Çekim Yasası Serisi – 4: Serbest Bırakmak ve Harekete Geçmek

Çekim Yasası

Adım 3: Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın

Mutluluğa giden yolda önemli bir adım, neyi kontrol edebileceğimizi ve neyi akışına bırakmamız gerektiğini ayırt etmektir. Kontrolümüzde olmayan şeyleri yönetmeye çalışarak gereksiz yere endişelenebiliriz. Öte yandan değiştirebileceğimiz konularda hiçbir adım atmayıp her şeyi akışına bırakmak da sonradan pişmanlık yaratabilir.

Çekim yasası yaklaşımımda mesele yalnızca bir şeyi istemek değildir; kendi sorumluluğumuzu almak, kontrolümüzün dışındaki kısmı ise güvenle bırakabilmektir. Çekim yasası nasıl uygulanır diye düşündüğümüzde bu ayrımı görmek, isteğe doğru ilerlerken nerede çaba göstereceğimizi ve nerede sonucu zorlamayacağımızı anlamamıza yardımcı olur.

Şimdiye kadar yaptığınız çalışmalarla tohumu ektiniz, beslediniz, çevresindeki yabani otları temizlediniz ve onu bir fidan hâline getirdiniz. Şimdi sıra meyvesini almaya geldi. Ancak unutmayın: Meyvenin olgunlaşma süreci bizim kontrolümüzde değildir.

Bir domatesin rengini ve tadını alması için güneşin altında belirli bir süre kalması gerekir. Domatesin olgunlaşacağını biliriz; fakat bu sürece müdahale ederek onu istediğimiz hızda olgunlaştıramayız. Doğanın kendi düzeni ve zamanı vardır.

İnsan hayatında da buna benzer bir durum söz konusudur. İsteğimizi verecek olan, her şeyin sahibi Rabbimizdir. Rabbimizin rahmeti ve bereketi sonsuzdur; dilediğine dilediği kadar verir. O’nun için hiçbir şey imkânsız değildir; ancak nasıl ve ne zaman vereceğini yalnızca O bilir.

Bize düşen, kendi sorumluluğumuzda olanı yapmak; kontrolümüzde olmayan kısmı ise O’na bırakıp güvenmektir. Serbest bırakma, bu iki alanı birbirine karıştırmadan ilerleyebilmenin adıdır.

çekim yasası

Neyi Kontrol Edebiliriz?

Buradaki ince çizgi, hangi adımların bize ait olduğunu ve nelerin kontrolümüz dışında kaldığını fark edebilmektir. Ne istediğimizi belirlemek, o isteğe sahip olmamızı engelleyen düşünceleri görmek, kısıtlayıcı inançlarımız üzerinde çalışmak ve kendimizi isteğimizi destekleyecek bir içsel duruma taşımak bizim sorumluluğumuzdadır.

İsteğimizin nasıl, ne zaman ve hangi yoldan hayatımıza geleceği ise bizim kontrolümüzde değildir.

Yaratıcı, isteğimizi bildiğimiz ya da bilmediğimiz birçok farklı yoldan karşımıza çıkarabilir. Sık yaptığımız hatalardan biri, kontrolümüzde olmayan sürece müdahale edip isteğimizin nasıl ve ne zaman gerçekleşmesi gerektiğini belirlemeye çalışmaktır.

Bir insan olarak bilgimiz, gücümüz ve görebildiğimiz seçenekler sınırlıdır. Buna rağmen kendimizden daha büyük bir süreci kontrol etmeye çalıştığımızda, Yaratıcı’ya bıraktığımızı söylediğimiz işi yeniden kendi üzerimize alırız.

Yaratıcı’nın elinde bizim göremediğimiz sayısız seçenek olabilir: henüz fark etmediğimiz bir yol, tanımadığımız bir insan, haberdar olmadığımız bir fırsat ya da aklımıza gelmeyen bir çözüm. Yalnızca bildiğimiz yoldan sonuca ulaşmaya çalışmak, olasılıkları daraltabilir.

Bu nedenle kendi sorumluluğumuzda olanı yaptıktan sonra kontrolümüzde olmayan kısmı sahibine havale etmek gerekir. Bu, çabayı bırakmak değil; çabanın nerede gerekli olduğunu bilmektir.

Çekim Yasasında Serbest Bırakma Neden Vazgeçmek Değildir?

Serbest bırakmak, isteğinizden vazgeçmek değildir. İsteğinizin nasıl ve ne zaman gerçekleşeceğini kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmektir.

Bu çalışmalara ilk başladığımda serbest bırakma sözünü duyunca şaşırmıştım. Hem isteyeceksin hem de serbest bırakacaksın; bu nasıl olacak, diye düşünüyordum. Çünkü o zamanlar serbest bırakmayı, istediğim şeyden vazgeçmek olarak algılıyordum.

