Yaşamımızı Gölgemizle Savaşarak Yaratmak

Birçoğumuz yaşamımızı kendi gölgemizle kavga ederek geçiriyoruz. Peki bu ne anlama geliyor? Yaptığımız şeylerden keyif almak yerine onlara direnmek, mutlu olmamayı seçmek ve her şeyi sanki yalnızca bir zorunlulukmuş gibi yapmak… Üstelik bunu yaparken kendimize ve çevremize de surat asmak.

Kendini kabul etmek neden zorlaşır?

Gölgemizle savaşmak, kendimizde görmek ya da kabul etmek istemediğimiz yanları sürekli itmek kadar, kendi yaşamımızın içinde bize sunulan katkıları da geri çevirmek anlamına gelebilir. İnsanların sevgisini, desteğini ve varlığını birer hediye gibi karşılamak yerine onlardan uzak durduğumuzda, aramızda mesafe oluşur. Etrafımızda büyük duvarlar ve bariyerler varmış gibi yaşar; yalnızlık ve mutsuzluğu çoğaltabiliriz.

Bu, benim de uzun dönem sahip olduğum bir yaşam biçimiydi. Yaptığım şeyleri kendi yaşamım için yapıyor olsam bile onlara direniyor, içimdeki kabulsüzlükleri fark etmekte zorlanıyordum. Kendini kabul etmek, bu direnci fark etmeye ve kendimize yönelttiğimiz reddi sorgulamaya başlamak demek. Kendimizi olduğumuz hâlimizle görmeden, yaşamımıza katkı sunabilecek şeylere de gönüllü biçimde yaklaşmak güçleşiyor.

Kendimiz hakkındaki tanımlamalarımızı fark etmek

Kendimizle ilgili kabulsüzlükler, yalnızca kendimizi nasıl gördüğümüzde değil; ne olmamız, ne yapmamız, neye sahip olmamız ve nasıl davranmamız gerektiğine dair tanımlamalarımızda da ortaya çıkar. Bu ölçülere uymadığımızı düşündüğümüzde kendimizi yetersiz bulabilir, iyi şeyleri hak etmediğimize ya da onlara layık olmadığımıza inanabiliriz. Böyle bir bakış açısı, yaşamımızda karşımıza çıkan imkânları ve insanların katkılarını kabul etmemizi zorlaştırır.

Oysa bu dünyada yaşamaya ve buradaki güzelliklerden yararlanmaya en az diğer insanlar kadar layık olduğumuzu kabul etmeden kendimizi reddetmeyi bırakamayız. Kendini kabul etmek, kendimizi başkalarıyla kıyaslayıp bir değer ölçüsüne göre onaylamak değil; bu yaşamın içinde bulunduğumuzu ve bütünü tamamlayan bir parça olduğumuzu görmektir. Kendimizle ilgili her şeyi bir anda değiştirmek zorunda değiliz. Önce kendimize yönelttiğimiz yargıların farkına varabilir, sonra da onları tek gerçekmiş gibi kabul etmeden başka bir seçim yapabiliriz.

Kendinle barışık olmak ve yaşamdan zevk almak

Yaşadığımız hayat bize ait. Yaptığımız şeyleri kendi yaşamımız için yapıyoruz; hayatımızdaki insanlar da arzu ettiğimiz yaşamı oluşturmamıza katkı sunabiliyor. Bu, her şeyi zorla sevmemiz ya da her durumu sorgulamadan kabul etmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Buradaki soru, yaptığımız şeyi yalnızca bir yük gibi görmeye ne kadar alıştığımız ve kendimize başka türlü yaklaşmaya izin verip vermediğimiz.

Kendinle barışık olmak, kendini sürekli eleştirip geri çekmek yerine kendi ihtiyaçlarını ve seçimlerini de hesaba katabilmektir. Kendine şefkatli davranmak ve kendini sevmek, kendimize özen göstermenin bir parçası olabilir. Bunları kendimize vermeye gönüllü olsaydık hayatımızda ne yaratırdı? Belki yaptıklarımıza daha az direnebilir, bize sunulan katkıyı fark edip kabul edebilir ve yaşamdan zevk almak için kendimize daha fazla alan açabilirdik.

Yapmamız gereken, kendimiz olmayı seçmek ve bize sunulan imkânları sevgiyle kabul edip verene teşekkür etmek. Kolaylık ve neşeyi oluşturabilmek, yaşamımızı sürekli reddederek sürdürmekten başka bir seçeneğimiz olduğunu görmemizle mümkün olabilir.

Kendimize hangi soruları sorabiliriz?

Yaşamımızın ne kadarında enerjimizin büyük çoğunluğunu, hayatımıza katkı olacak şeyleri reddetmek için kendimize karşı kullanıyoruz?
Böyle olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet.
Pod & POC

Kendi gölgemizle savaşmak adına yaptığımız şeyleri aslında kendimiz için yapıyor olabiliriz. Buna rağmen bu farkındalığı görmeyi ve kabul etmeyi reddetmek için hangi icatları kullanıyoruz?
Böyle olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet.
Pod & POC

Kendimizle barışık olmamız ve yaşamımıza sahip çıkmamız için neye ihtiyaç duyuyoruz? Bunun için gereken yalnızca kendimize özen göstermek, şefkatli davranmak ve kendimizi sevmekse, bunları kendimize vermeye gönüllü olmak hayatımızda ne yaratırdı? Nasıl bir hayatımız olurdu? Daha başka neler mümkün?

Halis Şahiner

Not: “POD & POC”, Access Consciousness’ın patentli enerji temizleme cümlesinin kısaltmasıdır.
Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Access Consciousness® Temizleme Cümlesi

kendini kabul etmek
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir