Hayatta Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları

Yetişme ve muvaffak olma yolunun genç yolcusu! Bil ki tuttuğun yolda tehlikeli geçitler ve yol kesen düşmanlar vardır. Hayat yolunun her yolcusu bunlarla karşılaşabilir; fakat tecrübesiz ve yolun henüz başındaki gençler, bu tehlikelere karşı daha savunmasız olabilir.

Müsaade et de sana, yolunu bekleyen düşmanları ve rastlayabileceğin tehlikeleri göstereyim. Başarının önündeki engeller bazen açıkça karşına çıkmaz; insanın kendi içinde bir mazeret, çevresinde ise dostça görünen bir telkin olarak belirir. Bu yazıda iki düşmana dikkat çekiliyor: tembellik ve kötü arkadaş.

Başarının önündeki engellerden ilki: Tembellik

Muvaffak olma yolunda ilk büyük düşmanın tembelliktir. Sana onu tarif edecek değilim; onu sen, ben, hepimiz az çok tanırız. Yalnız şunu söyleyeyim: Tembellik insanın karşısına çıkıp mertçe savaşan bir düşman değildir. Eski peri hikâyelerindeki gibi şekilden şekle girer, bin bir hileyle seni alt etmeye çalışır. Tehlikesi de tam olarak buradan gelir.

Tembellik herkeste aynı kılığa bürünmez. Kimi zaman havailik, kimi zaman gevşeklik, hoppalık ve züppelik; kimi zamansa uyuşukluk, üşengeçlik ya da keyfine düşkünlük adını alır. Herkesin mizacına göre tavır takınır; sanki mesleksiz bir aktör gibi daima rol değiştirir.

Bazen samimi ve iyiliksever bir dost gibi görünür. Bazen en meşru mazeretin arkasına saklanır; hasta olduğunu, yorgun düştüğünü söyler ve herkesi hâline acındırır. Bazen iş yapıyor görünür ama gerçekte hiçbir işi bitirmez. Tatlı diliyle gönül çeler; safsata ilmeklerinden örülmüş bir edebiyatla insanı çalışmaktan vazgeçirir.

Tembelliğin kitabından sana birkaç parça okuyayım da dinle:

“Adam sen de… Çalışanlar ne olmuş sanki?”

“Üzme kendini şu ölümlü dünyada, çalışmak yıpranmaktır.”

“Hayat dediğin bir şanstır. Şansın varsa her şeyin var demektir. Şansın yoksa kendini parçalasan da bir şey olamazsın.”

“Zaten suyu getiren de testiyi kıran da bir. Sen testiyi kır, suyu başkaları getirsin de afiyetle iç.”

“Bir işin olacağı varsa sırtüstü yatsan da olur; olacağı yoksa yırtınsan da olmaz.”

“Hele dursun bakalım, şimdi şöyle yaslan da yarın sabah yaparsın.”

“Muvaffak olanın da olmayanın da gideceği yer mezarlık değil mi? Dünyaya insan bir defa gelir; hayattan kam almaya bak.”

Bu sözlerin ortak yanı, çabayı gereksiz göstermeleri ve bugünkü işi belirsiz bir yarına bırakmalarıdır. Tembellik böylece yalnızca dinlenmek değil, sorumluluğu sürekli ertelemek ve insanı kendi hedefinden uzaklaştırmak hâline gelir. Başarıya giden yoldaki tehlikeler içinde bu düşmanı fark etmek zordur; çünkü çoğu zaman insanın kendi sesiyle konuşur.

Yetişme ve muvaffak olma yolunun genç yolcusu! Eğer tembelliğin uzvi bir hastalıktan değil de ruhi bir gevşeklikten, uyuşukluktan, üşengeçlikten, hoppalıktan veya havailikten ileri geliyorsa, iradeni kullanarak bu düşmanı yenebilirsin. Fakat bedeni bir arızan varsa bunun ilacını hekimler bilir. Metin, isteksizliği her durumda aynı sebeple açıklamıyor; bedensel bir rahatsızlıkla alışkanlık hâline gelen gevşekliği birbirinden ayırıyor.

İkinci düşman: Kötü arkadaşın etkisi

Genç dostum, gittiğin yoldaki ikinci tehlikeli düşmanın kötü arkadaştır. Arkadaşın kötüsü sinsi ve maskelidir; dost ağzı kullanır, seni esirger ve yardımına koşar görünür. Kendisine imrendirmek için şaklabanlık etmekten de geri durmaz. Tembellik senin içindedir ve sana senin ağzınla konuşur; kötü arkadaş ise kendi ağzını kullanarak seni daha çabuk kendine bağlayabilir.

Tembelliğin işi erteleme, hoppalığa ve züppeliğe düşme biçimi çoğu zaman kötü arkadaşın telkinleriyle başlar; zamanla alışkanlık hâlini alıp insanın içine yerleşir. Tembellik ve kötü arkadaşın başarıya etkisi bu noktada birleşir: Biri çabadan kaçmayı kolaylaştırır, diğeri bu kaçışı olağan ve eğlenceli gösterir. Böylece insan, kendi seçimiymiş gibi görünen davranışların nereden beslendiğini fark etmeyebilir.

Kötü arkadaşın yaman bir felsefesi vardır. Sana her fırsatta sözleriyle ve hâl tavrıyla şunları telkin eder:

“Gençliğini yaşa kardeşim, bu gençlik her zaman ele geçmez. Sana öğüt verenler vaktiyle günlerini yaşayıp şimdi senin güzel gençliğini kıskananlardır. Aldırma, eğlenmeye bak.”

Arkadaşın kötüsü çalışanlardan rahatsız olur; muvaffak olanları belli etmeden kıskanır. Başarıyı küçümseyip alaya alarak intikam almaya çalışır. Böyle bir çevrede çaba göstermek sanki ayıp, hedef sahibi olmak da gereksizmiş gibi sunulur. Oysa bu telkinlerin dost ağzıyla söylenmesi, onları doğru ya da yararlı kılmaz. Başarılı olmanın önündeki engeller nelerdir diye soran biri, metnin uyarısında hem insanın kendi mazeretlerine hem de çevresinden gelen bu küçümseyici sözlere bakabilir.

Bu iki düşmanı birlikte tanımak

Başarıyı engelleyen faktörler her zaman ayrı ayrı işlemez. Tembellik işi ertelemeyi fısıldarken kötü arkadaş bu ertelemeyi destekleyebilir; biri içeriden, diğeri dışarıdan aynı yönde etkide bulunur. Bu yüzden insanın hem kendi mazeretlerini fark etmesi hem de kendisini hangi telkinlerin etkilediğini düşünmesi gerekir. Buradaki uyarı, her arkadaştan şüphe etmek değil; çabayı küçümseyen ve seni sürekli hedeften uzaklaştıran sözleri fark etmektir.

Sözün kısası, kötü arkadaş bir gencin hayatında rastlayacağı en büyük bahtı karalıklardan biridir. Hele tembellikle kötü arkadaş birleşip yakana ikisi birden yapışırsa, her biri bir ömre yeten bu iki şerir düşmandan kurtulmak çok güç olur. Yolunu korumak için önce onların hangi kılıkla karşına çıktığını tanı; sonra da çabanı değersiz gösteren sözlerin seni nereye götürdüğünü kendine sor.

başarının önündeki engeller
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler