliriz?
Geçmişte aldığımız kararlar ve verdiğimiz sözler nedeniyle birilerine borçlu olduğumuzu hissedebiliriz. Bu borcu ödeyebilmek için, özellikle anne ve babamıza bağımlı bir yaşam kurduğumuzu fark edebiliriz. Bu bakış açısında bağımlılık, yalnızca bir başkasına ihtiyaç duymak değil; kim olacağımızı ve ne yapacağımızı başkalarının düşüncelerine göre belirlemek anlamına da gelir. Bu durumu fark etmeden geçmişin etkilerinden kurtulma çabası eksik kalabilir.
Kendimize şunu sorabiliriz: Bu dünyada ne olacağımı, neye sahip olacağımı ve ne yapacağımı kimlerin bakış açılarına ve düşüncelerine bağımlı kıldım? Bu soru, başkalarını suçlamak için değil, kendi seçim alanımızı görebilmek için sorulabilir. Ebeveyn beklentilerinden kurtulmak, onları reddetmek ya da geçmişte yaşananları önemsiz saymak demek değildir. Kendi yaşamımızı kurarken bu beklentilerin ne kadar belirleyici olduğunu fark etmek ve bugün neyi seçtiğimizi yeniden değerlendirmektir.
Anne karnında ve doğum sonrasında kabul edilmek, dünyaya gelebilmek ve hayatımızı güvence altına almak adına; kim olacağımız, nasıl davranacağımız ve nasıl yaşayacağımız hakkında kararlar almış, sözler vermiş olabiliriz. Bu yaklaşımın diliyle kendimize şu soruyu yöneltebiliriz: Ebeveynlerimizin beklentileri için aldığım tüm kararları, verdiğim sözleri, ettiğim yeminleri, antları, adakları, sadakat yeminlerini ve taahhütleri geri alıp iptal etmeye; geçersiz kılmaya ve yaratımlarını tümüyle iptal etmeye hazır mıyım?
Bu soru, geçmişte yaşananları değiştirdiğimizi iddia etmekten çok, geçmişteki seçimlerin bugün üzerimizdeki etkisini yeniden gözden geçirmeye davet eder. Kendimizi belirli bir role mahkûm hissettiğimizde, o rolün hâlâ bizim seçimimiz olup olmadığını sorabiliriz. Böylece geçmişin sınırlamalarından kurtulmak, bir anda olup biten bir sonuç değil, eski kabulleri fark ederek bugünkü seçimlerimize yeniden bakma imkânı hâline gelir.
Kendimiz için yeni olasılıklara alan açmak
Seçtiğim ………… bedenimde, dünyamda yaratmak için hangi icatları kullanıyorum? Bu soru, hayatımızda tekrar ettiğimiz seçimleri fark etmeye çağırır. Kendini yalnızlaştıranı, gülmeyeni, hayattan zevk almayanı, neşeli olmak istemeyeni; para yaratmak ve paraya sahip olmak istemeyeni, sorumluluk almak istemeyeni bedenimde ve dünyamda yaratmak için hangi icatları kullanıyorum?
Bu sorular, kendimizi yargılamak için değil, seçtiğimiz tutumları merakla incelemek için düşünülebilir. Yalnızlık, neşesizlik ya da sorumluluktan uzak durma hâlini kendimize ait tek bir kimlik gibi görmek yerine, bunların hangi eski seçimlerle bağlantılı olabileceğini sorabiliriz. Buradaki amaç hazır bir cevap bulmak değil; kendimiz için başka bir olasılığın bulunup bulunmadığını fark etmektir.
Şimdi ve tüm sonsuzluklar boyunca olduğum özgür ve kendi olan kişi olabilmem için ben ve bedenim hangi oluşturucu enerji alan, bilinç olabiliriz? Yazarın kullandığı bu soru, kendi olma ve özgürleşme arzusunu dile getirir. Geçmişte başkalarının beklentilerine göre şekillenen seçimleri fark etmek, bugün kendimiz için ne istediğimizi sormamıza alan açabilir. Daha başka neler mümkün?
Neşeli, keyifli, eğlenceli güzel bir gün diliyorum.
Halis Şahiner
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