Yaptığım çalışmalar sırasında önemli bir şeyi fark ettim: Yaratıcı’ya teslimiyet dediğimiz şey, aslında serbest bırakmanın kendisiydi. İsteğimden vazgeçmem gerekmiyordu. Vazgeçmem gereken, onun hangi yoldan ve ne zaman gerçekleşeceğini kontrol etme çabamdı.

Bu ayrım önemlidir; çünkü kontrolü bırakmak pasifleşmek anlamına gelmez. Kendi sorumluluğumuzla kontrolümüz dışında kalan alanı birbirinden ayırmak ve ardından önümüze çıkan fırsatları fark ederek gerektiğinde harekete geçmek demektir.

Zihinsel Sınırlar Olasılıkları Nasıl Daraltır?

Hayatınıza birinin girmesini istediğinizi düşünün. Dünyada milyarlarca insan var ve istediğiniz özelliklere sahip birinin bulunması mümkündür. Fakat daha hiçbir şey gerçekleşmeden zihninizde sınırlar oluşturabilirsiniz:

“Benim yaşımda olmaz.”

“Benim durumumdaki biriyle ilgilenmez.”

“Böyle biri beni istemez.”

“Benim karşıma öyle biri çıkmaz.”

Bunların her biri, henüz ne olacağını bilmeden oluşturduğumuz zihinsel sınırlardır. Kendiniz için koyduğunuz bu sınırları karşı tarafın da kabul etmesi gerekmez. Sizin “Böyle biri beni istemez” diye düşündüğünüz biri, bunun tam tersini düşünüyor olabilir.

Benzer bir durum para ve iş konusunda da ortaya çıkabilir. Paranın ancak çok çalışarak ve güçlük çekerek kazanılabileceğine inanıyorsanız, bütün gününüzü alan bir işi normal kabul edebilirsiniz. Oysa başka birinin günde birkaç saat çalışarak sizinle aynı geliri, hatta daha fazlasını elde ettiğini görebilirsiniz.

Buradaki mesele, neyin mümkün olduğuna dair zihnimizde oluşturduğumuz sınırlardır. Yaratıcı’nın bizim göremediğimiz seçenekleri varken yalnızca bildiğimiz yollara bakıp “Bu olmaz” demek, henüz ortaya çıkmamış olasılıkları kendi zihnimizde sınırlandırabilir.

Önemli olan yalnızca istemek değil, isteğimizin gerçekleşebileceği yolları kendi düşüncelerimizle gereksiz yere daraltmamaktır. Bununla birlikte sonucu Yaratıcı’ya bırakmak, hiçbir şey yapmadan oturup beklemek anlamına gelmez. Serbest bırakmanın ardından sorumluluğumuzda olan başka bir aşama başlar: eyleme geçmek.

çekim yasasında serbest bırakmak

Atmanız Gereken Adım mı, Yoksa Zihinsel Bir Bedel mi?

İsteğinizin gerçekleşmesi için atmanız gerektiğini düşündüğünüz bazı adımlar gerçekten gerekli olabilir. Bazılarıysa o isteğe sahip olmak için ödemeniz gerektiğine inandığınız zihinsel bedellerdir. Bu ikisini ayırt etmek, hangi yönde ilerleyeceğinizi görmenizi sağlar.

Lüks araç örneğinde bunu görmüştük. Zihnimde, lüks bir araca sahip olan kişinin nasıl biri olduğuna ilişkin belirli bir tanım oluşturmuştum: Kendine güvenen, kolay para kazanan ve rahat para harcayan biri. Buna göre benim de böyle bir araca sahip olabilmem için önce zihnimdeki bu insan gibi olmam gerekiyordu.

Önümde iki yol vardı: Zihnimde oluşturduğum insan tanımına ulaşmaya çalışmak ya da “Lüks bir araca ancak böyle biri sahip olabilir” şeklindeki tanımımı değiştirmek. İkinci yol, benim gibi birinin de böyle bir araca sahip olabileceğini kabul etmekti. Böylece araca sahip olmak için zihnimde oluşturduğum gereksiz bir bedeli ortadan kaldırmış oluyordum.

Dolayısıyla eyleme geçmek, aklınıza gelen her şeyi körü körüne yapmak değildir. Önce hangi adımın gerçekten gerekli olduğunu, hangisinin kendi kısıtlayıcı inançlarınızdan kaynaklandığını fark etmeniz gerekir. Ardından, size ait olan adımı atarken sonucu belirli bir yola zorlamadan ilerleyebilirsiniz.

Çekim Yasası ve Eylem: Sadece İmgelemek Yeterli Değildir

The Secret kitabını okuyanların bir kısmı çekim yasasını, “Oturduğun yerde imgeleyeceksin ve istediğin şey bir anda hayatına gelecek” şeklinde yorumlayabiliyor. Ancak benim deneyimlediğim sistem bu şekilde çalışmıyor.

İmgeleme; ne istediğinizi netleştirmenize, zihninizdeki engelleri fark etmenize ve istediğiniz yaşamla kendinizi zihinsel olarak uyumlamanıza yardımcı olabilir. Fakat hayatın içindeki fırsatlarla karşılaşmak için çoğu zaman hareket etmek gerekir. Çekim yasası eylem boyutuyla da ele alındığında, istemek ve imgelemek kadar kendi payımıza düşen adımları atmak önem kazanır.

Hareket ettiğinizde seçenekleriniz artar. Eyleme geçtiğinizde daha önce göremediğiniz yolları görmeye başlayabilirsiniz. Çekim yasası ve harekete geçmek bu noktada birbirini tamamlar: Sonucu zorlamadan, istediğiniz yönünde adım atar ve karşınıza çıkan imkânlara açık kalırsınız.

Oturduğunuz yerde beyaz atlı prensi beklerseniz, beklemeye devam edebilirsiniz. Burada ilginç bir paradoks vardır. Yıllarca kız çocukları, beyaz atlı bir prensin gelip onları kurtaracağı masalları dinledi. Fakat beyaz atlı prensin onları nereden veya kimden kurtarması gerektiğini pek sorgulamadık.

Kurtarılmayı beklemek, kendi gücünüzü başka birine teslim etmek anlamına gelebilir. Sizden daha güçlü olduğunu düşündüğünüz birinin gelip size muhteşem bir hayat sunmasını beklemek, kendi yaşamınızda yapabileceklerinizi görmenizi engelleyebilir.

Harekete geçmek ise kendi gücünüzün farkına varmak ve istediğiniz şey konusunda iradenizi ortaya koymaktır. Aynı zamanda farkındalığınızı artırarak daha önce göremediğiniz fırsatları fark etmenizi sağlayabilir.

Fırsatları Fark Etmek İçin Akışta Kalın

Yeni ve daha iyi bir iş istediğinizi düşünün. Ancak aynı zamanda eski işinize sıkı sıkıya sarılıyor ve hayatınızda hiçbir değişiklik yapmak istemiyorsunuz. Böyle bir durumda isteğiniz ile değişime kapalı tutumunuz arasında bir gerilim oluşabilir.

Bazen beklenmedik bir gelişme sizi bulunduğunuz yerden çıkarabilir. İlk anda bunu olumsuz değerlendirebilirsiniz; ancak daha sonra o olayın sizi başka bir yola yönlendirdiğini görebilirsiniz. Başımıza gelen her şeyin ne anlama geldiğini yaşandığı anda bilmemiz mümkün değildir. İlk anda kötü görünen bir gelişme, sonradan önemli bir fırsatın başlangıcına dönüşebilir.

Ben bunu kendi hayatımda birçok kez yaşadım. İlk başta direndiğim, üzüldüğüm ve neden yaşandığını anlayamadığım bazı olayların daha sonra benim için değerli fırsatlara dönüştüğünü gördüm.

Bu nedenle bir şey istediğimde artık yalnızca “Ben bunu nasıl yapacağım?” sorusuna takılıp kalmamaya çalışıyorum. Kendi üzerime düşeni yapıyor, gerektiğinde harekete geçiyor ve karşıma çıkan fırsatlara bakıyorum. Fakat bütün sürecin nasıl ilerlemesi ve nasıl sonuçlanması gerektiğini belirlemeye çalışmıyorum.

Serbest bırakmak; kendi sorumluluğunuzda olanı yapmak, kontrolünüzde olmayanı Yaratıcı’ya bırakmak ve önünüze çıkan yolları görebilecek kadar açık kalmaktır.

Çekim yasasında serbest bırakma, isteğinizden vazgeçmeden sonucun yolunu ve zamanını kontrol etme çabasını bırakmaktır. Eylem ise bu güvenin içinde size ait olan adımları atmaktır. Amaç sonucu zorlamak değil, istediğinizi destekleyecek yönde hareket ederken farklı yolları fark edebilmektir.

Halis Şahiner

Sosyolog & Yazar & Mentor & Yaşam Stratejisti

Çekim Yasası Nasıl Çalışır? Yazı Serisi

1. Bölüm — Çekim Yasası Nasıl Çalışır?

2. Bölüm — Çekim Yasasını Bilinçli Kullanmak

3. Bölüm — İstediğiniz Şeye Sahip Olan Kişi Olmayı Seçin

4. Bölüm — Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın

5. Bölüm — Şükretmek

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler