Hayat Bizim Çabamızla Güzelleşir

Her şey zıddı ile bilinir…
Acı olmazsa tatlı, kötü olmazsa iyi, çirkin olmazsa güzel nasıl bilinebilir? Ölüm olmazsa yaşam, yokluk olmazsa varlık, hastalık olmazsa sağlık… Çileler ve hüzünler olmadan mutluluğun kıymetini nasıl anlayabiliriz?
Bu sözler, acıyı aramamız ya da yaşadığımız zorlukları önemsiz görmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Hayatın birbirine zıt görünen yanlarının bir arada bulunduğunu hatırlatıyor. Her şey istediğimiz gibi gitmediğinde, güzel olanı fark etmek zorlaşabilir; fakat bu, güzelliklerin artık hiç var olmadığı anlamına gelmez. Hayatı güzelleştirmek biraz da bakışımızı değiştirmek ve elimizdeki imkânlarla yeniden yol bulmaya çalışmaktır.
Yaşamaktan vazgeçmek istediğimiz anlarda
Çoğu insanın hayattan nefret ettiği, her şeyden yorulduğu anlar olmuştur. Bazen “Ölsem de kurtulsam,” dediğimiz bile olur. Ama tam böyle bir anda Azrail kapımızı çalıp ruhumuzu almaya geldiğini söylese, kaçımız “Buyur içeri,” deriz? Biraz önce yaşamak istemediğimizi söylüyorduk; yine de kapıyı açmak istemiyoruz.
Bu soru, zor bir anın içinden geçerken bile içimizde yaşamaya tutunan bir yan olabileceğini düşündürüyor. Elbette her sıkıntı bir anda ortadan kalkmaz; her insanın yükü de kendine özgüdür. Yine de o anki yorgunluğu hayatın tamamı sanmamak, önümüzde başka günlerin ve ihtimallerin de bulunduğunu hatırlamak önemlidir. Umudu korumak, her şeyin kolay olacağını iddia etmek değil; zorlandığımız hâlde yaşamla bağımızı hemen koparmamaktır.
Hayatın renklerini aramak
Kendimizi sürekli başkalarının hayatıyla kıyaslamak, onlara imrenmek ya da kıskançlık krizlerine kapılmak çözüm değildir. Üstelik başkasının hayatında gördüğümüz güzel yanlar, kendi hayatımızdaki imkânları fark etmemizi zorlaştırabilir. Hayat standardı bizden daha zor olanları düşünmek, sahip olduklarımızın değerini hatırlatabilir; bunu başkalarının acısını küçümsemek için değil, kendi koşullarımıza daha gerçekçi bakabilmek için yapmalıyız.
Hayata pozitif bakmak, her şeyin yolunda olduğunu söylemek ya da üzüntüyü yok saymak değildir. Hayat hep siyah beyaz renklerden oluşuyor ve başka renk göremiyorsak, siyahın ve beyazın da birer renk olduğunu kabul edip bu iki renkle mutlu olmaya çalışabiliriz. Güzellikleri aramak, bazen büyük değişikliklerden çok, mevcut hayatın içinde fark edebildiğimiz küçük iyiliklerle başlar.
Güzel görme, güzellikler bulma adına çabalarımız olmalı! Hayatı sevmek, yalnızca her şey yolundayken yaşama sevinci duymak değildir; eksikleri ve zorluklarıyla hayatın içinde kalabilmeyi, iyi olanı fark ettikçe ona yer açmayı da içerir. Hayatta mutlu olmanın yolları herkeste aynı olmayabilir. Ancak kıyaslamayı azaltmak, elimizde olanı görmek ve bugünkü koşullarda bize iyi gelebilecek şeyleri düşünmek bu arayışa başlangıç olabilir.
Değiştiremediklerimizi kabul ederek ilerlemek
Değiştiremediğimiz şeyler için durmadan üzülmek ve ruhumuza eziyet etmek bizi ileriye taşımaz. Hayatı olduğu gibi kabul etmek, her şeyi onaylamak ya da çaba göstermekten vazgeçmek demek değildir. Değiştiremeyeceğimiz koşullarla kavga etmeyi bırakırken, değiştirebileceğimiz yerde adım atmayı seçebiliriz. Kader defterinde bizim için uygun görülen hayatı kabullenmek de bu bakışın bir parçasıdır: Hayata küsmeden, onunla barışık yaşamaya çalışmak.
Geçmişe hayıflanmak, yapamadıklarımızı ve “keşke”lerimizi tekrar tekrar düşünmek bugünü de elimizden alabilir. Geçmişi değiştiremeyiz; ama ondan öğrendiklerimizi yanımıza alıp önümüzdeki yola bakabiliriz. Neden ve niçin sorularıyla boğuşup cevabını bulamadığımız şeyler yüzünden kendimizi yıpratmak yerine, mevcut hayattan mutluluğu nasıl sağlayabileceğimizi düşünebiliriz.
Hayat yolunun bundan sonraki kısmında güzellikler de engeller de olabilir. Hayattan çok şey beklememek, beklentilerimizi abartmamak ve umudumuzu kaybetmemek, bu yolun her adımını daha taşınabilir kılar. Her şeyi kontrol edemeyiz; yine de nasıl karşılık vereceğimiz, neye emek vereceğimiz ve güzellikleri nerede arayacağımız konusunda seçimlerimiz vardır. Hayatı güzelleştirmek, çoğu zaman bu çabayı sürdürmekle başlar.
Hayatın ellerini bırakmayalım; nasıl olsa o bizi bir gün bırakacak, acele etme. Bir kere dünyaya geldiğimizi, bir defa yaşama hakkımız olduğunu ve başka bir şans tanınmayacağını hatırlayalım. Bu bilinçle:
Kabulleneceğiz!
Yaşayacağız!
Güzelleştireceğiz!
Seveceğiz!
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






